Kutub-i Sitte Hadis-i Şerifleri - 001 - 4190

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
1 - Ubade Ibnu's-Samit el-Ensari (radiyallahu anh) hazretleri demistir ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: "Kim Allah'tan baska ilah olmadigina Allah'in bir ve seriksiz olduguna ve Muhammed'in onun kulu ve Resulu (elçisi) olduğuna, Hz. isa'nin da Allah'ın kulu ve elcisi olup, Hz. Meryem'e attığı bir kelimesi ve kendinden bir ruh olduguna, cennet ve cehennemin hak olduguna şehadet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah onu cennetine koyacaktir."
Buhari, Enbiya 47; Muslim, Iman 46, ( 28 ); Tirmizi, Iman 17, (2640).
Muslim'in bir baska rivayetinde soyle buyrulmustur: "Kim Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'in elçisi olduğuna sehadet ederse Allah ona atesi haram kilacaktir."

2 - Ebu Sa'id Ibnu Malik Ibni Sinan el-Hudri (radiyallahu anh) hazretleri demistir ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: "Kalbinde zerre miktari iman bulunan kimse atesten cikacaktir."
Ebu Sa'id der ki: "Kim (bu ihbarin ifade ettigi hakikatten) supheye duserse su ayeti okusun: "Allah şüphesiz zerre kadar haksizlik yapmaz..." (Nisa, 40).
Tirmizi Sifatu Cehennem 10, (2601).Tirmizi hadis icin "sahihtir" demistir.

3 - Yine Ebu Sa'id (radiyallahu anh) hazretleri der ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: "Kim: 'Rab olarak Allah'i, din olarak Islam'i, Resul olarak Hz. Muhammed'i sectim (ve onlardan memnun kaldim)' derse cennet ona vacip olur".
Ebu Davud, Salat 361, (1529).

4 - Yine Ebu Sa'id (radiyallahu anh) hazretleri der ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdular: "Bir kul Islam'a girer ve bunda samimi olursa, daha once yaptigi butun hayirlari Allah, lehine yazar, islemis oldugu butun serleri de affeder. Musluman olduktan sonra yaptiklari da su sekilde muamele gorur: Yaptigi her hayir icin en az on misli olmak uzere yediyüz misline kadar sevap yazilir. Isledigi her bir ser icin de, -Allah affetmedigi takdirde- bir günah yazilir."
Buhari hadisi talik olarak kaydeder (Iman 31), Nesai, Iman 10, (8, 105).

5 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) hazretleri anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sizden biri iciyle disiyla Musluman olursa, yaptigi herbir hayir en az on mislinden, yedi yüz misline kadar sevabiyla yazilir. Isledigi her bir günah da sadece misliyle yazilir. Bu hal, Allah'a kavusuncaya kadar boyle devam eder."
Buhari, Iman 31; Muslim, Iman 205, (129).

6 - Muaz Ibnu Cebel el-Ensari (radiyallahu anh) hazretleri anlatiyor. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kimin (hayatta soyledigi) en son sozu La ilahe illallah olursa cennete gider"
Ebu Davud, Cenaiz 20, (3116).

7 - Ebu Zerr (Cundeb Ibnu Cunade el-Gifari) (radiyallahu anh) hazretleri anlatiyor:Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bana Cebrail aleyhisselam gelerek "Ummetinden kim Allah'a herhangi bir seyi ortak kilmadan (sirk kosmadan) olurse cennete girer" mujdesini verdi" dedi. Ben (hayretle) "zina ve hirsizlik yapsa da mi?" diye sordum. "Hirsizlik da etse, zina da yapsa" cevabini verdi. Ben tekrar: "Yani hirsizlik ve zina yapsada ha!" dedim. "Evet, dedi, hirsizlik da etse, zina da yapsa!"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) dorduncu keresinde ilave etti: "Ebu Zerr patlasa da cennete girecektir".
Buhari, Tevhid 33; Muslim, Iman 153, (94); Tirmizi, Iman 18, (2646).

8 - Cabir Ibnu Abdillah el-Ensari (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Iki sey vardir gerekli kilicidir" Bir zat: -Ey Allah'in Rasulu! gerekli kilan bu iki seyden maksad nedir? diye sordu: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam):
"Kim Allah'a herhangi bir seyi ortak kilmis olarak olurse bu kimse atese girecektir.
Kim de Allah'a hicbir seyi ortak kilmadan olurse o da cennete girecektir" cevabini verdi."
Muslim, Iman 151, (93).

9 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) hazretleri anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e "Ey Allah'in Resulu, kiyamet gunu senin sefaatinle en ziyade saadete erecek olan kimdir?" diye sormustum. Bana: "Hadis'e karsi sende olan aski gorunce, bu hususta senden once bana bir baskasinin sualde bulunmayacagini tahmin etmistim" aciklamasini yaptiktan sonra şu cevabi verdi: "Kiyamet günü benim sefaatimle en ziyade saadete erecek olan kimse, samimi olarak ve icinden gelerek 'La ilahe illallah' diyen kimsedir" Buhari, Ilm 34, Rikak 50.

10 - Suheyb Ibnu Sinan (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdular: "Mu'min kisinin durumu ne kadar sasirticidir! Zira her isi onun icin bir hayirdir. Bu durum, sadece mu'mine hastir, başkasina degil: Ona memnun olacagi birsey gelse sukreder, bu ise hayirdir; bir zarar gelse sabreder bu da hayirdir". Muslim, Zuhd 64, (2999)
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
11 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Muhammed'in nefsini kudret eliyle tutan zata yemin ederim ki, bu ummetten her kim -Yahudi olsun, Hristiyan olsun- beni isitir, sonra da bana gonderilenlere inanmadan olecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktir".
Muslim, Iman 240, (153).

12 - Vehb Ibnu Munebbih'in anlattigina gore kendisine: "Lailahe illallah cennetin anahtari degil mi? dendi de: "Evet, oyledir ama dissiz anahtar olur mu? Disleri olan anahtarin varsa kapin acilir, yoksa kapali kalir, acilmaz" cevabini verdi.
Buhari, Cenaiz 1.

13 - Abdullah Ibnu Mes'ud el-Huzeli (radiyallahu anh)'nin anlattigina gore, bir adam kendisine "Sirat-i mustakim (dogru yol) nedir?" diye sordu. Ona su cevabi verdi:"Muhammed (aleyhissalatu vesselam), bizi sirat-i mustakimin bir basinda birakti. Bunun obur ucu ise cennete ulasmaktir. Bu ana yolun saginda ve solunda baska tali yollar da var. Bunlardan her birinin basinda bir kisim insanlar durmus oradan gecenleri kendilerine cagiriyorlar. Kim bu dis yollardan birine suluk ederse yol onu atese goturecektir. Kim de sirat-i mustakime suluk ederse o da cennet'e ulasacaktir." Ibnu Mes'ud bu aciklamayi yaptiktan sonra su ayeti okudu: "Iste bu benim sirat-i mustakimimdir, buna uyun. Baska yollara sapmayin, sonra onlar sizi Allah'in yolundan ayirirlar...." (En'am 152)
(Rezin Ibnu Muaviye'nin ilavesidir).

IMANIN HAKIKATI

14 - Abdullah Ibnu Omer Ibni'l-Hattab (radiyallahu anh)'in anlattigina gore, bir adam kendisine: Gazveye cikmiyor musun?" diye sorar. Abdullah su cevabi verir: "Ben Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'i isittim, soyle buyurmustu: "Islam bes esas uzerine bina edilmistir: Allah'tan baska ilah olmadigina ve Muhammed'in O'nun kulu ve elcisi olduguna sehadet etmek, namaz kilmak, oruc tutmak, Kabe'ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak".
Buhari, Iman 1; Muslim, Iman 22 (....); Nesai, Iman 13, (9, 107-108); Tirmizi, Iman 3, (2612).
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
15 - Yahya Ibnu Ya'mur haber veriyor: "Basra'da kader uzerine ilk soz eden kimse Ma'bed el-Cuheni idi. Ben ve Humeyd Ibnu Abdirrahman el-Himyeri, hac veya umra vesilesiyle beraberce yola ciktik. Aramizda konusarak, Ashab'tan biriyle karsilasmayi temenni ettik. Maksadimiz, ondan kader hakkinda su heriflerin ettikleri laflar hususunda soru sormakti. Cenab-i Hakk, bizzat Mescid-i Nebevi'nin icinde Abdullah Ibnu Omer (radiyallahu anh)'la karsilasmayi nasib etti. Birimiz sag, oburumuz sol tarafindan olmak uzere ikimiz de Abdullah (radiyallahu anh)'a sokuldu. Arkadasimin sozu bana biraktigini tahmin ederek, konusmaya basladim: "Ey Ebu Abdirrahman, bizim taraflarda bazi kimseler zuhur etti. Bunlar Kur'an-i Kerim'i okuyorlar. Ve cok ince meseleler bulup cikarmaya calisiyorlar." Onlarin durumlarini beyan sadedinde sunu da ilave ettim: "Bunlar, "kader yoktur, hersey hadistir ve Allah onceden bunlari bilmez" iddiasindalar." Abdullah (radiyallahu anh): "Onlarla tekrar karsilasirsan, haber ver ki ben onlardan beriyim, onlar da benden beridirler." Abdullah Ibnu Omer sozunu yeminle de te'kid ederek soyle tamamladi: "Allah'a kasem olsun, onlardan birinin Uhud dagi kadar altini olsave hepsini de hayir yolunda harcasa kadere inanmadikca, Allah onun hayrini kabul etmez."
Sonra Abdullah dedi ki: Babam Omer Ibnu'l-Hattab (radiyallahu anh) bana sunu anlatti:
"Ben Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in yaninda oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saclari simsiyah bir adam yanimiza cikageldi. Uzerinde, yolculuga delalet eder hicbir belirti yoktu. Ustelik icimizden kimse onu tanimiyordu da. Gelip Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in onune oturup dizlerini dizlerine dayadi. Ellerini bacaklarinin ustune hurmetle koyduktan sonra sormaya basladi: Ey Muhammed! Bana Islam hakkinda bilgi ver! Haz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) acikladi: "Islam, Allah'tan baska ilah olmadigina, Muhammed'in O'nun kulu ve elcisi olduguna sehadet etmen, namaz kilman, zekat vermen, Ramazan orucu tutman, gucun yettigi takdirde Beytullah'a haccetmendir." Yabanci: "-Dogru soyledin" diye tasdik etti. Biz hem sorup hem de soyleneni tasdik etmesine hayret ettik.
Sonra tekrar sordu: "Bana iman hakkinda bilgi ver?"

Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) acikladi: "Allah'a, meleklerine, kitablarina, peygamberlerine, ahiret gunune inanmandir. Kadere yani hayir ve serrin Allah'tan olduguna da inanmandir." Yabanci yine: "Dogru soyledin!" diye tasdik etti. Sonra tekrar sordu: "Bana ihsan hakkinda bilgi ver?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) acikladi: "Ihsan Allah'i sanki gozlerinle goruyormussun gibi Allah'a ibadet etmendir. Sen O'nu gormesen de O seni goruyor."
Adam tekrar sordu: "Bana kiyamet(in ne zaman kopacagi) hakkinda bilgi ver?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bu sefer: "Kiyamet hakkinda kendisinden sorulan, sorandan daha fazla birsey bilmiyor!" karsiligini verdi.
Yabanci: "Oyleyse kiyametin alametinden haber ver!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) su aciklamayi yapti:
"Kole kadinlarin efendilerini dogurmalari, yalin ayak, ustu ciplak, fakir -Muslim'in rivayetinde fakir kelimesi yoktur- davar cobanlarinin yuksek binalar yapmada yaristiklarini gormendir."
Bu soz uzerine yabanci cikti gitti. Ben epeyce bir muddet kaldim. -Bu ifade Muslim'deki rivayete uygundur. Diger kitaplarda "Ben uc gece sonra Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'la karsilastim" seklindedir- Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Ey Omer, sual soran bu zatin kim oldugunu biliyor musun? dedi. Ben: "Allah ve Resulu daha iyi bilir" deyince su aciklamayi yapti: "Bu Cebrail aleyhisselamdi. Size dininizi ogretmeye geldi."
Muslim, Iman 1, (8); Nesai, Iman 6, (8, 101); Ebu Davud, Sunnet 17, (4695); Tirmizi, Iman 4, (2613).

Ebu Davud, bir baska rivayette "Ramazan orucu"ndan sonra "cunublukten yikanmak" maddesini de ilave eder.
Yine Ebu Davud'un bir baska rivayetinde su ziyade vardir: "Muzeyne veya Cuheyne kabilesinden bir adam sordu: "Ey Allah'in Resulu, hangi isi yapiyoruz, olup bitmis (levh-i mahfuza kaydi gecmis) bir isi mi, yoksa (henuz levh-i mahfuza gecmemis) su anda yeni baslanacak olan bir isi mi?" Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Olup bitan bir isi" dedi.
Adamcagiz -veya cemaatten biri- yine sordu: Oyleyse niye calisilsin ki? Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) su aciklamada bulundu: "Cennet ehli olanlara cennetliklerin ameli muyesser kilinir, ates ehli olanlara da cehennemliklerin ameli muyesser kilinir."

Benzer bir hadisi, Buhari (rahimehullah) Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'den kaydeder.
Bu hadise Tirmizi haric digerlerinde de rastlanir. Mevzubahis rivayette, "sehadette bulunman" yerine "Allah'a ibadet edip hicbir seyi ortak kosmaman" ifadesi de yer alir.
Bu hadiste ayrica "Yalin ayak, ustu ciplak kimseler halkin reisleri oldugu zaman" ziyadesi de mevcuttur.

Su ziyade de mevcuttur: (Kiyametin ne zaman kopacagi), Allah'tan baska hickimse tarafindan bilinmeyen bes gayiptan (mugayyebat-i hamse) biridir buyurdu ve su ayeti okudu: "Kiyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yagmuru O indirir. Rahimlerde bulunani o bilir. Kimse yarin ne kazanacagini bilmez. Ve hic kimse nerede olecegini bilmez..." (Lokman, 34),
Buhari, Iman 37.

Bir baska rivayette "ustu ciplaklar" tabirinden sonra "sagir ve dilsizler arzin melikleri (krallari) olduklari zaman" ziyadesi vardir.
Nesai'nin Sunen'inde su ziyade mevcuttur: "Dedi ki: Hayir, Muhammed'i hakikatle birlikte irsad ve hidayet edici olarak gonderen zat'a yemin olsun, ben o hususta (kiyametin ne zaman kopacagi hususunda) sizden birinden daha bilgili degilim. O gelen de Cibril aleyhisselamdi. Dihyetu'l-Kelbi suretinde inmistir."
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
16 - Enes Ibnu Malik (radiyallahu anh) anlatiyor: Biz mescidde Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le birlikte otururken, devesine binmis olarak bir adam girdi ve mescidin avlusuna devesini ihip bagladiktan sonra: "Muhammed hanginizdir?" diye sordu. Biz: "Dayanmakta olan su beyaz kimse" diye gosterdik. -Nesai'deki Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'in rivayetinde: "Su dayanmakta olan hafif kirmiziya calan renkteki kimse" diye tasvir mevcuttur.-
Adam: "Ey Abdulmuttalib'in oglu! diye seslendi.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Buyur seni dinliyorum" dedi.
Adam: "Sana birseyler soracagim. Sorularimda asiri gidebilirim, sakin bana darilmayasin" dedi.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Haydi istedigini sor!"
Adam: "Rabbin ve senden oncekilerin Rabbi adina soruyorum: Seni butun insanlara peygamber olarak Allah mi gonderdi?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Kasem olsun evet!"
Adam: "Allahu Teala adina soruyorum: Gece ve gunduz bes vakit namaz kilmani sana Allah mi emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Allah'a kasem olsun evet!"
Adam: "Allah adina soruyorum, senenin su ayinda oruc tutmani sana Allah mi emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Allah'a kasem olsun evet!"
Adam: "Allahu Teala adina soruyorum: Bu sadakayi zenginlerimizden alip fakirlerimize dagitmani Allah mi sana emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Allah'a kasem olsun evet!"
Bu soru-cevaptan sonra adam sunu soyledi: "Getirdiklerine inandim. Ben geride kalan kabilemin elcisiyim. Adim: Dimam Ibnu Sa'lebe'dir. Benu Sa'd Ibni Bekr'in kardesiyim." (Bunu bes kitap rivayet etmistir. Metin Buhari'den alinmistir).
Muslim'in rivayetinde soyle denir: "Bir adam geldi ve soyle dedi:
"Bize senin gonderdigin elci geldi ve iddia etti ki sen Allah tarafindan gonderildigine inanmaktasin."
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Dogru soylemis" dedi.
Adam tekrar: "Oyleyse semayi kim yaratti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Allah!" dedi.
Adam: "Peki bu daglari kim dikti ve icindekileri kim koydu?" dedi.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Allah!" dedi.
Adam: Peki semayi yaratan, arzi yaratan ve daglari diken Zat adina soyler misin, seni peygamber olarak gonderen Allah midir?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Evet!" dedi.
Adam: "Elcin iddia ediyor ki biz gece ve gunduz bes vakit namaz kilmaliyiz, bu dogru mudur?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Dogru soylemistir!"
Adam: "Seni gonderen adina dogru soyle. Bunu sana Allah mi emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Evet!" dedi.
Adam sonra zekati, arkasindan orucu, daha sonra da hacci zikretti ve bu sekilde sordu.
Ravi der ki: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) de her sualde "Dogru soylemis" diye cevap veriyordu. Adam (son olarak) sordu: "Seni gonderen adina dogru soyle. Bunu sana Allah mi emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Evet!"
Adam sonra geri dondu ve ayrilirken sunu soyledi: "Seni hakla gonderen Zat'a kasem olsun, bunlar uzerine hic bir sey ilave etmem, bunlari eksiltmem de."
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Bu kimse sozunde durursa cennetliktir!" buyurdu.
Buhari, Ilm 6; Muslim, Iman 10, (12); Tirmizi, Zekat 2, (619); Nesai, Siyam 1, (4, 120); Ebu Davud, Salat 23, (486).
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
17 - Talha Ibnu Ubeydillah haber veriyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e Necid ahalisinden bir adam geldi. Saclari karisikti. Kulagimiza sesinin miriltisi geliyordu, ancak ne dedigini anlayamiyorduk. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e iyice yaklasinca gorduk ki, Islam'dan soruyormus.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Gece ve gunduzde bes vakit namaz" demisti ki adam tekrar sordu:
"Bu bes disinda bir borcum var mi?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Ramazan orucu da var" deyince adam: Bunun disinda oruc var mi? diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Hayir!" Ancak dilersen nafile tutarsin" dedi.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) ona zekati hatirlatti. Adam: "Zekat disinda borcum var mi?" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Hayir, ama nafile verirsen o baska!" dedi.
Adam geri dondu ve gider ayak: "Bunlara ilave yapmayacagim gibi noksan da tutmayacagim" dedi.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) da: "Sozunde durursa kurtulusa ermistir" buyurdu. Veya "Sozunde durursa cennetliktir" buyurdu.
Ebu Davud'da "Kasem olsun kurtulusa erer, yeter ki sozunde dursun" seklinde te'kidli olarak gelmistir.
Buhari, Iman 34; Muslim, Iman 8, (11); Nesai, Siyam, 1, (4, 120); Ebu Davud, Salat 1, (391); Muvatta, Kasru's-Salat fi's-Sefer 94, (1, 175).

