Ana karnındaki çocuğun âlemi

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,150


Ana karnındaki çocuğun âlemi

İnsan, ana karnındayken gıdası kandı; inanan da pis şeyden böylece temizlik elde eder.

Kandan kesilince gıdası süt oldu; sütten kesilince de lokma yemeye koyuldu ya hani.

Ana karnındaki çocuğa birisi, dışarda pek düzgün bir dünya var.

Enine boyuna kutlu yeryüzü var; orada yüzlerce nimetler var, bunca da boğazına düşkünler var;

Dağlar, denizler, çöller, bostanlar, bağlar, bahçeler, çayırlıklar, çimenlikler var.

Pek yüce, ışıklarla dolu bir gökyüzü, güneş, ay ışığı, yüzlerce Süha burcu var.

Kuzeyden, güneyden, doğudan yeller esiyor; bağlar-bahçeler, gelinler gibi süslenmiş, düğün dernek yapıyor

sanki.

Dünyanın şaşılacak şeyleri dille anlatılamaz; sen ne diye bu kapkaranlık yerde sınanmalara düşmüşsün?

Bu daracık çarmıhta kan emmedesin; hapse düşmüşsün, pislikler, eziyetler içindesin deseydi;

Çocuk, kendi haline bakar da inkâr ederdi, bu haber verişten yüz çevirirdi, kâfir olur-giderdi.

Bu, olmayacak şey, kandırış, aldatış derdi. Çünkü kör vehim, böyle şeyleri düşünemez ki.

Anlayışı, buna benzer bir şey görmediğinden inkarcı anlayışı, bunu kavramaz bile.

Dünyadaki avam da böyledir işte. Abdal, öbür dünyadan haber verir onlara.

Der ki: Bu dünya karanlık, pek dar bir kuyu; dışarıda renksiz, kokusuz bir dünya var.

Fakat bu söz, onların hiçbirinin kulağına girmez. Çünkü bu tamah, pek çetin, pek büyük bir perdedir.

Tamah, kulağı söz duymaz bir hale kor; garez, gözü bağlar, görmez eder.

O ana karnındaki çocuk gibi hani. O da, aşağılık yurtlarda gıdası olan kana tamah eder de,

Bu tamah, şu dünyanın sözlerine karşı perde ardında bırakır onu; kandan başka kuşluk yemeği bile yemez o.
 
Üst Alt