Müslümanlara mektup

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,152
Bismillahirrahmanirrahim. Âlemleri yaratan, yaşatan, yöneten Rabbimize hamd, her şeyi tanzim edici, âlemlere rahmet Peygamberimize salât ve selam olsun.

Değerli kardeşlerim, bu mektubun en büyük zaferlere, en büyük manevi mükâfatlara, iki cihan saadetine vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Gaflet çok büyük bir hastalıktır. Gaflet, Allah(c.c)'ı unutmaktır. Dünya hayatının tatlı gözüken cazibesi içinde ahiret hayatını unutup, nefsin ve şehevî arzuların peşinde koşarak manen eriyip gitmektir.

Kitabımız Kur'an insanın dünya ve üzerindekilere ilgisini şöyle açıklamaktadır. "Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Hâlbuki varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır." (Ali İmran: 14)

Dünya ve üzerindekilerin insana cazip kılınması imtihan içindir. Dünyayı kulu insanı imtihan etmek için tanzim eden Allah'tır. İnsanın doğumu ve ölümü arasında geçen dünya hayatının tek gerçeği imtihan dünyası olmasıdır. Dünya ahiret hayatının tarlasıdır. İnsan bu dünyada ahiret hayatında cennette mi, cehennemde mi yaşayacak seçimini yapar ve yaptığı seçime uygun olarak ahireti için hedeflediği sonucu elde etmeye çalışır. İnsan cenneti de cehennemi de dünyada kazanır. "Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma metaından başka bir şey değildir." ( Ali İmran: 185)
Bizi kim niçin yarattı?

Bu sorunun bilinen tek doğru cevabı vardır. Bu cevap "bizi Allah yarattı" cevabıdır. Allah bizi niçin yaratmıştır. Bu sorunun cevabını Kur'an'dan öğrenelim. "Ben cinleri ve insanları, ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat: 56)

Allah insanlara bu kulluğun mükemmel olarak yerine getirilmesi için yedi tane önemli nimet vermiştir. Bu nimetler; akıl nimeti, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötünden, güzeli çirkinden, faydalıyı zararlıdan, adaleti zulümden ayırma nimetleri, cüzi irade nimeti ve İslam nimetidir.

Kulluğun temelinde bizleri yoktan var eden, yaşatan, rızkımızı veren, yöneten Allah(c.c)'ın rızasını kazanmak vardır.

Bizler Allah'ın rızasını nasıl kazanacağız. Allah'ın rızası nerededir? Geliniz bu soruların cevabını birlikte arayalım. Tevrat'a, İncil'e bakalım, Kur'an-ı Kerim'e bakalım, bu kitaplardan hangisine bakalım da isabetli olan neticeye kavuşalım. Biz Müslüman olduğumuza göre elbette ki sorumuzun cevabını Kur'an-ı Kerim'de arayacağız. Çünkü Tevrat ve İncil insanlar tarafından tahrif edilmiş, Allah kelamı olma özelliklerini kaybetmiştir. Allah, Kur'an'ı göndererek sözünü yenilemiş ve önceki kitapların hepsini bu son kitapla iptal etmiştir.

Kur'an itibar edeceğimiz tek hak kitaptır. Bugünkü Tevrat ve İncil batıldır, itibar edilemez.

Sorumuzun cevabını Kur'an'dan başka bir yerde arayıp bulmamız imkânsızdır.
Kur'an okumalarımızda gördüğümüz gerçek Allah'ın rızasının İslam olduğu gerçeğidir.

"Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'dan razı oldum." (Maide: 3)

Allah katında kulların amelleri bakımında tek hak ölçü İslam dinidir. "Allah nezdinde tek hak din İslam'dır." (Ali İmran: 19)
İslam'dan başkası batıldır ve boşuna bir çabalamadır. "Kim, İslam'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır." (Ali İmran: 85)

Kur'an'dan edindiğimiz bu bilgiler ışığında deriz ki Allah'ın rızası İslam'dır. İslam insanların dünya ve ahiret saadetlerinin tek çaresidir ve İslam'dan başka da çare yoktur.

Değerli kardeşlerim; bizi yaratan Allah bize yolumuzu göstermiştir. Müslümanlar olarak vazifemiz İslam, Kur'an, Sünnet konusunda içinde bulunduğumuz bu karışık yapıdan kurtulup, Peygamberimiz, ashab ve tabiinden günümüze gerçek İslam âlimlerinin inandığı, anladığı, yaşadığı, yaşanması için cihat ettiklere doğru İslam'a hicret etmektir.

Değerli kardeşlerim; bugünkü İslam anlayışımızla dünya ve ahiret saadetini elde etmemiz imkânsızdır. Bu İslam anlayışı problemlidir. Bugünün Müslümanları olarak bizler İslam'ı bir hayat nizamı olarak görmüyoruz. Hal bu ki Allah İslam'ı bir hayat nizamı olarak tanzim etmiştir.