18 - Abdullah Ibnu Abbas'in rivayetine gore, bir kadin, kendisine kupte yapilan sira (nebiz) hakkinda sordu. Kadina su cevabi verdi: "Abdulkays kabilesinin heyeti Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e geldigi vakit: "Bu gelenler kimdir?" diye sordu. "Rebialilar" diye kendilerini tanittilar. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Merhaba, hos geldiniz. Insaallah bu ziyaretten memnun kalir, pisman olmazsiniz" buyurdu.
Misafirler: "Biz uzak bir yerden geliyoruz. Sizinle bizim aramizda su kafir Mudarlilar var. Bu sebeple, size ancak haram ayinda ugrayabiliyoruz. Oyle ise, bize kesin, acik bir amel emret, onu geride biraktiklarimiza da ogretelim. Ve bizi cennete gotursun" dediler.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) de onlara dort emir ve dort yasakta bulundu: Once tek olan Allah Teala'ya imani emretti ve sordu:
"Iman nedir biliyor musunuz?"
"Allah ve Resulu daha iyi bilir!" dediler. Acikladi: Allah'tan baska ilah olmadigina, Muhammed'in Allah'in kulu ve elcisi olduguna sehadet etmek, namaz kilmak, zekat vermek, Ramazan orucu tutmak, harpte elde edilen ganimetten beste birini odemenizdir."
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onlara su kaplari (sira yapmada) kullanmalarini yasakladi: Hantem (topraktan mamul kup), dubba (su kabagindan yapilmis testiler), nakir hurma kokunden ayrilan canak, muzeffet -veya mukayyer- (ici ziftle -katranla- cilalanmis kap).
Buhari, Iman 40, Ilm 25, Mevakitu's-Salat 2, Zekat 1, Farzu'l-Hums 2, Mevakib 4, Megazi 69, Edeb 98, Haberi'l-Vahid 5, Tevhid 56, Muslim, Iman 23, 24, 25 (17); Ebu Davud, Esribe 7, (3692); Tirmizi, Iman 5, (2614); Nesai, Iman, 25, (8, 120).

19 - Hz. Ali (kerremallahu vechehu) diyor ki: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdu: "Kisi dort seye inanmadikca mu'min olmus sayilmaz: Allah'tan baska ilah olmadigina ve benim Allah'in kulu ve elcisi Muhammed olduguma, beni (butun insanlara) hakla gondermis bulunduguna sehadet etmek, olume inanmak, tekrar dirilmeye inanmak, kadere inanmak"
Tirmizi, Kader 10, (2146).

20 - es-Serrid Ibnu's-Suveyd es-Sakafi (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ey Allah'in Resulu, dedim, annem bana kendisi adina mu'mine bir cariye azad etmemi vasiyet etti. Benim yanimda, Sudanli (nubi) siyah bir cariye var, onu azad edeyim mi?" Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Cagir, onu (goreyim)" dedi. Cagirdim ve geldi. Cariyeye sordu: "Rabbin kim?" Cariye: "Allah!" dedi, tekrar sordu: "Ben kimim?" Cariye: "Allah'in elcisisin!" cevabini verince Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Bunu azad et, zira mu'minedir" buyurdu.
Ebu Davud, Eyman 19 (3283); Nesai, Vesaya 8, (6, 251)


21 - Muaviye Ibnu'l-Hakem es-Sulemi anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gelip: "Bir cariyem var, coban olarak calistiriyor, koyunlarimi otlatiyordum. Yakinlarda bir koyunumu yitirdi. Ne oldu? diye sorunca, kurt kapti dedi. Koyunun kaybolmasina uzuldum. Insanligim icabi cariyenin suratina bir tokat vurdum. Bu davranisimin kefareti olarak bir kole azad etmeyi adadim. Onu azad edebilir miyim?" diye sordum. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) cariyeye: "Allah nerede?" diye sordu O:
"Goktedir" deyince, "Pekala ben kimim? dedi. Cariye: "Sen Allah'in Resulusun" cevabini verince, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bana yonelerek: "Bunu azad et, zira mu'minedir" buyurdu.
Muslim, Mesacid 33, (537); Muvatta, Itk 8, (2, 776); Nesai, Sehv 20 (3, 18); Ebu Davud, Eyman 19 (3282).

22 - Abbas Ibnu Abdilmuttalib (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in soyle soyledigini isittim: "Imanin tadini, Rabb olarak Allah'i, din olarak Islam'i, peygamber olarak Muhammed'i secip razi olanlar duyar."
Muslim, Iman 56, (34); Tirmizi, Iman 10, (2625).

23 - Abdullah Ibnu Muaviye el-Gaziri (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdu: "Uc sey vardir.Kim onlari yaparsa imanin tadini alir: Sadece Allah'a kulluk eden, Allah'tan baska ilah olmadigini bilen, her yil gonul hosluguyla zekatini veren! Zekatini da yasli, uyuzlu, hasta, degersiz, kucuk hayvanlardan vermez, aksine mallarinin orta hallilerinden verir. Zira Cenab-i Hakk ne en iyisinden vermenizi emretmistir, ne de en adisinden olana razi olmustur."
Ebu Davud, Zekat 4, (1582).


24 - Behz Ibnu Hakim Ibni Mu'aviye Ibni Hayde el-Kuseyri babasi tarikiyle dedesinden sunu rivayet ediyor: "Dedim ki: Ey Allah'in Resulu, ben sana gelirken, seni ve dinini benimsemiyecegim diye sunlarin (ellerinin parmaklarini gostererek) adedinden fazla yemin ettim. Megerse, Allah ve Resulunun ogrettigi disinda hicbir sey anlamayan bir kimseymisim. Simdi Allah rizasi icin senden soruyorum. Allah seninle bizlere ne gonderdi?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Islam"i dedi. "Pekala, dedim, Islam'in alametleri nedir?" Su cevabi verdi: "Kendimi Allah'a teslim ettim, baska seyleri terkettim" demen, namaz kilman, zekat vermendir. Her Musluman bir baska Muslumana haramdir. Iki Musluman birbiriyle kardestir ve birbirlerine yardimcidirlar. Bir kimse Musluman olduktan sonra musrikleri terkedip, Muslumanlara karismadikca hicbir ameli (Allah katinda) makbul degildir."
Nesai, Zekat 72, (5, 82).

25 - Sufyan Ibnu Abdillah es-Sakafi (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ey Allah'in Resulu, bana Islam hakkinda oyle bir bilgi ver ki, bana yetsin ve sizden baska kimseye Islam'dan sormaya hacet birakmasin" dedim. Su cevabi verdi: "Allah'a inandim de, sonra da dogru ol" buyurdu.
Muslim, Iman 62, (38).

26 - Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Kim bizim namazimizi kilar, bizim kiblemize yonelir, bizim kestigimizi yerse iste o, Muslumandir".
Nesai, Iman 9, (8, 105). Buhari, Salat 28.
Hadisi Nesai tahric etmistir. Ancak, Buhari, Ebu Davud ve Tirmizi tarafindan da rivayet edilmis olan uzunca bir hadisin bir parcasidir. Bak:
Tirmizi, Iman 2, (2611); Ebu Davud, Cihad 104, (2641).
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
MECAZ HAKKINDA

27 - Ebu Hureyre anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Iman, yetmis kusur -bir rivayette de altmis kusur- subedir. Haya imandan bir subedir."
Buhari, Iman 3; Muslim, Iman 57-38, (35-36); Ebu Davud, Sunnet 15, (4676); Tirmizi, Iman 6, (2617); Nesai, Iman 16, (8, 110); Ibnu Mace, Mukaddime 9, (57).
Bir rivayette su ziyade vardir: "Bu subelerden en ustunu "Lailahe illallah" sozudur, en asagi mertebede olani da yolda bulunan rahatsiz edici bir seyi kenara cikarmaktir."

28 - Hz. Enes, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in soyle buyurdugunu anlatiyor:
"Uc haslet vardir. Bunlar kimde varsa imanin tadini duyar: Allah ve Resulunu bu ikisi disinda kalan herseyden ve herkesten daha cok sevmek, bir kulu sirf Allah rizasi icin sevmek, Allah, imansizliktan kurtarip Islam'i nasib ettikten sonra tekrar kufre, inancsizliga dusmekten, atese atilmaktan korktugu gibi korkmak."
Buhari, Iman 9, 14, Ikrah 1; Muslim, Iman 67, (43); Tirmizi, Iman 10, (2626); Nesai, Iman 3, (8, 96); Ibnu Mace, Fiten 23, (4033).
Nesai'nin kaydettigi bir diger rivayette "bu ikisi disinda kalan" tabirinden sonra su ziyade vardir. "Allah icin sevmek, Allah icin bugzetmek."

29 - Yine Hz. Enes (radiyallahu anh) bildiriyor; Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurmustur: "Sizden biri, beni, babasindan, evladindan ve butun insanlardan daha cok sevmedikce iman etmis sayilmaz"
Buhari, Iman 8; Muslim, Iman 70, (44); Nesai, Iman 19,(8,114, 115).
Nesai'nin bir rivayetinde "...malindan ve ailesinden daha sevgili..." denmektedir.

30 - Yine Hz. Enes (radiyallahu anh)'in rivayetine gore Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurmustur: "Sizden biri, kendi icin sevdigini kardesi icin de sevmedikce gercek imana eremez."
Nesai'nin rivayetinde "...hayir seylerden" ziyadesi mevcuttur.
Buhari, Iman 6; Muslim, Iman 71, (45); Nesai, Iman 19, (3, 115); Tirmizi, Sifatu'l-Kiyamet 60, (3517); Ibnu Mace, Mukaddime 9, (66).


31 - Ebu Umame (radiyallahu anh), Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in soyle dedigini rivayet ediyor: "Kim Allah icin sever, Allah icin bugzeder, Allah icin verir, Allah icin vermezse imanini kemale erdirmistir".
Ebu Davud, Sunnet 16, (4681).

32 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) hazretleri Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in soyle dedigini rivayet etmistir:
"Musluman, diger Muslumanlarin elinden ve dilinden zarar gormedigi kimsedir. Mu'min de, halkin, can ve mallarini kendisine karsi emniyette bildikleri kimsedir."
Tirmizi, Iman 12, (2629); Nesai, Iman 8, (8, 104, 105).

33 - Abdullah Ibnu Amr Ibni'l-As (radiyallahu anh) hazretleri, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in soyle dedigini rivayet etmistir:
"Musluman, diger Muslumanlarin elinden ve dilinden zarar gormedikleri kimsedir. Muhacir de Allah'in yasakladigi seyi terkedendir."
Buhari, Iman 4; Muslim, Iman 64, (40); Ebu Davud, Cihad 2, (2481); Nesai, Iman 9, (8, 105). (Metin Buhari'ye aittir).
Sahiheyn ve Nesai'de gelen bir baska hadiste soyle denir: "Bir adam sordu: "Ey Allah'in Resulu, Islam'da hangi amel daha hayirlidir?" Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Yemek yedirmen, tanidik tanimadik herkese selam vermen" dedi.

34 - Ebu Saidi'l-Hudri (radiyallahu anh) Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in soyle dedigini rivayet etti:
"Bir kimsenin mescide alakasini gorurseniz, onun mu'min olduguna sehadet edin, zira Cenab-i Hakk soyle buyuruyor: "Allah'in mescidlerini ancak Allah'a ve ahiret gunune inananlar imar ederler" (Tevbe 18),
Tirmizi, Tefsir, Sure 2, (3092).


35 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) dedi ki: "Uc sey vardir ki imanin aslindandir:
1. Lailahe illallah diyene saldirmamak: Isledigi herhangi bir gunahi sebebiyle bu kimseyi tekfir etme, herhangi bir ameli sebebiyle de Islam'dan disari atma.
2. Cihad, bu Allah'in beni peygamber olarak gonderdigi gunden, bu ummetin Deccal'e karsi savasacak en son ferdine kadar cereyan edecektir, onu, ne imamin zalim olmasi, ne de adil olmasi ortadan kaldiramayacaktir.
3. "Kadere iman".
Ebu Davud, Cihad 35, (2532).

36 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in ashabindan bir kismi ona sordular: "Bazilarimizin aklindan bir kisim vesveseler geciyor, normalde bunu soylemenin gunah olacagina kaniyiz." Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Gercekten boyle bir korku duyuyor musunuz?" diye sordu. Oradakiler Evet! deyince: "Iste bu (korku) imandan gelir (vesvese zarar vermez) dedi.
Muslim, Iman 209 (132); Ebu Davud, Edeb 118 (5110).
Diger bir rivayette: "(Seytanin) hilesini vesveseye donusturen Allah'a hamdolsun" demistir.
Muslim'in Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh)'dan kaydettigi bir rivayet soyledir: "Dediler ki: "Ey Allah'in Resulu, bazilarimiz icinden oyle sesler isitiyor ki, onu (bilerek) soylemektense komur kesilinceye kadar yanmayi veya gokten yere atilmayi tercih eder. (Bu vesveseler bize zarar verir mi?)" Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Hayir bu (korkunuz) gercek imanin ifadesidir" cevabini verdi."

KELIME-I SEHADET VE ONUN DIL ILE IKRARININ HUKMU

37 - Ibn-i Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Ben insanlar Allah'tan baska ilahin olmadigina, Muhammed'in de Allah'in elcisi olduguna sehadet edinceye, namaz kilincaya, zekat verinceye kadar onlarla savas etmekle emrolundum. Bunlari yaptilar mi, kanlarini, mallarini bana karsi korumus (emniyet altina almis) olurlar. Islam'in hakki haric. Artik (samimi olup olmadiklarina dair) durumlari Allah'a kalmistir".
Buhari, Iman 17; Muslim, Iman 36, (22);
Muslim'deki rivayette "Islam'in hakki haric" ibaresi mevcut degildir.

38 - Ubeydullah Ibnr Adiy Ibnu'l-Hiyar (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) ashabiyla otururken bir adam gelerek gizlice bir seyler fisildadi. Ne gibi bir sir tevdi etmisti bilmiyorduk. Nihayet Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onu acikladi. Megerse o zat, munafiklardan birini oldurmek icin izin istiyormus. Adama: "Peki o Allah'tan baska ilah olmadigina ve Muhammed'in Allah'in elcisi bulunduguna sehadet etmiyor mu?" diye sordu. Adam: "Hayir o sehadeti ikrar etmiyor" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Namaz kiliyor mu?" diye sordu. Adam: "Hayir namaz da kilmiyor" deyince, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam); "Allah'in oldurmekten beni men ettigi kimseler iste boyleleri" buyurdu"
Muvatta, Kasru's-Salat 84, (1, 171).

