ALLAH (C.C) Sevgisine Doğru

elifgibi

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
2,182


ALLAH Sevgisi'ne Doğru


Varlığın ilk mayası, sevgidir Sevgi, kalbî alâkadır Bütün benlikle Sevgili’ye yönelme ve ona düşkünlüktür Kâinât, çok büyük bir sevginin eseri olarak yaratılmıştır Çünkü, sevginin kaynağı Rabbimizdir, O’nun sevgisi çok yüce, çok mukaddes ve çok aşkın bir sevgidir O, bu mükemmel sevgisini, Kâinât’ın Sevgilisi Efendimiz (Sall
ALLAHu Aleyhi ve Sellem) vesîlesiyle, bütün varlıklara tevcîh etmiştir

Süphesiz, yeryüzüne gönderiliş gâyemiz de, bizleri çok büyük bir sevginin eseri olarak vücûda getiren Yüce Yaratıcı’nın sevgisine ve rızâsına mazhar olabilmek, O’nun hoşnutluğunu kazanabilmektir Bu pek büyük bir hedeftir ve onu yakalayabilmek de ölümsüzlüğe ulaşmak demektir Peki O’nun sevgisi, hoşnutluğu, rızâsı nerededir? Veya
ALLAH’ın sevmiş olduğu bir insanın portresi ve vasıfları nasıldır? Elbette ki O, sevdiklerini, seveceği özellikleri Yüce Kitâb’ında bildirmiş ve bunu da, Efendimiz’in mübârek hayâtında sahneye konmasını dilemiş ve bu sevilebilecek hayât O’nun nûrlu yolunda bizlere gösterilmiştir Aslında, O’nun emirlerini yerine getiren, yasakladıklarını da yapmayan insanlar sevilen insan kategorisine girmiş demektir Bununla beraber, Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadîs-i şerîflerde, kimi ve neleri sevip sevmediği bizzat, ‘ALLAH sever veya sevmez’ şeklinde bildirilmiştir Ancak, “yuhibbu, lâ yuhibbu” şeklindeki ifâde tarzlarıyla bize bildirilenlerin ötesinde, daha başka ifâdelerle de bu sevginin değişik boyutları aktarılmıştır Onlar da Rabbimizin rızâsını ve hoşnutluğunu dile getirmektedirler Hattâ sevgisinin başka kalıplarla aktarımıdır da denebilir Ancak biz, öncelikle içinde “muhabbet” kelimesinin geçtiği bir kısım âyetlerden başlayarak, ALLAH tarafından sevilen vasıflara bir göz atalım istiyoruz İleriki yazılarımızda, -ALLAH nasip ederse- Sevgililer Sevgilisi Efendimiz’in mübârek sözlerinden de bu konuda bir buket sunmayı diliyoruz

