Zonguldak - 2

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,121


Vali:Erdal Ata

İstatistikler
Nüfus (2010) 619.703

― Şehir nüfusu:
287.321

Köy nüfusu: 332.382

Yüzölçümü: 3.310 km²

Genel bilgiler
Bölge:Karadeniz Bölgesi

Alan kodu: 0372

Valilik Web sitesi: zonguldak.gov.tr

Zonguldak'ın ilçeleri
Alaplı · Çaycuma · Devrek · Gökçebey · Krd.Ereğli

Batı Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Zonguldak, doğusunda Karabük, batısında Düzce ve Karadeniz, güneyinde Çankırı ve Bolu, kuzeydoğusunda Bartın, Kuzeyinde de Karadeniz ile çevrilidir. İl toprakları dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olup, akarsu vadileri ile yer yer derin şekilde parçalanmış, orta yükseklikteki alanlardan oluşmuştur. Zonguldak Kuzey Anadolu Dağları'nın batı kesimini oluşturan Karadeniz'e paralel iki sıra dağlarla engebelenmiştir. Kıyı dağlarından Küre Dağları ilin kuzeydoğu kesiminde yer alır. Ayrıca kuzeyini kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Zonguldak Dağları, batı ve güney kesimini de Akçakoca Dağları kaplamaktadır. Zonguldak Dağlarından olan Göl Dağı 771 m.ye, Akçakoca Dağlarından da Orhan Dağı 905 m. ile ilin en yüksek kesimleridir. Bunların dışında Baçaklıyayla Tepesi (1.637 m.), Soğukoluk Tepesi (1.268 m.), Göktepe (1.416 m.), baba Dağı (1.120 m.), Kızıl Tepe (Kızıltaş) (1.468 m.), Atyaylası Tepesi (710 m.), Kantar tepe (905 m.), Orhan Tepe (920 m.), Arkut Dağı'nın (Gökçeler Dağı) kuzey uzantıları ve Keltepe (1.999 m.) ilin diğer engebeleridir.

İlin en önemli limanının bulunduğu Ereğli geniş bir koy konumundadır. Baba Burnu, Hisar Burnu Zonguldak'ın Karadeniz'e yönelik çıkıntılarıdır.Karadeniz sahilinde, Ereğli-İnebolu arasındaki engebeli arazi Mezozoik çağda oluşmuştur. Bu nedenle de birçok yerde kömür içeren tabakalar yüzeyde kendini gösterir. Kretesinin altındaki karbonifer şeridi 160 km. uzunluğundadır. Filyos Çayının batısında kalan Zonguldak-Kozlu-Kandilli ?Batı Kömür Havzası? Filyos Çayının doğusundaki pencereler ?Doğu Kömür Havzası? adını alır. Azdavay ve Söğütözü gibi doğu kömür havzasına ait yerlerde prodüktif kömür damarlarına rastlanmaktadır.Zonguldak'ın büyük bir bölümünü kaplayan dağlık alanların dışında kalan alanlar platolarla kaplıdır. Başlıca vadiler; Filyos Çayı Vadisi, Alaplı Irmağı Vadisi, Gülüç ırmağı Vadisi ve Üzülmez Deresi Vadisidir. İlin engebeli yapısından ötürü düzlük alanlar fazla değildir. Karadeniz kıyılarında kıyı düzlükleri bulunmamaktadır. Yalnızca Çaycuma ve Ereğli'de akarsu vadi tabanlarının genişlediği kesimlerde küçük ovalar bulunmaktadır.Zonguldak su kaynakları bakımından oldukça zengindir. Filyos Çayı dışında büyük akarsular olmamasına rağmen, küçük akarsular il topraklarını parçalamıştır. Üzülmez deresi, Gülüç Deresi, Alaplı Çayları il topraklarındaki küçük akarsuları da toplamaktadır. Doğal bir gölü olmayan ilde, Gülüç, Ulutan ve Kozlu Baraj gölleri sulama amaçlı kullanılmaktadır. Ayrıca Çatalağzı'nda Dereköy, Karapınar'da Çobanoğlu göletleri ilin yapay gölleridir.

ilin yüzölçümü 3.438 km2 olup, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 615.599'dur.Zonguldak'ta Karadeniz iklimi hüküm sürmekte olup, her mevsim yağış almaktadır. En fazla yağış sonbahar ve kış mevsimlerinde görülür. Denizden iç kesimlere doğru gidildikçe, iklim biraz daha sertleşir. Yıllık yağış ortalaması 1234.96 mm., en yağışlı aylar 148.65 mm., Aralık ve 141.72 mm. ile Ocak aylarıdır. Yağışlar kıyılardan iç kesimlere doğru gidildikçe hem azalmakta hem de yağmurdan kara dönüşme özelliği göstermektedir.

