üzüntü ve tasaya son

Turab

Teknik Ekip
Yönetici
Admin
Mesajlar
6,608
Üzüntüyü ve Tasayı Götüren Hadis

"Müsned" de ve Ebû Hatim'in "Sahih"in de Abdullah b. Mes'ud'un rivayet ettiği hadiste Resûlullah (sallAllahu aleyhi ve sellem):

"Bir kula herhangi bir üzüntü veya tasa isabet eder de:

"Allah'ım!
Ben Senin kulunum, erkek ve kadın kullarının oğluyum. Benim canım senin
elindedir. Hükmün bende geçerlidir. "Kaza"n adaletlidir. Sana ait olan
isimlerinle senden istiyorum. Nefsini isimlendirdiğin isimlerinle
istiyorum. Kitabında indirdiğin, yaratıklarından birisine öğrettiğin
isimlerinle istiyorum. Kur'an'ı kalbimin hayatı / baharı, gözlerimin
nuru, üzüntümün cilası, tasamın şifası yapmanı istiyorum." derse, Allah
onu hüzün ve tasasını alır ve bunların yerine sevinç verir."
diye buyurdu.

Bunun üzerine sahabe:

"Ey Allah'ın Resulü! Bunları öğretmeyelim mi?" dediler. Resûlullah (sallAllahu aleyhi ve sellem) de:

"Elbette ki, bunları işitenin bunları öğretmesi gerekir." buyurdu.

Hadisi şerif, gerek marifet, gerek tevhid ve gerekse kulluk konularını içeren bir hadistir.

Burada kulun:

"Ben senin kulunum, erkek ve kadın kullarının oğluyum."
diye dua etmesi, baba ve analarını ve atası olan Âdem ve Havva'ya kadar
giden nesli içerir. Bu duada bir yakarış ve Allah'ın huzurunda olduğuna
dair bir yalvarış bulunmaktadır.

Bununla beraber kendisinin ve
atalarının, yaratanın kölesi olduklarını da haykırmaktadır. Köleye de
efendisinden başkasının kapı açmayacağı, ondan başkasının ikram ve
ihsanda bulunmayacağı ve şayet efendi si kölesine bakmaz ve onu ihmal
edecek olursa, kölenin bu durumda helak olacağı ve kendisine kimsenin
destek çıkmayacağı hatta çok ezilip helak olacağı anlatılmaktadır.

İşte söz konusu bu itirafın altında şunları haykırılmış oluyor:

"Bir
an dahi olsa sana olan ihtiyacımdan beni ayırma. Senden başka sığmağım
yoktur. Kölesi olduğum efendimden başkasına da sığınmam."


Şüphe
yok ki bu itirafta da, efendisi olanın, terbiye eden, işleri evirip
çeviren, emreden ve yasaklayan olduğu ortaya çıkmaktadır. Hiç kuşkusuz
bu, kölenin yapacağı iş değildir. Bilakis hür olan efendilerin yapacağı
iştir.

Kullara gelirsek; bunların yapacakları da ancak
ibadettir. Nitekim onlar itaat eden kullardır. Şu âyetlerde olduğu gibi
Allahu Teâlâ, onları kendisine nispet etmiştir:

"Sana uyan azgınlardan başka, kullarımın üzerinde hiçbir nüfuzun yoktur." (Hicr, 42),

"O
çok merhametli Allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu
ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman "selâm"
derler (geçerler)." (Furkan, 63)


Her kim onlara
zulmedecek olursa, bilmeli ki onlar Rab ve Kahhar olan Allah'ın
kullarıdır ve O'na nispet edilmişlerdir. Tıpkı evlerin O'nun mülküne;
Mescid-i Haram'ın kendisine nispet edilmesi, devenin kendisine izafe
edildiği, cennetin ve Resulünün kulluğunun kendisine nispet edilmeleri
gibi. Şu âyetlerde böyledir:

"Eğer
kulumuza (Muhammede) indirdiğimizden (Kur'andan) şüphe içinde iseniz,
haydi onun gibi bir sûre getirin. Allah'tan başka güvendiklerinizin
hepsini de çağırın; eğer doğru sözlü kimseler iseniz." (Bakara, 23),

"Kulu
Muhammedi geceleyin, Mescid-i Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi
göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren
Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi
hakkıyla işiten, hakkıyla gören Odur." (İsra, 1),

"Allah'ın
kulu (Hz. Peygamber) kalkmış O'na dua ederken, neredeyse (cinler) onun
etrafında keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi." (Cin, 19)
 
Üst Alt