Zorluk Zamanlarındaki Sır

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
3,351
Hayatını kendisinin şekillendirdiğini düşünme yanılgısındaki insanın huzurlu bir yaşamı olmaz. Uğraşıp didinerek sonunda ideali olan bir işe, eve, paraya ve aileye kavuşan kişi, ancak bu kez de başka endişeler yaşamaya başlar. Ya sahip olduklarını bir gün kaybederse?..İşte bu kuruntular nedeniyle, iman etmeyenlerin ruh hali, cehennemin belalarla dolu karanlıklarında ’ne ölebilen ne de diri kalabilen’ insanlarınki gibidir.

Yüce Allah, dünya hayatındaki zorlukları aşmanın ve gerçek mutluluğu yaşamanın yolunu gösterdiği halde, bile bile yüz çeviren insanlar yalnızca ’kendilerine zulmederler’. Bu kişilerin durumu Kuran’da, "Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar." (Yunus Suresi, 44) ifadesiyle bildirilir.

Dünya hayatında karşılaştıkları zorluklar, hastalıklar, iman edenler için kendilerini Allah’a yaklaştıran birer vesiledir. Oysa bu zor durumlar bazı insanların Allah’a isyan etmelerine yol açar. Sadece hastalık ve zorluk zamanında değil, her an Allah’a sığınan, O’nu çok anan müminler, her şeyin Allah’tan geldiğini ve çözümün de yine rahmet sahibi Allah’tan geleceğini bilirler. Ve gösterdikleri sabrın onları kurtuluşa götüreceğine inanırlar. Zorluk zamanları, iman etmiş bir insanın gösterdiği sabır ve tevekkülle, Allah’a olan sevgisini en güzel ifade edeceği zamanlardır. Bu, iman edenleri etmeyen insanlardan ayıran en büyük sırlardan biridir. Bu sırrı kavrayan müminler dünyada inkarcılardan tamamen farklı bir hayat yaşarlar.

İnsan yaşadığı olaylar karşısında Allah’a tevekkül edip, sabır gösterdiğinde kazançlıdır ve ayetle de haber verildiği gibi Rabb’i ona kurtuluş müjdesi verir. Bu belalar, insanlar için hatalarını fark etmelerini sağlayacak büyük birer fırsattır. Çünkü insanlar böyle anlarda Allah karşısındaki acizliklerini anlarlar. Bu durumda vicdanına kulak verebilen insan, hatalarını görebildiği için şükreder ve tevbe ederek Allah’a yönelir…

Allah, imandan uzak yaşayan insanların durumuna Kuran’da şöyle bir örnek verir:

"İşte bunlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almışlardır; fakat bu alışverişleri bir yarar sağlamamış; hidayeti de bulmamışlardır. Bunların örneği, ateş yakan adamın örneğine benzer; (ki onun ateşi) çevresini aydınlattığı zaman, Allah onların aydınlığını giderir ve göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı dönmezler. Ya da (bunlar) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler)le yüklü, ’gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle’; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır. Çakan şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek; önlerini her aydınlattığında (biraz) yürürler, üzerlerine karanlık basıverince de kalakalırlar. Allah dileseydi, işitmelerini de görmelerini de gideriverirdi. Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir. Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki sakınasınız." (Bakara Suresi 16….21)

Kuran’daki bu örnek, iman etmeyen kişinin kaybını çok detaylı açıklar. İman etmeden yaşayan kişinin yaptığı seçim ona bir fayda sağlamamış, hidayeti, mutluluğu ve aradığı hiçbir şeyi bulamamıştır.

İman eden insan ise, Rabb’i ile derin bağlantıdadır; canından malından geçer, en zor anda da şiddetli Allah aşkını ve muhabbetini diri tutar. İşte o zaman Allah’ın mümin üzerinde koruması başlar ve yaşamındaki her olay güzel sonuçlanır…

Fuat Türker
 
Üst Alt