ALLAH yolunda malınızı harcayın da, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın ve hep güzel davranın Çünkü, elbette ki ALLAH güzel hareket edenleri/muhsinleri/hep iyi davrananları sever” (2/195-3/148) “ALLAH tövbe ile kendisine dönenleri sever, temizlenenleri de sever” (2/222) “Hem ALLAH kâfirlikte ileri giden, günahta ısrarlı hiç bir kimseyi sevmez” (2/276) “O ALLAH kâfirleri asla sevmez” (3/32-30/45) “Kim ahdini yerine getirir ve haramlardan sakınırsa, bilsin ki ALLAH da o sakınanları sever” (3/76) “O müttakîler ki bollukta da darlıkta da ALLAH yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler ALLAH da böyle iyi davrananları sever” (3/134) “ALLAH böyle sabırlı insanları sever” (3/46) “Bir kere de azmettin mi, yalnız ALLAH’a tevekkül et ALLAH muhakkak ki Kendisine dayanıp güvenenleri sever” (3/159) “(Herkese) güzel muamele edin Bilin ki ALLAH kendini beğenen ve övünüp duran kimseleri sevmez”(4/36) “Ve kendi öz canlarına hıyanet edenleri savunma Çünkü ALLAH, hainlikte ve günahkârlıkta çok aşırı olanları asla sevmez” (4/107) “ALLAH, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez, ancak söyleyen zulme uğramışsa o başka ALLAH her şeyi hakkıyla işitir ve görür” (4/148) “Yine de sen onları affet, aldırma! Çünkü ALLAH iyilik edenleri sever” (5/13) “Şayet hükmedersen, aralarında adaletle hükmet! Çünkü ALLAH âdilleri/âdil davrananları/âdil olanları sever” (5/42-49/9-60/8) “ALLAH müfsitleri sevmez” (5/64) “Ey iman edenler! ALLAH’ın size helal kıldığı o güzel ve temiz nimetleri kendinize haram kılmayın, haddi aşmayın! Çünkü, muhakkak ki ALLAH haddi/haddini aşanları asla sevmez” (5/87-2/190) “ALLAH da böyle güzel davrananları sever” (5/93) “Yiyin, için fakat israf etmeyin; çünkü ALLAH israf edenleri-müsrifleri asla sevmez” (7/31-6/141) “Rabbinize için için yalvararak, başka nazarlardan uzak, gizlice dua edin Gerçekten O, haddi aşanları hiç sevmez” (7/55) “Çünkü ALLAH hâinleri aslâ sevmez” (8/58) “ALLAH, Kendisine karşı gelmekten, özellikle ahdi bozmaktan sakınanları sever” (9/4) “Orada, maddî ve manevî kirlerden arınmayı seven kimseler vardır ALLAH da temizlenenleri sever” (9/108) “Çünkü ALLAH hain ve nankör olan hiçbir kimseyi sevmez” (22/38) “Halkı (Kârûn’a): “Servetine güvenip şımarma, böbürlenme! Zira ALLAH böbürlenenleri sevmez” demişti” (28/76) “ALLAH sana ihsan ettiği gibi sen de insanlara iyilik et, sakın ülkede nizamı bozma peşinde olma! Çünkü ALLAH bozguncuları/bozgunculuğu/fesâdı elbette sevmez” (28/77-2/205) “Kibirli davranarak insanlara yüzünü dönme, yerde çalımlı çalımlı yürüme! Çünkü ALLAH kibirle kasılan, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla sevmez” (31/18) “Şu kesindir ki ALLAH zâlimleri sevmez” (42/40-3/57-3/140) “ALLAH övünüp duran, kibirli, kendini beğenmiş kimseleri/kibirlenenleri hiç sevmez” (57/23-16/23) “ALLAH, taşları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saflar halinde, Kendi yolunda savaşanları sever” (61/4)

Görüldüğü üzere, O’nun sevgisine mazhar olabilenler, bir irâde, bir gayret, bir cehd ve bir teveccüh gösterebilen tâlihlilerdir Onlar irâde kahramanlarıdır Kendilerini aşmış, fedakâr rûhlardır Onlar maddeye takılıp kalmamış hasbîlerdir Onlardır ki bir zerresi ummânlara bedel, bir lem‘ası sonsuzluk kadar önemli ve büyük bu kutlu muhabbete mazhar olabilmişlerdir O’nun sevgisinden bir şûle kendisine isâbet eden, aslâ yollarda takılıp kalmaz Sonbahar yaprakları gibi sağa-sola dökülüp saçılmaz Bugün ezilse de nihâyetinde ezilmez; bugün yıkılsa da birgün yıkılmaz Üzülse de sonunda sevinir Ağlasa da encâmında güler


Âyetler nokta-i nazarından mes’eleye baktığımızda,
ALLAH sevgisine mazhar olabilmemiz için, bâzı güzel huy ve seciyelerle donanmamız gerektiği anlaşılmaktadır Kendimizi aşmamız, aşkın bir aşka kavuşmamız, beden ve cismâniyetin karanlık atmosferinden kurtulup, apaydınlık bir dünyâya, rûh dünyasına yelken açmamız gerektiği âşikârdır

O’nu sevmek, O’nun sevgisine mazhar olabilmek, O’ndan ötürü bütün varlığı şefkâtle kucaklayabilmek ve muhabbet deryâsında bir damla olabilmek! İşte insanın biricik hedefi, yegâne maksadı Şimdiye kadar niceleri o zirveyi zorladılar, niceleri kan ter içerisinde o yollarda toza-dumana karıştılar Niceleri bu uğurda cânlarını verdiler Bu yolda adım atan hiçbir kimse kaybetmedi Onlar hep kazandılar Kazançların en büyüğünü ve en bereketlisini elde ettiler Çünkü uğruna koştukları bu sevdâ yolu, çok büyük bir şeydi ve onu elde etme adına neler verilse değerdi


Bayram Kusursuz
 
Üst Alt