evet! namaz kılacağım

Muvatta

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
324
Peygamberimizin (a.s.m.) güzide sahabeleri namaza öylesine önem verirlerdi ki, onun uğrunda hiçbir engel tanımazlardı. Namaz yolunda savaş, yaralanma, ölüm bile vız gelirdi.
Dünyada iken Cennetle müjdelenenlerden Hz. Ömer (r.a.), kanlı bir suikaste uğramıştı. Yarasından kanlar akarken evine getirilmişti.
– Yemek ister misin, diye sormuşlardı.
– Hayır, cevabını vermişti.
– Su içer misiniz?
– Hayır.
Bunun üzerine etrafındaki sahabeler:
– Namaz kılacak mısınız, diye sormuşlardı.
Hz. Ömer’in âdeta gözleri parlamış, yavaş yavaş enerjisi tükenmekte olan vücuduna can gelmişti.
– Evet, kılacağım, dedi.
O yüce insan, yarasından kanlar akarken sabah namazını kılmış, namazı terk etmeyi aklından bile geçirmemişti.
Namazı Yaşayanlar/Said Demirtaş/Nesil Yayınları
Ayağındaki oku namazda çıkardılar
Yüce Efendimizi (a.s.m.) rehber edinen ashabının ve İslâm büyüklerinin namaz kılışı çok muhteşemdir.
İbn-i Mes’ud (r.a.) namaza kalktığında Allah korkusundan iki büklüm olur, namaz kılarken evdekilerin konuşmalarını bile duymazdı. Hz. Ali Efendimizin (r.a.) namaz vakti girdiğinde hâli değişir, rengi atar ve titrerdi. Sebebi sorulduğunda şöyle derdi:
– Bilmez misiniz ki bu vakit, Allah’ın yerlere ve göklere tek*lif edip de onların yüklenmekten kaçındığı bir emanetin eda vaktidir. Ben bu emaneti yüklenmiş bulunuyorum. Yüklen*diğim bu İlâhî emaneti en güzel şekilde eda edip edemeyeceğimi de bilmiyorum…
Yine o muhteşem sahabenin ayağına ok battığında, namazda iken çıkarılmasını istemişti. Çünkü namazda iken bütün zerreleriyle Allah’a yönelip maddî hiçbir şeyi hissetmediği için bu yola başvurmuştu. Demek namaza öylesine kendini kaptırmıştı ki, namaz tıpkı ameliyatlardaki anestezi gibi onu kendinden geçiriyor, dünya ile bağlantısını kesiyordu.
Ayağındaki okun çıkarılması çok uzun sürmüştü. Hz. Ali (r.a.), ameliyat bittiğinde, şu soruyu sormuştu:
– Oku çıkardınız mı?
Namazı Yaşayanlar/Said Demirtaş/Nesil Yayınları
Oklar namazına engel olamadı
Resul-i Ekrem’in de (a.s.m.) katıldığı “Zâtü’r-Ri*kâ” Savaşı’nda, Müslümanlardan biri, müşrik bir adamın mu*harebe yerinde bulunan eşini öldürmüştü. Ölen kadının içi kinle dolu olan kocası da:
– Vallahi ben de bir Müslüman’ı öldüreceğim, diye yemin etmişti.
Bir süre Resulullah (a.s.m.) ve arkadaşlarının arkasından onları izlemeye devam etti. Bir yerde mola verilmişti. Efendimiz:
– Bu gece istirahatimizde bize kim nöbetçilik yapacak, diye sordu. Muhacir ve Ensar’dan iki sahabe, Ammar bin Yasir (r.a) ile Abbâd bin Bişr (r.a.) cevap verdiler:
– Ya Resulallah, biz nöbet tutarız. Efendimiz (a.s.m.):
– Öyleyse şu vadinin giriş kısmında nöbet tutun, dedi.
Bunun üzerine nöbet yerlerine büyük bir sevinçle gittiler. Nöbete başlayacakları sırada Abbâd, Ammar’a:
— Gecenin hangi bölümünde nöbette olmamı istersin, diye sordu. Ammar da:
– Gecenin ilk bölümünde sen nöbet tut, dedi.
Bunun üzerine Ammar, kendi nöbeti gelinceye kadar arkadaşının yanında uyumaya başladı. Nöbete duran Abbâd da, çevrenin sakin olduğunu görünce vaktini değerlendirmek için gece namazına durdu.
Abbâd bin Bişr, gecenin sessizliğinin verdiği huzurla namaza kendini vermiş, bütün benliğiyle Allah’a ibadet etmenin hazzını yaşıyordu.
Bu sırada, eşi öldürülen müşrik, çok uzak mesafedeki karaltıyı görünce, yayına bir ok yerleştirdi ve bıraktı. Ok eliyle koymuş gibi, Hz. Abbâd’ın vücuduna saplandı. Bu sırada Abbâd, on bir sayfalık Kehf Sûresi’nin ortalarına gelmişti. Eliyle oku çıkardı ve namaz kılmaya devam etti.
Biraz bekleyen müşrik, önceki okun yerini bulmadığını sanarak Abbâd’a ikinci okunu da fırlattı. İkinci ok da eliyle koymuş gibi namazda olan Abbâd bin Bişr’e saplanmıştı.
Bu oku da aldırmadan çıkardı ve namazına devam etti. Sanki atılan oklar onun vücuduna saplanmamış gibi huşû içinde namaz kılıyordu.
Büyük bir öfkeye kapılan müşrik, bu okun da isabet etmediğini düşünerek üçüncü bir ok fırlattı. Üçüncü okun da eliyle koymuş gibi isabet ettiği Abbâd bu oku da çıkardı. Bir müddet sonra arkadaşı uyandı. Müşrik, onların iki kişi olduk*larını görünce kaçtı.
Ammar, saplanan üç oku ve arkadaşından akan kanları görünce şaşkına dönmüştü:
– Sübhânallah! Sana ilk oku atınca beni niye uyandırmadın, diye sordu. Hz. Abbâd, yaptığından gayet memnun ve huzur dolu bir sesle şu ibretli cevabı verdi:
– Öyle bir sûre okuyordum ki kesmek istemedim. Eğer Resulullah’ın verdiği görevin aksamasından korkmasaydım, ölünceye kadar namaz kılmaya devam ederdim, dedi.


Namazı Yaşayanlar/Said Demirtaş/Nesil Yayınları
 

elifgibi

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
2,182
Emeğine Sağlık krdşm
 
Üst Alt