Boykot - Müslümanlara Karşı Boykot! 1

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,151
Boykot.Bölüm-1
Müslümanlara Karşı Boykot!

(Bi 'setin 7. senesi / Milâdî 617)
Bu tarihe kadar İslâm'ın inkişafına mâni olmak gayesiyle müşrikler tarafından girişilen her teşebbüs akîm kalmıştı! Üstelik İslâmiyet, daha da hızlı inkişaf kaydediyordu. Müslümanların sayısı günden güne her türlü şiddet ve mukavemete rağmen artıyor ve İslâm'ın nuru Mekke dışındaki kabileleri de kucaklamaya başlıyordu!

Hz. Ömer ve Hz. Hamza gibi iki kahraman İslâm safına katılmış bulunuyordu. Hz. Ömer, önceki hâlin tam tersine İslâm dâvasını bütün güç ve gayretiyle benimsemiş, âdeta İslâm'ın sağ kolu olmuştu. Bu durum, Müslümanlara cesaret ve moral verirken, müşrikleri ise fazlasıyla sarsmış ve onları derinden derine düşündürmüştü!

Diğer taraftan, Kureyş müşrikleri, Necâşînin ülkesine sığınmış bulunan Müslümanları geri alma işini de başaramamışlardı. Hükümdar Ashame, mülteci Müslümanları geri vermediği gibi, onları koruyacağına dair de söz vermişti!

Bütün bunlar, Kureyş müşriklerini son derece tedirgin edip endişeye sevkediyor ve yeni kararlar almaya, yeni plânlar tertiplemeye zorluyordu!

Müşrikler, işkence yapmakla, şiddet göstermekle kimseyi dininden çeviremeyeceklerini, İslâm'ın ilerleyip yayılmasına engel olamayacaklarını anlamışlardı. Nasıl ki, akıl almaz işkence ve zulümlere rağmen tek bir Müslüman dahi dininden dönmemişti!

Şu hâlde, bütün bunların dışında başka bir siyaset takib etmeleri gerekiyor ve bu yolda karar almaları lâzım geliyordu. Öyle yaptılar. Vakit geçirmeden bir araya geldiler. Uzun uzadıya düşünüp taşındıktan ve aralarında müşavere ettikten sonra, gerek Müslüman ve gerekse gayrimüslim olsun, Haşîm Oğullarının tamamıyla münâsebetlerini kesmeye karar verdiler.

İttifakla aldıkları bu kararın maddelerini de bir sahife üzerinde şöyle tesbit ettiler:

Haşîm ve Muttâlib Oğulları ailelerinden kız alınmayacak.

Haşîm ve Muttâlib Oğulları ailelerine kız verilmeyecek.

Haşîm ve Muttâlib Oğullarına hiçbir şey satılmayacak.

Haşîm ve Muttâlib Oğullarından hiçbir şey satın alınmayacak.313

Bu karara akıllarınca kutsî bir mahiyet vermek için de yazılı sahifeyi Kabe duvarına astılar. Ayrıca, bu karara aykırı davranmayacaklarına dair and içtiler.314

Bu boykot, Haşîm ve Muttâlib Oğullarının vücudunu ortadan kaldırmaya ve köklerini kazımaya müteveccihti. Bu durum karşısında Haşîm ve Muttâlib Oğulları aileleri artık dağınık bir şekilde ayrı ayrı semtlerde oturamazlardı. Ebû Leheb hâriç, Mekke'nin kuzey tarafında bulunan Şi'bi Ebû Tâlib [Ebû Tâlib Mahallesi] denilen yere topluca taşındılar.315

Artık bu mahalle sakinleriyle bütün münâsebetler kesilmişti. Kazara oraya gidenler olsa ağır bir şekilde azarlanıyorlardı.

Müşrikler, boykota uğrayanların toplandıkları mahalleye yiyecek içecek nâmına bir şey sokmuyorlardı. Sâdece, hacc mevsiminde dışarı çıkıp alış verişte bulunmalarına sözde müsaade ediyorlardı. Sözde diyoruz, çünkü o zaman da, çarşı pazarda, köşe başlarında durarak, onlara bir şey aldırmamak için ellerinden gelen her türlü engellemeyi yapıyorlardı. Hattâ, zaman zaman satıcıları, onlara imal satmamak için tehdit bile ediyorlardı. Bâzan da, bin bir türlü dalavere ve hileye başvurarak satıcıların ellerinden mallarını alıp, boykota uğrayanlara bir şey bırakmamaya çalışıyorlardı.

