Göz zinası

sevgisiz olmaz

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
310
"Mü'min erkeklere söyle; gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. (Bakılması helal olmayan yerlerini kapatmakla korunsunlar.) Bu (örtünme) kendileri için çok temiz(bir hareket)dir. Şübhesiz ki Allah (kullarının ne) yapacaklarından hakkıyla haberdardır. Mü'min kadınlara da söyle; gözlerini (harama bakmaktan)
sakınsınlar, ırzlarını (gözlerini avret mahallinden kapatmak suretiyle ve bedenlerini bakmaktan örtünmek suretiyle) korusunlar.

Ziynetlerini (yani baş, kulak, boyun, göğüs, pazı, kol ve yakalarını) açmasınlar. Bunlardan görünen kısmı (yüzünün bir kısmı ve el avucu) müstesna. Başörtülerini, yakalarının üstünü (kapayacak surette) koysunlar. Ziynet(yer)lerini kendi kocalarından yahud kendi babalarından yahud kocalarının babalarından yahud kendi oğullarından

yahud kocalarının oğullarından yahud kendi biraderlerinden yahud kendi biraderlerinin oğullarından yahud kız kardeşlerinin oğullarından yahud kendi kadınlarından yahud kendi ellerindeki memlükelerden yahud erkeklerden yana ihtiyacı olmayan (yani
erkeklikten kalmış bulunan) hizmetçilerinden yahud henüz kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizleyecekleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Hepiniz Allah'a tevbe edin ey mü'minler. Ta ki korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız." [En-Nur 30-31]

İzahı: Allah Teala mü'minlere, gözlerini harama bakmaktan sakındırmalarını emre*diyor. Ta ki helaldan başka bir tarafa bakmasınlar. Zira bedenin sultanı kalb iken, kalbi bozan da gözlerin harama bakmalarıdır. Hatta göz görmezse, kulak işitmezse ve dil söylemezse, kalb ve dimağ, zina gibi kötülükleri asla tasavvur edemez. Bunun için yukardaki En-Nur suresinin 30. ayetinde bedenin sultanı olan kalbin temizlenmesi emrolunmadı. Ancak kalbin temizlenmesi için gözleri harama bakmaktan sakındırmaları emrolundu. Demek gözü harama bakanın, kalbi temiz değildir. Eğer temiz olsaydı
göz kapanırdı. Nitekim daha evvel zikredilen hadîs-i şerîfte, gözün kalbe getireceği manevi necasetin, domuzun maddî necasetinden daha beter olduğu beyan edilmiştir.

Cerir adlı sahabî: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e: "Ansızın harama baktığım zaman ne buyurursunuz dedim. "Hemen gözünü çevir." buyurdu. Yani önüne yahud da harama bakmayacağın tarafa bak demektir.


"Ey Ali, birinci kere gördüğünde, ikinci kere bakma. İlk kere gördüğün lehinde ise de, ikinci kere bakman aleyhindedir."


"Altı şeyde Bana kefil olun, Ben de cennete girmeniz için kefil olayım: Konuştuğun zaman yalandan sakın. Emanet sana teslim olduğu zaman hıyanet etme. Bir söz verdiğin zaman sözünden cayma. Gözlerinizi (harama bakmaktan) kapatın. Ellerinizi (haramı çalmaktan) men edin. Irzınızı muhafaza edin."


İşte bakmak, gözden kalbe giren zehirli ok olduğu için Allah Teala: "Mü'minlere söyle gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar." diye emret*miştir.


"Herhangi bir mü'min, bir kadının güzelliğini görür, sonra başını çevirir veya gözünü kapatırsa, şübhesiz ona Allah bir ibadeti nasib eder ki, o da ibadetinin lezzetini tadar."


Bir hadîs-i kudsî: "Muhakkak harama bakmak, şeytanın zehirli oklarındandır. Kim Ben'den korktuğu için bakmayı terk ederse, bakmasını (bakmaktan gelen şehvetinin kuvvetini) imana tebdil ederim. O da imanının lezzetini tadar."


"Allah Adem oğulları için (insanın hissi itibarıyla, irade ve hareketiyle) zinadan bir pay yazmıştır (hükmetmiştir). Şübhesiz ona ulaşır. Binaenaleyh gözlerin zinası harama bakmak, kulağın zinası haramı işitmek, dilin zinası yalan söylemek, elin zinası haramı

tumak, ayakların zinası harama adım atmaktır. Halbuki kalb bunlardan dolayı iştiyak eder, umar ve temenni eder. Alet de bazan kalbi tasdik eder, bazan da (zinayı terk etmekle) yalanlar."

Demek ki kalbi aşk-ı İlahî'den çevirecek, dış azaların hareketi ve nefsin meyletmesidir. Bu hadîs-i şerîf, tamamen kadın ve erkeklerin bir araya gelmelerinin ve bakmalarının zararlarını açıkça beyan eder.


Bir gün Rasul-u Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem, Ümmü Seleme ve Meymüne'nin yanlarında bulunduğu halde, aniden İbnu Ümmi Mektum a'ma eve girmiştir. Bu Hadise, örtünme ayetinin nuzülünden sonra olmuş ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara: "Abdullah adlı İbnu Ümmi Mektum'dan örtünün." buyurmuştur. Meymune: "Ya Rasulallah, o bizi göremez ve tanıyamaz; neden biz ondan örtünelim?" deyince, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara cevaben şöyle buyurmuştur: "Ya siz

de mi körsünüz, göremiyor musunuz?"

Bu hadîse binaen ulemanın çoğu, mutlak bakmayı haram etmiştir. Ancak helal olana bakmak müstesnadır. Hanefî mezhebindeki ulema, bu ve benzer hadislere dayanarak: "Kadın, yüzünün bir kısmı ve elinin avuç içinden başkasın) açamaz." demişlerdir. Nitekim Esma'nın hadîsinde bu hüküm beyan olunmuştur. En-Nür suresinin 31. ayet-i kerîmesinde de, kadın kısmının evin içinde kime yüzünü göstereceği beyan olunmuştur.


Hazreti Ayşe validemiz radıyallahu anha şöyle rivayet eder: Ensar hanımlarından daha üstün itikadlı bulamadım; Allah onlardan razı olsun. Çünkü En-Nur suresindeki:


"Başörtülerini yakalarının üstünü kapayacak surette koysunlar." mealindeki ayet-i kerîmeyi erkekleri onlara okudukları zaman, hemen ensar hanımları tatbik etmeye başladılar.


Ensardan her bir er, En-Nur suresinin 31. ayetini okuyunca, o erin hanımı, kızı, kardeşi ve yakınlarından her biri, murtlerini (yani başörtüsünün üzerinde giyilen üstlüklerini) giydiler. Kimisi de, En-Nur süresindeki "humur" kelimesini, yaka paçayı kapayacak baş örtüsü olarak tarif etmiştir. EI-Ahzab süresindeki "cilbab" kelimesi ise örtünmeyi; çarşaf, aba, hülasa tepeden topuklara kadar kapayacak bir tek geniş ve uzun üstlük diye tefsir etmiştir. Bu takdirde En-Nür süresindeki ör*tünme emri, evin içinde; EI-Ahzab suresinin 59. ayetindeki örtünme emri ise, evin dışındaki örtünme emridir.
 

elifgibi

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
2,182
Allah Razı Olsun Krd
 

LİM10

Başarılı Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
155
Teşekkürlerrcfbrvo
 
Üst Alt