Sevr mağarasından ayrılış!-3

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,152
Efendimizin Hicreti
Bölüm-3
SEVR MAĞARASINDAN AYRILIŞ!

Rebiülevvel ayının dördüncü Pazartesi günü idi. Mağaradan hareket saati gelmişti.

Hz. Ebû Bekir, iki devesinden en üstün olanını Resûli Kibriya Efendimize takdim ederek, "Anam babam sana feda olsun yâ Resûlallah, buyur bin!" dedi.

Resûli Ekrem, "Ben, benim olmayan deveye binmem!" diye karşılık verdi.

Hz. Ebû Bekir tekrar, "O senindir! Babam anam sana feda olsun, buyur bin!" dedi.

Resûli Ekrem, yine, "Binmem." dedi, "Satın aldığın bedeli bana söylemedikçe binmem!"

Mecbur kalan Hz. Ebû Bekir, devenin fiyatını söyledi ve Peygamberimiz de onu kabul etti.

Resûli Ekrem ve Hz. Ebû Bekir develerine bindiler. Hz. Ebû Bekir, yolda kendilerine hizmet etsin diye terkisine âzadlı siyah kölesi Amir b. Füheyre'yi de aldı.

Yol göstermekte oldukça mahir olan Abdullah b. Üreykit önlerine düştü. Sevr Mağarasından ayrıldılar.

Peygamberimizin Mekke 'ye Hitabı

Resûli Kibriya Efendimiz, doğup büyüdüğü mübarek şehirden ayrılıyordu. Aşağısından geçerken Hezreve nâm mevkide devesini durdurdu. Kutsî beldeye mahzun mahzun baktı ve, "Vallahi, sen, Allah'ın yarattığı yerlerin en hayırlısı, Allah katında en sevgili olanısın! Bana senden daha sevgili, daha güzel yurt yoktur! Çıkarılmaya zorlanmamış olsaydım, senden asla ayrılmaz, senden başka yerde yurt yuva tutmazdım."397 diyerek ona olan sevgisini dile getirdi.

Bunun üzerine, Cenâbı Hakk, Habibi Edibini tesellî eden şu âyeti inzal buyurdu:

"Elbette, o Kur'ân'ın tebliğini üzerine farz kılan Allah, seni yine döneceğin yere (Mekke'ye) döndürecektir!"398

Düşmanın takibini zorlaştırmak ve onu şaşırtmak gayesiyle Medine'ye doğru, herkesin gittiği yoldan ayrı bir yol takib edildi. Önce, güney istikametinde Kızıl Deniz'e yakın Tihame'ye gittiler. Sonra kuzeye döndüler. Denizden uzak çöl içinden sahile paralel yol aldılar. Salı günü öğleye kadar durup dinlenmeden deve sırtında yol katettiler. Salı günü öğleüzeri bir gölgelikte bir nebze dinlenmek için konakladılar. Peygamber Efendimiz, istirahate çekildi. Hz. Ebû Bekir ise, başında bir muhafız gibi bekliyordu. Bir taraftan da etrafa göz gezdiriyordu. Uzakta bir çoban gördü. Yanına gitti. Çobanın koyunundan sağdığı bir miktar sütü alıp getirdi. Resûli Ekrem uyanınca kendisine takdim etti. Efendimiz kanasıya içti.399

Sütsüz Keçinin Süt Verişi

Yolculuk esnasında garib hâdiseler cereyan ediyordu.

Yanına varıp süt istedikleri bir çoban, onlara, "Yanımda süt verecek şu keçiden başkası yok. Fakat o da hâmile oldu ve sütü çekildi." dedi.

Resûli Kibriya'nın şifalı ve bereketli eli keçinin memelerine uzandı. Mübarek elleriyle, onları sığadı ve dua etti. Memeler, ânında sütle doldu. Sağılan sütü hepsi kana kana içti.Hayretler içinde kalan çoban, "Allah aşkına, sen kimsin? Şimdiye kadar senin gibisine rastlamadım!" diye sordu.

Resûli Ekrem Efendimiz, "Kim olduğumu söylerim; ama gördüğünü, duyduğunu gizli tutmak şartıyla!.." dedi.

Çoban, "Olur, gizli tutarım." diye söz verince, Fahri Âlem Efendimiz, "Ben, Allah'ın Resulü Muhammed'im!" buyurdu.

