Nur dan damlalar

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Her insanın, her zaman düşündüğü en ehemmiyetli endişesi, mezaristana giren kendi dostları ve akrabaları gibi o i'damhaneye girmek keyfiyetidir. Bir tek dostu için, ruhunu feda eden o biçare insanın; binler, belki milyonlar, milyarlar dostları ebedi bir müfarakat içinde i'dam olmalarını tevehhüm edip Cehennem azabından beter bir elem -o düşünmek ucundan- göründüğü vakit, ahirete iman geldi, gözünü açtırdı ve perdeyi kaldırdı. "Bak" dedi. O imanla baktı. Cennet lezzetinden haber veren bir lezzet-i ruhaniyeyi o dostları ebedi ölümlerden ve çürümelerden kurtulup mesrurane bir nurani âlemde onu da bekliyorlar vaziyetinde müşahedesiyle aldı. Risale-i Nur'da bu netice hüccetlerle izahına iktifaen kısa kesiyoruz.
(Bediüzzaman Said Nursi - 11. Şua'dan)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Zaman gösterdi ki: Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil.
Dünyaca havas tanınan insanlardaki meziyet, sebeb-i tevazu' ve mahviyet iken; tahakküm ve tekebbüre sebeb olmuştur. Fukaranın aczi, avamın fakrı sebeb-i merhamet ve ihsan iken; esaret ve mahkûmiyetlerine müncer olmuştur.
Bir şeyde mehasin ve şeref hâsıl oldukça, havassa peşkeş ederler; seyyiat olsa, avama taksim ederler.
(Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 38-40 arası)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
İnsan, sair hayvanata muhalif olarak, hanesiyle alakadar olduğu misillü dünya ile alakadardır ve akaribiyle münasebetdar olduğu gibi, nev'-i beşer ile de ciddi ve fıtri münasebetdardır. Ve dünyada muvakkat bekasını arzuladığı gibi bir dar-ı ebedide bekasını, aşk derecesinde arzuluyor. Ve midesinin gıda ihtiyacını temin etmeğe çalıştığı gibi dünya kadar geniş, belki ebede kadar uzanan sofraları ve gıdaları, akıl ve kalb ve ruh ve insaniyet mideleri için tedarik etmeğe fıtraten mecburdur, çabalıyor. Ve öyle arzuları ve matlabları var ki, ebedi saadetten başka hiçbir şey onları tatmin etmiyor.

(Bediüzzaman Said Nursi - 11. Şua'dan)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Beliyyelerin istilası ve muzır şeylerin tasallutu, bazı duaların evkat-ı mahsusalarıdır ki; insan o vakitlerde aczini anlar, dua ile niyaz ile Kadir-i Mutlak'ın dergahına iltica eder. Eğer dua çok edildiği halde beliyyeler def'olunmazsa denilmeyecek ki: "Dua kabul olmadı." Belki denilecek ki: "Duanın vakti, kaza olmadı." Eğer Cenab-ı Hak fazl u keremiyle belayı ref'etse; nurun ala nur.. o vakit dua vakti biter, kaza olur. Demek dua, bir sırr-ı ubudiyettir.
Ubudiyet ise, halisen livechillah olmalı. Yalnız aczini izhar edip, dua ile ona iltica etmeli. Rububiyetine karışmamalı. Tedbiri ona bırakmalı. Hikmetine itimad etmeli. Rahmetini ittiham etmemeli.

(Bediüzzaman Said Nursi - 23. Söz'den)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Aynelyakin anlamalıyız ki; gaflet ve dalaletimiz sebebiyle aleyhimize ittifak eden istikbal, dünya ve heva-yı nefsin zararlarını def'edecek yalnız o zat olabilir ki; istikbal taht-ı emrinde, dünya taht-ı hükmünde, nefsimiz taht-ı idaresindedir. Acaba Halık-ı Semavat ve Arz'dan başka hangi sebeb var ki, en ince ve en gizli hatırat-ı kalbimizi bilecek ve bizim için istikbali, ahiretin icadıyla ışıklandıracak ve dünyanın yüz bin boğucu emvacından kurtaracak, hâşâ, Zat-ı Vacib-ül Vücud'dan başka hiçbir şey, hiçbir cihette onun izni ve iradesi olmadan imdad edemez ve halaskar olamaz.

(Bediüzzaman Said Nursi - 1. Lem'adan)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Nurani âlemlere giden yol kabirden geçer ve en büyük saadetler büyük ve acı felaketlerin neticesidir. Mesela: Hazret-i Yusuf, Mısır azizliği gibi bir saadete, ancak kardeşleri tarafından atıldığı kuyu ve Zeliha'nın iftirası üzerine konulduğu hapis yoluyla nail olmuştur. Ve keza, rahm-ı maderden dünyaya gelen çocuk, mahud tünelde çektiği sıkıcı, ezici zahmet neticesinde dünya saadetine nail oluyor.

