Acısız Bir Dünya

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
3,351
Adeta hayatimizin bir parçasi olan aci ve istirabi zaman zaman hepimiz hissederiz. Aci, hissi bir isaret ile baslar. Organizmamiz için tehlikeli olarak kabul edilen bir sey ile sinir uçlarimiz uyarildiginda alarm olarak aci hissedilir. Omurilik yoluyla beyine milyonlarca isaret gönderilir. Bu isaretler daha sonra siniflandirilir ve beynin aciyi ifade eden daha üst bölmelerine bir mesaj yollanir. Sonra, beyin önceden kaydedilmis mesajlarin arasindan bir cevap seçer.
Aci hissi ilk anda pek hos birsey olarak kabul edilmeyebilir. Ama eger, vücudumuz aci hissetmez bir yapida olsaydi, hayat zannettigimiz gibi çok daha “tatli” olmayacakti.

Lepra (cüzzam) hastaliginda aci hissi kaybolur. Bu yüzden cüzzamlilar kendilerini aciya karsi koruyamaz, dokularini parçalayacak bir tehlike ile karsilastiklarinda kendilerini uyaracak bir sistemden mahrumdurlar. Bu yüzden derileri yarildigi, hatta kemikleri göründügü halde, yürüyen veya kosan hastalar görülebilir. Bu da çürümenin devamina yol açar. Bazen bir sey almak için ellerini atese bile sokabilirler, çünkü aci duygulari yoktur. Kendilerini öldürmeye karsi tam bir kayitsizlik içindedirler.

Hindistan’da lepra üzerine çalisma yapan Dr. Paul Brand(*), aci hissi olmayan hastalarla çalistiktan sonra, acinin Bati’da sanildigi gibi evrensel bir düsman olmadigini, aslinda bizi bedenimize zarar vermememiz için uyaran ve koruyan önemli, nazik ve karmasik bir biyolojik sistem oldugunu görmüstür.

Acinin tatsizligi, o nefret ettigimiz yani bizi korumada, tehlikeye ve yaralanmaya karsi uyarmada etkili olmaktadir. Acinin bizi üzmesi, tüm insan organizmasini problemin üzerine egilmeye zorlamaktadir. Her ne kadar, bedenin bir dis koruma zirhi olusturan ve bizi acidan çabucak uzaklastiran otomatik refleksleri varsa da, tüm organizmayi ise karismasi ve bir tepkide bulunmasi için harekete geçiren ve zorlayan da bu tatsizlik duygusudur. Ayni zamanda aci ile gelen tecrübe, hafizamiza kazinir ve tekrarlandiginda tehlike alarmi çalarak bizi korur.

Ayni sekilde, çektigimiz acilarda bir anlam bulmak, hayattaki zorluklarla basa çikmada bize yardimci olur. Fiziksel acinin amacini anlama, aci karsisinda çektigimiz istirabi azaltabilir. Hayatin aci olmadan geçmeyecegini bilmemiz vakitsiz gelen aciya karsi saglikli bir sekilde hazirlanabilmemizi saglar. Aci hakkinda, “Bedenimizin bizim için hayati derecede önemli bir konuda, dikkatimizi çekecek en etkili yolla yaptigi ikaz” diye düsünmeye baslarsak, bu konudaki yaklasimimiz degisecektir. Ve aci hakkindaki tutumumuz degistikçe, istirabimiz da azalacaktir.

Dr. Brand, aci hakkinda incelemelerinden sonra “aciya minnettar olmamiz bile gerekir” demektedir.

Aciyi tecrübe etmek, algilama sistemimizi de çalistiracagindan faydalidir. Acinin bir diger faydasi da genellikle iyilesmeye yardimci olan faaliyetleri harekete geçirmesidir. Bedenin geri çekilmesi, dinlenmesi, yavaslamasi, metabolik hiz ve azaltilmis aktivite gibi tepkiler organizmanin iyilesmesini hizlandiracaktir.

Fiziksel aci, bir bedene sahip oldugumuz duygusunu bize hatirlatarak bedenimizin tümünün farkina varmamizi saglar. Cüzzam hastalari söyle demektedir: “Tabii ki ellerimi ve ayaklarimi görebiliyorum, fakat bunlar sanki benim bir parçam degillermis, sadece birer oyuncakmis gibiler.” Bu sebeple aci, sadece bizi uyarmakla ve korumakla kalmaz ayni zamanda kendimizi bir bütün olarak görmemizi de saglar. Ellerimizde ve ayaklarimizda aci duygusu kalktiginda, bu parçalar sanki bedenimize ait degillermis gibi gelmektedir.

Ayni bu sekilde istiraplar insanlari birbirleriyle bütünlestirir. Belki de istiraplarimizin ardinda yatan nihai mana da budur. Diger insanlarla paylastigimiz en temel unsur ve bizi tüm canli varliklar ile birlestiren faktör, acilarimiz ve istiraplarimizdir.

Ümitsiz bir durumla karsilastigimiz, degistirelemeyecek bir kederle yüzyüze geldigimiz zaman bile hayatta bir anlam bulabilecegimizi asla unutmayalim. Insan, acisinin ardinda bir mana olduguna inanirsa, aci çekmeye hazir olur. Bu sekilde hem istirabini azaltir, hem de acinin derinlesmesinin önüne geçer.

Aci karsisinda hemen aci veren unsuru gidermek için faaliyete geçeriz. Gereksiz yere aci çekmeyi kimse istemez. Ancak acinin kaçinilmaz oldugu durumlarda, cesurca aci çekmeyi kabul edersek, hayat da son ana kadar bir anlama sahip olur ve aci, iskence olmaktan çikarak anlamli bir hale gelir.
*Mutluluk Sanati, Dharma Yayinlari, 2000
 
Üst Alt