Mehdiyet, Deccaliyet, İseviyet

Fakr

Yeni Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
7
Mehdiyet: Allah tarafından yol gösterilme işlevi demektir.

İki yönü bulunmaktadır. Bunlardan ilki ahir zamanda gelecek bir Zât, diğeri ise bireylerde nefs-i mülhime seviyesindeyken ortaya çıkan bir hâldir.

Benim üzerinde durmak istediğim batıni manada (bireylerin kendinde açığa çıkan) Mehdiyet, Deccaliyet ve İseviyet...

Nefsin 7 mertebesi bulunmaktadır. İlki olan Nefs-i emmare de hayvansal düzeyde yaşam söz konusudur. Yeme, içme, gezme vb. nefsin istediği her şeyi, bilince emretmesi ve ortaya çıkarması gibi düşünebilirsiniz. Kişi bu hal ile yaşarken ilmi genişleme ile hakikat bilgilerine(Kuran ve Hadis) ulaştığı zaman ve bu bilgilerin gereğini yaşayamadığı için kendine "levm" eder yani kızar. Bu nefs-i levvamedir.(ikinci düzey)

Nefs-i levvame ile nefs-i mülhime(üçüncü düzey) arası riyazatlar, ibadetler vb. yararlı çalışmalar ile beyin hassasiyet kazanmakta ve 6. duyu olan ilham sistemi devreye girmektedir. Allah tarafından kişi tekliğe yönlendirilmektedir. İlham alarak hakikati bilen ve hisseden nefs düzeyi mülhimedir.

İşte bu noktadayken hakikat bilgilerine ve tekliğe gidiş (ilim)kişinin mehdisidir. Nefs-i mülhimede oluşan bir haldir bu. Bunun neticesinde kişinin deccali çıkacak ve nefsi mülhimenin imtihanı olacaktır.

Kişi hakikat bilgilerine ulaştığında görür ki kendinde açığa çıkan Allah esmasının birleşimleridir.(Ağırlıklı ortalama şeklinde Allah isimlerinin manalarının sizde açığa çıkması) Kişi bu noktada çok büyük tehlike ile karşı karşıya kalır. Madem benim hakikatim ve zatım Rabtır (Esma-Melekût alemi) Rububiyet sınır tanımaz, dilediğini yapar ve ben de dilediğimi yapar ve yanmam!!!gibi yanlış düşünce, vehimler ile kişi nefsi emmareye düşer. Mehdi ile deccal sürekli bu açıdan savaşır. Deccal nefsi mülhimedeki kişiye sahte cenneti sunar (Firavun gibi yaşamayı) Mehdi ise dünyada yanmaya çağırır (Kurtuluş için) Mehdi ilim sıfatı ağırlıklı bir esma bileşimine sahiptir. Deccalin ortadan kalkması için ise ilimle beraber kudret gerekir. Bu noktada İseviyet devreye girer ve deccal bu kudret karşısında erir. (İseviyet işlevinde/Hz. İsa'da kudret ismi ağırlık kazanmıştır.) Kişi nefs-i mutmainne(dördüncü düzey) de Allahtan her gelene koşulsuz rıza haline gelir. Artık düşme olmaz. Çünkü Allah Velîsi olmuştur. Ne korku kalır ne hüzün...

Not: Tasavvuf yolundaysanız ve "örf-âdet/insan tabiatı/ benlik(ego) ile savaş yani sizde "yanma-arınma" başlamadı ise işin dedikodusundasınız demektir. Kişiye tasavvufi bilgiler -tatbik edilmedikçe- fayda sağlamaz.
 

Fakr

Yeni Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
7
Yazıda değinmediğimden iki hususa dikkatinizi çekmek istiyorum:

1-Batıni manada kişinin mehdiyatı, deccaliyatı ve iseviyatı sema boyutu (bilinç) ile alakalıdır, tabi efal boyutuna (fiillere) da yansır. Örneğin: Kişinin mehdisinin çıkması (Hakikat bilgileri-ilim) bilincinde(nefsi mülhimede) yaşanır, efal aleminde(fiil boyutu) namaz, riyazat, oruç ve dua gibi sürekli ve faydalı çalışmalar olarak karşımıza çıkar.

2-Allah ismi "Zât" ını tenzih eden "Hû" ismi ile Esmaul Hüsnanın tamamına işaret eden isimdir.

Allah "Zât"ı itibarıyla alemlerden "Ganiyy"dir. Yani Allahın Zatını düşünemez, tefekkür edemez ve idrak edemezsiniz. (Uluhiyet) Yarattıklarının toplamı Allahtır diyemezsiniz!!!! Yarattıklarıyla kayıtlanmaktan berîdir. Bu yüzden yolun sonu hiçlikte biter.

Esmaul Hüsna ise alemlerin "aynı" dır. Bu nedenle düşünülür, tefekkür edilir ve idrak edilebilir. (Rab boyutu-Rububiyet) Bu yüzden kişinin hakikatı/zatı Rububiyete dayanır. Kişi Ene el-Hakk diyorsa bu gerçeğe işaret ediyordur. Dikkat!!!!Yani ben Allahım demiyor!!!!!! Ben Allahın Esmasından(Sıfat ve İsim manaları) meydana geldim diyor. Tasavvufun yanlış anlaşılmasındaki temel nokta budur arkadaşlar.
 
Üst Alt