Dünya bize, biz birbirimize emanetiz! VAAZ-HUTBE

ihvan

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
1,506
DÜNYA BİZE, BİZ BİRBİRİMİZE EMANETİZ!

Kardeşlerim!

Doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle insanlık olarak hepimiz büyük bir aileyiz. Hz. Âdem ile Havva’nın çocuklarıyız. Bizi yoktan var eden, hilkatte eş, dinde kardeş kılan, hayat nimetini bizlere lütfeden Yüce Allah’ın kullarıyız. Her insan saygındır, mükerremdir, özeldir. Dili, rengi, cinsiyeti ve milliyeti ne olursa olsun her insanın canı, haysiyeti ve malı dokunulmazdır.

Aziz Müminler!

Rabbimiz, bizleri konuşma, görme, işitme gibi yeteneklerle donattı ve yeryüzünün imarıyla sorumlu kıldı. Bizi aynı toprağın üstünde ve aynı gök kubbenin altında bir arada ve insana yaraşır bir şekilde yaşama imtihanına tabi tuttu. İçinde yaşadığımız âlemi bize, bizi de birbirimize emanet etti.
Böylesi ağır bir yük omuzlarımıza yüklenmişken, birlikte yaşama konusunda zaman zaman ciddi zaaflar gösterebiliyoruz. Etnik, dinî, mezhebî ve meşrebî farklılıklar, bazen çatışma nedeni olarak görülebiliyor. Farklı görüşlere tahammül ve anlayış göstermek ne yazık ki, çoğu zaman sadece dilde kalabiliyor. İnsanların birbirlerini daha az anladığını hatta bazen hiç anlayamadığını üzülerek müşahede ediyoruz. Hemen her gün, merhamet ve şefkatin yerini kin ve nefretin, dostluk ve kardeşliğin yerini düşmanlık ve husumetin, içtenlik ve samimiyetin yerini riyakârlık ve gösterişin aldığından yakınıyoruz.

Kıymetli Kardeşlerim!

Her aile içinde küçük ya da büyük anlaşmazlıklar
olabilir. Topyekûn insanlık ailesinin de her konuda uyuşması,
problemlerden uzak bir bütünlük ve birlik sergilemesi elbette
mümkün ve gerçekçi değildir. Ancak çatışmanın, çekişmenin,
ötekileştirmenin, ezmenin, üzmenin, hor görmenin, yok
saymanın, dünyayı ve hayatı hepimize yaşanamaz kıldığı da
bir gerçektir.
Oysa birlikte huzur ve güven içinde yaşayabilmenin
ahlakı ve hukuku Yüce Rabbimiz ve Efendimiz tarafından
insanlığa takdim edilmiştir. Kerim Kitabımızda; “Eğer Allah
dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği
şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı.”1
buyurulmaktadır. Böylece farklılıkların ilahi kudret ve
hikmetin, imtihanın birer parçası olduğu hatırlatılmaktadır.
Peki buna rağmen dünyayı daha güzel, yaşanabilir hale
getirmek çok mu zor gerçekten?
Dürüstlüğü, adaleti, sabrı ilişkilerimizin mihveri
yapmak, gökdelenler inşa etmekten, şirketler kurup
yönetmekten daha mı zor? Saygıyı, nezaketi, merhameti,
paylaşmayı hayatımıza hakim kılmak, hayal ötesi buluşlara
imza atmaktan, uzayın derinliklerinde incelemeler yapmaktan
daha mı külfetli?
Kin ve nefret duygularını, hırs ve intikam arzularını
parçalamak, atomu parçacıklara ayırmaktan daha fazla mı
çaba gerektiriyor? Yüreklerde sevgi, muhabbet, şefkat
üretmek, kocaman fabrikalar kurup silah üretmekten daha mı masraflı ve zahmetli?

Kıymetli Kardeşlerim!

