Efendimizin Medine'ye Gelişi-1

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,152
Efendimizin Medine'ye Gelişi.

Bölüm-1

Medineli Müslümanlar, Resûl-i Kibriya Efendimizin Mekke'den Medine'ye gelmek üzere yola çıktığını duymuşlardı. Bunun için her gün sabah namazından sonra Harre mevkiine çıkarak, öğle sıcağı basıncaya kadar yolunu heyecan ve sabırsızlıkla beklerlerdi.

Yine bir gün teşrif-i Nebevîyi uzun uzun beklemişler, gelmediğini ve etrafını da şiddetli sıcaklığın bastığını görünce evlerine geri dönmüşlerdi.

Bu sırada bir işi için evinin damına çıkmış olan bir Yahudi, beyazlara bürünmüş birkaç kişinin çölün sıcaklığını, serap ve sisleri yara yara gelmekte olduğunu gördü. Müslümanların, Hz. Resûlullah'ı günlerden beri beklemekte olduğunu biliyordu. Kendisini tutamayarak, "Ey Arap topluluğu!.. İşte, beklediğiniz devletliniz geliyor!" diye haykırarak Müslümanlara müjde verdi.413

Bu müjde, Medine sokaklarında bir şimşek gibi çaktı. Şehir bir anda bayram havasına büründü. Çünkü, insanlığa huzur ve saadet sunan zât geliyordu! Müslümanlar derhâl silâhlanıp o tarafa doğru koştular.

Karşılayıcılar, Resûl-i Ekrem Efendimizle Hz. Ebû Bekir'e, bir hurma ağacının gölgesinde dinlenirken kavuştular. Hz. Ebû Bekir, başucunda ayakta duruyordu! Günlerden beri yolunu heyecan, sabırsızlık ve muhabbetle bekledikleri ak maşlaha bürünmüş Kâinatın Efendisini selâmladılar, nur saçan mübarek sîmasını temaşaya başladılar.

Hurma ağacının gölgesinde bir müddet yorgunluğunu gideren Resûl-i Kibriya, daha sonra beraberindekiler ve karşılayıcılar ile birlikte Medine'nin sağ tarafına düşen Küba köyüne doğru yoluna devam etti.

Rebiülevvel ayının çok sıcak bir Pazartesi günü idi.

Güneş, ateşten oklarını bütün şiddetiyle yeryüzüne gönderiyordu. Kuşluk vakti Resûl-i Kibriya Efendimiz, etrafındaki mü'minler halkasıyla Medine'ye bir saat kadar mesafesi olan Küba köyüne vardı. Orada Amr b. Avf Oğullarının kardeşi Gülsüm b. Hidm'in evine indi. Kızgın kumlar üzerindeki sür'atli yolculuk Efendimizi oldukça yormuştu. Müslümanlarla görüşmek arzusuna binâen Küba'da bir müddet ikamet etmeye karar verdi.

Geceleri Medineli Müslümanların eşrafından oldukça yaşlı bir zât olan Gülsüm b. Hidm'in evinde kalan Efendimiz, gündüzleri ise Müslümanlarla konuşmak, sohbet etmek için ashabtan bekâr bir zât olan Sa'd b. Hayseme'nin evine giderdi. Zâten, Muhacirlerin bekârları da onun evinde kalırlardı. Bu sebeple evine "Dârû'l-Uzab [Bekârlar Evi]" denirdi.414

HZ. ALİ'NİN GELİP EFENDİMİZE KAVUŞMASI

Hz. Ali, Resûl-i Kibriya Efendimizin emriyle, Kureyşlilerin kendisine teslim ettikleri kıymetli eşya ve emanetlerini sahiplerine iade etmek maksadıyla Mekke'de kalmıştı.

Hz. Ali, bu vazifeyi yerine getirmiş ve Efendimizin Mekke'den ayrılışından üç gün sonra da hareket etmişti. Resûl-i Kibriya Efendimiz henüz Küba'da iken gelip kavuştu. Yürümekten ayakları şişmiş ve kabarmış idi. Peygamberimiz, onu gözyaşları arasında kucakladı ve ayağının iyileşmesi için dua edip eliyle mesnetti. Cenâb-ı Hakk ânında şifa ihsan etti. Hz. Ali'nin ayaklarında ne kabarmadan, ne de ağrı ve sızıdan eser kalmadı.415

KÜBA MESCİDİNİN İNŞASI

Resûl-i Kibriya Efendimiz, Amr b. Avf Oğullarında 10 küsur gece misafir kaldı. Bu müddet zarfında Küba Mescidini tesis etti ve bu mescid içinde namaz kıldı.

Efendimizin tesis ettikleri mescidden önce, Müslümanlardan bazıları kendileri için mescid inşa etmişlerse de, İslâm cemaati için ilk olarak bina olunan mescid, işte bu Küba Mescididir.

Gülsüm b. Hidm Hazretlerinin, üzerinde hurma kuruttuğu arsasında bina edilen bu ulvî mabedin inşasında, Resûl-i Kibriya Efendimiz bizzat çalıştı. Bir seferinde kucağına güçlükle kaldırılabilecek büyükçe bir taş almışlardı. Sahabînin biri yanına varıp, "Yâ Resûlallah!.. Anam babam sana feda olsun! Elinde-kini bana ver." deyince, "Hayır vermem! Sen de başkasını al." buyurarak gayret ve faaliyetten büyük zevk aldığını ifade etmişti. Böylece, ibâdeti, takvası, sadâkati, metaneti, cesareti vesâir bütün güzel vasıflarda olduğu gibi gayret ve çalışkanlığı ile de sahabîlere en güzel örnek oluyordu.

Onun bu gayret ve faaliyetini müşahede eden Müslümanlar da, aşk ve şevk içinde bıkmadan usanmadan ve zerre kadar fütur eseri göstermeden çalışıyorlardı. Mescid yapılıp bitinceye kadar, Peygamber Efendimiz, çalışmaktan bir an olsun geri durmadı ve kendisini şâir Müslümanlardan farklı bir muameleye tâbi tutmadı.

Küba Mescidi

Küba Mescidinin Ehemmiyet ve Fazileti


Küba Mescidi, Resûl-i Kibriya'nın hicreti ve özellikle Küba köyüne ulaşmasıyla başlayan nurânî ve muazzam bir devrin mübarek bir abidesidir. Bu sebepledir ki, Kur'ân lisanıyla "Takva Mescidi" adı verilerek şerefli kılınmıştır. İlgili âyet-i kerîmede meâlen şöyle buyurulur:

"Muhakkak bu bir mesciddir ki, onun temeli Medine'ye hicretin ilk gününde takva üzere atılmıştır. Azîz Peygamberim!.. Bu mescid, senin, içinde namaz kılmana daha lâyıktır. Bu mescidde son derece temizliği ve nezaheti seven bir cemaat vardır. Allah da, çok temiz ve faziletli olanları sever!"416

Nebîyy-i Muhterem Efendimiz, hayatı müddetince her Cumartesi günü yaya veya binitli olarak bu mübarek mescidi ziyaret eder ve içinde namaz kılardı. Ayrıca mü'minleri de teşvik ederek, tam bir temizlik ve nezahetle bu mübarek mescidde namaz kılan kimse için bir umre sevabı olduğunu müjdelerdi.

İslâmî gelişmenin önündeki engellerin yavaş yavaş bertaraf olduğu, İslâm'ın inkişaf ve tealiye başladığı bir dönemde inşa edilmiş olması, Küba Mescidine ayrı bir manâ ve ehemmiyet atfeder.

Suheyb b. Sinan 'in Küba 'ya Gelişi

Suheyb b. Sinan, müşriklerin eziyet ve işkencelerine mâruz kalan kimsesiz Müslümanlardan biri idi. Medine'ye hicrete Efendimiz tarafından izin verildiği sırada bir türlü fırsatını bulup Mekke'den ayrılamamıştı.

Hz. Ali'nin hicret ettiğini görünce, o da, Medine'ye hicret maksadıyla hazırlanıp yola çıkmıştı. Bunu gören Mekkeliler-den bazıları arkasına düşüp yetiştiler ve, "Sen buraya fakir olarak geldin, yanımızda zengin oldun! Kendinle birlikte bu bol serveti de alıp götürmek istiyorsun. Buna müsaade edemeyiz!" demişlerdi.

îmanından aldığı cesaretle, bu kahraman sahabî, hemen bineğinden inmiş, çantasındaki okları çıkarıp karşısında duran Kureyş topluluğuna, "Benim, içinizde en iyi ok atanlardan biri olduğumu bilirsiniz. Yanımdaki okların hepsini atar, onlar biterse kılıcımı çalarım! Bunlardan biri elimde bulunduğu müddetçe yanıma sizi yaklaştırmam!" diye hitab etmişti.

Müşrikler, bu kahramanca seslenişe cevap vermemişlerdi. Bu İslâm kahramanının kolay kolay teslim olmayacağını biliyorlardı. Bir tarafta kalbindeki Allah'a îmanın verdiği hadsiz cesaretle duran Suheyb b. Sinan, diğer tarafta gönüllerine şirk ürkekliği hâkim birçok müşrik vardı.

Sonunda Suheyb, şu teklifte bulunmuştu:

"Size, bütün servetimin yerini gösterir, onu size bırakırsam, gitmeme müsaade eder misiniz?"

Gönülleri dünya malı sevgisiyle dolu müşrikler, "Evet..." demişlerdi.

Hz. Süheyb de onlara servetini bırakarak Allah yolunda dini ve îmanını serbestçe yaşamak uğrunda hicretine devam etmişti.

Rebiülevvel ayının ortalarına doğru gelip Küba'da Resûl-i Kibriya Efendimize kavuştu. Yolda gözü ağrımış, karnı ise son derece acıkmıştı. O sırada Efendimiz ve yanında bulunan Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer'in önünde taze yapraklı salkım hâlinde hurma vardı. Hz. Suheyb, hemen yaş hurmaları yemeye başladı.

Hz. Ömer, "Yâ Resûlallah!.. Suheyb'i görmüyor musun? Hem gözü ağrıyor, hem de yaş hurma yiyor!" dedi.

Resûl-i Ekrem, "Ey Suheyb!.. Hem gözün ağrıyor, hem de yaş hurma yiyorsun!" buyurunca, sahabî, "Yâ Resûlallah!.. Ben, gözümün sağlam, ağrımayan tarafıyla yiyorum!" diye lâtif bir cevap vererek Efendimizi tebessüme getirdi.

Hz. Süheyb, daha sonra, "Yâ Resûlallah!.. Sen Mekke'den çıktığın zaman müşrikler beni yakalayıp hapsettiler. Ben de servetimi vererek kendimi ve ailemi satın aldım!" dedi.

Resûl-i Muhterem Efendimiz, "Suheyb kazandı! Suheyb kazandı! Ebû Yahya!.. Satış kârlı çıktı! Satış kârlı çıktı."417 buyurarak, bu kahraman sahabîyi müjdeleyip sevindirdi.

Bunun üzerine şu âyet-i kerîme nazil oldu:

"İnsanlardan, Allah'ın rızasını kazanmak için canını seve seve feda edenler var! Allah ise, kullarına karşı çok şefkatlidir."418

Küba 'dan Hareket

Server-i Enbiya Efendimiz, Küba'da 10 küsur gece ikamet buyurduktan sonra bir Cuma günü Medine'ye doğru hareket etti. Kasva adındaki devesinin üzerinde idi. Peşinde Hz. Ebû Bekir, sağ ve solunda ise ana tarafından dayıları olan Neccar Oğullarından silâhlı 100 kişi ile birçok Medineli Müslüman yer almıştı.

Manzara, düşündürücü olduğu kadar da sevindirici ve ümit verici idi. Mekke'de yalnızlıkla baş başa bırakılmış bulunan Resûl-i Kibriya'nın etrafını şimdi, içleri nur, dışları nur yüzlerce insan sarmıştı! Dillerinde tekbir, gönüllerinde ise hadsiz sürür vardı. Kendilerine dünya ve âhiret saadetinin kaynağı olan gerçek îman ve İslâm'ı sunan bu şerefli zâtın yolunu günlerden beri sabırsızlıkla beklemişlerdi. Şimdi ise ona kavuşmanın eşsiz sevincini duyarak, hissederek yaşıyorlardı.

Devamı Bölüm-2

MEDİNE'DE İLK CUMA NAMAZI
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt