Bahşiş (Cüneyd Suavi)

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
3,351
htiyar adam, delikanlının cebine bir şeyler bırakırken:
—Allah senden razı olsun evlâdım! dedi. Beni, yeniden doğmuş gibi sevindirdin.
Delikanlı, yaptığı iyiliğin ne kadar makbule geçeceğini, daha işin başındayken çok iyi biliyordu. Sokağın bir köşesinde sağa sola koşuşan, bu sırada ağlayan bir çocuk fark etmiş, kaybolduğunu anlayıp yardımına koşmuştu.
Küçük çocuk, ancak beş yaşındaydı. Delikanlı sorduğu sorularla, onun geldiği yolu keşfettikten sonra, bir taksiye bindirip evine getirdi. Fakat çocuğun evini bulduğu zaman, büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Yol boyunca hayalînde canlandırdığı; geniş bir bahçe içinde yüzme havuzu olan, aslan heykelleriyle süslü villânın yerinde, kulübeden bozma bir yapı duruyordu.
Kapıyı açan ihtiyar, çocuğun dedesiydi. Torununu kucaklayıp öptükten sonra, gözyaşları içinde Allah’a şükretmiş, daha sonra delikanlıya sarılarak, cebine bir kaç kuruş bırakmıştı.
Delikanlı, yaptığı sohbet sırasında, çocuğun annesiyle babasının büyük depremde öldüklerini öğrenmiş ve bu sırada ihtiyarın bir çocuk gibi ağlamasından yararlanarak, cebindeki bahşişi yoklamıştı. İrili ufaklı bir sürü bozuk para, koskoca ceket cebinin köşesinde kalmıştı. Evine ve kıyafetine bakılırsa, yaşlı adam kesinlikle fakir biriydi. Fakat verdiği bahşişle, en azından taksi parası çıkmalıydı.
"Köşeyi dönme" ümidi bir anda yıkılırken, delikanlının içinde bir şeyler kıpırdadı. Bu cimri ihtiyara, hayatının dersini vermek istiyordu. Yaşlı adamın yüzüne dik dik bakarken, cebindeki bozuklukları avuçladı ve çocuğun ayakları dibine fırlatıp:
—Git de kendine simit al ufaklık! dedi. Cimri deden böylelikle cömertliği öğrensin!
Küçük çocuk paraları tek tek toplarken, delikanlı bir anda sendeledi.
Çocuğun avucunda, yedi-sekiz tane altın parıldıyordu.
 
Üst Alt