Zalime yapılacak dua

ferit

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Resimi büyütmek için üzerine Tıklayın


zalime karşı dua etmek istiyorsak, Allah cc den o nun ıslah olması için duamızı içten yaparsak umulur ki kabul olunur.

Ancak beddua etmek istiyorsak, öncelikle aşağıdaki yazıyı okuyalaım inşAllah.

Bu dünya bir imtihan meydanıdır, imtihanların hafif olanları yanında ağır olanları da vardır. Bu tür ağır sıkıntı ve musibet imtihanlarında şeytanın tuzakları çok olur. Onun telkinlerine kapılıp -Allah korusun- imtihanı kaybetmek, mevcut dünya sıkıntılarını gidermediği gibi, ahiret sıkıntılarını da insana yüklemiş olur. Hem bu dünyada hem öbür dünyada zarar ve hasar mukadder olur.

- Bu tür haksızlıkların ve zulümlerin olduğu bir yerde, imtihan sadece mazlum olanlar için değil aynı zaman da belki daha fazla zalim olanlar için de geçerlidir. Zalim zulmettiği için imtihanı kaybeder. Mazlum ise, sabretmek şartıyla büyük bir kârla çıkar bu imtihandan.. Biri veren bini kazanan zarar etmez. İki günlük fani dünyada Allah’ın imtihanlarına sabreden, ebedî hayatta mutlu yaşayacaktır.. İman şuuruyla meseleye bakıldığı zaman, ebedî istikbalde gelecek mutluluğun, şimdiki geçici mutsuzluğu çoktan telafi etmiş olduğunu görecektir.

- İmtihanın âdil olması için herkese fırsat eşitliğinin verilmesi gerekir. Fırsat eşitliği ise, insanların kendi özgür iradelerini serbestçe kullanmalarıyla mümkündür. Eğer, Allah cinayet işlemek isteyen, hırsızlık yapmak isteyen, zulüm yapmak isteyen her insanın kolundan tutup çeker ve o işi yapmasına engel olursa, ortada imtihan diye bir şey kalmaz.

Bu nedenle, imtihanın olmazsa olmaz şartı olan insanın özgür iradesiyle yaptığı kötülüklerin faturasını Allah’a kesmek son derece zalimane bir hükümdür. Üstelik şeytanın telkiniyle böyle bir yargıya varmanın hiç bir faydası, derde derman olacak hiç bir tarafı olmadığı gibi, Allah’a karşı yapılan saygısızlığın cezası bu dünyada da öbür dünyada da söz konusu olur.

- Şunu unutmayalım ki, bazen hayırlardan şer doğduğu gibi, şerlerden hayır doğar. Böyle bir ümitle Allah’ın sonsuz rahmetinin yansımalarını beklemek en doğru yoldur.

Bu bekleme süresi de bir imtihan sürecidir. Bu süreçte kişi -kendisine zulüm yapanlara karşı hiddet gösterse bile- Allah’ın âdil kaderine rıza göstermekle huzur kazanabilir. Çünkü “kadere razı olan kederden kurtulur” (Müsâvî, Feyzu’l-Kadîr 3/187) şeklindeki nebevî düstur bize bu huzuru vadediyor. Bunun aksini yapmak keder üstüne keder verir.

Allah’a güvenmek lazımdır. Başkasının zulmünden dolayı Allah’a gücenmek, kulluğu bırakmak sadece şeytanı ve düşmanı sevindirir. Kişinin kendisine bütün bütün zarardır. Bediüzzaman hazretlerinin veciz ifadesiyle, “Kadere itiraz eden başını örse vurur kırar; rahmeti itham eden rahmetten mahrum kalır”. (bk. Lemalar, 2. Lema)

- Bir de konulara insafla bakmak gerekir. Örneğin mağdur olan kimse, kendisine zulüm yapanlara beddua eder ve bunun derhal kabul görmesini arzu eder. Oysa Allah insanın heva ve heveslerine göre yaptığı dua veya bedduaları hemen kabul etseydi, şimdi belki bu dünya harap olmuştu.

Öyle kimseler var ki, kendisine zulüm edenlerin başlarına dünyanın yıkılmasını ister. Halbuki Allah’ın işleri hikmetledir, zalim olsun mazlum olsun, herkes için takdir edilmiş bir süre vardır. Ecel gelmeden -biz istiyoruz diye- Allah kimseyi öldürmez.

Fakat şunu biliyoruz ki, zulüm devam etmez. Bunun cezası burada da orada da söz konusudur.
 

ferit

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
zalimlere karşı okunacak dua

Zalimin Hasmı Bizzat Hz.Allah’tır! Zalim bir insan için okunacak dua

Erzurum’un büyük velîsi İbrahim Hakkı (k.s.) hazretlerini çocukken İsmâil Fakîrullah (k.s.) hazretlerine teslim ederler. İyi bir terbiye alması için çocukluğunun mühim bir devresini Fakîrullah hazretlerinin yanında geçiren İbrahim Hakkı hazretleri, bir gün eline aldığı bir testiyle çeşmeye gider, doldururken oraya gelen bir atlı:

-Çekil bakayım önümden be çocuk! diye İbrahim Hakkı hazretlerini azarlayarak atını çeşmeye sürer. O da testisini alıp bir kenara çekilmeye uğraşırken atını mahmuzlayan adam, onu bir köşeye sıkıştırır. Testisini bırakıp kendisini kurtarmak zorunda kalır İbrahim Hakkı hazretleri… Bu esnada at da üzerine basıp testiyi kırar. Ağlayarak hocasının huzuruna gelir ve:
-Çeşmeden su alırken atını koşturarak gelen biri, atını üzerime sürdü. Can havliyle kendimi kurtarmaya çalışırken testimi de tepeletip kırdı! der. Hocası sorar:
-Testini kıran atlıya sen bir şey söyledin mi?
-Hayır, der, hiçbir şey söylemedim.
-Çabuk git ve o adama bir-iki laf söyle, der.
İbrahim Hakkı hazretleri gider, çeşmenin başında atını tımar etmeye başlayan adamın yanına varıp bekler. Fakat bir türlü terbiyesini bozup da:
-Benim testimi niye kırdın zâlim adam?! diyemez.
Dönüp geldiğinde hocası Fakîrullah hazretleri sorar:
-Ona bir şeyler söyleyebildin mi?
-Söyleyemedim efendim; niyetlendim, lâkin bir türlü dilimi çevirip de ağır bir söz sarf edemedim! Hocası bağırır:
-Sana diyorum, çabuk git ve o adama bir şeyler söyle, mukabele et! Yoksa sonu felâket!..
İbrahim Hakkı hazretleri bu defa kararlı olarak koşup çeşmenin başına gelir. Bir de bakar ki, testisini kıran adamı, kendi atı, attığı çiftelerle çeşmenin havuzuna yuvarlamış, ölüsü yatmaktadır! Koşarak gelip, hocası İsmâil Fakîrullah hazretlerine bu vahim vaziyeti anlatır. Hocası bu hâle üzülür:
-Vah vah! Bir testiye bir adam! Üzüldüm buna doğrusu! der. Huzurundakiler bundan bir şey anlamadıklarını söyleyince, büyük velî şöyle îzah eder: ‘O atlı adam, İbrahim Hakkı’ya zulmetti. Zulme uğrayan da tek kelimeyle olsun mukabelede bulunmadı, zâlimi Allâh’a havâle etti. Allâh Teâlâ’nın da gayretine dokunup zâlimi cezâlandırdı. Şayet İbrahim Hakkı da onun zulmüne karşılık verip, ona bir şeyler söyleseydi, ödeşeceklerdi. Fakat İbrahim, büsbütün mazlum oldu. Bense ödeştirmek için uğraşıyordum, maalesef muvaffak olamadım!’
 
Üst Alt