Efendimiz (s.a.s)’in Ensar ve Muhacir arasında tesis
ettiği destansı kardeşlik hala diriliğini zihinlerimizde
muhafaza etmektedir. Bu kardeşlik sevgi, saygı, yardımlaşma,
dayanışma, paylaşma ve özveri temellidir.
Geliniz, Efendimizin sahip olduğu ve ümmetine
öğrettiği bu kardeşlik ve birlikte yaşama ahlakını hayatımıza
ne kadar yansıtabildiğimizi hep birlikte sorgulayalım:
Rahmet Elçisi (s.a.s), “Mümin, cana yakın kimsedir.
İnsanlarla dostluk kurmayan, kendisiyle dostluk
kurulamayan kimsede hayır yoktur.”2 buyuruyor. Peki
bugün bizler, hiçbir kaygı gütmeksizin sevgi ve muhabbetle
gönüllerimizi birbirimize açabiliyor muyuz? Aramızdaki
kardeşlik bağlarına sımsıkı tutunabiliyor muyuz?
Efendimiz (s.a.s), kardeşimize tebessüm etmemizin
dahi sadaka olduğunu3 haber veriyor. Peki, bunu ne kadar
yerine getirebiliyoruz? Yoksa ihtiraslarımızı önceleyerek hem
kendimizi hem kardeşlerimizi böylesi bir güzellikten mahrum
mu bırakıyoruz?
Allah Resûlü (s.a.s), “Allah için size sığınan kimseye
sığınak olun. Allah için isteyen kimseye verin. Sizi davet
edenin davetine icabet edin. Size bir iyilik yapana
karşılığını verin.”4 buyuruyor. Peki, zorda, darda kalanlara
yalnızca Rabbimizin rızasını umarak yardım elimizi
uzatabiliyor muyuz? Yoksa her bir yetimi, öksüzü, sahipsizi,
yoksulu rahatımızı kaçıran bir yük olarak mı görüyoruz?

Kardeşlerim!

“Kendinizi beğenip temize çıkarmayın. Kimin takva
üzere olduğunu O çok iyi bilir.”5 ayeti gereğince kendimizi
hesaba çekip eksiklerimizi telafi etmeye mi çalışıyoruz?
Yoksa hata ve kusurlarımızı görmezden gelip, kalpler kırıp,
onurlar mı çiğniyoruz?
Aile ve akraba münasebetlerimizde, komşuluk
ilişkilerimizde, arkadaşlıklarımızda, işyerlerimizde, trafikte,
çarşıda, pazarda, ticaretimizde, kısacası günlük hayatın akışı
içinde, çoğu zaman öfkemize yenik mi düşüyoruz?

Kardeşlerim!

Önümüzdeki hafta farklı bir maneviyat iklimi olan üç
aylara gireceğiz. Gelecek Perşembeyi Cumaya bağlayan gece
Regaip kandilini idrak edeceğiz. Regaip kandili vesilesiyle,
kardeşlerimize olan rağbetimizi, sevgi ve muhabbetimizi,
sadakatimizi bir kez daha gözden geçirelim. Beraberce huzur
içinde yaşayabilmek adına saygı, hoşgörü, merhamet ve
adalet başta olmak üzere ahlakî erdemleri hayatımıza hâkim
kılmak için gayret gösterelim. Kendimize nasıl muamele
edilmesini istiyorsak başkalarına da öyle muamele edelim.
Unutmayalım ki; dünya bize, biz birbirimize emanetiz!

1 Mâide, 5/48.2
İbn Hanbel, II, 40.
3 Tirmizi, Birr ve Sıla, 36.
4 Ebû Dâvûd, Zekât, 38.
5 Necm, 53/32.

Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü (17.04.2015)
 

tozduman

Moderatör
Moderatör
Mesajlar
1,139
Selâmün Aleyküm.
Hilmi abi Allah sizden razı olsun.
hiç sıkılmadan kudum.
O kadar güzel ki bu paylaşımınız.
Allah sizde ahirette ve dünyada iyi hal nasip etsin.
Hayirli cumalar.
 

ihvan

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
1,506
Allah razı olsun kardeşim.
Cum'a'nız, bereketli olsun, iyilik ve güzelliklere vesile olsun. İslam'ı "ahlak" edinmeniz dileklerimle...
 

Zümrüdü Anka

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
402
Hutbe doğru olmakla birlikte maalesef günümuzde uygulanma şansı kalmadı.
 
Üst Alt