39 - Tarik el-Esca'i (radiyallahu anh) Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in soyle soyledigini haber verdi:
"Kim Lailahe illallah der ve Allah'tan baska mabudlari reddederse, Allah onun malini ve kanini haram kilar. (Samimi olup olmadigi meselesi Allah'a aittir.)
Muslim, Iman, 37, (23).
Yine Muslim'in bir baska rivayeti "Kim Allah'i birlerse" diye baslar ve yukaridaki sekilde devam eder (38. hadis).

BIAT AHKAMI

40 - Ubadetu'bnu's-Samit (radiyallahu anh) anlatiyor: Biz, bir seferinde Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le ayni cemaatte beraber oturuyorduk ki: "Allah'a hicbir sey ortak kosmamak, hirsizlik yapmamak, zina fazihasini islememek, Allah'in haram ettigi cana mesru bir sebep olmaksizin kiymamak sartlari uzerine bana biat edin" buyurdu.
Bir diger rivayette "...Cocuklarinizi oldurmemek, halde ve istikbalde iftirada bulunmamak, mesru dairedeki emirlerde -ne bana ne de vazifelilere- isyan etmemek uzere biat edin. Kim verecegi bu sozlere sadik kalir, ahdine vefa gosterirse karsiligini Allah'tan alacaktir. Kim de bu yasaklardan birini isleyecek olursa artik isi Allah'a kalmistir, dilerse affeder, dilerse azab verir, cezalandirir" buyurdu. Biz de bu sartlarla biat ettik."
Buhari, Iman 11; Muslim, Hudud 41, (1709); Nesai, Bey'a 17, (7, 148); Tirmizi, Hudud 12, (1439).

Nesai, bir baska rivayette "...karsiligini Allah'tan alacaktir" ifadesinden sonra su ziyadeyi kaydeder: "Kim bunlardan birini isler, sonra da dunyada cezalandirilirsa, cektigi bu ceza onun icin kefaret ve o gunahtan temizlenme olur."
Buhari, Muslim, Muvatta ve Nesai'de gelen bir diger rivayette su ifade mevcuttur: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e zor durumlarda olsun, kolay durumlarda olsun, hos sartlarda olsun nahos sartlarda olsun, aleyhimize kayirmalarin yapilip, hakkimizin cignendigi hallerde olsun itaat etmek, idareyi elinde tutanlara karsi iktidar kavgasi yapmamak, nerede olursak olalim hakki soylemek, Allah'in emrini yerine getirmede kinayanlarin kinamalarindan korkmamak uzere biat ettim."

Bir baska rivayette su ifadeye rastlanmaktadir: "...Iktidar sahibine karsi onda, Allah'in kitabinda gelmis bulunan bir delil sebebiyle te'vil goturmeyen acik bir kufur gorulmedikce iktidar kavgasi yapmamak..."


41 - Avf Ibnu Malik el-Esca'i (radiyallahu anh) anlatiyor: "Biz Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in huzurunda yedi veya sekiz veyahut dokuz kisiydik. "Allah Resulu'ne biat etmiyor musunuz?" dedi. Ellerimizi uzatarak: "Hangi sarlara uymak uzere biat edecegiz ey Allah'in Resulu?" dedik. Su cevabi verdi:
"Allah'a ibadet etmek ve O'na hicbir seyi ortak kosmamak, bes vakit namazi kilmak (verilen emirlere) kulak verip itaat etmek -ve bu sirada gizli bir kelime fisildayarak devamla- "Halktan hicbir sey istemeyin" buyurdu. Avf Ibnu Malik Ilaveten der ki, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'i benimle dinleyen o cemaatten oylelerini biliyorum ki, bineginin uzerinde iken kazara kamcisi dusse kimseye "Sunu bana verir misin?" diye talebde bulunmaz (iner kendisi alir)di."
Muslim, Zekat 108, (1043); Ebu Davud, Zekat 27, (1642); Nesai, Salat, 5, (1, 229); Ibnu Mace, Cihad 41, (2867).

42 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: "Biz Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e kulak vermek ve itaat etmek sartiyla biat ederken "Gucunuzun yettigi seylerde" diyordu.
Buhari, Ahkam 42; Muslim, Imaret 90, (1867); Nesai, Bey'at 18, (7, 148); Tirmizi, Siyer 37, (1597); Muvatta, Bey'at 1, (2, 982); Ibnu Mace, Cihad 43, (2874).

43 - Umeyme bintu Rukayka (radiyallahu anh) dedi ki: "Ensar'dan bir grup kadinla Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gelip kendisine: "Allah'a hicbir seyi ortak kosmamak, calmamak, zina etmemek, cocuklarimizi oldurmemek, halde ve istikbalde iftira atmamak, sana mesru emirlerinde isyan etmemek sartlari uzerine biat ediyoruz" dedik. Hemen ilave etti: "Gucunuzun yettigi ve takatinizin kafi geldigi seylerde". Biz: "Allah ve Resulu bize karsi bizden daha merhametlidir, haydi biat edelim" dedik.
Sufyan merhum der ki: Kadinlar, biati (erkekler gibi) musafaha ederek yapmayi kastedmislerdir. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Ben kadinlarla musafaha etmem, benim yuz kadina toptan soyledigim soz her kadin icin ayri ayri soylenmis yerine gecer" buyurdu.
Muvatta, Bey'a 2, (2, 982); Tirmizi, Siyer 37, (1597).
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
MUHTELIF AHKAMLAR

44 - Amr Ibnu Ebi'l-Ahvas (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le birlikte Veda hacci'nda bulundum. Orada Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) irad ettigi hutbede once Allah Teala'ya hamd u sena, hatirlatma ve tavsiyelerden sonra soyle devam etti: "Hangi gun (bu gunden) daha (mukaddes ve) haramdir? Bu soruyu uc kere tekrarladi. Cemaat: "el-Haccu'l-Ekber gunu" diye cevap verdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) devam etti: "Oyle ise bilin ki, kanlariniz, mallariniz, irzlariniz, birbirinize, bu ayinizda, bu beldenizde su gununuz nasil haramsa oylece haramdir, mukaddestir. Bilin ki herkesin cinayetinden kendisi sorumludur. Hicbir babanin cinayetinden oglu sorumlu tutulmaz. Haberiniz olsun ki, Musluman, Muslumanin kardesidir. Bu sebeple, bir Muslumana, bizzat kendisi helal kilmadikca kardesinin hicbir seyi helal degildir. Bilin ki cahiliye devrinden kalan butun faizler mulgadir, terkedilecek ve alinmayacak. Faize verilen paranin sadece sermaye kismini yani aslini alacaksiniz, -boylece ne zulum ve haksizlik etmis ne de zulme ve haksizliga ugramis olacaksiniz- Abbas Ibnu Abdi'l-Muttalib'in faizi haric. Zira onun tamami mulgadir, terkedilmistir. Haberiniz olsun ki, cahiliye devrinden kalan butun kanlar da terkedilmistir. (intikam pesine dusulmeyecek). Ilga ettigim ilk cahiliye kani da el-Haris Ibnu Abdu'l-Muttalib'in kanidir. Haris, Benu Leys'ten tuttugu bir sut anneye bebegini emzirtiyordu. Cocugu Huzeyl adinda birisi (bir kavga sirasinda attigi bir tasla kazaen) oldurmustu. Sakin ha, kadinlara da iyi muamele yapin. Cunku onlar yaninizda esir durumundadir. Onlara iyi muamelenin disinda (terketmek dovmek gibi) bir baska sey yapmak hakkina sahip degilsiniz. Ancak acik bir cirkinlikte bulunulursa o haric. Cirkin is yapmalari halinde, once yataklarini ayirin, (yine de devam edecek olurlarsa) yaralamiyacak sekilde dovun. Bundan sonra itaat ederlerse, (onlarin yaptigina ayirma-dovme gibi muamelelere) zulmen devam etmek icin bir yol (bir bahane) aramayin. Bilin ki, sizin kadinlariniz uzerinde bazi haklariniz var. Kadinlarinizin da sizler uzerinde bazi haklari vardir. Kadinlariniz uzerindeki haklariniz istemediginiz kimselere yataginizi cignetmemeleri, evlerinize hoslanmadiklarinizin girmesine izin vermemeleridir. (Onlarin sizdeki haklari ise) yiyecek ve giyeceklerinde iyi davranmanizdir.
Haberiniz olsun, seytan su beldenizde kendisine ebediyen tapilmayacagini idrak etmistir. Fakat, sizin onemsemediginiz seylerde ona itaat devam edecek, bunlar da onu memnun kilacak (menfi neticeler hasil edecek)tir.
Tirmizi, Fiten 2, (2610); Tefsir 2, (3087); Muslim, Hacc, 194, (1218


45 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Veda Hacci'nda sunu soylediler: " (Ey ahali) hangi ayin hurmetce daha ileri oldugunu biliyor musunuz?" Halk: "Su icinde bulundugumuz ay degil mi?" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Peki, hangi bolgenin hurmetce daha onde oldugunu biliyor musunuz?" diye sordu. Halk: "Su yerler degil mi?" cevabini verdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) tekrar: "Pekala hangi gunun hurmetce daha ustun oldugunu biliyor musunuz?" dedi. Halk: "Su icinde bulundugumuz gun degil mi?" diye cevap verdi. Bunun uzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam) sozlerine soyle devam etti: "Oyleyse bilin ki Allah Teala, sizlere, mesru sebep disinda kanlarinizi, mallarinizi, irzlarinizi haram kilmistir, tipki su beldede, su ayda, su gunumuzu haram kildigi gibi." Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bundan sonra uc sefer tekrar ederek sordu: "Duydunuz mu, teblig ettim mi?" Halk her defasinda "Evet" cevabini verdi.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) sozlerini soyle tamamladi: "Sakin ha! Benden sonra tekrar kufre donup birbirinizin boyunlarini vurmaya kalkmayin!"
Buhari, Hudud 9, Riyat 2, Hacc 132, Megazi 77, Fiten 8, Edeb 43; Muslim, Iman 120 (66); Ebu Davud, Sunne 16, (4686). Metin Buhari'ye aittir


46 - Ebu Bekre Nufey'u'bnu'l-Haris es-Sakafi (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdu: "Zaman, done done Allah'in arz ve semavati yarattigi gundeki duzenini tekrar buldu. Sene on iki aydir. Bunlardan dordu haram aydir. Haram aylar da uc tanesi pes pese gelir: "Zul-kade, Zu'l-hicce ve Muharrem. Bir de Cumadi ve Saban aylari arasinda yer alan Mudarlilar'in Receb'i." Resulullah (aleyhissalatu vesselam) sordu:
"-Bu ay hangi aydir?" Biz: "Allah ve Resulu daha iyi bilir" dedik. Bir muddet sustu. Biz ayin ismini degistirecek zannettik. Ancak sunu soylediler:
"-Bu zi'l-hicce degil mi?"
"-Evet!" karsiligini verdik. Devam etti: "-Peki burasi neresidir?" Biz: "-Allah ve Resulu daha iyi bilir" cevabini verdik. Yine sustu ve biz bolgenin ismini degistirecek vehmine kapildik.
"-Burasi haram bolge degil mi?" dedi. "-Evet" dedik.
"-Icinde bulundugunuz gun nedir?" diye tekrar sordu, biz yine: "-Allah ve Resulu daha iyi bilir" dedik. Tekrar sustu ve biz yine gunun ismini degistirecek zannina dusmustuk ki: "-Kurban gunu degil mi?" dedi.
"-Evet" cevabimiz uzerine sozune devam etti: "-Bilin ki, kanlariniz, mallariniz ve irzlariniz birbirinize kesinlikle haramdir, tipki bu yerde, bu ayda su gununuzun haram olmasi gibi. Rabbinize kavustugunuz zaman sizi yaptiklarinizdan hesaba cekecek. Sakin benden sonra birbirinizin boyunlarini vuran kafirler olmayin. Bu soylediklerimi duyanlar, duymayanlara ulastirsinlar. Bazan soz kendisine ulastirilan kimse, ulastirilan sozu, bizzat dinleyenden daha iyi beller." Resulullah (aleyhissalatu vesselam) sonra sunu ekledi: " Teblig ettim mi, teblig ettim mi?" uc defa tekrarladi.
"-Evet" cevabimiz uzerine:
"-Ya Rabbi sahid ol!" dedi. Buhari, Hacc 132, Edahi 5; Tefsir, Berae 8, Bed'i'l-Halk 2, Fiten 8, Ilm 9; Muslim, Kasame 29, (1679); Ebu Davud, Hac 63, (1947).
Muslim'in rivayetinde su ziyade var: "Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) beyazi galebe calan alaca iki koyuna yoneldi ve onlari kesti. Sonra da koyunun bir parcasini alip aramizda taksim etti."
Rezin, rivayetin arasina sunu ilave eder: "Uc sey vardir, bir mu'minin kalbi onlara karsi ebediyen ihanet etmez; ameli sirf Allah icin yapmak, idareyi elinde tutana karsi hayirhah olmak, Muslumanlarin cemaatine katilmak, cunku onlarin dualari cemaate dahil olanlarin hepsini icine alir." Ibnu'l-Esir: "Bu ziyadeyi ana kitaplarda (Kutub-i Sitte) gormedim" der.
Bu ziyadenin manasi sudur: Bu uc seyde kalbler huzura kavusur. Kim bunlara yapisir, riayet ederse, kalbi hiyanet, hile ve ser gibi manevi kirlerden temiz kalir.


47 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor; Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Her cocuk fitrat uzerine dogar" buyurdu ve sonra da "Su ayeti okuyun" dedi: "Allah'in yaratilista verdigi fitrat..." (Rum; 30). Sonra Resulullah (aleyhissalatu vesselam) sozunu soyle tamamladi: "Cocugu anne ve babasi Yahudilestirir veya Hiristiyanlastirir veya Mecusilestirir. Tipki hayvanin dogurunca, azalari tam olarak yavru dogurmasi gibi. Siz kesmezden once, kulagi kesik olarak dogmus hayvana rastlar misiniz?" Dinleyenler: "Ey Allah'in Resulu, kucukken olenler hakkinda ne dersiniz (cennetlik mi, cehennemlik mi?) diye sordular. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) su cevabi verdi: "(Yasasalardi) nasil bir amel isleyeceklerdi Allah daha iyi bilir."
Buhari, Cenaiz 80, 93; Muslim, Kader 22, (2658); Muvatta, Cenaiz. 52, (1, 241); Tirmizi, Kader 5, (2139); Ebu Davud, Sunnet 18, (4714).
Bir baska rivayette: "Dogan hicbir cocuk yoktur ki, konusmaya baslayincaya kadar su din uzere olmasin" buyurulmustur.

IMAN VE ISLAM'A GIREN MUTEFERRIK HADISLER

48 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Mu'min, mutemadiyen ruzgarin egici tesirine maruz bir bitkiye benzer. Mu'min, devamli belalarla basbasadir. Munafigin misali de cam agacidir. Kesilip kaldirilincaya kadar hic irgalanmaz."
Buhari, Marda 1; Tirmizi, Emsal 4, (2870); Muslim, Sifatu'l-Munafikun 58, (2809).


49 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurmustu: "Mu'min, yapragini hic dokmeyen yesil bir agaca benzer." Halk falanca agac, fismekanca agac diye tahminde bulundular, (fakat isabet ettiremediler). Ben, "Bu, hurma agacidir" demek istedim, ancak (yasim kucuk oldugu icin) utandim. Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): Bu hurma agacidir" diyerek acikladi."
Buhari, Ilm 4, Edeb 79; Muslim, Sifatu'l-Munafikun 64, (2811).

50 - Nevvas Ibnu Sem'an (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah, bize iki tarafinda iki ev bulunan bir dogru yolu misal veriyor. -Bir rivayette iki ev degil "Iki sur" denmistir- Bu evlerin acik olan kapilari vardir. Kapilarin uzerine de perdeler cekilmistir. Biri yolun basinda, biri de onun yukarisinda durmus iki davetci (gelip gecenlere) su daveti okuyorlar: "Allah cennete cagirir, diledigini dogru yola eristirir" (Yunus, 25).
Yolun iki yakasindaki kapilar ise Allah'in hududu (yani yasaklari)dur. Hic kimse perdeyi acmadan bu yasaklara dusmez. Kisinin yukarisindaki davetci, Rabbisinin vaiz'idir"
Tirmizi, Emsal 1 (2863).
Rezin, bu temsili, Ibnu Mes'ud tarafindan rivayet edilen bir hadisle aciklar: Dogru yol; "Islam'dir, kapilar; Allah'in haramlaridir, perdeler; Allah'in hudududur (yasaklar); yolun basindaki davetci; Kur'an-i Kerim'dir. Bunun yukarisindaki davetci; her mu'minin kalbinde yerlestirilmis olan (bazan vicdan, bazan sag duyu diye ifade edilen) hakkaniyet duygusu -ki, buna bazi hadislerde lumme-i melekiye de denmistir- vaizullah'tir."
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
51 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdu: "Islam garib olarak basladi, tekrar basladigi gibi garib hale donecektir. Gariblere ne mutlu!"
Muslim, Imam 232, (145) Tirmizi, Iman 13 (2631).

KUR'AN VE HADISE UYMAYA DAIR

52 - Imam Malik'e ulastigina gore, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) sunu soylemistir: "Size iki sey birakiyorum. Bunlara uydugunuz muddetce asla sapitmayacaksiniz: Allah'in Kitab'i ve Resulunun sunneti".
Muvatta, Kader 3, (2, 899).

53 - Yezid Ibnu Erkam (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: " Size, uydugunuz takdirde benden sonra asla sapitmayacaginiz iki sey birakiyorum. Bunlardan biri digerinden daha buyuktur. Bu, Allah'in Kitabi'dir. Semadan arza uzatilmis bir ip durumundadir. (Digeri de) kendi neslim, Ehl-i Beytim'dir. Bu iki sey, cennette Kevser havuzunun basinda bana gelip (hakkinizda bilgi verinceye kadar) birbirlerinden ayrilmayacaklardir. Oyleyse bunlar hakkinda, ardimdan bana nasil bir halef olacaginizi siz dusunun"
Tirmizi, Menakib 77, (3790).


54 - Irbaz Ibnu Sariye (radiyallahu anh) dedi ki: "Bir gun Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bize namaz kildirdi. Sonra yuzunu cemaate cevirerek cok belig, cok manidar bir vaazda bulundu. Oyle ki dinleyenlerin gozleri yasla, kalpleri de heyecanla doldu. Cemaatten biri: "Ey Allah'in Resulu, sanki bu, bir veda konusmasidir, bize ne tavsiye ediyorsunuz?" dedi. "Size, buyurdu, Allah'a karsi takvada bulunmanizi, basinizda Habesli bir kole olsa bile emirlerini dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Zira, sizden hayatta kalanlar benden sonra nice ihtilaflar gorecek. Oyle ise size sunnetimi ve hidayet uzere olan Hulefa-i Rasidin'in sunnetini hatirlatirim, bunlara uyun ve dort elle sarilin. Sonradan cikarilan seylere karsi da son derece dikkatli ve uyanik olun. Zira (sunnette bulunana zit olarak) her yeni cikarilan sey bir bid'attir, her bid'at de dalalettir, sapikliktir."
Tirmizi, Ilim 16, (2678); Ebu Davud, Sunne 6, (4607).

55 - Mikdam Ibnu Ma'dikerib (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Haberiniz olsun, rahat koltugunda otururken kendisine benim bir hadisim ulastigi zaman kisinin: "Bizimle sizin aranizda Allah'in kitabi vardir. Onda nelere helal denmisse onlari helal biliriz. Nelere de haram denmisse onlari haram addederiz" diyecegi zaman yakindir. Bilin ki, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in haram kildiklari da tipki Allah'in haram ettikleri gibidir"
Ebu Davud, Sunne, 6, (4604); Tirmizi, Ilm 60, (2666); Ibnu Mace, Mukaddime 2, (12).
Ebu Davud'un rivayetinin bas kisminda su ziyade vardir: "Haberiniz olsun, bana Kitap ve bir o kadar da (sunnet) verildi." Rivayetin gerisi yukaridaki manada devam eder.
Ebu Davud'un rivayetinin sonunda su ziyade de mevcuttur: "Haberiniz olsun (Kur'an'da zikri gecmiyen) ehli esegin eti de size helal degildir, vahsi hayvanlardan parcalayici disi (kopek disi) olanlar, keza muahedeli olanlarin yitikleri de haramdir. Ancak esya sahibi, ihtiyaci olmadigi icin, kasden terketmisse o mustesna. Bir kimse bir kavme ugradigi zaman, ona ikram etmek, o kavme vazife olur. Sayet ikram etmezlerse, o kimse, hak ettigi ikramin mislince onlari cezalandirir."


56 - Ebu Musa Abdullah Ibnu Kays el-Es'ari (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdular: "Allah'in benimle gonderdigi ilim ve hidayetin misali, bir araziye dusen yagmur gibidir. (Bilindigi uzere), bazi araziler var, tabiati guzeldir, suyu kabul eder, bol bitki ve ot yetistirir. Bir kisim arazi var, munbit degildir, ot bitirmez, ama suyu tutar. Onun tuttugu su ile Cenab-i Hakk insanlari yararlandirir: Bu sudan kendileri icerler, hayvanlarini sularlar ve ziraat yaparlar. Diger bir araziye daha isabet eder ki, bu ne su tutar ne ot bitirir.
Bu temsilin biri Allah'in dininde ilim sahibi kilinana delalet eder, boylesini Allah benimle gondermis oldugu hidayetten yararlandirir; yani hem ogrenir, hem ogretir. Temsilden biri de, buna iltifat etmeyen Allah'in benimle gonderdigi hidayeti hic kabul etmeyen kimseye delalet eder".
Buhari, Ilm 20; Muslim, Fedail 15 (2282).

57 - Yine ayni sahabe (Ebu Musa) (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Benim misalimle Cenab-i Hakk'in benimle gondermis bulundugu seyin misali su adamin misali gibidir: "Bir adam kendi kavmine gelip: "Ben gozlerimle dusman ordusunu gordum, tehlikeyi haber veriyorum, tedbir alin!" der. Kavminden bir kismi tavsiyesine uyup, geceleyin, telasa dusmeden oradan uzaklasir. Bir kismi da bu haberciyi yalanlar ve yerinden ayrilmaz. Ancak sabahleyin ordu onlari yakalar ve imha eder. Iste bu temsil bana itaat edip getirdiklerime uyanlarla, bana isyan edip Cenab-i Hakk'tan getirdiklerimi tekzip edip yalanlayanlari gostermektedir."
Buhari, Rikak 26; Muslim, Fezail 15, (2283).

58 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: " Benim misalimle sizin misaliniz, su temsile benzer: Bir adam var ates yakmis. Ates etrafi aydinlatinca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydinligi seven bir kisim hayvanlar bu atese kendilerini atmaya baslarlar. Adamcagiz onlari kurtarmaya (mani olmaya) calisir. Ancak hayvanlar galebe calarak coklukla atese atilirlar. Ben (tipki o adam gibi) atese dusmemeniz icin belinizden yakaliyorum, ancak siz atese atese kosuyorsunuz"
Buhari, Rikak 26, Enbiya 40; Muslim, Fezail 17, (2284); Tirmizi, Emsal 7, (2877).

59 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh)'un soyle buyurdugu rivayet edilmistir: "Muhakkak ki, en guzel soz Allah'in kitabidir. En guzel yol da Muhammed (aleyhissalatu vesselam)'in yoludur. Islerin en kotusu de dine aykiri olarak sonradan cikarilanidir. Size vadedilen mutlaka yerine gelecektir. Siz Allah'i aciz birakamazsiniz."
Buhari, I'tisam 2, Edeb 70.

60 - Hz. Aise (radiyallahu anha) validemiz anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Kim su dine uymayan bir sey uyduracak olursa, bu merduddur kabul edilmez"
Buhari, I'tisam 5, Buyu 60, Sulh 5; Muslim, Akdiye 18 (1718); Ebu Davud, Sunnet 6, (4606).
Bir rivayette de soyle denmektedir: "Bizim sunnetimize uymayan bir amel isleyenin yaptigi amel de merduddur."


61 - Ebu Zerr (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdular: "Kim cemaat'(imiz)den bir karis uzaklasirsa (kendini dine baglayan) Islam bagini boynundan cikarip atmis olur"
Ebu Davud, Sunne 30, (4758); Tirmizi, Emsal 3, (2867).

62 - Hz. Ali (radiyallahu anh) soyle demistir: "Daha once hukmettiginiz sekilde hukmedin. Zira ben (kargasaya, nizaya goturecek) muhalefeti sevmem, ta ki halk tek bir cemaat teskil etsinler veya arkadaslarimin oldugu gibi ben de oleyim."Ibnu Sirin merhum, Hz. Ali (radiyallahu anh)'den yapilan rivayetlerin cogunun uydurma ve yalan oldugu gorusunde idi.
Buhari, Fedailu'l-Ashab 9.

63 - Enes (radiyallahu anh) soyle der: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) devrinde mevcut olan seylerden (kelime-i sehadet disinda) hicbirini artik goremiyorum." Kendisine "namazi da mi?" diye itiraz edilince: "Namaza da ne yaptiginizi bilmiyor musunuz, (ogleyi aksama yakin kilmadiniz mi)?" cevabini verir.
Buhari, Mevakit 7; Tirmizi, Kiyamet 17, (2449).

64 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'den rivayet edildigine gore bir gun kendisi carsiya ugrar ve: "Mescidde Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in mirasi taksim edilirken ben sizleri burada goruyorum (Bu ne bicim is, siz de kosun) buyurur. Herkes mescide kosusur, bir sey goremeyince: "Taksim edilen bir sey goremedik, sadece bazilari Kur'an okuyordu" derler. O cevabi yapistirir. "Iyi ya, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in mirasi zaten bu degil mi?"
Heysemi, Mecma'u'z-Zevaid'de, Taberani'nin el-Mu'ce'mu'l-Evsat'indan nakleder (1, 123, 124).

65 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh)'dan rivayet edildigine gore, soyle buyurmustur. "Bir yol takip etmek isteyen, bu yolu, olmus olanlarin yolundan secsin. Zira hayatta olanlarin fitnesinden emin olunamaz. Olmus olanlar ise Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in Ashabidirlar. Onlar bu ummetin en efdalidir. Kalpce en temizleri, ilimce en derinleri, amelce en ihlaslilari yine onlardir. Allah, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in sohbeti ve dininin yerlesmesi icin onlari secmistir. Oyleyse sizler onlarin ustunlugunu idrak edin, onlarin yolundan gidin, elinizden geldikce onlarin ahlakini ve yasayis tarzlarini kendinize ornek kilin. Zira onlar en dogru yolda idiler."
Ibnu Abdilberr, Cami'ul-Beyani'l-Ilm ve Fadlihi'de kaydetmistir 2,9.


66 - Ibnu Abbas (radiyallahu anh)'dan rivayet edildigine gore soyle buyurmustur: "Kim Allah'in Kitabini ogrenir ve sonra da onda bulunanlara uyarsa, Allah onu, dunyada dalaletten cikarip dogru yola sevkeder, ahirette de kotu hesabtan korur."

67 - Omer Ibnu'l-Hattab (radiyallahu anh)'dan rivayet edilir ki, soyle buyurmustur; "Gecesi gunduz gibi olan cok aydinlik bir seriat uzere terkedildiniz. Coldeki bedevilerin ve mahalle mekteplerindeki cocuklarin dini uzere olun. (Ayet ve hadisten ogretilenleri oldugu gibi takib edin, kendinizden katip karistirmadan taklid edin.)
Bunun benzeri merfu olarak Ahmed Ibnu Hanbel (Musned 4, 126) ve Ibnu Mace (Sunen, Mukaddime 6, (43) ) rivayet etmislerdir.

68 - Hz. Ali (radiyallahu anh) soyle buyurmustur: "Sizler genis bir caddeye birakildiniz. Bu, uzerinde Ummu'l-Kitap olan (yani Allah'in kesin hukumlu ayetleriyle istikameti tesbit edilmis) bir yoldur."
(Ashab'in buyuklerine ait son bes rivayeti Rezin merhum tahric etmistir).
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
AMELDE ITIDAL

69 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in zevce-i paklerinin hane-i saadetlerine bir gurub erkek gelerek Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in (evdeki) ibadetinden sordular. Kendilerine sorduklari husus aciklaninca sanki bunu az bularak: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kim, biz kimiz? Allah O'nun gecmis ve gelecek butun gunahlarini affetmistir (bu sebeple O'na az ibadet de yeter) dediler. Iclerinden biri: "Ben artik hayatim boyunca her gece namaz kilacagim" dedi. Ikincisi: "Ben de hayatimca hep oruc tutacagim, hic bir gun terketmeyecegim" dedi. Ucuncusu de: "Kadinlari ebediyen terkedip, onlara hic temas etmeyecegim" dedi. (Bilahere durumdan haberdar olan) Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onlari bularak: "Sizler boyle boyle soylemissiniz. Halbuki Allah'a yemin olsun Allah'tan en cok korkaniniz ve yasaklarindan en ziyade kacinaniniz benim. Fakat buna ragmen, bazan oruc tutar, bazan yerim: namaz kilarim, uyurum da; kadinlarla beraber de olurum. (Benim sunnetim budur), kim sunnetimi begenmezse benden degildir" buyurdu.
Buhari, Nikah 1; Muslim, Nikah 5, (1401); Nesai, Nikah 4, (6,60).

70 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), ruhsat ifade eden bir amelde bulunmustu. Bazilarinin bundan kacindiklarini isitti. Bunun uzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir hutbe okudu: Adeti vechile Cenab-i Hakk'a hamd ve senada bulunduktan sonra soyle buyurdu: "Allah icin soyleyin, bazilari benim yaptigim seyi begenmeyip, kaciniyorlarmis, dogru mudur bu? Allah'a yeminle soyluyorum, ben Allah'i onlardan cok daha iyi biliyorum. Allah'tan duydugum korku da onlarin duyduklarindan cok daha fazladir."
Buhari, I'tisam 5, Edeb 72; Muslim, Fedail 127, (2356).


71 - Yine Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bunun uzerine soyle buyurdu: "Bil ki, ben, hem uyurum, hem namaz kilarim; oruc da tutarim, kadinlarla evlenirim de, Ey Osman, Allah'tan kork, zira ehlinin senin uzerinde hakki var, misafirin senin uzerinde hakki var, nefsinin senin uzerinde hakki var. Oyle ise bazan oruc tut, bazan ye. Namaz da kil, uykunu da al"
Ebu Davud, Salat 317 (1369).
Rezin merhum, sunu ilave ediyor: Osman (radiyallahu anh) butun gece namaz kilmak, gunduzleri de hep oruc tutmak, kadinlarla da hic nikah yapmamak uzere yemin etmisti. Osman Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a yemininden sordu. Bunun uzerine meali su olan ayet nazil oldu: "Allah sizi rastgele yeminlerinizden (lagv) dolayi degil, fakat kalplerinizin kasdettigi yeminden dolayi sorumlu tutar" (Bakara, 225).

72 - Abdullah Ibnu Amr Ibni'l-As (radiyallahu anh) anlatiyor. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e benim "Hayatta kaldigim muddetce vallahi gunduzleri oruc tutacagim geceleri de namaz kilacagim" dedigim haber verilmis. Beni cagirtarak: "Sen boyle boyle soylemissin dogru mu?" dedi. "Annem babam sana feda olsun, evet boyle soyledim ey Allah'in Resulu" dedim. "Iyi ama, dedi, sen buna guc yetiremezsin, bazan oruc tut, bazan ye; gece kalk, uyu da. Ayda uc gun tut (bu yeter), zira hayirli isleri Allah on misliyle kabul ederek ucret veriyor. Bu uc gun, aynen yil orucu yerine gecer" buyurdu. Ben: "Soylediginizden daha fazlasina guc yetiririm" dedim. "Oyleyse, dedi, bir gun oruc tut, iki gun ye" Ben tekrar "Bundan baskasina da guc yetiririm" dedim. "Oyleyse, dedi, bir gun tut, bir gun ye. Bu Hz. Davud aleyhisselam'in orucudur. Bu en kiymetli oructur -veya en efdal oructur.-" Ben yine: "Ben bundan daha fazlasina guc yetiririm" dedim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Bundan efdali yoktur" buyurdu.
Buhari, Savm 54, 55, 56, 57, 58,59, Teheccuk 7, 19, Enbiya 37, Fedailu'l-kur'an 34, Nikah 89, Edeb 84, Isti'zan 38; Muslim, Siyam 181-194, (1159); Ebu Davud, Siyam 53, (2425); Nesai, Siyam 76, (4, 209-210); Tirmizi, Savm 57, (770).
Bir baska rivayette soyle gelmistir: "Bana haber verildigine gore sen yil orucu tutuyor, her gece de "Kur'an'i (hatmen) okuyormussun, dogru mu?" dedi. Ben: "Evet ey Allah'in Resulu, dogrudur, ancak bunda maksadim sadece hayirdir" dedim." Rivayette konusma soyle devam eder: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bana:
"-Kur'an'i ayda bir kere oku" dedi. Ben: "-Daha fazlasina da guc getirebilirim" dedim. "-Oyleyse her gun gunde bir kere oku" dedi. Ben tekrar: "-Bundan fazlasina da guc getirebilirim" dedim.
"-Oyleyse, buyurdu, her yedi gecede bir kere oku, daha asagi dusme" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bana sunu da soyledi:
"-Bilmezsin, belki uzun bir omrun olur (yasliliginda ahdi yerine getiremezsin)". Abdullah der ki: Ben nefsime siddetli davrandikca, (bundan vazgecmem icin) bana da siddet gosterildi. Ihtiyarladigim zaman, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in tanidigi ruhsati kabul etmis olmayi temenni ettim."
Bir baska rivayet de buna benzer, ancak su ziyade var: "Bunu yaparsan gozun (uykusuzluktan) ferini kaybeder, nefsin de yorulur. Devamli tutulan oruc, oruc sayilmaz."
Rivayette: "Davud aleyhisselamin orucunu tut: O, bir gun tutar bir gun yerdi. Dusmanla karsilasinca da gucu kuvveti yerinde oldugu icin kacmazdi" ziyadesi de var.
Bir baska rivayette: "Allah'a en hos gelen oruc, Hz. Davud (aleyhisselam)'un namazidir. O, gecenin yarisini uyur, ucte birini kalkar, altida birini uyurdu. Bir gun oruc tutar, bir gun yerdi" buyrulmustur.
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
73 - Hz. Aise (radiyallahu anha) sunu anlatir: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in bir hasiri vardi, geceleri perde yapip gerisinde namaz kilardi, gunduzleri de yayip uzerine otururdu. Halk da Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in yanina donep (gelip) aynen onun gibi namaz kilmaya basladilar. Sayi gittikce artti. Bunun uzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onlara yonelerek sunu soyledi: "Ey insanlar, takat getireceginiz isleri yapin. Zira siz (dua etmekten) usanmadikca Allah da sevap yazmaktan usanmaz. Allah'a en hos gelen amel, az da olsa devamli olanidir." Ravi der ki: Muhammed (aleyhissalatu vesselam)'in ailesi bir is yapinca onu sabit kilardi (artik terketmez devamli yapardi).
Buhari, Iman 16, Ezan 81, Rikak 18; Muslim, Salat 283, (782); Muvatta, Salatu'l-Leyl 4, (1, 118); Nesai, Kiyamu'l-Leyl 1 (3, 218); Ebu Davud, Salat 317, (1368).
Buhari'nin Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'den yaptigi bir rivayette: "Orta yolu tutun, guzele yakin olani arayin, sabah vaktinde, aksam vaktinde, bir miktar da gecenin son kisminda yuruyun (ibadet edin), agir agir hedefe varabilirsiniz. Unutmayin ki sizden hic kimseye, yaptigi amel, cenneti kazandirmayacaktir" buyurdu. "Sen de mi (amelinle cennete gidemiyeceksin) ey Allah'in Resulu?" dediler. "Evet, ben de, dedi, Allah affi ve rahmeti ile muamele etmezse ben de!"
(Buhari, Rikak 18)
Buhari ve Nesai'de gelen bir baska rivayette: "Bu din kolayliktir. Kimse (asiri gayretle) dini gecmeye calismasin, (basa cikamaz, yine de yapamadigi eksiklikleri kalir ve) galebiyet dinde kalir" buyrulmustur.
(Buhari, Iman 29).