İl topraklarının büyük bir bölümü ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlarda kayın, meşe, kestane, çınar, ıhlamur ve kızılağaç, gürgen, karaçam, sarıçam, kızılçam ağaçları bulunmaktadır. Akarsu kenarlarında da söğüt ve kavak ağaçları vardır. Bitki örtüsü bakımından çok zengin olan ilde, her çeşit bitkiye rastlanmaktadır.

Zonguldak'ın ekonomisi madencilik, sanayii, tarım, hayvancılık ve balıkçılığa dayalıdır. Türkiye'deki taşkömürü 1848'den bu yana kullanılmaktadır. İldeki sanayi kuruluşlarının büyük çoğunluğu kömür ve kömür ürünlerine dayalıdır. Ereğli'deki Erdemir Demir-Çelik Tesisleri, Çimento Fabrikası, Çaycuma'daki Kağıt fabrikası, Hisarönü'ndeki Filyos Ateş Tuğlası Fabrikası ve Çatalağzı Termik Santrali başlıca sanayii kuruluşlarıdır.Bunun yanı sıra tuğla, kiremit, mermer, seramik, sunta ve kereste gibi inşaat malzemeleri üreten atölyeler ile Türkiye Taşkömürü Kurumu'nun işlettiği ocaklar bulunmaktadır.

İlde yetiştirilen tarımsal ürün olarak; arpa, buğday, mısır, patates olmak üzere sebze ve kivi, ceviz gibi çeşitli meyve yetiştirilmektedir. Son yıllarda sera sebzeciliği gelişme göstermiştir. Hayvancılıkta ise yüksek kesimlerde koyun, kıl keçisi ve Ankara keçisi yetiştirilir. Kırsal alanlarda da sığır ve manda besiciliğinin yanında tavukçuluk ve arıcılık da yapılmaktadır. Hayvancılığa bağlı olarak süt, peynir, yoğurt üretilmektedir. Kıyı kesimlerinde balıkçılık yapılmakta olup ilin ekonomisinde önemli bir yeri vardır. Türkiye'nin balık üretiminin büyük çoğunluğu buradan sağlanmaktadır
 

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,121


Orman yönünden zengin olan ilde; halkın belirli bir kesimi ormancılıktan sağlamaktadır. Özellikle bu ormanlardan elde edilen maden direği ocaklarda kullanılmaktadır. Ayrıca ilde halı ve kilim tezgahlarında dokumacılık, Devrek'te baston yapımı gibi küçük el sanatları da ekonomisinde etkilidir. Son yıllarda yayla turizmi, dağcılık, mağaracılık ve av turizmi yaygın biçimde yapılmaya başlanmıştır.Zonguldak adının kaynağına ilişkin değişik söylentiler vardır. Bu söylentilerden birine göre; kent merkezinin Üzülmez Deresi'nin ağız kısmında yer alması ve derenin ilk çağda ?Sandra? adıyla anılması, burada kurulan yerleşmenin de ?Sandaraca? adını taşıması nedeniyle, zamanında bu adın Zonguldak'a dönüşmüştür. Diğer söylentiye göre de, yörenin sazlık ve bataklıklarla kaplı olması ve bunun yörede ?Zongalık? olarak adlandırılmasına bağlı olarak, sözcüğün zamanla değişerek bugünkü halini aldığı şeklindedir. Bir diğer söylentiye göre ise kent adını, ocakları ilk eşleten Fransız ve Belçika şirketlerinin kentin hemen yanındaki Göldağı mevkiini nirengi noktası almaları sonucu, Göldağı kesimi ya da bölgesi anlamına gelen ?Zone Ghuen Dagh?ın Türkçe okunuşundan almıştır.Zonguldak yöresinin tarih öncesi çağları ile ilgili bilgiler tam bir kesinlik kazanamamıştır. MÖ.VI.yüzyılın başlarında Megaralı Kolonistler Karadeniz kıyılarında bir takım ticari kentler ve iskeleler kurmuşlardır. Bunların başında Herakleia Pontika (Krdz.Ereğlisi), Teion (Filyos-Hisarönü), Sesamos (Amasra) ve Kromnay gelmektedir. Bu yerleşim alanları ve iskeleler yüzyıllar boyunca önemini korumuştur.Antik Çağlarda Bithynia ile Paplagonia'nın kesiştiği noktada bulunan Zonguldak yöresinde Frig (MÖ.1200/750-676), Kimmer, Pers (MÖ.555-333), Makedonya (MÖ.IV.yüzyıl), Bithynia ve Pontus Krallığı ( MÖ.IV.-I.Yüzyıl), Roma (MS.I.-IV.yüzyıl) ve Bizans (MS.IV.-XIII.yüzyıl) dönemlerinde yerleşimler olmuştur. Bu dönemlere ait kalıntılar günümüze kadar gelmiştir.