(Bediüzzaman Said Nursi - 29. Lem'adan)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz


Hayvan gibi olamazsın. Çünki hayvanın mazi ve müstakbeli yok. Ne geçmişten elemler ve teessüfler alır ve ne de gelecekten endişeler ve korkular gelir. Lezzetini tam alır. Rahatla yaşar, yatar. Halıkına şükreder. Hatta kesilmek için yatırılan bir hayvan, bir şey hissetmez. Yalnız bıçak kestiği vakit hissetmek ister, fakat o his dahi gider. O elemden de kurtulur. Demek en büyük bir rahmet, bir şefkat-i İlahiye, gaybı bildirmemektedir ve başa gelen şeyleri setretmektedir. Hususan masum hayvanlar hakkında daha mükemmeldir.


(Bediüzzaman Said Nursi - 11. Şua'dan)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Ey insan! Senin elinde bulunan nefis ve malın senin mülkün değil, belki sana emanettir. O emanetin maliki, her şeye kadir, herşeyi bilir bir Rahim-i Kerim'dir. O senin yanındaki mülkünü senden satın almak istiyor. Ta senin için muhafaza etsin, zayi' olmasın. İleride mühim bir fiat sana verecek. Sen muvazzaf ve memur bir askersin. Onun namıyla çalış ve hesabıyla amel et. Odur ki, muhtaç olduğun şeyleri sana rızık olarak gönderiyor ve senin takatın yetmediği şeylerden seni muhafaza eder. Senin şu hayatının gayesi, neticesi; o Malik'in esmasına ve şuunatına bir mazhariyettir.

(Bediüzzaman Said Nursi - 17. Lem'adan)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Risale-i Nur'un vazifesi ise, hayat-ı ebediyeyi mahveden ve hayat-ı dünyeviyeyi de dehşetli bir zehire çeviren küfr-ü mutlaka karşı imani olan hakikatlarla, gayet kat'i, ve en mütemerrid zındık feylesofları dahi imana getiren kuvvetli bürhanlarla Kur'ana hizmet etmektir. Onun için, Risale-i Nur'u hiçbir şey'e alet edemeyiz.

(Bediüzzaman Said Nursi - 14. Şua'dan)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Arkadaş! İbadete ve itaate muvaffak olamayan azabdan korkar, ümitsizliğe düşer Böyle bir ümitsizin gözüne,
dinî mes'elelere zıt küçük ve zayıf bir emare, kocaman bir delil görünür Böyle birkaç emareyi elde eder etmez,
diğer emarelerin sevkiyle isyan ilan ederek İslâm dairesinden çıkar,
şeytanın ordusuna iltihak eder Binaenaleyh ibadete muvaffak olamayanlar,
ümitsizliğe düşmemek için şu âyete müracaat etsin:

(''De ki; Ey kendi aleyhlerine olarak günahlarda aşırı giden kullarım,
Allahın rahmetinden ümit kesmeyinÇünki Allah bütün günahları bagışlayandırŞüphesiz O Allah çok bağışlayan çok acıyandır)
Zümer,53
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Cihan dolu bela başında varken, ne bağırırsın küçük bir beladan, gel tevekkül kıl!
Tevekkül ile bela yüzünde gül, tâ o da gülsün.
O güldükçe küçülür, eder tebeddül.
Bil ey hodgâm! Bu dünyada saadet, terk-i dünyada.
Hudabîn isen, o kâfidir, bıraksan da bütün eşya lehinde
Ger hodbîn isen, helâkettir, ne yaparsan bütün eşya aleyhinde.
Demek terki gerektir her iki halde bu dünyada.
Terki demek: Huda mülkü, onun izni, onun namıyla bakmakta.
Ticaret istiyorsan ger, şu fâni ömrünü bâkiye tebdilde.
Eğer nefsine talib isen, çürüktür hem temelsiz de.
Eğer âfâkı ister isen, fena damgası üstünde.
Demek değmez ki alınsa, çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç, iyi mallar dizilmiş arkasında...

17. Söz 2.Makam
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Ey insan! Nimetin zevalinden elem çekme. Çünki rahmet hazinesi tükenmez. Ve lezzetin zevalini düşünüp, o elemden feryad etme. Çünki o nimet meyvesi, bir rahmet-i binihayenin semeresidir. Ağacı baki ise, meyve gitse de yerine gelen var. Nimetin lezzeti içinde, o lezzetten yüz derece daha ziyade lezzetli bir iltifat-ı rahmeti hamd ile düşünüp, lezzeti birden yüz derece yapabilirsin.

(Bediüzzaman Said Nursi - 20. Mektub'dan)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Şu dünya gidişatına bakılsa görülüyor ki; en aciz, en zaiften tut ta en kaviye kadar her canlıya layık bir rızık veriliyor. En zaif, en acize en iyi rızık veriliyor. Her dertliye ummadığı yerden derman yetiştiriliyor. Öyle ulvi bir keremle ziyafetler, ikramlar olunuyor ki, nihayetsiz bir kerem eli içinde işlediğini bedaheten gösteriyor.

(Bediüzzaman Said Nursi - 10. Söz'den)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz


Ey nefis! Az bir ömürde, hadsiz bir amel-i uhrevî (âhiret ameli) istersen ve her bir dakîka-i ömrünü bir ömür kadar fâideli görmek istersen ve âdetini ibâdete ve gafletini huzura kalb etmeyi (çevirmeyi) seversen, sünnet-i Seniyeye ittibâ‘ et (tâbi’ ol) Çünki, bir muâmele-i şer’iyeye (şerîatin ta’rîf ettiği işlere) tatbîk-i amel ettiğin vakit, bir nevi‘ huzur veriyor Bir nevi‘ ibâdet oluyor Uhrevî çok meyveler veriyor)
Demek sünnet-i Seniyeye tatbîk-i amel etmekle (amellerini sünnete göre yapmakla) bu fânî ömür, bâkî meyveler verecek, bir hayat-ı ebediyeye medâr (vesîle) olacak olan fâideler elde edilir
Sözler
Evet, Cenâb-ı Hakk’a îmân eden, elbette ona itâat edecek Ve itâat yolları içinde en makbûlü ve en müstakîmi (istikāmetli olanı) ve en kısası, bilâ-şübhe (şübhesiz) Habîbullah’ın (Allah’ın en sevgili kulu olan Hz Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın) gösterdiği ve ta’kîb ettiği yoldur
Lem‘alar
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz


Biri: Ma’siyetten (günahlardan) nefsini çekip sabretmektir Şu sabır takvâdır
İkincisi: Musîbetlere karşı sabırdır ki, tevekkül ve teslîmdir
Üçüncü Sabır: İbâdet üzerine sabırdır ki, şu sabır onu makam-ı mahbûbiyete (sevgililik makamına) kadar çıkarıyor

Mektûbât
Sabırsızlık ise Allah’dan şikâyeti tazammun eder (içine alır)Ve ef‘âlini (fiillerini) tenkîd ve rahmetini ithâm (suçlamak) ve hikmetini beğenmemek çıkar Evet musîbetin darbesine karşı şekvâ (şikâyet) sûretiyle elbette âciz ve zaîf insan ağlar Fakat şekvâ ona olmalı, ondan olmamalı

Mektûbât<!-- google_ad_section_end -->
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
İlim iki kısımdır: Bir nevi ilim var ki, bir defa bilinse ve bir-iki defa düşünülse kâfi gelir. Diğer bir kısmı, ekmek gibi, su gibi her vakit insan onu düşünmeye muhtaç olur. Bir defa anladım, yeter diyemez. İşte ulum-u imaniye bu kısımdandır. Elinizdeki Sözler ekseriyet itibariyle inşaallah o cümledendir.

(Bediüzzaman Said Nursi - Barla Lahikası'ndan)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Felillahilhamd hizmet-i Kur'aniye ve imaniyede Cenab-ı Hak rahmetiyle öyle kardeşleri bana vermiş ki; vefatım ile, o hizmet bir merkezde yapıldığına bedel, çok merkezlerde yapılacak. Benim dilim ölüm ile susturulsa; pek çok kuvvetli diller benim dilime bedel konuşacaklar, o hizmeti idame ederler. Hatta diyebilirim: Nasılki bir tane tohum toprak altına girip ölmesiyle bir sünbül hayatını netice verir; bir taneye bedel, yüz tane vazife başına geçer. Öyle de; mevtim, hayatımdan fazla o hizmete vasıta olur ümidini besliyorum!..

(Bediüzzaman Said Nursi - 29. Mektub'dan)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Ehl-i dalalet, ehl-i ilmi; ilmi vasıta-i cerr etmekle ittiham ediyorlar. "İlmi ve dini kendilerine medar-ı maişet yapıyorlar" deyip insafsızcasına onlara hücum ediyorlar. Bunları fiilen tekzib lazımdır.
Birinci Söz'de beyan edildiği gibi: Allah namına vermek, Allah namına almak lazımdır. Hâlbuki ekseriya ya veren gafildir; kendi namına verir, zımni bir minnet eder. Ya alan gafildir; Mün'im-i Hakiki'ye ait şükrü, senayı, zahiri esbaba verir, hata eder.

(Bediüzzaman Said Nursi - 2. Mektub'dan)
 

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Bir maksud ki, fenada mahvoluyor; o maksudu istemem. Çünki faniyim, fani olanı istemem; neyleyeyim?
Bir mabud ki, zevalde defnoluyor; onu çağırmam, ona iltica etmem. Çünki nihayetsiz muhtacım ve acizim. Aciz olan, benim pek büyük derdlerime deva bulamaz. Ebedi yaralarıma merhem süremez. Zevalden kendini kurtaramayan nasıl mabud olur?

(Bediüzzaman Said Nursi - 17. Söz’den)
 
Üst Alt