74 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdu: "Kolaylastirin, zorlastirmayin ve mujdeleyin." Bir rivayette de: "...Isindirin, nefret ettirmeyin..." buyrulmustur.
Buhari, Ilm 12, Edeb 80; Muslim, Cihad 6, 7,(1732-1733).

75 - Sehl Ibnu Ebi Umame (radiyallahu anh)'nin anlattigina gore, Sehl ve babasi beraberce Hz. Enes (radiyallahu anh)'in yanina girerler. Enes'i yolcu namazi kiliyormuscasina cok hafif bir namaz kiliyor bulurlar. Selam verip namazdan cikinca: "Allah sana magfiret buyursun bu kildigin namaz farz mi yoksa nafile miydi? dedik. "Farz namazdi. Bu (eksiksiz). Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in namaz tarzidir. Bilerek hic bir degisiklik de yapmadim" dedi ve ilave etti: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki:
"(Yil orucu, her gece teheccut, kadinlari terk gibi kararlarla) kendinize zorluk cikarmayin, zorluga ugrarsiniz. Zira (gecmiste) bir kavim (bir kisim zahmetli islere azmederek) kendisini zora atti. Allah Da zorluklarini artirdi. Manastir ve kiliselerdekiler bunlarin bekayasidir. "Onlar, uzerlerine, bizim farz kilmadigimiz, fakat, guya Allah'in rizasini kazanmak icin kendilerinin koyduklari ruhbaniyete bile geregi gibi riayet etmediler" (Hadid, 27).
Ebu Davud, Edeb 52, (4904)

76 - Enes (radiyallahu anh) buyurdu ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) mescide girmisti ki, iki direk arasina gerilmis bir ip gordu. "Bu da ne?" diye sordu. Bu, Zeyneb (radiyallahu anh)'in ipidir, namaz kilarken uykusu gelince buna takiliyor (ip onun dusmesini onluyor)" dediler. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam):"Hayir (olmaz oyle sey) cozun ipi. Sevkiniz varken namaz kilin, uykunuz gelince de yatin" emretti.
Buhari, Teheccud 18; Muslim, Musafirin 219, (784); Ebu Davud, Salat, 308, (1312); Nesai, Kiyamu'l-Leyl 17, (3, 218).
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
76 - Enes (radiyallahu anh) buyurdu ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) mescide girmisti ki, iki direk arasina gerilmis bir ip gordu. "Bu da ne?" diye sordu. Bu, Zeyneb (radiyallahu anh)'in ipidir, namaz kilarken uykusu gelince buna takiliyor (ip onun dusmesini onluyor)" dediler. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam):"Hayir (olmaz oyle sey) cozun ipi. Sevkiniz varken namaz kilin, uykunuz gelince de yatin" emretti.
Buhari, Teheccud 18; Muslim, Musafirin 219, (784); Ebu Davud, Salat, 308, (1312); Nesai, Kiyamu'l-Leyl 17, (3, 218).

77 - Hz. Aise (radiyallahu anha) diyor ki: "Yanimda BeniEsed kabilesinden bir kadin vardi. Bu sirada Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) iceri girdi ve: "Bu kimdir?" buyurdu. "Falancadir, geceleri hic uyumaz, (ibadet yapar)" dedim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Sus, yeter! Size, takat getirebileceginiz amel yarasir. Siz (ibadet yapmaktan) usanmadikca, Allah da (sevab vermekten) usanmaz. Allah'a en hos gelen dini amel, kisinin devamli olarak yaptigi ameldir" buyurdu.
Buhari, Iman 32, Teheccud 18; Muslim, Salatu'l-Musafirin 2220-221 (785); Muvatta, Salatu'l-Leyl 4, (1, 118); Nesai, Salatu'l-Leyl 17 (3, 218).

78 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Her seyin bir sevki vardir. Her sevkin de bittigi bir zaman vardir. (Yapacagi ise karsi bu sevki) duyan kisi isini yaparken mutedil hareket eder ve bu itidali devam ettirirse, muvaffak olacagini umid edin, (cunku bu sekilde takibine devam edebilir). Sayet (asiriliga duserek dikkat cekmis ve) parmakla gosterilecek hale gelmisse ona itibar edip (salihlerden) saymayin"
Tirmizi, Kiyamet 21, (2455).

79 - Ebu Cuheyfe (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Selman'la Ebu'd-Derda (radiyallahu anhuma)'yi kardeslemisti. Selman bir defasinda Ebu'd-Derda'yi ziyaret etti. Evde, Ebu'd-Derda'nin hanimini dusuk bir kiyafet icinde buldu. "Bu halin ne?" diye sordu, kadin: "Kardesiniz, Ebu'd-Derda'nin dunya ile alakasi kalmadi" diye acikladi.
Ebu'd-Derda geldi ve Selman (radiyallahu anh)'a yemek getirerek: "Buyur, ye!" dedi ve ilave etti: "Ben orucum!". Selman: "Hayir sen yemezsen ben de yemem" dedi. Beraber yediler. Aksam olunca Ebu'd-Derda (Selman'dan gece namazi icin musaade istediyse de, Selman: "Uyu" dedi. Beraber uyudular. Bir muddet sonra Ebu'd-Derda namaza kalkmak istedi. Selman tekrar: "Uyu!" dedi. Uyudular. Gecenin sonuna dogru Selman "Simdi kalk!" dedi. Kalkip beraber namaz kildilar. Sonra Selman su nasihatta bulundu: "Senin uzerinde Rabbinin hakki var, nefsinin hakki var, ehlinin de hakki var. Her hak sahibine hakkini ver." Ertesi gun Ebu'd-Derda, durumu Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e anlatti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) "Selman dogru soylemis" buyurdu.
Buhari, Edeb 86, Savm 51, Teheccud 15; Tirmizi, Zuhd 64 (2415).

80 - Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in katibi Hanzala Ibnu'r-Rebi el-Esedi (radiyallahu anh) anlatiyor:
Birgun Hz. Ebu Bekir (radiyallahu anh)'la karsilastik. Bana:
"-Nasilsin?" diye sordu.
"-Hanzala munafik oldu"dedim.
"-Subhanallah, sen neler soyluyorsun?" diye sasirdi. Ben acikladim.
"-Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in huzurunda oldugumuz sirada bize cennet ve cehennemden soz edilir, sanki gozlerimizle gormus gibi oluruz. Oradan ayrilip coluk cocugumuza, bag bahcemize karisinca coklukla unutup gidiyoruz". Hz. Ebu Bekir (radiyallahu anh) de:
"-Allah'a yemin olsun ben de ayni seyi hissediyorum" dedi. Beraberce Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gittik ve bu durumu actik. Bize:
"-Nefsimi kudret elinde tutan Zat-i Zulcelal'e kasem olsun siz, benim yanimdaki hali disarda da devam etirip (cennet ve cehennemi) hatirlama isini koruyabilseniz melekler sizinle yataklarinizda, yollarda musafaha ederdi. Fakat ey Hanzala, bazan oyle bazan boyle olmasi normaldir (munafiklik degildir)" dedi ve (son cumleyi uc kere tekrarladi."
Muslim, Tevbe 12, (2750); Tirmizi, Kiyamet 60, (2516).
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
81 - Imam Malik'in kaydettigine gore Hz. Aise (radiyallahu anha) yatsidan sonra ailesine birini yollayarak: "(Bos sozleri keserek) yazici melekleri rahatlatmak istemez misiniz?" diye haber gonderdi."
Muvatta, Kelam 9, (2, 987).

82 - Ibnu Abbas (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e azadli bir cariyenin geceleri namaz, gunduzleri de orucla gecirdigi haber verilince soyle buyurur: "Her calisanda bir sevk mevcuttur, her sevkin de bir sonu vardir. Kimin sevkinin sonu sunnetimde kalirsa dogru yoldadir. Kim de hata eder (sunnetimin haricinde kalir) ise o da sapitmistir."

83 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdu: "Islerin en hayirlisi orta ve itidal uzere olanidir". (Bu son iki hadisi Rezin tahric etti).
el-Makasidu'l-Hasene bu rivayeti Ibnu's-Sem'ani'nin Zeylu Tarihi'l-Bagdad'da kaydettigini, senedinde mechul ravinin yer aldigini belirtir.

KITABU'L-EMANET

84 - Huzeyfetu'bnu'l-Yeman (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), bize iki hadis irad buyurmustu. Ben bunlardan birini gordum, digerini de bekliyorum. Buyurmustu ki: Emanet (din, adalet duygulari) insanlarin kalplerinin derinliklerine (yaratilislarinda, fitri meyiller olarak) konmustur. Sonradan Kur'an-i Kerim indi. (Insanlar kalplerine konmus olan bu fitri temayullerin) Kur'an ve hadiste te'yidini buldular. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bize bu emanetin kalplerden kalkmasindan da bahsetti ve buyurdu ki: "Kisi uykuda imis gibi farkinda olmadan kalbinden emanet alinir. Geride, benek izi gibi bir iz kalir. Sonra ikinci sefer, yine uykuda imiscesine, kisi farkinda olmadan kalbindeki emanet duygusundan bir miktar daha alinir. Bunun da, kalpte bir kabarcik izi gibi bir izi kalir, yani soyle ki, ayagin uzerinden bir kor parcasini yuvarlayacak olsan degdigi yerleri kabarmis gorursun. Ne var ki, icinde ise yarar bir sey yoktur. Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bir cakil tanesi aldi, onu ayaginin uzerinde yuvarladi. (Ve sozune devam etti
Linki veya Resimi görmek icin, Mesaj sayiniz 1 olmasi gerekmektedir veya fazla. Ama sizin 0 Mesaj sayiniz bulunuyor. Yükseltmek icin sacma saban isler yapmayin.

"Emanet bu sekilde peyder pey azalmaya devam eder, o hale gelinir ki artik) alis verise giden insanlarda (itimad, guven, dogruluk ve) emanet tamamen kaybolur. Hatta durustler "falanca kabilede durust insanlar varmis" diye parmakla gosterilirler. Bazan da, kalbinde zerre miktar iman olmayan bir kimsenin "ne civanmerd, ne kibar, ne akilli kisi" diye ovuldugu olur." (Huzeyfe devam etti
Linki veya Resimi görmek icin, Mesaj sayiniz 1 olmasi gerekmektedir veya fazla. Ama sizin 0 Mesaj sayiniz bulunuyor. Yükseltmek icin sacma saban isler yapmayin.

-Ben oyle gunler gordum ki, hanginizle alis veris yaptigima aldirmazdim. Muhatabim Musluman idiyse, bana karsi hile yapmasina dindarligi mani olurdu. Muhatabim Yahudi veya Hiristiyan idiyse, onu da, amiri(nden validen gelen korku ve disiplin) bana hile yapmaktan alikoyardi. Fakat bugun sizden sadece falanca falanca ile (gonul huzuruyla) alis veris yapabilirim."
Buhari, Rikak 35, Fiten 13; Muslim, Iman 230, (143); Tirmizi, Fiten 17, (2180); Ibnu Mace, Fiten 27, (4053).

85 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki:
"Emanet kaybedilince kiyameti bekleyin." "Emanet nasil kaybolur?" diye sordular. "Isler ehil olmayanlara teslim edilince" diye cevapladi."
Buhari, Rikak 35, Ilm 2.

86 - Yine Ebu Hureyre (radiyallahu anh) Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in su sozunu rivayet etmistir: "Sana emanet birakanin emanetini geri ver. Sana ihanet edene ihanet etme"
Ebu Davud, Buyu 81 (3534); Tirmizi, Buyu 38, (1264).

87 - Ebu Musa (radiyallahu anh)'nin rivayetine gore Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurmustur: "Emin bir Musluman mal muhafizi olsa ve vazifesini durustlukle yapsa, soyle ki, kendisine (sadaka vs. nevinden) emredileni gonul hosluguyla eksiksiz ve tam olarak yerine verse, sadakayi veren iki kisiden biri olur."
Buhari, Zekat 25, Vekalet 16, Icare 1; Muslim, Zekat 79 (1023); Ebu Davud, Zekat 43, (1684); Nesai, Zekat 66, (5, 79-80).
Nesai, hadisin basinda su ziyadeyi kaydetti: "Mu'min kisi, diger mumine karsi duvar gibidir, birbirlerini takviye ederler."

EMR-I BI'L-MA'RUF VE NEHY-I ANI'L-MUNKER

88 - Tarik Ibnu Sihab anlatiyor: "Bayram hutbesini okuma isini namazdan one alanin ilki Mervan'dir. O, bu ise tevessul edince cemaatten birisi ayaga kalkarak: "Yanlis is yapiyorsun, namazin hutbeden once kilinmasi gerekir" dedi. Mervan: "Artik o usul terkedildi" diyerek devam etmek istedi. Ebu Saidu'l-Hudri ortaya atilarak: "Bu adam, uzerine dusen vazifesini yapti. Zira ben Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in soyle soyledigini isittim: "Sizden kim (sunnetimize uymayan) bir munker gorurse (seyirci kalmayip) onu eliyle duzeltsin. Buna gucu yetmezse lisaniyla duzeltsin. Buna da gucu yetmezse kalbiyle bugzetsin. Bu kadari imanin en zayif mertebesidir."
Melahim 17, (4340); Muslim, Iman 78 (49); Ebu Davud; Salatu'l-Iydeyn 248 (1140); Tirmizi, Fiten 11 (2173); Nesai, 17 (8, 111); Ibnu Mace, Fiten 20, (4013);
Tirmizi'nin rivayetinde soyle denir: "Bir adam kalkarak ey Mervan sunnete muhalefet ettin..." dedi.
Ebu Davud su ziyadeyi kaydeder: Sen bayram gununde minberi (musallaya) cikardin. Halbuki daha once bayramda minber cikarilmazdi. Bir de hutbeyi namazda one aldin."
Nevevi rivayetinde bu aciklamalar yok, sadece Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in sozleri var.

89 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdu: "Benden once Allah'in gonderdigi her peygamberin mutlaka ummetinden havarileri ve arkadaslari olmustur. Bunlar onun sunnetiyle amel ederler emirlerini de yerine getirirlerdi. Sonra, bu peygamberlerin ardindan oylesi kotulukler zuhur etmisti ki, yapmadiklarini soyleyip, kendilerine emredilmeyeni de yapmislardir. Kim bu guruhla eliyle mucahede ederse mu'mindir. Kim onunla diliyle mucahede ederse o da mu'mindir. Kim de onlarla kalbiyle mucahede ederse o da mu'mindir. Bunun gerisine, artik zerre miktar iman yoktur.
Muslim, Iman 80, (50).

