İnsanlar neden ölmek istemezler

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,152
İnsan, ölümü değil yaşamayı ister ve sever. Halbuki ölüm, imanı olan için hayırlıdır. Çünkü salih bir Mümin, ölüm ile, dünyanın eziyet ve yorgunluğundan kurtulmaktadır.Ölmek, yok olmak değil, ruhun bedene olan bağlılığının sona ermesi, ruhun, bedenden ayrılması, insanın bir halden başka bir hale dönmesidir.

Bir evden, başka bir eve göç etmek gibidir. Ömer bin Abdülaziz hazretleri;Sizler, ancak ebediyet, sonsuzluk için yaratıldınız! Lakin bir evden, bir eve göç edersiniz! buyurmuştur. Ölüm, imanı olan için hediyedir, nimettir. Ancak imanı olmayanlara, günah bataklığına saplananlara ise, bir musibettir. Ölümü hatırlamak, en büyük nasihattir. Her iman sahibinin, ölümü çok hatırlaması sünnettir. Ölümü çok hatırlamak,emirlere sarılmaya ve günahlardan sakınmaya sebep olur. Haram işlemeye cesareti azaltır. Zira Peygamber efendimiz(s.a.v); (Lezzetleri yıkan, eğlencelere son veren ölümü çok hatırlayınız!) buyurmuştur.

Eğer insanlar,öldükten sonra yani kıyamet günü başlarına gelecek olanları iyi bilselerdi, bu dertle dertlenselerdi,dünyada dert diye bir şey tanımazlardı. Zaten insanlar arasındaki bütün geçimsizliklerin sebebi,hep ölümü unutmaktan kaynaklanmaktadır. Ölen birini,mümkün olup dünyaya geri göndermiş olsalar, bu kimse melek gibi olurdu. Çünkü öldükten sonra olacakları bizzat yakînen gözleri ile görmüştür. Hal böyle olunca, o kimse bir daha günah işleyebilir mi? Bu fırsat,şu anda hayatta olanların elinde mevcuttur. Ölmeden önce sanki ölmüş gibi hareket etmek,günah işlememek,melek gibi olmak ve böylece de ahireti mamur etmek mümkündür.

Dünya ve içindekiler, geçicidir, bir görünüştür ve bir gölge gibi, yavaş yavaş çekilmekte, geçip gitmektedir. Hadis-i şerifte; (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) buyuruldu.Dünya hayatı, rüya gibidir. Ölüm uyandırıp, rüya bitecek, hakiki hayat başlayacaktır. Yusüf Nebhani hazretleri buyuruyor ki:Ey insan! Başına gelecekleri düşün! Ömrün tükenmeden, aklını başına topla! Etrafında gördüğün, konuştuğun, sevdiğin, korktuğun kimselerin hepsi, birer birer öldüler. Birer hayal gibi, gelip gittiler. İyi düşün! Ebedi ateşte yanmak, ne büyük azaptır! Sonsuz nimetler içinde yaşamak ise, ne büyük nimettir. Bunlardan birini seçmek, şimdi senin elindedir. Herkesin sonu, bu ikisinden biri olacaktır. Bundan kurtulmak imkansızdır. Bunu düşünmemek ve tedbir almamak, büyük cahillik ve cinnettir.

Süfyan-ı Sevri hazretleri, talebelerinden birisi sefere çıkacak olsa, ona; -Eğer gittiğiniz yerlerde, satılık bir ölüm görürseniz onu benim için satın alınız buyururdu. Vefatı yaklaştığında çok ağlıyordu. Sebebi sorulunca; -Ölmeyi çok arzu ediyordum, lakin şimdi ölümümün nasıl olacağını bilemediğim için çok korkuyorum. Bu sefere çıkmak gayet güçtür. Başka seferlere çıkmak gibi, bir asa ve bir su kabı yetmiyor buyurdu. Bunun üzerine dostları; -Cenneti beğeniyor musunuz? diye sordular. Bunlara cevaben;
-Siz ne söylüyorsunuz? Benim gibi birine, hiç Cenneti verirler mi? buyurdu.
Ata-i Horasani hazretleri buyuruyor kiünyanın sıkıntısı geçicidir. İnsan bir gün sıkıntı ile karşılaşır,öbür gün, o sıkıntıdan kurtulabilir. Fakat ya ahiretin devamlı olan dayanılmaz acı ve ıstıraplarına yakalanırsak, halimiz nice olur? Bu bakımdan insanların en akıllısı, ahiret için iyi hazırlanandır.Uzun emel sahipleri, ibadetleri vaktinde yapamaz, tövbeyi terk ederler, kalbleri katı olur ve ölümü de hatırlamazlar. Çünkü böyle kimseler, hep dünya malına ve mevkiine kavuşmak için ömürlerini harcarlar, dünyalarını mamur edip ahireti unuturlar. Yalnız zevk ve sefalarını düşünürler. Bu sebeple ölümü ve ölmeyi istemezler, sevmezler.

Netice olarak, insanların ölmeyi istememesinin sebebi, dünyalarını mamur,ahiretlerini de harap etmelerindendir. Çünkü hiçbir insan,mamur,imar edilmiş olan bir yerden, harap olmuş bir yere gitmek istemez. Bişr-i Hafi hazretlerinin buyurduğu gibi dünyayı seven, ölümü sevmez.
 
Üst Alt