Zonguldak yöresi Malazgirt Savaşı'ndan (1071) sonra Kutalmışoğlu Süleyman Şah ve kardeşi Mansur'un akınlarına uğramıştır. Emir Karatekin 1084'te Karadeniz Bölgesi'ndeki yerleşim alanları ile birlikte Zonguldak'ı da ele geçirmiştir. Ardından Bizanslılar yeniden yöreyi ele geçirmişlerdir. Anadolu Selçuklularının çöküşünden sonra Kastamonu ve Zonguldak yöresinde bir beylik kuran Hüsamettin Çoban Bey Zonguldak yöresini tamamen egemenliği altına almıştır. Bu arada Cenevizliler ve Bizanslılar sürekli buraya akınlar düzenlemişlerdir. Candaroğulları yöreyi ele geçirdilerse de o dönemdeki siyasi karışıklıktan ötürü Zonguldak'ı alamamıştır. Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı topraklarına katılmış, ancak Ankara Savaşı'ndan (1402) sonra Timur yöreye hakim olmuştur. Timur'un Anadolu'dan çekilmesinden sonra Çelebi Mehmet 1413'te Osmanlılarda bütünlüğü sağlamıştır. Yöre, Fatih Sultan Mehmet zamanında, 1460'ta kesin olarak Osmanlı topraklarına dahil olmuştur.

XVIII.yüzyılın ikinci yarısında Şile'den Cide'ye kadar olan Karadeniz kıyılarındaki bir çok iskele ?hatab (odun) iskelesi? ismini taşıyordu. Bunlardan belli başlıları; Karasu, Ereğli, Filyos, Bartın, Amasra ve Cide'de bulunuyordu. Bugünkü Zonguldak'ın il merkezinin bulunduğu yer Ereğli'ye bağlı Tahta İskelesi'nin çevresinde İstanbul'a gönderilecek kereste depoları bulunuyordu.XIX.yüzyılda Zonguldak'ta taşkömürü yataklarının bulunması ve üretime geçilmesi ile birlikte Zonguldak önem kazanmıştır. 1899'da kaza merkezi yapılmış, yabancı şirketlerin Kozlu'daki yönetim merkezleri 1909'da buraya taşınmıştır. Zonguldak'ın Belediyesi 1899'da kurulmuştur. Bu dönemde Kastamonu vilayetine bağlı, Kastamonu merkez sancağı ile Bolu sancağının sınırları içerisinde bulunuyordu. I.Dünya Savaşı sırasında Zonguldak Limanı Rus donanması tarafından bombalanmıştır. Mondros Mütarekesi'nden sonra (30 Ekim 1918) taşkömürü üretim bölgesini ele geçirmek amacıyla Fransızlar 8 Mart 1920'de Ereğli ile birlikte Zonguldak'ı da işgal etmişlerdir. Fransız birlikleri 21 Haziran 1920'de yöreden çekilmiştir. TBMM 1920'de Zonguldak'ı bağımsız Mutasarrıflık yapmış, sancakların kaldırılmasından sonra da, 1924'te il konumuna getirilmiştir.

