Ailemize namaz kıldırmak

Turab

Teknik Ekip
Yönetici
Admin
Mesajlar
6,838
Yüce dinimizde fertlere farz olan her bir ibadet, aynı zamanda toplumsal birer değer de taşımaktadır Nitekim oruç, zekât ve hac doğrudan sosyal muhtevalı birer ibadet oldukları gibi; namaz da evimizde olsun, camilerimizde olsun cemaatle kılınmaya teşvik edilmiştir Böylece hemen her ibadette “insan” unsurunun mümkün olan en ileri düzeyde bir araya gelmesi ve kaynaşması hedeflenmiştir Her ne kadar namazı tek başına kılmakla zimmetten kurtulmuş oluyorsak da, mümkün olan her yerde cemaatle kılmak, tek başına kılmaktan daha faziletlidir Peygamber Efendimiz (asm) namaz hususunda ümmetini sürekli cemaate yönlendirmiştir.

*Ebû Zer (ra) bildirmiştir: Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “İki kişi bir kişiden, üç kişi iki kişiden, dört kişi de üç kişiden daha hayırlıdır O halde cemaate sarılınız Çünkü Allah ümmetimi ancak hidayet üzere bir araya toplar (Ümmetimin bir araya toplanmasında ancak hayır ve hidayet vardır)”1

*Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir: Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Cemaatle kılınan namaz, kişinin tek başına kıldığı namazdan yirmi beş derece daha üstündür Gecenin ve gündüzün melekleri sabah namazında bir araya gelirler”2

*İbn-i Abbas (ra) bildirmiştir: Peygamber Efendimiz (asm) buyurmuştur ki: “Allah’ın himayesi ve şefkati cemaatin üzerindedir”3

Namaz için en kâmil olanı, mümkünse camiye, mescide veya ibadet mahalline gitmektir Çünkü Müslüman’ları ibadet niyetiyle Allah için bir araya toplayan en geniş kapsamlı yerler mabedler veya mabed hükmündeki yerlerdir Camiye veya ibadet mahalline gitmek mümkün olmadığında bulunduğumuz yerde (meselâ, evimizde veya iş yerimizde) namaz mükellefi olarak kimler varsa bir araya gelip cemaat teşkil edebilir ve vakit namazını birlikte cemaatle kılabiliriz Bu durumda yine namazın yirmi beş derece üstün feyiz ve sevabından inşaALLAH hissedar oluruz.

Bir dinlenme ve sığınma yeri gördüğümüz evlerimizi, çoluk çocuğumuzla birlikte mescid kılmamız mümkün Çünkü çoluk çocuğumuzun ibadet sevgisini zihnine yerleştireceği ve kulluğunun bilincine varacağı en etkin birimlerin başında, hiç şüphesiz, kendini içinde bulduğu ve içinde kimliğini kazandığı yuvası ve ana ocağı gelir Bu ocakta yaptığı ve tattığı ibadetlerin zevkini ve lezzetini ömrü boyunca unutmaz, etkisi ileri yaşlarda da kendisini ibadete yönlendirecek derecede inşAllah silinmez, ruhunda hep o mutlu namazdan etkin izler kalır Bu izler, onu Cennete kadar götürebilecek bir istikametin ilk adımlarını da teşkil edebilir.

Evlerimizde cemaat teşkil ettiğimiz zamanlarda içimizden seçeceğimiz imamın erkek olması, okuyuşunun düzgün olması ve namaz bilgisine sahip olması yeterlidir Bu, evin reisi olabilir, evin rüşt çağındaki oğlu olabilir, baba veya dede olabilir veya yakın ve mahrem bir akraba olabilir Cemaat sünnet-i seniyye üzere saf düzeni alır Yani imamın arkasında erkekler, sonraki safta ise hanımlar ibadet için el bağlarlar Çocuklar diledikleri yerde durabilirler Namazların cemaatle kılınması için imamdan sonra, erkek veya kadın, bir kişinin cemaat olması yeterlidir Müezzinliği cemaatten birisi, erkek olsun, hanım olsun fark etmez, yapabilir Eğer cemaat içinde müezzinlik yapacak birisi yoksa, imam kendisi de yapabilir.

Dipnotlar:
1 -Câmiü’s-Sağîr, 1/95
2- Buhârî, Ezan, 31; Salât, 87
3- Tirmizî, Fiten, 7; Nesâî, Tahrîm, 6
 

Ashab

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
106
Yüce dinimizde fertlere farz olan her bir ibadet, aynı zamanda toplumsal birer değer de taşımaktadır Nitekim oruç, zekât ve hac doğrudan sosyal muhtevalı birer ibadet oldukları gibi; namaz da evimizde olsun, camilerimizde olsun cemaatle kılınmaya teşvik edilmiştir Böylece hemen her ibadette “insan” unsurunun mümkün olan en ileri düzeyde bir araya gelmesi ve kaynaşması hedeflenmiştir Her ne kadar namazı tek başına kılmakla zimmetten kurtulmuş oluyorsak da, mümkün olan her yerde cemaatle kılmak, tek başına kılmaktan daha faziletlidir Peygamber Efendimiz (asm) namaz hususunda ümmetini sürekli cemaate yönlendirmiştir.

