Sülûk:

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,152
SÜLÛK:
Tasavvuf yoluna girmek
Evliyâlık kemâlâtına kavuşmak sülûk, kalbin zikretmesi ve murâkabe (nefsi kontrol) ve râbıta (bir büyüğe kalben bağlanma) ile olur Ne kadar ilerlerse ilerlesin, İslâmiyet'ten dışarı çıkamaz İslâmiyet'e uymakta sarsıntı olursa, bütün vilâyet (evliyâ lık) dereceleri yıkılır (İmâm-ı Rabbânî)
Takvâ sâhiblerinin ihlâs ile yaptığı farzlar, kurb yâni Allahü teâlâya yakınlık hâsıl eder Hâsıl olan bu kurb, nâfilelerle hâsıl olandan elbette daha çoktur Takvâ ve ihlâs elde etmek için de, tasavvuf ehlinin bildirdikleri vazîfeleri yapmak lâzımdı r Farzların kurb hâsıl etmesi için nâfile vazîfeleri yapmak şarttır Sülûk vâsıtasıyla, insanda fenâ hâsıl olur, yâni Allahü teâlâdan başka her şeyin sevgisi kalbinden silinir Sonra bekâ denilen hâl hâsıl olarak, Allahü teâlânın sevgisi kalbine yerleşir Her şeyi Allah için sever Her işi, Allah için yapar Böyle insana velî denir (İmâm-ı Rabbânî)
Cezbe yolunda, Allahü teâlâ çektiği ve tâlibe çok ihsânda bulunduğu için, vesîleye, vâsıtaya lüzum yoktur Sülûk yolunda ise, tâlib ilerlemeye çalıştığından, vâsıta lâzımdır Cezbe yolunda vâsıta lâzım değil ise de, cezbenin tamam olması için sülûk l âzımdır Sülûk; tövbe ve zühd (mubahların çoğunu terk etme, dünyâya rağbet etmeme) ve başka belli şeyleri yapmaya çalışmaktır Yâni şerîate (İslâmiyet'e) uymaktır Sülûksüz olan cezbe, tamam olmaz, noksan kalır (İmâm-ı Rabbânî)

Sülûk Yolu:
İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuşturan yollardan biri (Bkz Vilâyet Yolu)
İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuşturan yol ikidir Biri nübüvvet yolu olup, aslın aslına kavuşturur Eshâb-ı kirâmın (Peygamber efendimizin mübârek arkadaşlarının) hepsi, bu yoldan vâsıl oldular Sonra gelenlerden pek az zât da, bu yoldan ermişt ir Bu yolda sebebe, vâsıtaya lüzûm yoktur Sâlik (tasavvuf yoluna giren), kâmil (yetişmiş) bir zâtın sohbetinde kemâle geldikten sonra, feyzi asıldan alıp ilerler İkinci yol, vilâyet yoludur Kutblar, Evtâd, Nücebâ, Büdelâ ve diğer bütün evliyâ bu yoldan kavuşmuştur Bu yola sülûk yolu da denir Bu yolda, vâsıta, aracı lâzımdır Her iki yolun reisi ve rehberi Resûlullah'tır Vilâyet yolunun imâmı, feyz kaynağı, hazret-i Ali'dir Bu yolda, Resûlullah onu vekîl etmiştir Hazret-i Fâtıma ve Hasen ile Hüseyn onunla ortaktırlar Bu yolda gidenlerin hepsine feyz ve hidâyet, hazret-i Ali'nin aracılığı ile gelir Ondan sonra hazret-i Hasen ve Hüseyn bu vazîfeyi teslim aldı Bunlardan sonra, sıra ile On iki imâma verildi On iki imâmın sonuncusu o lan Muhammed Mehdî'den sonra başkasına verilmedi Bütün evliyâya feyz ve hidâyet bunlardan gelmeye devâm etti Abdülkâdir-i Geylânî kemâle gelince, bu makam ona verildi Vefâtından sonra da kıyâmete kadar, herkese, feyz, rüşd ve hidâyet, onun rûhâniyetinden gelmektedir (İmâm-ı Rabbânî)
 
Üst Alt