Hayreti bütün bütün artan çoban, "Demek, Kureyş'in 'Yolunu sapıttı!' dediği zât sensin, öyle mi?" dedi.

Peygamber Efendimiz, "Onlar böyle söylüyorlar!" buyurdu.

Bunun üzerine çoban, "Ben şehâdet ederim ki, sen bir peygambersin! Getirdiğin de haktır. Senin yaptığını ancak bir peygamber yapabilir! Ben, sana tâbi oldum." dedi ve orada İslâmiyetle şereflendi.

Çoban, ayrıca kendileriyle gitme arzusunu da izhar etti. Fakat Resûli Ekrem Efendimiz, "Senin buna bugün gücün yetmez. Benim muvaffak olduğumu haber aldığın zaman bize gel, katıl." buyurdu.400

Kısır Keçinin Süt Vermesi

Fahri Âlem Efendimiz, beraberindekilerle üçüncü uğrak yerleri olan Kudeyd mevkiine geldiler. Orada oturan Ebû Mâbed'in çadırı önünden geçerken, satın almak maksadıyla, "Hurma veya yiyecek başka bir şey var mı?" diye sordular.

Ebû Mâbed o anda orada yoktu. Hanımı Âtike Ümmü Mâbed, "Hayır, yiyecek bir şey yok." diye cevap verdi.

Resûli Ekrem Efendimiz, bir tarafta zaîf bir keçi gördü; "Bunda süt yok mu?" diye sordu.

Ümmü Mâbed, "Onun vücudunda kan yoktur; nereden süt verecek?" diye cevap verdi.

Peygamber Efendimiz, "İzin verirsen sağarım." dedi.Ümmii Mâbed, sürüyle otlamaya gidemeyecek kadar zaîf olan keçiden süt çıkmayacağını biliyordu. Fakat, misafire "Olmaz."demenin uygun düşmeyeceğini düşünerek, "Pekâlâ, onda süt bulursan sağıver!" dedi.

Resûli Ekrem Efendimiz, gidip keçinin beline elini sürdü ve memesini de mübarek eliyle mesnetti. Sonra, "Bismillahirrahmânirrahîm." diyerek dua etti. Daha sonra, "Bir kab getiriniz, sağınız." buyurdu.

Sağdılar. Getirdikleri kocaman kap doldu!

Peygamber Efendimiz, önce Ümmü Mâbed'e, sonra da orada bulunanlara doyuncaya kadar içirdi. En sonunda kendileri içti. Tekrar sağıp içtiler. Üçüncü defa da sağıp, onu Ümmü Mâbed'e bıraktılar.

Sonra da oradan ayrılıp yollarına devam ettiler.

Az sonra, Ebû Mâbed geldi. Kab içindeki sütü görünce, "Bu ne?" diye sordu.

Ümmü Mâbed, "Buraya mübarek bir zât geldi. Şöyle şöyle söyledi, keçiyi böyle sağdı." diyerek olup bitenleri tafsilatıyla anlattı.

Ebû Mâbed, "Bunda bir hikmet var! O zâtın şekli ve sîması nasıldı?" diye sordu.

Ümmü Mâbed, "Orta boylu, kara kaşlı, kara gözlü ve gayet nurânî yüzlü, lâtif bir adamdı." diyerek Peygamber Efendimizin şekil ve şemailini birer birer beyan etti.

Bunun üzerine Ebû Mâbed, "Vallahi," dedi, "bu senin tarif ettiğin zât, Kureyş içinde zuhur eden peygamberdir! Eğer ben burada bulunsaydim ona tâbi olur, beraberinde gitmeyi ondan dilerdim!"401

Resûlullah'tan "Bu keçiyi (veya koyunu) kesme." diye de emir alan Ümmü Mâbed demiştir ki:

"Resûlullah'ın memesini meshettiği o keçi (veya koyun) Hz. Ömer'in hilâfetinde meydana gelen, Hicret'in 18. yılındaki kıtlık ve kuraklığa kadar sağ kaldı. Yeryüzünde hayvanlar yiyecek bir şey bulamazken, biz onu sabah ve akşam sağardık!"402

Süraka 'nın Başına Gelenler

Kureyş'in Peygamber Efendimizi ele geçirenlere 100 deve va'dettiği, Kinane Kabilesinden olup o havalide yaşayan Benî Müdlic Aşireti tarafından da duyulmuştu. Sahil yolundan iki deveyle dört kişinin geçip gittiğini de işitmişlerdi.