90 - Yine Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Israilogullari bir kisim gunahlar islemeye baslayinca alimleri onlari bu islerden menettiler. Ancak onlar dinlemediler, vazgecmediler. Zamanla alimler de onlarla oturmaya, dayanismaya ve beraber icmeye basladilar. Allah da bunun uzerine, berikinin dalaletini oburune katarak, biriyle digerinin kufrunu artirdi. "Davud'un ve Meryem oglu Isa'nin diliyle onlari lanetledi..." (Maide, 78).
Sonra, ayakta bulunan Resulullah (aleyhissalatu vesselam) oturarak sozunu tamamladi: "Hayir, nefsimi kudret elinde tutan Zat'a yemin ederim, onlari hak adina kotuluklerden men etmezseniz (siz de rizaya eremezsiniz).
Ebu Davud, Melahim 17, (4336); Tirmizi, Tefsir, Maide (3050), Ibnu Mace, Fiten 20, (4006);
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
91 - Kays Ibnu Ebi Hazim anlatiyor: "Hz. Ebu Bekir (radiyallahu anh) Cenab-i Hakk'a hamd ve senadan sonra buyurdu ki: "Ey insanlar! Sizler su ayeti okuyor ve fakat yanlis anliyorsunuz: "Ey iman edenler, siz kendinize bakin. Dogru yolda iseniz sapitan kimse size zarar veremez" (Maide, 105). Biz Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in: "Insanlar, zalimi gorup elinden tutmazlarsa, Allah'in, hepsine ulasacak umumi bir bela gondermesi yakindir" dedigini isittik." Keza ben, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in: "Iclerinde kotulukler islenen bir cemiyet, bu kotulukleri bertaraf edecek gucte oldugu halde, seyirci kalir, mudahale etmezse, Allah'in hepsini saran umumi bir bela gondermesi yakindir" dedigini isittim.
Ebu Davud, Melahim 17, (4338); Tirmizi, Tefsir, Maide (3059), Fiten 8 (2169); Ibnu Mace, Fiten 20 (4005).

92 - Huzeyfe (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:
"Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a kasem olsun, ya ma'rufu emreder ve munkerden de yasaklarsiniz veya Allah'in katindan umumi bir bela gondermesi yakindir. O zaman yalvar yakar olursunuz da duaniz kabul edilmez."
Tirmizi, Fiten 9, (2170).

93 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sizler yardim gorecek, ganimetler elde edecek ve bircok memleketleri fethedeceksiniz. Sizden kim bu vakte ererse, Allah'tan cekinsin, ma'rufu emredip, munkerden de nehyetsin. Kim de bile bile bana yalan nisbet ederse, atesteki yerini hazirlasin."
Tirmizi, Fiten 70, (2258).

94 - Urs Ibnu Amire el-Kindi (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Yeryuzunde bir kotuluk islendigi vakit, ona sahid olan bunu takbih ederse (kotu oldugunu te'yid ederse), o kotulugu gormemis gibi zararindan kurtulur. O kotuluge sahid olmadigi halde, isittigi zaman memnun kalan kimse, sanki sahid olmus gibi manen zarar gorur."
Ebu Davud, Melahim 17, (4345).

95 - Ebu Said (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:
"Zalim sultanin yaninda gercegi soylemek en buyuk cihaddandir."
Ebu Davud, Melahim 17, (4344); Tirmizi 13, (2175); Ibnu Mace, Fiten 20, (4011).

I'TIKAFLA ILGILI BOLUM

96 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) vefat edinceye kadar Ramazan'in son on gununde itikafa girer ve derdi ki: "Kadir gecesini Ramazan'in son on gununde arayin". Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'dan sonra, zevceleri de itikafa girdiler."
Buhari, Fadlu Leyletu'l-Kadr 3, Itikaf 1,14; Muslim, Itikaf 5, (1172); Muvatta, Itikaf 7, (1, 316); Tirmizi, Savm 71, (790); Nesai, Mesacid 18, (2, 44); Ebu Davud, Siyam 77, (2462, 2464); Ibnu Mace, Siyam 59; (1771).
Bir baska rivayette soyle denir: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) her Ramazan'da itikafa girerdi. Aksam namazini kilar kilmaz itikaf mahaline gelirdi. Ravi der ki: Bir gun Hz. Aise de itikaf icin izin istedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) izin verdi. Mescidin icinde itikaf icin bir cadir kuruldu. Bunu Hafsa validemiz (radiyallahu anha) isitti, O'nun icin de bir cadir kuruldu. Arkadan Zeyneb (radiyallahu anha) validemiz icin de bir cadir kuruldu. Sabah olup da Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hucresinden cikinca dort cadir kuruldugunu gorur ve "Bunlar da ne?" diye sorar. Durum haber verilince: "Onlari bu ise sevkeden sey nedir, Allah'in rizasini kazandiracak bir amel dusuncesi mi? Hayir! Derhal kaldirin, gozum gormesin!" emretti. Cadirlar kaldirildi. O Ramazan Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'da itikafi terketti. Sevval'in son onunda itikafa girdi."
Bir diger rivayette soyle denir: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) cadirlarin kaldirilmasini emretti. Derhal yikildilar. O yil itikafa girmeyi Ramazan'da terketti, Sevval ayinin ilk onunda yerine getirdi."

97 - Ebu Said (radiyallahu anh) anlatiyor: "Biz Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le birlikte Ramazan'in orta on gununde i'tikafa girdik, yirminci gunun sabahi olunca esyalarimizi (evlerimize) tasidik. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (bir hutbe irad etti ve) sonra sunu soyledi: "Itikafa girmis olanlar, itikaf mahallerine donsunler. Zira bu gece bana Kadir gecesinin hangi gece oldugu gosterilmisti, sonra unutturuldu. Siz, son onda ve tek gecelerde arayin. Ayrica bu gece kendimi su ve camur icinde secde eder gordum." Resulullah (aleyhissalatu vesselam) itikaf mahalline donunce, o gunun sonuna dogru hava bozdu. Mescid o siralarda (uzeri dallarla ortulmus) cardak seklindeydi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in burnu ve burun yumusagi uzerinde su ve camur bulasigini gordum. Bu gece 21. gece idi."
Buhari, Fadlu Leylet'l-Kadr 2, 3, Itikaf 1, 9, 13; Muslim, Siyam 213, (1167);

98 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) her Ramazanda on gun i'tikafa girerdi. Vefat ettigi yilda ise yirmi gun i'tikafa girdi."
Buhari, I'tikaf 17; Ebu Davud, Savm 78, (2466). Ibnu Mace, Siyam 58, (1769).

99 - Enes ve Ubey Ibnu Ka'b (radiyallahu anh) anlatiyorlar. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Ramazan'in son on gununde itikafa girerlerdi. Fakat bir sene (seferde oldugu icin) itikafa girmedi, muteakip yil yirmi gun itikaf yapti."
Hadisi Ebu Davud, Ubeyy hazretlerinden (Savm 77, (2463)); Tirmizi de Enes hazretlerinden (Savm 79, (803)) rivayet etmistir. Ibnu Mace, Siyam 58, (1770).

100 - Hz. Aise (radiyallahu anha)'nin anlattigina gore, "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) mescitte itikafda oldugu sirada, kendisi de hayizken, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in saclarini taramistir. Bu hizmeti yaparken kendisi odasindan ayrilmamis; Resulullah (aleyhissalatu vesselam) basini ona uzatmistir. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) itikafta iken, (buyuk veya kucuk abdest bozmak gibi) zaruri bir ihtiyac olmadikca odaya girmezdi."
Buhari, Hayz 2, Itikaf 2, 3, 4, 19, Libas 76; Muslim, Hayz 6-7 (297); Muvatta, I'tikaf 1 (1, 312); Tirmizi, Savm 80, (804); Ebu Davud, Siyam 79 (2467, 2468, 2469); Nesai, Hayz 20, (1, 193).
Ebu Davud'da su ziyade var: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) itikafda iken hastaya ugrar, oyalanmadan halini sorar gecerdi. Hz. Aise buyurdu ki: "Aslinda, mutekif icin sunnet olani, hasta ziyaretine gitmemesi, cenaze merasimine katilmamasi, kadina temas etmemesi, kadinin tenine tenini degedirmemesi, zaruri ihtiyac disinda da itikaf yoktur."
(Ebu Davud, Savm 80, 2473)
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
101 - Yine Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in zevcelerinden biri, mustehaza haliyle Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'la birlikte itikafa girdi. Oyle ki, kadin, kani ve elbisesinde sari lekeyi de goruyor bu halde de namaz kiliyordu. Kanin siddetli akmasi halinde (kirletmeyi onlemek icin) altina legen koydugu oluyordu."
Buhari, Hayz 10, Itikaf 10; Ebu Davud, Savm 81, (2476);

102 - Ali Ibnu'l-Huseyn anlatiyor: Safiyye (radiyallahu anha) buyurdu ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) itikafta iken ziyaret maksadiyla geceleyin yanina ugradim. Bir muddet konustuk. Sonra geri donmek uzere kalktim. Ugurlamak uzere de o kalkti. Kapiya kadar gelmisti ki, Ensar'dan iki kisi oradan geciyordu. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'i gorunce hizlandilar. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Agir olun dedi, su yanimdaki Huyey'in kizi Safiyye'dir." Onlar: "Subhanallah, dediler bu da ne demek ey Allah'in Resulu" Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Seytan, insana, damarlardaki kan gibi nufuz eder. Ben, onun kalplerinize bir kotuluk atmasindan korkarim" buyurdu."
"Buhari, I'tikaf 8, 11, 18 Farzu'l-Humus 4, Bed'u'l-Halk 11, Edeb 121, Ahkam 21; Muslim, Selam 23-25 (2174, 2175); Ebu Davud, Siyam 79, (2470).

103 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: "Babam Omer (radiyallahu anh) cahiliye devrinde iken geceleyi itikafa girmek uzere nezretmisti (adamisti). -Hatta Mescid-i Haram'da bir gun itikaf yapmayi adamisti diye de rivayet edilir- Durumu Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'den sordu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) "Nezrini yerine getir" buyurdu."
Buhari, Itikaf 5, 15, 16; Humus 19, Megazi 54, Eyman 29; Muslim, Eyman 27, (1656) Tirmizi, Nuzur 12, 12, (1539); Ibnu Mace, Keffarat 18, (2129).

IHYAU'L-MEVAT BOLUMU

104 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:"Sahibi olmayan bir araziyi kim ihya ederse, bu araziyi herkesten ziyade o hak kazanir." Urvetu'bnu Zubeyr "Hz. Omer (radiyallahu anh) halife iken bu hadisin hukmunu tatbik etti" dedi.
Buhari, Hars 15.

105 - Urvetu'bnu Zubeyr (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim olu bir araziyi ihya ederse, burasi onun olur. Baskasinin arazisine izinsiz agac dikene hicbir hak taninmaz.
Muvatta, Akdiye 26, (2, 743); Tirmizi, Ahkam 38, (1379); Ebu Davud, Harac 37, (3073).
Ebu Davud'da su ziyade var: Urve (radiyallahu anh) dedi ki: "Sehadet ederim ki, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) suna hukmetti: Arz, Allah'in arzidir, insanlar da Allah'in kullaridir. Kim bir olu araziyi (mevat) ihya ederse, bu yere, o, herkesten ziyade hak sahibi olur. Bu hukmu Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'dan bize, ondan namazi getirenler getirdi."

106 - Urve (radiyallahu anh) dedi ki: "Bana bu hadisi rivayet eden kimse sunu da anlatti: Iki kisi Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e muracaat ederek aralarindaki ihtilafi arzettiler: Bunlardan biri, digerinin arazisine hurma agaci dikmisti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Tarla, eski sahibine aittir, agac diken de diktiklerini tarlada soksun" diye hukmetti. Ben agaclarin koklerine baltalarla vuruldugunu gordum. Agaclar boylu boslu tam haldeydiler, hepsi de tarladan sokulduler."
Ebu Davud, Harac 37, (3074).

107 - Semuratu'bnu Cundub (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) dedi ki: "Mevat (olu) bir araziyi kim bir duvarla cevrelerse, burasi onun olur."
Ebu Davud, Harac 37, (3077).
Rezin, Said Ibnu Zeyd (radiyallahu anh)'den su ziyadeyi kaydetti: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) dedi ki: "Sahibi bir arazinin bakimindan aciz kalarak helak olmaya terkedince biri gelip bu araziyi ihya ederse, arazi kendinin olur."

ILA BOLUMU

108 - Enes (radiyallahu anh) 'in anlattigina gore, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'i bir at yere atmisti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in (sag) tarafi veya (sag) omuzu ezildi. Bu O'na ayakta duramayacak kadar izdirab verdi. O siralarda hanimlarini da bir ay muddetle terketti. Bu esnada, hurma kutugunden yapilmis bir merdivenle cikilan tenezzuh odasina (mesrube) cekildi. Ashab (radiyallahu anhum ecmain) kendisine "gecmis olsun" ziyaretine geliyorlardi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) oturarak namaz kilardi, onlar ise ayakta durarak namaza uymuslardi. Selami verince soyle dedi: "Imam, kendisine uyulmak icin vardir. Oyle ise ayakta namaz kildiriyorsa siz de ayakta kilin, sayet oturarak kildiriyorsa siz de oturarak kilin, imam rukuya varmadan rukuya gitmeyin, o basini kaldirmadan siz de kaldirmayin."
Ravi der ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) ayin 29'unda mesrubeden indi. Ashab: "Ey Allah'in Resulu, sen bir aylik bir muddet icin ila'ya (ayri kalmaya) karar vermistin" dediler. Onlara: "Bu ay yirmi dokuz gundur" cevabini verdi."
Buhari, Salat 18, Ezan 51, 82, 128, Sifatu's-Salat 83, 128, Savm 11, Mezalim 25, Nikah 91, Talak 21, Eyman 20; Tirmizi, Savm 6, (690); Nesai, Talak 32, (6, 166).
Buhari ve Muslim'de Ummu Seleme'den gelen bir rivayette: "Bu ay yirmi dokuz cekiyor" buyurmustur.
Muslim'de Cabir (radiyallahu anh)'dan kaydedilen bir rivayette: "Sonra iki elini uc sefer uzatti, ikisinde her iki elinin butun parmaklariyla, sonuncu kerede sadece dokuz parmagiyla isaret etmisti" diye (yirmi dokuzu gosterdigi aciklanir) (Siyam 24).

109 - Ibnu Omer (radiyallahu anh), "Kadinlarina yaklasmamaya yemin edenler icin dort ay beklemek vardir. Eger erkekler (o muddet icinde kefaret yaparak zevcelerine) donerlerse suphe yok ki Allah cidden gafur ve rahimdir..." (Bakara 226) ayetinin aciklamasi ile alakali olarak) soyle demistir: "Ayette zikredilen) dort ay gectikten sonra ya rucu etmek veya bosamak uzere zevc tevkif olunur. Ila yapan fiilen bosamayinca (bu muddetin dolmasiyla) bosanma husule gelmez." Bu gorus, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Ebu'd-Derda ve Hz. Aise (radiyallahu anhum ecmain)'den ve Ashab'tan on iki kisiden de rivayet edilmistir.
Buhari, Talak 21; Muvatta Talak 19, (2, 557).
Buhari'nin bir baska rivayetinde Ibnu Omer demistir ki: "Cenab-i Hakk'in ayette zikrettigi ila, dort aylik muddet disinda hic kimseye helal olmaz. Bu mudded dolunca ya tatlilikla hanimini tutar veya, Allah'in emrettigi sekilde bosamaya karar verir. (Ila muddetini uzatarak kocasinin ayrica birde bosanmasini beklemek gibi ucuncu bir yola suluk edilemez.)"

110 - Hz. Ali (kerremallahu vechehu) buyurmustur ki: "Bir kimse hanimina yaklasmamaya yemin ederse (ila'ya karar verirse), bundan bosanma hasil olmaz. Dort aylik muddet gecince, ila yapan koca tevkif olunur, ya bosar ya da kefaret odeyerek rucu eder."
Muvatta, Talak 17, (2, 556).
Imam Malik der ki: "Bir kimse, cocugu sutten kesilinceye kadar hanimina yaklasmamaya yemin edecek olsa, bu ila yemini sayilmaz. Bana Hz. Ali'den ulasan bir rivayete gore, bu durumdan kendisine soruldugu vakit bunun ila olmadigini belirtmistir."
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
111 - Hz. Aise (radiyallahu anha) der ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) hanimlarina yaklasmamaya yemin etti (ila karari verdi) ve (bal yemeyi de kendi kendine) haram etti. Boylece helal olan bir seyi kendisine haram kilmisti. Sonra kefaret karsiliginda yeminini bozdu"
Tirmizi, Talak 21, (1201).