İslam bizim ferdi ve toplumsal hayatımızı tanzim ettiği gibi, devlet eliyle görülen siyasi, idari ve hukuki işlerimizi de tanzim etmiştir. İslam bizim her işimize karışır. İslam, fert, toplum ve devlet eliyle yapılacak faaliyetlerimiz bakımından bir bütündür. İslam'ın yarısı kendisi değildir. "Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir." (Bakara. 85) İslam âlemi olarak içinde bulunduğumuz perişanlığın sebebi İslam'a uygun olamayan bu yarım ve yanlış İslam anlayışıdır.

İslam ortaklık kabul etmez. Yani bizler bu zamanda İslam'ın bütün esaslarını yaşayamıyoruz, yaptırmıyorlar, olmuyor, bu kadar oluyor, birden olmuyor, yavaş yavaş olur, Allah affeder diyerek, inancımızı, ibadetlerimizi İslam'dan alıp, ahlakımızı, ilmimizi, ticaretimizi, talim ve terbiye esaslarımızı, siyaset anlayışımızı, idari yapımızı, hukuk ilkelerini Batı'dan alarak karma bir anlayışla Allah'ın rızasını kazanacağımıza inanıyorsak aldanırız ve kaybedenlerden oluruz. Bu anlayışı doğru zannederek dünya ömrünü buna göre tamamlayıp hesap gününde Allah'ın huzuruna çıkacak kimselerin amelleri bir paçavra gibi yüzlerine fırlatılacağı gerçeği Kuranda ve Hadislerde açıklanmaktadır.

Müslüman'ım demek ne demektir?

Müslüman'ım demek Allah ve Resulünün emirlerine teslim olmak demektir.

Allah'ın emirleri Kur'an'dadır, Peygamberimiz de yaşayan Kur'an'dır.
Müslüman Allah'ın rızası İslam'a sarılan, gazabı batıldan kaçınan kimsedir.

Allah'ı bilmek emirlerini bilip yerine getirmektir. Allah'ı unutmak ise nefsin arzu ve isteklerine uyup Allah'ın emirlerine isyan etmektir.
Rabbimizin bizi bağlayan emirlerini birlikte hatırlayalım.
1. Din ve ahlak ile ilgili emirler: Bu emirlerin içinde inanç esasları, ibadet esasları, ahlaki esaslar bulunur. İnsanların ahlaken dört türlü görevi vardır. Bunlar; ilahi görevler, ferdi görevler, aile içi görevler, cemiyet görevlerdir. Allah haksız yere adam öldürmeyi, içkiyi, zinayı, faizi, kumarı, haksız yere insanların malını yemeyi, zulmü yasaklamış ve bunlarla mücadele etmeyi bir kulluk ve insanlık görevi saymıştır.

2. Cihat ile ilgili emirler: Bu emirler İslam'ı tebliğ, İslam'a davet, iyiliği emretmek, kötülüğü menetmek, İslam düşmanlarıyla savaşmak ve hakkı hâkim kılmak ile ilgili emirlerdir. Hayat iman ve cihattır.

3. İlim, talim ve terbiye ile ilgili emirler: İlim Allah'ı bilmektir, İslam'da talim ve terbiyenin gayesi insanı Allah'ın bir kulu olarak dünya ve ahiret saadeti için İslam'ı yaşamaya hazır hale getirmektir.

4. Ticaret, iktisat ve ekonomik faaliyetlerle ilgili emirler: Bu emirler helal, haram, sahih ve fasit esasına göre tanzim edilmiştir.

5. Siyaset, idare ve hukukla ilgili emirler. Bu emirlerin tamamı İslam'dır. İslam ise kesin olarak Allah'ın rızasıdır. Bir kul ve insan bu dünya hayatında Allah'ın rızası olan İslam'a razı olup O'nu razı etmeyecekse kimi razı edecektir.

Müslümanlık bütün bu emirleri yerine getirebilme azmi ve gayretidir.

Müslüman kulun görevi hakkı üstün tutup Allah'ın rızasını gözeterek bu dünya imtihanını kazanmaktır.
Bu asrın mücadelesi kuvveti üstün tutan Siyonist Yahudiler, Siyonist Hıristiyanlar ve işbirlikçileri ile hakkı üstün tutan Milli Görüşçüler arasında geçmektedir. Mülkün sahibi Allah'tır ve Allah inananların yardımcısıdır. İslam'ın gücü Allah'ın gücüdür. Bu gücü kimse yenemez. "İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tağut (batıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır." (Nisa:76)
Allah bizi böyle imtihan etmeyi dilemiştir. Bu imtihan edilme iradesine ve şekline itiraz mı edeceğiz.

Türkiye'de Milli Görüş ve kuruluşları bu şuurun tek temsilcisidir. Müslümanlar olarak Milli Görüş fikriyatında ittifak edip adil düzen ve yeni bir dünyayı kurmak için cihat etmeden iki cihan saadetine ulaşmamız hayal olacaktır.

27 HAZİRAN 2011
PZT 05:23
İsmail Hakkı Akkiraz, milli gazete.
 
Üst Alt