Zonguldak il merkezinde herhangi bir eser bulunmamaktadır. Ancak Zonguldak yöresinde günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Herakleia Pontike (Kdz.Ereğlisi), Tieion (Filyos-Hisarönü) antik kentleri bulunmaktadır. Bu kentlere ait sur kalıntıları, su kemerleri, mimari parçalar, Ereğli Kalesi, Filyos Kalesi, Filyos Antik Limanı, Bizans dönemine ait Kilise, Çeştepe mevkiindeki Tümülüs, Bozhane Cami, Halil Paşa Cami, Kırmanlı Cami, Molla Halil Cami, Ali Molla Cami, İskele Cami, Ağa Cami, Hacı Eşref ve Akarca Mescitleri, Kayabaşı Ziyaretgahı, Aktaş Şeyhi Türbesi, Seyit Nasrullah Efendi Türbesi, Keşif Tepedeki (Çeştepe) Demirci Dede, Kentteki Kuştepe ve kıyıdaki Mersin Dede türbeleri, Hacı Mehmet Çeşme ve Murtaza Mahallesi Çeşmesi, Uzun Mehmet Anıtı, ve Türk sivil mimari örneklerinden evler bulunmaktadır. Ayrıca Gökgöl, Kızıl Elma, Sofular, İnağzı, Çayırköy, Cumayanı, Ilıksu, Erçek ve Cehennemağzı Mağaraları, Karaçayır Kaplıcası ve Harmankaya, Değirmenağzı, Güneşli Kayalıdere Şelaleleri ilin belli başlı doğal güzelliklerindendir.

Zonguldak mutfağı:

Yöre mutfağında ağırlık unlu (buğday ve mısır unu) mamullerden yapılan yemek türlerindedir. Zonguldak ormanlarında belki dünyanın en lezzetli kestanesi kuzu kestanesi yetişmekte olup, mevsiminde toplanan kestane suda haşlanarak tuzlama bütün olarak fırında kavrulmasıyla kavşak, çizilerek ateşte pişirilmesiyle kebap (kömme) biçiminde değerlendirildiği gibi kurutularak da saklanır. Ülkemizde sadece Kdz.Ereğlide yetişen Osmanlı Çileği, orman altı bitki örtüsü içinde yer alan dağ çiçeği, kızılcık (kiren), kuşburnu, böğürtlen, fesleğen, nane, defne, karayemiş, ahlat yöre mutfağında değişik kullanma biçimlerinde değerlendirilmektedir.

Tarihi sonsuz ve sinirsiz olarak bilinir. Istanbula yakin bir ilimiz olmasiyla cok verimli bir ilcedir

Osmanlı çileği


Çilek ile ilgili ilk bilgiler M.S. 23 - 79 yılları arasında yaşayan botanikçi Tillius tarafından aktarılır.çilek, Fransa´da gelişir ve sonraki yıllarda kültürel değerini artırmaya başlar. Karadeniz Ereğli´ye özgü Osmanlı çileği ise kralların yiyeceği ve içeceği olarak da adlandırılır. İlk olarak 1920´li yıllarda Karadeniz Ereğli´de ekimine başlanmıştır. İstanbul bölgesinden bu yıllarda Karadeniz Ereğli´ye getirilen çilek, yerli kültür olan diğer çilek ile etkileşim sürecine girmiş ve ortaya Osmanlı çileği denen nazik ve aromalı bir çilek çıkmıştır.

1930 yılında Türkiye´nin devlet tarafından kredilendirilen ilk konserve fabrikası Osmanlı çileği´nin yoğunlaşması ile birlikte Karadeniz Ereğli´de kurulur. 1960´lı yıllarda Karadeniz Ereğli´de Osmanlı çileği üretimi had safhaya ulaşır ve ülke genelinde adını duyurur. Osmanlı çileği´nden yapılan likör Türkiye Devleti tarafından sadece Avrupa´nın zengin sofralarında kullanılmak üzere ihrac edilmeye başlanır. Osmanlı çileği´nin üretimi 1960´lı yıllardan sonra büyük bir gerileme sürecine girer.

1985´li yılları gelindiğinde Osmanlı çileği neredeyse kaybolmaya yüz tutmuştur. 1994 yılından sonra belediye tarafından desteklenen Osmanlı çileği üreticilerine ücretsiz çilek tohumu verilir ve yine belediye tarafından kurulan seralarda fide yetiştirilmeye başlanır. Bugün Karadeniz Ereğli´de halen 500´ü aşkın aile Osmanlı çileği üretiminden geçimini sağlamaktadır.

Mevsim normallerinde, haziran ayı başlarında ilk meyvesini vermeye başlayan Osmanlı çileği, haziran ayı sonuna doğru artık meyve vermez. Hassas bir yapıya sahip olduğundan çok büyük ilgi isteyen Osmanlı çileği üreticileri tarafından sabahın erken saatlerinde zedelenmeden toplanır ve 1 - 2 saat içerisinde hemen satışa çıkarılır. Toplanan çileğin açık havadaki ömrü sadece 15 - 20 saat olduğundan hemen tüketilmesi gerekmektedir.

Tarihi Camiler:
Hidâyetullah Câmii,
Gâzi Süleymân Paşa Câmii,
Orhan gazi camii(1200 yıllık).yapım tarihi bilinmeyen kapançatı köyü camisi

Yaylalar:
Merkez Çağlı Köyü Yaylalar
Bölüklü yayla
Alaplı / Gümeli Yaylası

 

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,121
Cehennemağzı Mağaraları


Karadeniz Ereğli, sadece tarihi M.ö. 2500 yıllarına uzanan çok eski bir kent değildir; Ereğli, aynı zamanda, Anadolu uygarlıklarının, binlerce yıla yayılan bir kesişme noktasıdadır da. O kadar ki, Yunan mitolojisinin en çarpıcı olaylarının yaşandığı kentler arasında Ereğli´de vardır.

Hemeros, ünlü eseri İlayada´da, Ereğli´yi de içine alan Zonguldak kıyılarının ünlü Troya (Truva) savaşlarına (M.ö. 1200) katılan gönüllü Anadolu askerlerine de yurt olduğunu anlatır.

Yunan mitolojisinin en çarpıcı öykülerinden olan Herkül´ün (Herakles) Cehennemin kapısını bekleyen üç başlı canavar köpek Kerberos´u yakalaması öyküsü de Ereğli´de geçmektedir.

Yunan mitolojisine göre, Cehennemağzı Ereğli´dedir. Bu mitolojik açıklamadan binlerce yıl sonra, 1829´da yanan taşların ya da maden kömürünün Ereğli´de bulunması cehennem çağrışımı açısından ilginçtir!..
Ereğli, adını Herkül´den almıştır.

Cehennemağzı Mağaraları



Yunan Mitolojisinde güç tanrısı Heracles´in (Herkül) yeryüzündeki 12. ve son görevini gerçekleştirdiği mekan olan Cehennemağzı Mağarası, Hades'in Ölüler Ülkesi olarak anılır. Cehennem Köpeği Kerberus'u yeryüzüne çıkarmak olan Heracles, Argonotlar'ın Altın Postu bulmak amacı ile çıktığı sefere katılarak Karadeniz Ereğli´ye gelmiş, Hermes ve Athena´nın desteklerini alarak bu önemli görevini tamamlamıştır. Görevi gerçekleştirdiği yer de Cehennemağzı Mağaralarından biri olan Hades Mağarasıdır. Halk arasında Herkül, Koca Yusuf, Dımdım olarak da anılan bu Mağaranın büyük bölümü su ile kaplıdır. Yamaç üzerinde bulunan Mağaraya dar bir geçit ve dik bir merdivenden inildiğinde otantik bir görüntü ile karşılaşılır. Özellikle suyun alt kısmında verilen ışıklandırma sayesinde çok hoş bir manzara oluşmaktadır.

İşte Karadeniz Ereğli adı da buradan gelmektedir. O dönem kentte yaşayan halk, Heracles´in bu başarısına ithafen buraya Heracleia Pontika (Herkül´ün Şehri) adını vermiştir. Zamanla Heracleia Ereğli'ye dönüşmüştür.

Cehennemağzı Mağaraları 30-50 metre aralıklı olarak sıralanmış 3 mağaradan oluşur. Bunlardan ilki olan Kilise Mağarası, Hz. İsa´nın 12 Havarisinden biri olan Aziz Andreas'ın Anadolu´da Hristiyanlığı yaymak amacı ile ilk ayinini düzenlediği mağara olarak bilinir. Zemini geometrik motifli mozaiklerle döşelidir.

Cehennemağzı Mağaralarının en genişi olan Ayazma Mağarasının zemini diğer iki mağaranın su sarnıcı olarak kullanılmıştır. Günümüzde muhteşem akustiğe sahip bu mekanda konser ve dinletiler gerçekleştirilmektedir.
 
Üst Alt