MAKBUL VE MEKRUH ISIMLER

112 - Ebu'd-Derda (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Sizler kiyamet gunu isimlerinizle ve babalarinizin isimleriyle cagirilacaksiniz oyleyse isimlerinizi guzel yapin"
Ebu Davud, Edeb 69, (4948).

113 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah'in en ziyade sevdigi isimler Amdullah ve Abdurrahman'dir."
Muslim, Adab, 2, (2132); Ebu Davud Edeb 69, (4949); Tirmizi, Edeb 64, (2835).

114 - Ebu Vehb el-Cusemi (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Peygamberlerin isimleriyle isimlenin. Allah'in cok sevdigi isimler Abdullah, Abdurrahman'dir. En sadik olanlari da Haris ve Hemmam isimleridir. En cirkinleri de Harb ve Murre isimleridir"
Ebu Davud, Edeb 69, (4950). Metin Ebu Davud'a aittir, Nesai'de muhtasar olarak kaydedilmistir (Hayl 3 (6, 218, 219)).

115 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah katinda en dusuk (ahna') isim Meliku'l-emlak (mulklerin maliki) ismidir. Allah'tan baska Malik yoktur."
Sufyan merhum dedi ki: Sahan Sah bunun ornegidir.
Ahmed Ibnu Hanbel merhum dedi ki: "Ebu Amr merhum'a, ahna'ne demek diye sordum, bana "en dusuk" diye cevap verdi.
Buhari, Edeb 114; Muslim, Edeb 20, (2143); Ebu Davud, Edeb 70, (4961); Tirmizi Edeb 65, (2839).

116 - Muslim'in bir diger rivayetinde soyle buyrulmustur: "Kiyamet gunu, Allah'in en ziyade kizacagi en kotu kimse, adi Meliku'l-emlak (Sehinsah) olan kimsedir. Allah'tan baska Malik yoktur."
(Adab 21)

117 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Ya'la, Bereket, Eflah, Yesar, Nafi ve benzeri isimlerin kullanilmasini yasaklamayi arzu etmisti. Sonra onun bu mevzuda sukut ettigini gordum. Sonra da yasaklamadan vefat etti."
Bu hadisi Muslim, Adab 13, (2138); ve Ebu Davud, Edeb, 70, (4960) rivayet ettiler. Hadisin metni Muslim'e aittir.
Ebu Davud'un rivayetinde su ziyade mevcuttur: "...Zira kisi "Bereket burada mi?" diye sorar da "hayir yok!" diye cevap verirler."

118 - Hz. Omer (radiyallahu anh)'in azadli kolesi Eslem anlatiyor: "Hz. Omer (radiyallahu anh), bir oglunu Ebu Isa kunyesini kullandigi icin dovdu. Ote yandan Mugire Ibnu Su'be (radiyallahu anh), Ebu Isa kunyesini kullaniyordu. Hz. Omer (radiyallahu anh) ona "Ebu Abdillah kunyesini kullanman sana yetmez mi?" dedi. Mugire: "Bana Ebu Isa kunyesini takan Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'dir" cevabini verince, Hz. Omer: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in gecmis gelecek butun gunahlari affedilmistir. Biz ise bundan boyle sikintidayiz" dedi. Olunceye kadar Mugire'yi "Ebu Abdillah" diye kunyeledi.
Ebu Davud, Edeb 72, (4963).

119 - Yahya Ibnu Sa'id (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bol sutlu bir deve hakkinda: "Bunu kim sagacak?" diye sordu. Bir adam ayaga kalkmisti ki Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) "Ismin ne?" dedi. Adam: "Murre (aci)!" deyince, ona: "Otur!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) tekrar "Bunu kim sagiverecek?" diye sordu. Bir baskasi ayaga kalkti, ben sagacagim diyecekti. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) ona da: "ismin nedir?" diye sordu. Adam: "Harb!" diye cevap verdi. Ona da "Otur" dedi.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Bu deveyi kim bize sagiverecek?" diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalkti. Ona da ismini sordu. "Ya'is (yasiyor!)" cevabini alinca ona: "Sen sag" diyerek musaade etti."
Muvatta, Isti'zan 24 (2, 973).

HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)'IN ISIM KOYDUGU KIMSELER

120 - Sehl Ibnu Sa'd es-Saidi (radiyallahu anh) buyurdu ki: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Fatima (radiyallahu anha) annemizin evine ugramisti. Hz. Ali (radiyallahu anh)'yi evde bulamayinca: "Amca oglun nerede?" diye sordu. Fatima (radiyallahu anha): "Aramizda bir sekerlenme oldu. Bunun uzerine bana kizdi ve cekip gitti" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) birine: "Hele bir arayiver nereye gitmis" diye emretti. "Mescidde yatiyor!" diye haber verince, Resulullah (aleyhissalatu vesselam), 'Kalk ey Ebu Turab, kalk ey Ebu Turab (yani Toprak babasi) diye seslendi.
Sehl der ki: Hz. Ali (radiyallahu anh)'nin en cok sevdigi ismi bu isimdi.
Buhari, Salat 58, Fedaili'l, Ashab 9, Edeb 113, Isti'zan 40; Muslim, Fedailu's-Sahabe 38, (2409).
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
121 - Esma Bintu Ebi Bekr (radiyallahu anhuma) anlatiyor. "Mekke'de Abdullah Ibnu Zubeyr (radiyallahu anh)'e hamile kalmistim. Dogum yaklasmisti ki, Mekke'yi terkettim ve Medine'ye geldim, Kuba'ya indim. Abdullah'i orada dunyaya getirdim. Dogunca, bebegi alip Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a goturdum, kucagina biraktim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir hurma istedi, agzinda cigneyerek ezdikten sonra, tukrugunden cocugun agzina birakti. Abdullah'in midesine ilk inen sey Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in mubarek tukrukleri idi. Sonra (yumusattigi o) hurma ile cocugun damagini ogdu, hakkinda bereketle dua etti ve Abdullah ismini verdi. Musluman aileden ilk dogan cocuk bu idi. (Medine'de butun Muslumanlar) onun dogumuna cok sevindiler. Cunku "Yahudiler size sihir yaptilar, asla dogum yapamayacaksiniz" diye bir sayia cikarilmisti."
Buhari, Menakibu'l-Ensar 45, Akika 1, Muslim, Adab 26, (2146).

122 - Ebu Musa (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir oglum dogmustu. Hemen Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a getirdim. Ibrahim ismini verip bir hurma ile tahnikde bulundu. Sonra da "Mubarek olsun" diye dua buyurdu ve cocugu bana geri verdi. Bu cocuk, Ebu Musa'nin en buyuk evladi idi."
Buhari, Akika 1; Muslim, Adab 24, (2145).

123 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Abdullah Ibnu Ebi Talha'yi dogdugu zaman Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a goturdum. Bebek bir bez icerisinde idi. Vardigimizda Resulullah (aleyhissalatu vesselam) devesine katran suruyordu. "Beraberinde hurma da getirdin mi?" diye sordu. "Evet" dedim ve birkac tane hurma verdim. Onlari agzinda cignedi, sonra cocugun agzini acti. Agzina tukrugu puskurttu. Bebek, yalamaya basladi. Bunun uzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam) "Ensar'in hurma sevgisine bakin (dogar dogmaz basliyor)" diye latife etti ve cocugu Abdullah diye isimledi."
Buhari, Cenaiz 42, Akika 1; Muslim, Adab 22, (2144); Ebu Davud, Edeb 69, (4951) Hadisin metni; Muslim'deki metindir.

124 - Hz. Aise (radiyallahu anha): "Ey Allah'in Rasulu, dedim, arkadaslarimdan her birisinin bir kunyesi var, (benim yok)". Dedi ki: "Oglum Abdullah Ibnu Zubeyr ile kunyelen." Aise, "Ummu Abdillah (Abdullah'in annesi)" diye kunye almisti"
Ebu Davud, Edeb 78, (4970).
Rezin merhum: "Teyze anne gibidir" ilavesini kaydetmistir.

HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)'IN DEGISTIRDIGI ISIMLER

125 - Hz. Aise (radiyallahu anha): "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) cirkin isimleri degistirirdi" buyurmustur.
Tirmizi, Edeb 66, (2841).

126 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Zeyneb Bintu Ebi Seleme'nin ismi Berre idi. "Nefsini tezkiye ediyor" denildi. Bunun uzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onu Zeyneb diye isimlendirdi.
Buhari Edeb 108; Muslim, Edeb 17, (2141).

127 - Ibnu Abbas (radiyallahu anh) anlatiyor: "Cuveyriye Bintu'l-Haris'in ismi Berre idi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onun ismini Cuveyriye diye degistirdi. Zira, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) "Berre'nin yanindan cikti" denmesini sevmiyordu.
Muslim, Edeb 16, (2140).

128 - Sureyh Ibnu Hani, (radiyallahu anh) babasindan naklediyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), kavmimin beni Ebu'l-Hakem diye kunyelediklerini isitmisti. Beni cagirtarak: "Hakem olan Allah'tir, hukum de O'nadir, oyle ise, sen nasil Ebu'l-Hakem kunyesini tasirsin?" dedi. Ben acikladim: "Kavmim bir meselede anlasmazliga dusunce bana gelirler, ben hukme baglarim. Her iki taraf da verdigim hukme razi olurlar." Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Bu ne guzel sey?" buyurdu ve "Cocuklarindan neler var?" diye sordu. Ben: "Sureyh, Muslim, Abdullah var" dedim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "En buyugu hangisi?" dedi. "Sureyh" dedim. "Oyleyse, buyurdu, sen Ebu Sureyh'sin"
Ebu Davud, Edeb 70, (4955); Nesai, Kada 7, (8, 226-227).

129 - Besir Ibnu Meymun, amcasi Usame Ibnu Ahdari'den rivayet ediyor: Ahdari diyor ki: "Ismi Asram olan bir adam vardi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ona: "Ismin nedir?" diye sordu. Adam Asram diye cevap verdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayir sen Zur'a'sin" buyurdu.
Ebu Davud, Edeb 70, (4954).

130 - Said Ibnu'l-Museyyeb babasi vasitasiyla dedesinden naklediyor: "Dedem, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a ugramisti. Ismin ne? diye sordu. "Hazn (sert yer)" diye cevap verdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayir sen Sehl'sin" dedi. Museyyeb: "Olamaz, babanin verdigi bir ismi degistiremem" dedi. Ibnu'l-Museyyeb ilave ediyor: "O gunden sonra aramizda kabalik devam etti gitti."
Buhari, Edeb 107-108; Ebu Davud, Edeb 70, (4956).
Ebu Davud'un rivayetinde soyle demistir: "... Hayir sehl ezilir ve hakir tutulur."
Ebu Davud merhum der ki: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Asi, Aziz, Atele (siddet, sertlik), Seytan, Hakem, Gurab (karga) Habbab, Sihab isimlerini degistirdi. Sihab'i Hisam, Harb'i Silm (sulh), Muzdaci'i (yatan) Munbais (kalkan) yapti. Afire (corak) adini tasiyan bir araziyi de Hadire (yesillik) diye, Si'bu'd Dalalet'i (sapiklik gecidi) Si'bu'l-Huda diye isimledi. Benu'z-Zinye'yi Benu'r-Rusd olarak degistirdi."
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
131 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) diyor ki: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Asiye (isyankar, itaatsiz kadin) ismini degistirip Cemile (guzel kadin) yapti.
Muslim, Edeb 14, (2139); Tirmizi, Edeb 66, (2840); Ebu Davud, Edeb 70, (4952).

132 - Mesruk anlatiyor: "Hz. Omer'le karsilastim. Bana "Sen kimsin?" diye sordu. "Mesruk Ibnu'l-Ecda" dedim. Dedi ki: "Ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in ecda seytandir" dedigini isittim."
Ebu Davud, Edeb 70, (4957).

133 - Sehl Ibnu Sa'd (radiyallahu anh) anlatiyor: "el-Munzir Ibnu Ebi Useyd dogdugu zaman Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a getirilmisti. Cocugu kucagina aldi ve: "Ismi nedir?" diye sordu. "Ismi falandir" diye ne konmussa soylendi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayir! bunun ismi Munzir olacak" dedi ve o gun cocuga Munzir ismini koydu.
Buhari, Edeb 108; Muslim, Edeb 29, (2149).

HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)'IN ISIM VE KUNYESINI ALMA HAKKINDA GELEN RIVAYETLER

134 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir gun Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Baki'de idi. Kulagina bir ses geldi: "Ey Ebu'l-Kasim!" diyordu. Basini sese dogru cevirdi. Seslenen adam: "Ey Allah'in Resulu seni kastedmedim, ben falancayi cagirdim" dedi. Bunun uzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Ismimi isim olarak koyun, fakat kunyemi kendinize kunye yapmayin!" buyurdu.
Buhari, Menakib 20, Edeb 106; Muslim, Adab 1 (2131); Tirmizi, Edeb 68, (2844).

135 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bizden birinin bir oglu oldu. Ismini Kasim koydu. Kendisine: "Sana Ebu'l-Kasim kunyesini vermeyiz. Bu kunye ile seni sereflendirip memnun etmeyiz" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gelerek durumu arzetti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bunun uzerine: "Oglunun adi Abdurrahmandir" dedi.
Buhari, Edeb 105, 106, 109, Menakib 20; Muslim, Adab 2, (2133); Ebu Davud, Edeb 74, (4965); Tirmizi, Edeb 68, (2845).
Bir rivayette su ziyade var: "Ismimi isim olarak koyun, fakat kunyemi kunye yapmayin. Zira ben Kasim (taksim edici) kilindim. Aranizda taksim ederim."
Ebu Davud'un bir rivayetinde soyle buyrulmustur: "Kim benim ismimi almissa, kunyem ile kunyelenmesin. Kim de kunyem ile kunyelenmisse, ismimle isimlenmesin."

136 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Bir kadin gelerek: "Ey Allah'in Resulu, ben bir oglan dunyaya getirdim. Muhammed diye isim, Ebu'l-Kasim diye de kunye verdim. Bana, sizin bu durumdan hoslanmadiginiz soylendi, dogru mu?" diye sordu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Ismimi helal, kunyemi haram kilan sey de ne?" veya "Kunyemi haram kilip ismimi helal kilan sey de ne?" diyerek reddetti.
Ebu Davud Edeb 76, (4968).

137 - Muhammed Ibnu'l-Hanife, babasindan (Allah her ikisinden de razi olsun) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e sordum: "Ey Allah'in Resulu, sizden sonra bir oglum oldugu takdirde, sizin isminizle isimlendirebilir, kunyenizle de kunyelendirebilir miyim, ne dersiniz?" Bana "Evet" buyurdular.
Ebu Davud, Edeb, 76, (4967); Tirmizi, Edeb 68, (2846).
Yuharidaki metin Ebu Davud'undur. Tirmizi, hadise, "sahih" demistir, ayrica: "Burada bizim icin ruhsat var" diye kaydetmistir.

ISIM VE KUNYE UZERINE MUTEFERRIK HADISLER

138 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) cocuga, dogumunun yedinci gununde isim konmasini, yikanarak pisliklerin temizlenmesini ve akika kurbani kesilmesini emir buyurdu."
Ebu Davud, Edahi, 21, (2837); Tirmizi, Edahi 23, (1522), Edeb 63,(2834), (Tirmizi'de hadis Ibnu Omer'den degil, Amr Ibnu Su'ayb an ebihi an ceddihi tarikindendir. Burada bir sehiv soz konusu -Nesai, Akika 5, (7, 166); Ibnu Mace, Zebaih 1, (3165)-dur.).

139 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Yeni dogan cocuklar Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e getirilirdi. O da bunlara mubarek olmalari icin dua eder, tahnikde bulunurdu."
Muslim, Edeb, 27 (2147); Ebu Davud, Edeb 116, (5106).

140 - Ebu Rafi (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Fatima (radiyallahu anha) oglu Hasan (radiyallahu anh)'i dogurdugu zaman, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i kulagina ezan okurken gordum."
Ebu Davud, Edeb 116, (5105); Tirmizi, Edahi 17, (1514).
Tirmizi hadisin sahih oldugunu soylemistir. Rezin su ziyadeyi kaydeder: "Kulagina Ihlas suresini okudu, hurma ile tahnik etti ve ismini koydu."
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
141 - Yahya Ibnu Said anlatiyor: "Hz. Omer bir adama: "Ismin nedir?" diye sordu. Adam "Cemre (kor)" dedi. "Kimin oglusun?" diye tekrar sordu. Adam: "Ibnu Sihab (alev) deyince "Kimlerden?" dedi. Adam: "Hurakalardan." "Eviniz nerede? diye sordu. "Harretu'n-Nar'da" cevabini alinca, "hangisinde?" dedi. "Zati Leza'da" cevabini alinca; Hz. Omer (radiyallahu anh) "Ailene yetis, yaniyorlar!" dedi. Gercekten durum aynen Hz. Omer'in dedigi gibiydi"
Muvatta, Isti'zan 25 (2, 973).