Ebû Leheb, Haşîm Oğullarından olmasına rağmen, öz kardeşlerinin, hısım ve akrabalarının açlıktan ölmesini istiyor ve bu hususta elinden gelen her türlü gayreti gösteriyordu. Mekke'ye yiyecek maddeleri getiren kervanları şehrin dışında karşılıyor ve, "Ey tacirler!.. Haşîm Oğullarına bir şey satmayın! Fiyatları yüksek söyleyin ki almaya güçler yetmesin! Benim, servet sahibi olduğumu bilirsiniz. Söz verdiğim zaman da mutlaka sözümü yerine getiririm. Yiyecek, giyecek mallarınızın kıymetini bir kat artırın. Üst tarafını ben öderim!" diyor ve Müslümanların, açlıktan feryad eden çocuklarının yanına boş dönmelerine sebep oluyordu.

Çocukların açlıktan gelen acıklı ve yürek parçalayıcı feryadlarına müşrikler kulaklarıyla birlikte gönüllerini de tıkamışlardı. Taşları parçalayacak raddeye varan bu feryadlardan âdeta emsalsiz bir zevk alıyorlardı. Bu hâdise, imansızlığın, inkâr ve küfrün, insanı, hemcinsine karşı dahi olsa ne kadar merhametsiz ve gaddar bir duruma getirdiğinin ibretli bir misâlidir!

Boykota uğrayanlar, dışarıdan fazla bir şey alamadıklarından, haliyle şiddetli bir açlık ve kıtlıkla karşı karşıya kaldılar. Öyle ki, bazıları, yiyecek bir şey bulamadıklarından ağaç yaprakları, hattâ orada burada ele geçirdikleri kuru deri parçalarını ateşe tutup yemeye başladılar.

Bununla birlikte Müslümanların bu hâline acımayanlar da yok değildi. Bir gün, Hz. Hatice'nin kardeşinin oğlu Hâkim b. Hizam, bir deve yükü un göndererek onu Şi'bdeki sıkıntıdan kurtarmaya çalışmıştı.

Yine bir gün, kölesinin sırtına buğday yükletip halası Hz. Hatice'ye götürüyordu. Yolda Ebû Cehil'e denk geldi.

Ebû Cehil, ona, "Sen, Haşîm Oğullarına yiyecek götürüyorsun, öyle mi? Vallahi gidemezsin! Gitmeye kalkarsan, bu hareketini Mekke'de açıklayıp, seni rezil ederim!" dedi.

O sırada Ebû'l Bahterî yanlarına çıkageldi ve Ebû Cehil'i muaheze ederek, "Sana ne oluyor? Halasına bir miktar buğday götürmek isteyen bir insana mâni olmak doğru değildir!" diye konuştu.

Ancak, Ebû Cehil, inat ve ısrarından vazgeçmiyordu. Bunun üzerine Ebû'l Bahterî'yle birbirlerine girdiler. Ebû'lBahterî, eline geçirdiği bir deve çenesi kemiğiyle vurup onun başını yardı ve üzerine çullanıp yumruklamaya başladı.

Yine bu meyanda, akrabalık gayretiyle Haşîm Oğulları ve Müslümanlara yardımını esirgemeyenlerden biri de, Hişam b. Amr b. Haris idi. Birkaç kere müşriklerden habersiz Şi'b'de bulunanlara, develerle yiyecek götürmüştü.

Servetlerini Harcamaları

Boykota uğrayanların ihtiyaçlarını gidermek için başta Peygamber Efendimiz olmak üzere Ebû Tâlib ve Hz. Hatice var yoklarını harcadılar; fakat yine de, onları açlık ve kıtlıktan kurtaramadılar.

Şi'b'de korkunç bir hüküm sürmeye başlamıştı.
Bütün bunlar niçin yapılıyordu?

Tek bir şey için: Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (s.a.v.) teslim almak!..

Müşrikler, bu tarz bir tatbikatla maksatlarına erişeceklerini zannediyorlardı. Ne var ki, hâdise tamamen arzularının aksine tecellî etti. Öyle ki, Müslümanlar ve Haşîm Oğullan, bu abluka devresinde Efendimizi korumaya ve muhtemel tehlikelere karşı muhafazaya son derece dikkat gösteriyorlardı. Hattâ, Ebû Tâlib, "herhangi bir suikasta mâruz kalabileceği" ihtimaline binâen geceleri Peygamberimizi yanına alıyor veya adamlarıyla bekletiyordu!

Bi'setin 7. senesi Muharrem ayı başında başlatılan bu boykot, tam üç sene sürdü. Bu zaman zarfında müşriklerin Müslümanlara çektirdikleri sıkıntı, açlık ve kıtlık da İslâm'ın gelişmesine engel olamadı. Resûli Ekrem Efendimiz, bütün bu sıkıntılı ve ağır şartlar altında, yine tebliğ vazifesini hakkıyla îfa ediyor, akrabalarına, Haşîm Oğullarına îman ve İslâm'ı anlatmaktan bir an dahi geri durmuyordu!
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt