İki Uçlu Gönül

hacı anne

Süper Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
1,046
İki Uçlu Gönül

Kim, her dem mutlu olmak ister ki? Her dem kahkaha, her dem pür neşe, hangi
kalbe fazla gelmez. Hangi kalbi kasvete boğup ağır gelmez hüzünsüz neşe, şen
kahkaha.Her dem gündüz, hem ruhumuza hem bedenimize ağır gelir.. Vakti
gelir, göz kapaklarımız ağır ağır kapanır; ruhumuz karanlığın sükûnetine
teslim olup başka âlemlere misafireten gitmek ister; yorgun bedenimiz
gecenin kollarında dinginliğe erer.. Kim geceye manasızdır diyebilir? Kim
uykunun tadını inkâr edebilir? Kimin kalbi aşkla kavrulurken bir damla suya
hayır der? O su ki vuslattır. Yatışmayan ya da sönmeyen bir aşka hangi bünye
her daim dayanabilir? Öte yandan, her dem gece de, bir kefesinde ruh bir
kefesinde beden olan bu teraziye ağır gelir. Her dem keder de kalbi tarumar
eder. Sürekli konuşanlar kadar sürekli susanlar da bize sıkıcı gelir.
Kalbimiz de dilimiz de bir susar, bir konuşur. Bazen çok konuşur, bazen az.
Bazen kısa aralıklarla susar. Bazen de o suskunluk uzar.. Bir dem gelir
kalbimiz kilitlenir. Dilimiz lal olur. Tüm sözler toprağın altında gömülü
gibidir. Bir dem olur, dudakların asma kilidi kendiliğinden çözülür, dilden
inci taneleri dökülür. Her bir söz bir kalbin teselligâhına dönüşür. Bir dem
gelir kara bulutlar kaplar gönlümüzün semasını. Şimşekler çakar. Göğü gürler
kalbimizin. Sonra bulutlardan sağanak halinde sevinç yağar. Yeknesak bir
hayat, ruhumuza göre değildir; gönlümüz iki uçludur, hayatımız da. Doğumla
ölüm. Vuslatla ayrılık. Boşlukla huzur. Gitmekle gelmek. Sıcakla soğuk.
Açlıkla tokluk.. Bollukla kıtlık.

Ya da; Kalple nefis. Şeytanla melek. Musa'yla Firavun. Gönlümüzün
tahterevallisi uçlar arasında salınır durur. Arada ortalarda bir yerlerde de
durur elbette tahterevalli. Biz kâinatın en acayip varlığız. Biz bir
mucizeyiz. İki uçlu bir mucize. Gönlü iki uçlu başka hangi varlık vardır
bizden gayrı? Akıl ve fikir meydanımız o kadar geniştir ki, ihata etmekte
zorlanırız. Ve bazen de o kadar dardır ki, bir noktada hapsoluruz. Bir
katrede yüzeriz. Bir zerrenin içine dalıp gideriz. Sonra bir dem gelir;
âlemi bir karpuz gibi elimize alırız. Kâinat misafirliğe gelir akıl odamıza.
Bir sabah bir kahvaltıya davetliydim. Laf lafı açarken, "hep mutluluğun her
dem mutluluğun" hem bir efsane olduğunu hem de; belirtilerinden birinin
"sürekli neşe içinde olma" olan iki uçlu duygulanım bozukluğunun mani
safhasından bahis açmıştım ki, sevgili Emine Eroğlu "Miskin Yunus"un "Hak
bir gönül verdi bana" şiirini okudu masadakilere:

"Hak bir gönül verdi bana, ha demeden hayran olur/ Bir dem gelir şâdân olur,
bir dem gelir giryan olur/ Bir dem sanırsın kış gibi, Zemahşer-î olmuş gibi/
Bir dem bişâretten doğar, hoş bağ ile bostan olur..." Şiir bittiğinde
hepimizin, bilhassa uğraşısı insan olan biz psikiyatristlerin hikmet
ehlinden öğrenecek çok şeyi olduğuna bir kere daha kanaat getirdim. Yıllarca
kulağımızda yankılanan bu şiir insan gönlünün mühim bir özetini nasıl da
güzel sunuyordu.
*Mustafa Ulusoy
 

hüzün

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
429
Emeğine Sağlık krdşmkgüll..,
 
Üst Alt