*Ebû Zer (ra) bildirmiştir: Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “İki kişi bir kişiden, üç kişi iki kişiden, dört kişi de üç kişiden daha hayırlıdır O halde cemaate sarılınız Çünkü Allah ümmetimi ancak hidayet üzere bir araya toplar (Ümmetimin bir araya toplanmasında ancak hayır ve hidayet vardır)”1

*Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir: Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Cemaatle kılınan namaz, kişinin tek başına kıldığı namazdan yirmi beş derece daha üstündür Gecenin ve gündüzün melekleri sabah namazında bir araya gelirler”2

*İbn-i Abbas (ra) bildirmiştir: Peygamber Efendimiz (asm) buyurmuştur ki: “Allah’ın himayesi ve şefkati cemaatin üzerindedir”3

Namaz için en kâmil olanı, mümkünse camiye, mescide veya ibadet mahalline gitmektir Çünkü Müslüman’ları ibadet niyetiyle Allah için bir araya toplayan en geniş kapsamlı yerler mabedler veya mabed hükmündeki yerlerdir Camiye veya ibadet mahalline gitmek mümkün olmadığında bulunduğumuz yerde (meselâ, evimizde veya iş yerimizde) namaz mükellefi olarak kimler varsa bir araya gelip cemaat teşkil edebilir ve vakit namazını birlikte cemaatle kılabiliriz Bu durumda yine namazın yirmi beş derece üstün feyiz ve sevabından inşaALLAH hissedar oluruz.

Bir dinlenme ve sığınma yeri gördüğümüz evlerimizi, çoluk çocuğumuzla birlikte mescid kılmamız mümkün Çünkü çoluk çocuğumuzun ibadet sevgisini zihnine yerleştireceği ve kulluğunun bilincine varacağı en etkin birimlerin başında, hiç şüphesiz, kendini içinde bulduğu ve içinde kimliğini kazandığı yuvası ve ana ocağı gelir Bu ocakta yaptığı ve tattığı ibadetlerin zevkini ve lezzetini ömrü boyunca unutmaz, etkisi ileri yaşlarda da kendisini ibadete yönlendirecek derecede inşAllah silinmez, ruhunda hep o mutlu namazdan etkin izler kalır Bu izler, onu Cennete kadar götürebilecek bir istikametin ilk adımlarını da teşkil edebilir.

Evlerimizde cemaat teşkil ettiğimiz zamanlarda içimizden seçeceğimiz imamın erkek olması, okuyuşunun düzgün olması ve namaz bilgisine sahip olması yeterlidir Bu, evin reisi olabilir, evin rüşt çağındaki oğlu olabilir, baba veya dede olabilir veya yakın ve mahrem bir akraba olabilir Cemaat sünnet-i seniyye üzere saf düzeni alır Yani imamın arkasında erkekler, sonraki safta ise hanımlar ibadet için el bağlarlar Çocuklar diledikleri yerde durabilirler Namazların cemaatle kılınması için imamdan sonra, erkek veya kadın, bir kişinin cemaat olması yeterlidir Müezzinliği cemaatten birisi, erkek olsun, hanım olsun fark etmez, yapabilir Eğer cemaat içinde müezzinlik yapacak birisi yoksa, imam kendisi de yapabilir.

Dipnotlar:
1 -Câmiü’s-Sağîr, 1/95
2- Buhârî, Ezan, 31; Salât, 87
3- Tirmizî, Fiten, 7; Nesâî, Tahrîm, 6
Müezzinliği cemaatten birisi, erkek olsun, hanım olsun fark etmez, yapabilir Eğer cemaat içinde müezzinlik yapacak birisi yoksa, imam kendisi de yapabilir.
Abi Bunu anlamadım yani erkeklerin içinde mi kadın müezzinlik yapılabilir sizin söyledikleriniz bu anlama mı geliyor ben mi yanlış anladım acaba
 

Turab

Teknik Ekip
Yönetici
Admin
Mesajlar
6,838
Kadın kendine nikah düşen erkeklerin yanında sesli ezan veya kamet okuyamaz.

Kadın eşiyle cemaatle namaz kıldığı zaman kamet getirip tesbihat yapabilir. Yazıda aile içinde namazdan bahsedildiğine göre, tam fıkhını bilmemekle beraber bir yanlışlık yok sanırım. Yazıda kaynaklar var ama yinede bir araştıralım bakalım.

İçinde Hanefi imamlarının da bulunduğu Cumhur olarak bilinen müçtehitlerin çoğuna göre, kadının ezan okuması ve kamet getirmesi mekruhtur. Çünkü sesleri nağmeli olarak çıkacağından fitneye sebep olur. Kılınan namazın edâ veya kaza olması hükmü değiştirmez. Ancak bazı imamlar, "kadın kendisi için ve diğer hanımlar için ezan ve kamet getirebilir." demiştir.

Meselâ, İmam-ı Mâlik “Kamet getirirlerse güzel olur.” derken, İmam-ı Şâfiî “Ezan ve kamet okumaları güzeldir.” hükmünü verir.
 

Ashab

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
106
Kadın kendine nikah düşen erkeklerin yanında sesli ezan veya kamet okuyamaz.

Kadın eşiyle cemaatle namaz kıldığı zaman kamet getirip tesbihat yapabilir. Yazıda aile içinde namazdan bahsedildiğine göre, tam fıkhını bilmemekle beraber bir yanlışlık yok sanırım. Yazıda kaynaklar var ama yinede bir araştıralım bakalım.

İçinde Hanefi imamlarının da bulunduğu Cumhur olarak bilinen müçtehitlerin çoğuna göre, kadının ezan okuması ve kamet getirmesi mekruhtur. Çünkü sesleri nağmeli olarak çıkacağından fitneye sebep olur. Kılınan namazın edâ veya kaza olması hükmü değiştirmez. Ancak bazı imamlar, "kadın kendisi için ve diğer hanımlar için ezan ve kamet getirebilir." demiştir.

Meselâ, İmam-ı Mâlik “Kamet getirirlerse güzel olur.” derken, İmam-ı Şâfiî “Ezan ve kamet okumaları güzeldir.” hükmünü verir.
O zaman bu paragrafı önceki yazınıza ekleyin inşallah çünkü yanlış şeylere sebebiyet veriyor abi
 
Üst Alt