Bunlardan gayet cesur ve aynı zamanda iyi iz takib eden Süraka b. Mâlik de, bu mükâfatın tatlılığına kanarak, Resûli Ekrem Efendimizi takibe koyulmuştu. Bir ihbar üzerine harekete geçen Süraka, kısa zamanda izlerini buldu. Dörtnala koşturduğu atıyla gittikçe Resûli Ekrem Efendimiz ve beraberindekilere yaklaşıyordu. Aralarında az bir mesafe kalmıştı. Hz. Ebû Bekir, Süraka'nın geldiğini görünce telâşlandı.

Peygamber Efendimiz, mağarada dediği gibi, "Üzülme, Allah bizimle beraberdir." dedi ve dönüp Süraka'ya baktı. Süraka'nın atının ayakları bir anda dizlerine kadar yere battı. Kurtulunca, tekrar takib etti. Fakat yine atının ayakları yere saplandı ve atının ayaklarının saplandığı yerden duman gibi bir şey çıktı. O vakit anladı ki, ne onun elinden ve ne de kimsenin elinden gelmez ki ona ilişsin!

"Yâ Muhammedi.." dedi, "Dua et, kurtulayım! Sana hiç dokunmayacağım! Seni takib edecek kimselere de senden hiç bahsetmeyeceğim!"403

Serveri Kâinat Efendimiz dua etti. Cenâbı Hakk, duasını kabul etti ve Süraka'yı o müşkîl durumdan kurtardı.

Süraka, Resûli ekrem Efendimizin yanına vardı. Kendisini tanıttı. İleride İslâmiyetin her tarafa hâkim olacğı mülahazasıyla bir emanname istedi. Resûli Kibriya Efendimiz, kendisine yazılı bir emanname verdi.

Bir rivayete göre, bu emannameyi Hz. Ebû Bekir,404 diğer bir rivayete göre ise Âmir İbni Füheyre yazdı.405

Emannameyi alan Süraka, "Ey Allah'ın peygamberi!.. Emret, istediğini yapayım!" dedi.

Resûli Ekrem Efendimiz, "Git, öyle yap ki başkası gelmesin!" diye ferman etti.

Peygamber Efedimizden bu talimatı alan Süraka, derhâl geri döndü. Arkadan gelen Kureyş'in takibçilerine de, "Ben buraları arayıp taradım, kimseyi bulamadım. Başka tarafa bakalım." diyerek onları geri çevirdi.406

Kaderin tecellîsine bakınız ki, günün başlangıcında Sevgili Peygamberimizi ele geçirmek veya öldürmek için atına atlayıp takibe çıkan Süraka, günün sonunda aynı zâtın bir muhafızı oluyor ve onu düşman takibçilerden korumaya çalışıyor!

Sonraları, Ebû Cehil, Süraka'nın bu hâline vâkıf olunca, pek ziyade gadaba geldi ve onun gayretsizliğinden bahsederek, hakkında bir kıt'a hicviye söyledi.

Mûcizei Ahmediyye'ye şâhid olan Süraka da ona, "Eğer atımın ayaklarının nasıl yere gömüldüğünü güreydin, sen de Muhammed'in peygamberliğine îman ederdin!" kıt'asıyla cevap verdi.407

Aynı Süraka, Hicret'in 8. senesinde Resûli Ekrem Efendimizin Huneyn Gazasından dönüşü sırasında huzuru risâlete emannameyle gelecek ve İslâmiyetle müşerref olup, Peygamberimizin iltifatına mazhar olacaktır!

Bir Çoban

Süraka döndükten sonra Resûli Ekrem Efendimiz, beraberindekilerle yine kızgın çöller üzerinde yol almaya başladı. Sanki gökten alev yağıyor, yerden kızgın kıvılcımlar fışkırıyordu!

Bu sırada onları bir çoban gördü. Kureyş'e haber vermek üzere son sür'at Mekke'ye geldi. Fakat şehre girer girmez ne için geldiğini birden unutuverdi! Ne kadar çalıştıysa bir türlü hatırlayamadı. Mecbur olup geri döndü. Sonra anladı ki, ona unutturulmuş!408

Devamı Bölüm-4

Hz. Zübeyr 'in Peygamberimizle Karşılaşması
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt