Dyskero Soruları: İslâmda cevaplanması en zor 3 soru (Sümer Tabletleri, Gılgamış Destanı ve Sargon Efsanesi)

Rüya Tabircisi

Moderatör
Moderatör
Rüya Tabirleri
Mesajlar
361
Şahsen bana göre, İslâmda cevaplanması çok/en zor 3 soru var.

Bu soruların hepsine birlikte "Dyskero" (ve ya Dyskero Soruları) denir.

Dyskero nedir? Dyskero, Yunanca zor (DYSKolos) ve soru (EROtisi) sözlerinden oluşturulmuş, kısacası "zor soru" anlamına gelmektedir.

Dyskeroda, 3 dini (daha net olarak: İslâmi) soru yer alır. Bu sorular, İslâmda cevaplanması en zor olan (daha net, Sorgulayan Ateistlerin sık kullandığı sorulardır).

Sorular sırasına göre zorlaşmaktadır. O sorular:

1.İslâm dini ve Peygamberler Sümer Tabletlerinden özenilerek oluşturulmuş olamaz mı? (Pledysk - Yunanca En yani Pleon, ve Zor yani Dyskolos sözlerinden oluşturulmuş bir sözdür, ayrıca En Zor anlamına gelmektedir).

2.
Hz.Nuhun hikâyesi, Tevrattan bile önce varolmuş olan "Gılgamış Destanı"ndan alınmış olamaz mı? Zira, Gılgamış Destanını okursak, Hz.Nuhun çok tanrılı bir kişi olduğunu söyleye biliriz. (Poldysk - Yunanca, çok yani Poly ve zor yani Dyskolos sözlerinden oluşturuldu, çok zor anlamına gelir).

3.Hz.Musanın hikâyesi, kendisinden yüzyıllar önce yaşamış Akad Kralı Sargondan alınmış olamaz mı? Öyleyse, "Musa" hiç varolmamıştır diye biliriz. (Fodysk - Yunanca, Hafif yani Fos ve Soru yani Dyskolos sözünden oluşturuldu. Anlamı, Hafif Zordur. Bu 2 zor soruya göre, en hafifi budur).


--

"Dyskero" yani bu 3 zor soruya, "TelToThr" da denir (Dinlerin sonu anlamını vermiş olup, Yunanca Telos Ton Thriskeion sözlerinden alınmıştır. Zira, bu 3 soru sadece İslâmı değil, diğer dinlerinde sonunu getire bilecek değerde sorulardır).

---

Bu "Dyskero" sorularının cevapları varsa, diğer basit mahiyyeti olan soruların elbette cevabı vardır.

Bu soruların cevapları:


İslâm dini ve Peygamberler Sümer Tabletlerinden özenilerek oluşturulmuş olamaz mı? (Pledysk)

Sümer Tabletleri, 5000 yıl önce oluşturulmuş tabletlerdir. Bu 5000 yıl önce oluşturulan tabletlerin içerisinde, 1500 yıl önce yaşamış Hz.İsa hakkında bile geçmektedir! Bu imkânsız ötesidir!

Bu gösteriyor ki, tüm Peygamberler
sahte, hiç varolmadı, sümer tabletleri ortaya çıkardı, diğer dinlerde bunlardan alıntı yaptı.

Ama kimsenin akıl edemediği birşey tabiiki de vardı, Sümer Tabletlerinin 1850 yılında bulunmuş olması..

Yani, 1850 yılından 1200 yıl önce İslâm ortaya çıktıysa eğer, ve Sümer Tabletleri İslâmın ortaya çıkışından 1200 yıl sonra bulunduysa, Hz.Muhammedin Sümer Tabletlerinden alıntı yaparak İslâmı ortaya çıkarması, imkânsız ötesidir.

Bazı kardeşlerimiz, Tamam 1850 yılında bulunduda, Sonuçta yinede Tablet 5000 yıllık geçmişe sahip diye diyecektir.

Bu kardeşlerimizin demesinden şöyle anlaşılıyor ki, yani Hz.Muhammed bu tabletleri bulmuş ve özenmiş olamaz mı? Sorunun kendisi bile saçma.

Hz.Muhammedin babası anası yoktu, gariban bir çocuktu. Heleki okuma yazması yok, hayatında neredeyse deniz görmemiş Arap, çöllerde hayatını geçiren bir kişidir.

Ayrıca, hadi diyelim Hz.Muhammedin okuma yazmasıda var ve Sümer Tabletlerini bulmuş.

E kardeşim, günümüzde bu tabletler zar zor tercüme ediliyor, Hz.Muhammed bu tabletleri bulmuşta nasıl tercüme etmiş?

--

Yahudilik dünyadaki 3-cü en eski dindir (ilkinin Tengricilik, ikincisinin Hinduizm olduğu bilinmekte).

Yahudilik 5000 yıl önce ortaya çıktı, e Sümer Tabletleride 5000 yıl önce ortaya çıktı. Bu durumda, herhangi bir dinin Sümer Tabletlerinden özenilerek ortaya çıkması akıl sınırlarını zorlamaktadır.

--

Sümer Tabletlerindeki, ilk insan karakteri, İslâmdaki ilk insan karakteriyle kesinlikle örtüşmemektedir. Sümer Tabletlerindeki hikâyeler, belki Yahudilikteki hikâyelerde örtüşe bilir, ama İslâm Yahudilik ve hristiyanlıktaki birçok şeyi redd etmektedir.


Buda zaten İslâm, Yahudilik ve Hristiyanlığın Sümer Tabletlerinden özenipte oluşturulmuş olacağı iddiasını çürütür.


Çünkü, Hristiyanlık ortaya çıktığında, Sümer Tabletleri kayıptı. İslâm ortaya çıktığındada kayıptı.

Yahudilik ortaya çıktığında ise, zaten Yahudilik ortaya çıktığı zaman oluşturuluyordu.

--

Ayrıca, Sümer Tabletlerini tercüme eden şahsın, tercüme edemeyipte, tableti kendisinden yeniden oluşturup, şu 3 Semavi Dinden alıntı yaptığı iddiasıda mevcuttur. Bu iddia, çok popüler ve nadir insanlar tarafından kabul gören bir iddiadır.

--

Hz.Nuhun hikâyesi, Tevrattan bile önce varolmuş olan "Gılgamış Destanı"ndan alınmış olamaz mı? Zira, Gılgamış Destanını okursak, Hz.Nuhun çok tanrılı bir kişi olduğunu söyleye biliriz. (Poldysk)

Gılgamış Destanı, kendisinden daha önce varolmuş olan Hz.Nuh destanından özenilerek hazırlanmıştır. Bu günümüzde kesin kanıtlanmış bir şeydir.



Hatta, 1914 yılında Orjinal Destan bulunmuş, içerisinde eskidende Tek Tanrılığın varolmuş olduğu ve dindarlığın varolmuş olduğuyla ilgili birçok şey geçmektedir. Buda Hz.Nuhun çok tanrılı kimse olduğu iddiasını çürütmektedir.

--

Hz.Musanın hikâyesi, kendisinden yüzyıllar önce yaşamış Akad Kralı Sargondan alınmış olamaz mı? Öyleyse, "Musa" hiç varolmamıştır diye biliriz.(Fodysk)

Olamaz. Evvelâ söyleyelim ki, Akad Kralı Sargon hikâyesi Hz.Musa hikâyesi ile aynıdır. Meselâ, Hz.Musanın annesi hakkında geçmekte. Sargonunda geçmekte.

Hz.Musanın babası hakkında geçmemekte, Sargonunki hakkındada geçmemekte. Hz.Musanın annesi onu nehire bıraktı ve onu buldular.

Sargonunkide öyle.

Ve Sargon Hz.Musadan önce yaşadı.

Bakınız, Sargon hakkında birçok efsaneler bulunmaktadır. Ve Sargonun, Hz.Musa hikâyesine benzer olan "tablet"ide bulunmuştur.

Bu sonrasında incelenmiş, ve M.Ö. 612-900-lü yıllara ait olduğu tespit edilmiş, açıklanmıştır.

Yani, Hz.Musanın vefatından yüzyıllar sonraya! Bu durumda, Hz.Musanın hikayesi, Sargonun hikayesinden özenilmedi, Hz.Musanın yaşadıkları, bazı kimseler tarafından özenilip, bu hikayeleri Sargonda yaşadı diye yutturuldu.

--

Ve şüphesiz senin Rabbin, yüceler yücesi çok acıyıp, esirgeyendir. (Şuara, 104)
 
Üst Alt