Giyim, Kuşam

ceylannur

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
3,873
Giyim, Kuşam

Kırsal kesimde günlük dış giysi genellikle basma, pazen divitin; İç giysiler ise evlerde dokunan keten (Kdz.Ereğli’de elpek bezi, Çaycuma’da pelemet bezi) ya da pamukludandır. Başa önce fes giyilir, fes üstüne oyalı yemeni (abacuk) üzerine de tülbent (yazma) bağlanır. Çevresi metal pullu, renkli boncuklu, oyalı olan tülbentlere “atça”, sarı, yeşil renkli dallı pullu olanlara da “çatkı” denir. Gömlek adı verilen ve dizlere kadar uzanan iç giysi sıfır yaka, önden düğmeli, uzun loşudur. Gömleklerin yaka, kol ağızları ve önleri dantelle süslüdür. Özel günlerde üstü sim işlemeli “telli yelek”, “kutnu yelek” (ipekle karışık pamuklu kumaş) giyilirdi. İpekli kumaşa sırma ile işlenmiş cekete benzer yelek olan “kapale” ile “ustufa” geleneksel kadın giysilerinin özgün biçimlerindendir. Ustufaların içi pamuk astarlı olup, kol ağızları, yakası dantelli ve önü boydan boya açıktır. Ustufa ve kapalenin bir başka türü olan çitare adlı yelekler de, kırsal kesimde kullanılan yaygın bir giyim örneğidir. Güllü kutnu, kutnu çitare, yalancı çitare, zenne (kışın giyilen uzun kollu) bilinen çitare türleridir. Yeleklerin çevresi, kol ağızları siyah şeritli (kaytan), bilinen çitare türleridir. Yeleklerin çevresi, kol ağızları siyah şeritli (kaytan), yakaları “harç, divdik, çıkartma, gibi adları olan işlemelerle süslüdür. Yeleğin üzerine “acemşal” denen büyük kuşak sarılır. Genç kızlar kuşağı önden, diğerleri arkadan bağlar. Gömleğin altına pijema biçimi don giyilir. Süslü olanlara “çözme don”, kırmızı ve beyaz bezden parçalı olana “al don denir.
Erkekler yakasız, sık düğmeli mintan (göynek) üzerine yelek, kalın ceket (aba), altına “pamtur” ya da “zıbka”, ayağa da “çapula” giyerlerdi.



MUTFAK
Devrek'te çörek, simit, cevizli ekmek(gömeç), beyaz baklava, ceviz içli kabaklı börek(tatlı), etli yaprak sarması; Kdz.Ereğli'de pide, pide makarnası, Osmanlı Çileği; Alaplı'da kabaklı gözleme, kiren çorbası, Çaycuma'da malay, manda yoğurdu yörenin simgesi olmuş ürünlerdir.


Ayrıca, Zonguldak ormanlarının dünyanın en lezzetli kestanesi olan kuzu kestanesi ile kuşburnu, ıhlamur, kızılcık, karayemiş, kocayemiş, muşmula, dağ çileği, böğürtlen, ahlat, yer elması, defne ve mantar türleri bakımından da çok zengindir.

Özellikle Çaycuma'nın yoğurdu memleket çapında ün kazanmış olup, buradaki tesislerde üretilen yoğurt, ayran, süt ve beyaz peynir Türkiye'nin çeşitli yörelerinde ilgi görmektedir.


Yöre mutfağında başta balık olmak üzere, deniz ürünlerinin de önemli bir yeri bulunmaktadır.
Tirsi, mezgit, istavrit, hamsi, zargana, barbunya, palamut, kefal, lüfer, kalkan gibi deniz ürünlerinin yanısıra; akarsularda avlanan, havuzlarda yetiştirilen tatlı su balıklarından yapılan çeşitler de yöre mutfağının vazgeçilmez ağız tadıdır


MAĞARALAR
Kuzeybatı Anadolu karstik oluşumları içinde yer alan Zonguldak Kızılelma Cumayanı, Sofular, Çayırköy, Cehennemağzı, Ilıksu, İnağzı, Erçek, İncivezaltı Mağaraları ile mağara turizmi ve speleolojik araştırmalarda iddialı bir ildir. 1970 yılından beri İspanyol, İngiliz, İtalyan, Alman, Fransız speologlarının ilgi ve çalışma alanlarına giren bu mağaralar 1994 yılından beri Zonguldak İl Turizm Müdürlüğü'nce "Mağara Turizmi" ve "Sportif Mağaracılık" anlamında ele alınmıştır. Gökgöl ve Cehennemağzı Mağaraları projelendirilmiş olup Gökgöl Mağarası turizim hizmetine girmiştir. Sofular, Çayır Köy Mağaraları da Zonguldak Valiliği'nce yatırım programına alınmıştır.




Bunlardan Kızılelma Mağarası uzunluğu ve büyüklüğüyle; Sofular ve Gökgöl Mağaraları da sarkıt, dikit, traverten oluşumlarıyla ülkemizin önde gelen mağaralarıdır.




Yöredeki mitolojik ve dinsel kökenli yeraltı kültürüne 1829 yılında Uzun Mehmet'in kömürü bulmasıyla yeraltı maden işletmeciliği kültürü de eklenmiştir. Bu kültür günümüzde "Zonguldak Mağaralarının" turizme açılması ve İl Turizm Müdürlüğünün projesi olan "Yaşayan Madencilik Müzesi" ile daha farklı boyutta zenginleşecektir.
 
Üst Alt