Üzüntü ve tasa hakkında hadisler

Turab

Teknik Ekip
Yönetici
Admin
Mesajlar
6,697
Üzüntüyü ve Tasayı Götüren Hadis

"Müsned" de ve Ebû Hatim'in "Sahih"in de Abdullah b. Mes'ud'un rivayet ettiği hadiste Resûlullah (sallAllahu aleyhi ve sellem):

"Bir kula herhangi bir üzüntü veya tasa isabet eder de
"Allah'ım!
Ben Senin kulunum, erkek ve kadın kullarının oğluyum. Benim canım senin elindedir. Hükmün bende geçerlidir. "Kaza"n adaletlidir. Sana ait olan isimlerinle senden istiyorum. Nefsini isimlendirdiğin isimlerinle istiyorum. Kitabında indirdiğin, yaratıklarından birisine öğrettiğin isimlerinle istiyorum. Kur'an'ı kalbimin hayatı / baharı, gözlerimin nuru, üzüntümün cilası, tasamın şifası yapmanı istiyorum." derse, Allah
onu hüzün ve tasasını alır ve bunların yerine sevinç verir."
diye buyurdu

Bunun üzerine sahabe:
"Ey Allah'ın Resulü! Bunları öğretmeyelim mi?" dediler. Resûlullah (sallAllahu aleyhi ve sellem) de:

"Elbette ki, bunları işitenin bunları öğretmesi gerekir." buyurdu.

Hadisi şerif, gerek marifet, gerek tevhid ve gerekse kulluk konularını içeren bir hadistir.

Burada kulun:
"Ben senin kulunum, erkek ve kadın kullarının oğluyum." diye dua etmesi, baba ve analarını ve atası olan Âdem ve Havva'ya kadar, giden nesli içerir. Bu duada bir yakarış ve Allah'ın huzurunda olduğuna dair bir yalvarış bulunmaktadır.

Bununla beraber kendisinin ve atalarının, yaratanın kölesi olduklarını da haykırmaktadır. Köleye de efendisinden başkasının kapı açmayacağı, ondan başkasının ikram ve ihsanda bulunmayacağı ve şayet efendisi kölesine bakmaz ve onu ihmal edecek olursa, kölenin bu durumda helak olacağı ve kendisine kimsenin destek çıkmayacağı hatta çok ezilip helak olacağı anlatılmaktadır.

İşte söz konusu bu itirafın altında şunları haykırılmış oluyor:
"Biran dahi olsa sana olan ihtiyacımdan beni ayırma. Senden başka sığmağım yoktur. Kölesi olduğum efendimden başkasına da sığınmam."

Şüphe yok ki bu itirafta da, efendisi olanın, terbiye eden, işleri evirip çeviren, emreden ve yasaklayan olduğu ortaya çıkmaktadır. Hiç kuşkusuz bu, kölenin yapacağı iş değildir. Bilakis hür olan efendilerin yapacağı iştir.

Kullara gelirsek; bunların yapacakları da ancak ibadettir. Nitekim onlar itaat eden kullardır. Şu âyetlerde olduğu gibi Allahu Teâlâ, onları kendisine nispet etmiştir:

"Sana uyan azgınlardan başka, kullarımın üzerinde hiçbir nüfuzun yoktur." (Hicr, 42)

"O çok merhametli Allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman "selâm"
derler (geçerler)." (Furkan, 63)


Her kim onlara zulmedecek olursa, bilmeli ki onlar Rab ve Kahhar olan Allah'ın kullarıdır ve O'na nispet edilmişlerdir. Tıpkı evlerin O'nun mülküne; Mescid-i Haram'ın kendisine nispet edilmesi, devenin kendisine izafe edildiği, cennetin ve Resulünün kulluğunun kendisine nispet edilmeleri gibi. Şu âyetlerde böyledir:
"Eğer kulumuza (Muhammede) indirdiğimizden (Kur'andan) şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin. Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini de çağırın; eğer doğru sözlü kimseler iseniz." (Bakara, 23),

"Kulu Muhammedi geceleyin, Mescid-i Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören Odur." (İsra, 1),

"Allah'ın kulu (Hz. Peygamber) kalkmış O'na dua ederken, neredeyse (cinler) onun etrafında keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi." (Cin, 19)
 
Üst Alt