KAPLARLA ILGILI BOLUM

142 - Huzeyfe (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in soyle dedigini isittim: "Ipek ve Ibrisim elbise giymeyin. Altin ve gumus kaplardan su icmeyin, onlarda yemek yemeyin. Zira bu iki sey dunyada onlar (kafirler), ahirette de sizin icindir."
Buhari, Et'ime 28; Muslim, Libas 4; Ebu Davud, Nesai, Buhari, Et'ime 28, Esribe 28, Libas 25; Muslim, Libas 4, (2067); Tirmizi, Esribe 10 (1879); Ebu Davud, Esribe 17 (3723); Nesai, Zinet 87, (8, 198, 199); Ibnu Mace, Esribe 17, (3414).

143 - Ummu Seleme (radiyallahu anha) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Gumus kaptan su icen, karnina cehennem atesi dolduruyor demektir"
Buhari, Esribe 28; Muslim, Libas 1, (2065); Muvatta, Sifatu'n-Nebi 11 (2, 924-925); Ibnu Mace, Esribe 17(3413).
Muslim'in bir diger rivayetinde soyle denir: "Kim altin veya gumus bir kaptan icerse..."

144 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Biz Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le birlikte gazveye cikmistik. Savas sonunda elde ettigimiz ganimetler arasinda musriklerin kap-kacak ve su kaplari da vardi. Biz bunlari kullaniyorduk. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hic bir zaman niye kullaniyorsunuz diye ayiplamadi."
Ebu Davud, Et'ime 46, (3838).

145 - Ebu Sa'lebe el-Huseni (radiyallahu anh) diyor ki: "Ben Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e ey Allah'in Resulu, biz Ehli Kitab'in yasadigi bir yerdeyiz. Onlarin kap-kacaklarindan yiyip icebilir miyiz? diye sordum. Dedi ki: "Onlarinkinden baska kap-kacak bulabilirseniz onlarinkinden yemeyin. Baska birsey bulamazsaniz onlari yikadiktan sonra kullanin."
Ebu Davud, Et'ime 46 (3839); Tirmizi, Siyer 11, (1560); Tirmizi hadisin sahih oldugunu soyledi. Metin Tirmizi'deki metindir.

146 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Omer (radiyallahu anh) sicak su ile ve bir Hiristiyan kadinin evinde onun su kabiyla abdest aldi." Bu rivayeti Rezin tahric etti. Derim ki: Bunu Buhari bab basligi olarak kaydetmistir. Dogrusunu Allah bilir.
Buhari, Vudu 43.

ECEL VE EMEL BOLUMU

147 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) birgun yere cubukla, kare biciminde bir sekil cizdi. Sonra, bunun ortasina bir hat cekti, onun disinda da bir hat cizdi. Sonra bu hattin ortasindan itibaren bu ortadaki hatta istinad eden bir kisim kucuk cizgiler atti.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu cizdiklerini soyle acikladi: Su cizgi insandir. Su onu saran kare cizgisi de eceldir. Su disari uzanan cizgi de onun emelidir. (Bu emel cizgisini kesen) su kucuk cizgiler de musibetlerdir. Bu musibet oku yolunu sasirarak insana degemese bile, diger biri deger. Bu da degmezse ecel oku deger.
Buhari, Rikak 3; Tirmizi, Kiyamet 23, (2456); Ibnu Mace, Zuhd 27, (4231).

148 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yere bir cizgi cizdi ve: "Bu insani temsil eder" buyurdu. Sonra bunun yanina ikinci bir cizgi daha cizerek: "Bu da ecelini temsil eder" buyurdu. Ondan daha uzaga bir cizgi daha cizdikten sonra: "Bu da emeldir" dedi ve ilave etti: "Iste insan daha boyle iken (yani emeline kavusmadan) ona daha yakin olan (eceli) ansizin geliverir."
Buhari, Rikak 4; Tirmizi, Zuhd 25, (2335); Ibnu Mace, Zuhd 27, (4232).

149 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) omuzumdan tuttu ve: "Sen dunyada bir garib veya bir yolcu gibi ol" buyurdu.
Ibnu Omer (radiyallahu anh) hazretleri soyle diyordu: "Aksama erdinmi, sabahi bekleme, sabaha erdinmi aksami bekleme. Saglikli oldugun sirada hastalik halin icin hazirlik yap. Hayatta iken de olum icin hazirlik yap."
Buhari, Rikak 2; Tirmizi, Zuhd 25, (2334).
Tirmizi'nin rivayetinde, "yolcu gibi ol" sozunden sonra su ziyade var: "Kendini kabir ehlinden added."

150 - Bureyde (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) elindeki iki cakil(dan birini yakina, digerini uzaga) atarak: "Su ve su neye delalet ediyor biliyor musunuz?" dedi. Cemaat: "Allah ve Resulu daha iyi bilir" dediler. Buyurdu ki: "Su (uzaga dusen) emeldir, bu (yakina dusen) de eceldir. (Kisi emeline ulasmak icin gayret ederken ulasmadan oluverir)".
Tirmizi, Emsal 7, (2874).
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
151 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ecelini altmis yasina kadar uzattigi kimselerden Cenab-i Hakk, her cesit ozur ve bahaneyi kaldirmistir."
Buhari Rikak 4; Tirmizi, Da'vat 113, (3545), Zuhd 23 (2332); Ibnu Mace, Zuhd 27, (4236), Metin Buhari'den alinmistir.
Tirmizi'nin metni su sekildedir: "Ummetimin vasati omru 60-70 yas arasidir. Allah, kime omrunde 40'ina kadar muhlet verdi ise, ondan ozru kaldirmistir."

EBEVEYNE IYILIK

152 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: Bir adam gelerek: "Ey Allah'in Resulu iyi davranip hos sohbette bulunmama en ziyaade kim hak sahibidir?" diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Annen!" diye cevap verdi. Adam: "Sonra kim?" dedi, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) "Annen!" diye cevap verdi. Adam tekrar: "Sonra kim?" dedi Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yine: "Annen!" diye cevap verdi. Adam tekrar sordu: "Sonra kim?" Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu dorduncuyu: "Baban!" diye cevapladi."
Buhari, Edeb 2; Muslim, Birr 1, (2548).

153 - Kuleyb Ibnu Menfa'a ceddi bulunan Kuleyb el-Hanefi (radiyallahu anh)'den anlattigina gore, kendisi Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek sormustur: "Ey Allah'in Resulu kime karsi iyilik yapayim?" Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)su cevabi vermistir: "Annene, babana, kizkardesine, oglan kardesine, bunu takip eden azadlina. Bu iyiligi de, uzerine vacib olan bir hakkin odenmesi, yani, sila-i rahmin yerine getirilmesi olarak yapacaksin. (Nafile, ihtiyari, hasbi bir davranis tatavvu grubuna giren bir amel olarak degil)".
Ebu Davud, Edeb 129, (5140).

154 - Behz Ibnu Hakim babasi tarikiyle dedesi Mu'aviye Ibnu Hayde el-Kuseyri (radiyallahu anh)'den naklediyor. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e: "Ey Allah'in Resulu, kime iyilik yapayim? diye sordum. Bana: "Annene" dedi. "Sonra kime?" diye tekrar ettim. "Annene" dedi. "Sonra kime?" dedim. "Annene" dedi. "Sonra kime?" dedim, bu dorduncude "Babana, sonra da tedrici yakinlarina" diye cevap verdi."
Ebu Davud, Edeb 129, (5141); Tirmizi Birr 1, (1898).
Ebu Davud bir rivayette su ziyadeyi kaydeder: "Haberiniz olsun, kisi azatlisindan bir fazlasini istese, azadli (mevla) bu (ihtiyac fazlasi)na sahib oldugu halde yerine getirmese kiyamet gunu vermemis oldugu bu fazlalik bir engerek yilani olarak kendisine getirilir."

155 - Abdullah Ibnu Amr Ibnu'l-As (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir adam: "Ey Allah'in Resulu benim malim ve bir de cocugum var. Babam malimi almak istiyor" (ne yapayim?) diye sordu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Sen ve malin babana aitsiniz. Sunu bilin ki, evladlariniz kazanclarinizin en temizlerindendir. Oyle ise evladlarinizin kazanclarindan yiyin" buyurdu."
Ebu Davud, Buyu 79, (3530); Ibnu Mace, Ticarat 64, (2291)-2292).

156 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bir gun: "Burnu surtulsun, burnu surtulsun, burnu surtulsun" dedi. "Kimin burnu surtulsun ey Allah'in Resulu?" diye sorulunca su aciklamada bulundu: "Ebeveyninden her ikisinin veya sadece birinin yasliligina ulastigi halde cennete giremeyenin."
Muslim, Birr 9, (251); Tirmizi, Daavat 110 (3539). Rivayetin yukaridaki metni, Muslim'deki metindir.

157 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: Hicbir evlad, babasinin hakkini, bir istisna durumu disinda odeyemez. O durum da sudur: Babasini kole olarak bulur, satin alir ve azad eder."
Muslim, Itk 25, (1510); Ebu Davud, Edeb 129, (5137); Tirmizi, Birr 8, (1907); Ibnu Mace, Edeb 1, (3659).

158 - Abdullah Ibnu Amr Ibni'l-As (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdu: "Allah'in rizasi babanin rizasindan gecer. Allah'in memnuniyetsizligi de babanin memnuniyetsizliginden gecer."
Tirmizi, Birr 3 (1900).
Tirmizi bu hadisi hem Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in sozu (merfu) olarak, hem de sahabi sozu (mevkuf) olarak rivayet eder. Ayrica mevkuf olarak rivayet eden tarikin sahih oldugunu soyler.

159 - Ibnu Amr (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir adam, cihada istirak etmek icin Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'den izin istedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Annen baban saglar mi?" diye sordu. Adam: "Evet" deyince: "Onlara (hizmet de cihad sayilir), sen onlara hizmet ederek cihad yap" buyurdu.
Buhari, Cihad 138, Edeb 3; Muslim, Birr 5, (2539); Ebu Davud, Cihad, 33, (2529); Nesai, Cihad 5; Tirmizi, Cihad 2, (1671).
Muslim'in bir diger rivayetinde adam: "...Sana, hicret ve cihad etmek ecrini de Allah'tan istemek sarti uzerine biat ediyorum" der. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Anne ve babandan sag olan var mi?" diye sorar. Adam: "Evet, her ikisi de sag" deyince: "Yani sen Allah'tan ecir istiyorsun?" der. Adamin "evet"i uzerine: "Oyleyse valideyn'in yanina don. Onlara iyi bak, (Allah'in rizasi ondadir)" emreder.
Ebu Davud ve Nesai'de gelen bir diger rivayette adam: "Aglamakta olan ebeveynimi de geride biraktim" der. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ona "Yemen'de bir kimsen var mi?" diye sordu. Adam: "Ebeveynim var" deyince "Peki, onlar sana izin verdiler mi? diye tekrar sordu. "Hayir" cevabi uzerine: "Oyleyse onlara geri don, onlardan izin iste. Sayet izin verirlerse cihada katil, vermezlerse onlara hizmet et!" emretti."

160 - Muaviye Ibnu Cahime'nin anlattigina gore; Cahime (radiyallahu anh) Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gelir ve: "Ey Allah'in Resulu, ben gazveye (cihad) katilmak istiyorum, bu konuda sizinle istisare etmeye geldim" der. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Annen var mi?" diye sorar. "Evet" deyince, "Oyleyse ondan ayrilma zira cennet onun ayaginin altindadir" buyurur.
Nesai, Cihad 6, (6, 11).
 

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
23 Nisan 2011
Mesajlar
3,345
Tepkime puanı
25
161 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: "Nikahim altinda bir kadin vardi ve onu seviyordum da. Babam Omer ise, onu sevmiyordu. Bana: "Bosa onu" dedi. Ben itiraz ettim ve bosamadim. Babam Omer (radiyallahu anh) Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gelerek durumu arzetti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bana: "Bosa onu" dedi.
Ebu Davud, edeb 129, (5138); Tirmizi, Talak 13, (1189). Tirmizi hadisin sahih oldugunu da belirtti.

162 - Ebu'd-Derda (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Baba cennetin orta kapisidir. Dilersen bu kapiyi terket dilersen muhafaza et" dedigini isittim.
Tirmizi, Birr, 3, (1901). Tirmizi, hadise "sahih" dedi.

163 - Bureyde (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir kadin: "Ey Allah'in Resulu, ben anneme bir cariye tasadduk etmistim. Simdi annem oldu" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Sadaka yapmis olmanin) ecrini mutlaka alacaksin. Miras yoluyla cariye sana geri gelecek (tekrar senin olacak)" buyurdu. Kadin: "Ey Allah'in Resulu annemin bir aylik oruc borcu vardi, onun yerine tutabilir miyim?" diye sordu. "Annene bedel tut!" dedi. Kadin: "Ey Allah'in Resulu, annem hic haccetmedi, onun yerine hac yapabilir miyim?" diye sordu Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Evet, ona bedel haccet" buyurdu."
Muslim, Siyam 157, (1149); Tirmizi, Zekat 31 (667); Ebu Davud, Vesaya 12, (2877), Zekat 31, (1656).

164 - Esma Bintu Ebi Bekr (radiyallahu anha) anlatiyor: Henuz musrik olan annem yanima geldi. (Nasil davranmam gerekecegi hususunda) Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'den sorarak: "Annem yanima geldi, benimle (gorusup konusmak) arzu ediyor, anneme iyi davranayim mi?" dedim. "Evet" dedi, ona gereken hurmeti goster."
Buhari, Hibe 28, Edeb 8; Zekat 50 (1003); Ebu Davud, Zekat, 34, (1668);

165 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir adam Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek: "Ben buyuk bir gunah isledim, buna tevbe imkanim var mi?" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Annen var mi?" diye sordu. Adam: "Hayir yok" dedi.
"Peki teyzen de mi yok?" dedi. Adam: "Hayir, var" deyince Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Oyle ise ona iyilik yap!" diye emretti."
Tirmizi, Birr 6, (1905).
Tirmizi el-Bera'dan kaydettigi diger bir hadiste su ziyadeye yer verir: "Teyze anne makamindadir."

166 - Ebu Useyd Malik Ibnu Rebi'a es-Saidi (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir adam: "Ey Allah'in Resulu, anne ve babamin vefatlarindan sonra da onlara iyilik yapma imkani var mi, ne ile onlara iyilik yapabilirim?" diye sordu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Evet vardir" dedi ve acikladi: "Onlara dua, onlar icin Allah'tan istigfar (gunahlarinin affedilmesini) taleb etmek, onlardan sonra vasiyetlerini yerine getirmek, anne ve babasinin akrabalarina karsi da sila-i rahmi ifa etmek, anne ve babanin dostlarina ikramda bulunmak."
Ebu Davud, Edeb 129, (5142); Ibnu Mace, Edeb 2, (3664).

167 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i isittim, soyle diyordu: "Kisinin yapacagi en ustun iyiliklerden biri, olumunden sonra babasinin dostlarina sila-i rahimde bulunmasidir."
Muslim, Birr,11-13 (2552); Tirmizi, Birr, 5 (1904); Ebu Davud, Edeb 129, (5143).

168 - Omer Ibnu's-Saib'den rivayet edildigine gore, su haber kendisine ulasmistir: "Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam) bir gun otururken sut babasi cikagelir. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hurmeten, onun icin, giydigi seylerden birini serer ve uzerine oturtur. Az sonra sut annesi gelir. Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam) bunun icin de elbisenin diger tarafini serer, kadin uzerine oturur. Biraz sonra sut-oglan kardesi gelir. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kalkarak onu da onune oturtur."
Ebu Davud, Edeb 129, (5145).

169 - Zeyd Ibnu Erkam (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Kim ebeveyninden birine bedel haccederse, bu haccla onun borcunu odemis olur. Bu durum semadaki ruhuna mujdelenir. Kisi, anne ve babasina karsi isyankar (akk) bile olsa (bu iyiligi sebebiyle) Allah'in nezdinde (iyi kullar meyaninda) yazilir."
Diger bir rivayette ise: "Babasi icin bir hacc, kendisi icin yedi hacc yazilir" denmistir.
Bu rivayeti Rezin tahric etti. Bu rivayet Heysemi'nin Mecmau'z-Zevaid'inde, Taberani'nin Mu'cemu'l-Kebir'inden kaydedilmistir (3, 282).

EVLAD VE AKRABALARA IYILIK

170 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Yanima bir kadin girdi. Beraberinde iki kiz cocugu da vardi. Bir seyler istedi. Aksi gibi yanimda bir hurmadan baska bir sey yoktu. Onu verdim. Kadin aldi ve ikiye bolerek kizlarina taksim etti. Kendine pay ayirmadi. Cikip gittiler. Arkadan Resulullah (aleyhissalatu vesselam) girdi. Durumu ona anlattim. Dedi ki: "Kim bu sekilde kizlarla imtihan edilir o da onlara iyi davranirsa, kizlar, onun icin, atese karsi perde olurlar."
Buhari, Zekat 10, Edeb 19; Muslim, Birr 147, (2629); Tirmizi, Birr 13, (1916).
 
Üst Alt