Namazın anlam dünyası

elifgibi

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
2,176
“Salat”, İslam terminolojisinde en temel kavramlardan birisidir. Dilimizde “namaz” olarak karşılık bulmuştur. Türkçeye de Farsçadan geçmiştir. “Salat” sözlükte; dua, saygı, rahmet, istiğfar, övgü anlamlarını içermektedir. Istılah olarak salat (namaz) : Peygamberimizden (sav) görüle geldiği üzere kalbe, dile ve bedene ait fiiller ve özel hususlardan oluşmuş gayet intizamlı ve eksiksiz bir ibadetin ismidir.

Tekbir ile başlayıp, selam ile son bulan, belli söz ve hareketleri kapsayan çok yüce bir ibadettir.
Allah’a karşı tesbih, ta’zim ve şükrün ifadesidir.
Namaz, Kur’an’da doksandan fazla ayette zikredilir. İslam’da olduğu gibi önceki şeriatlerde de genel anlamda namaz vardı.
Beş vakit namaz hicretten bir buçuk yıl kadar önce Mirac (İsra) gecesinde farz kılınmıştır. Mekke döneminde ilk farz kılınan ibadettir…

Kur’an, namaz ibadetinin üzerinde sık sık durmaktadır. Namazı emreden ayetler veya namaz kılanları öven ayetler, “salat edin-namaz kılın” şeklinde değil, “salatı ikame edin-namazı yerine getirin” şeklinde geçmektedir. “Namazı ikame edin” emri, namazla hedeflenen bütün amaçların gerçekleşm
esini, namazın kişi ve toplum hayatında yapacağı düzenlemeyi kapsar. Namazın ikamesi, müminin kişisel ve içinde yaşadığı toplum hayatının düzenlenmesini, ayakta tutulabilmesini sağlar. Gereği gibi kılınan namaz, hayatın akışını , belirleyen güçlü bir etmene dönüşür… Namaz, imandan sonra müminlere yüklenen ilk görevdir.

Mümini Allah’a bağlayan, kişiye İslami şahsiyet kazandıran ve onu Kur’an’la irtibatlandıran bir ibadettir… Namaz, imanın gerçek göstergesi ve ölçüsüdür…Dışa yansıyan fiil ve belgesidir… Bu çerçevede namazın anlam dünyasına daldığımız zaman muhteşem bir zenginlik ve derinlik bizi kuşatacaktır…
İslam’ın temeli tevhiddir…
Tevhid, Allah’ı birlemektir…

Namaz ise Allah ile birlikte olmaktır… Allah’ı birledikten sonra O’na uzak durmaktan daha büyük bir cehalet olabilir mi?
Namaz, Allah ile iletişim kurmaktır… Bu bir dikey iletişimdir… Allah’tan insana iletişimin ismi vahiydir, insandan Allah’a iletişime ise namaz denir… Namaz, tevhidin eyleme dönüşmüş halidir… En güzel tevhidi pratiği namazda görüyoruz… Ya da imanın ete-kemiğe bürünmüş vaziyetidir…İmanı namazla korumaya almış oluyoruz … Kulluğu namazla temellendiriyoruz…
Namaz, imanın açılımıdır… Huzuru İlahi’de hizaya gelmenin remzidir… Şimdiden İlahi mizanda varlığımızı tartıya vurmaktır… Rabbani ölçekte sikletimizi görmektir.

Namaz, Allah ile barışık olmaktır… Salat, kul ile Rabbi arasında bir sıla(bağ)dır… Müminin adresi Allah’tır … