İyi ki geldin! (Üç Aylar Regaib)

elifgibi

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
2,182
Yorgunuz! Herkes yorgun!
Kimsede laf yarıştırmaktan adım atacak mecal kalmamış. Cepheleşme had safhada. Husumet diz boyu. Yalan, iftira, karalama... Ne insafı kaldı yazı yazmanın; ne izanı kaldı konuşmanın. Herkes, kendi ezberini tekrar ediyor. İlgi alanlarımız kâh İran'a takılıyor kâh Turan'a. "Dış güçleri" konuşmaktan iç dinamizmimizi çoktan kaybetmişiz.

Devlet, milletiyle kavgalı. Kendi gölgesiyle yaka paça olan bir devlet, gücünü milletinden alabilir mi? Aynadaki aksinden ürken, kendini aşıp sonsuz ufuklara kanatlanabilir mi? Kendini aşamayan, "bölgedeki etkin gücünü" uluslararası arenada anlatabilir mi? Kendi vatandaşının farklılıklarını bir zenginlik sayıp bağrına basmayan, başka ülkelere örnek olabilir mi? Küçük düşünen, büyük ideallerin altından kalkabilir mi? İmtiyazlı sınıf kavgasını yalan yanlış anlatımlarla farklı bir mecraya taşıyıp üstelik o menhus emelleri kutsayıp toplumsal barışı dinamitleyenler ülkeye huzur ve barış getirebilir mi? Hayata hep dar bir pencereden bakan, toplumu derdest eden o kadim cendereden kurtulabilir mi?

Sorular çoğaldıkça ruhlarımız kararıyor. Ümitlerimiz soluyor. Çünkü çoğu kez cevapsız soruların amansız pençeleriyle delik deşik oluyor ruh dünyamız. Evham, bir virüs gibi... Onca acı tecrübeye rağmen birileri hâlâ "kardeş kavgası"ndan beslenmek istiyor. Nifak tohumu saçıyorlar İrem Bağları'na. Kimilerinin kaleminden kan damlıyor adeta. Kirletilmiş bilgiler atmosferimizi zehirlemiş, nefes alınmaz hale getirmiş...

Yorgunuz! Herkes yorgun!
Neyse ki İlahî bir esinti yetişiyor imdadımıza. Onca bunaltıcı gündemin arkasından şefkatli elini uzatıyor bize. Üç aylara girdik. Rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı o üç mukaddes zaman dilimi bizi çağırıyor kendine. Aslında kendi içimize, ruhumuza, varlık nedenimize davet ediyor yeniden. Eminim birileri kalkıp şöyle de diyecektir: Bunca yoğun gündem dururken o "mübarek üç aylar" üzerine yazı yazmanın zamanı mı şimdi? Ah o "yoğun gündem"! Ah o bitmez tükenmez "güncel polemikler"!..

Şimdi kendimize dönmenin tam zamanı! Çünkü şaşaalı gündem maddeleri arasında en çok kendimizi ihmal ettik. Tabii ki dış dünyanın hengâmesine de kulak vermek gerekiyor. Hele gazeteciyseniz, siyasetçiyseniz... Dışarıda yaşananları takip etmek hayatınızın bir parçası haline gelebilir. Ancak o dikkatli takip, kalbinizin sonsuzluk arzularını bastırmayı gerektirmiyor. Sonuçta insanız. Bir hayat yaşıyoruz. Bir gün saatin tik takları bizim için anlamsız hale gelecek. Bir gün atmayacak kalbimiz. Bir gün yeryüzünün herc ü merci ile bütün alakamız kesilecek.

Madem bir gün "sıcak gündemden kopacağız"; şimdiden belli fırsatları kollayarak özümüze doğru, yani kalbimizin tam merkezine doğru, derin bir seyahate çıkmalıyız! Kendimize, ruhumuza, vicdanımıza doğru derinlemesine atacağımız her adım, bizi birbirimize daha yakın kılacak. Nefretin yerini sevgi alacak.

Ötekini anlamak, kendini anlamakla başlar. Anlamak gayreti, varlık sebebimizin ortaya çıkmasını sağladığı gibi, dirlik vesilemizin de kılavuzudur. Özü şefkatle ve merhametle yoğrulmuş bu ülkenin insanı uzun bir zamandan beri ne kendini anlama fırsatı yakalayabiliyor; ne başkasını dinleme iradesini gösterebiliyor.

Üç ayları idrak ediyoruz. Bu gece Regaib Kandili. Yeni doğumların arefesindeyiz. Ruhumuz sevgiyle kanatlanabilir, ufkumuz sonsuzluğa açılabilir. Yeter ki bir şeyleri düzeltmeye kendimizden başlayabilelim...

Yorgunuz! Herkes yorgun!

İyi ki yetiştin imdadımıza ey güzel kandil! Karanlıklar içinde kalmıştık!..
 
Üst Alt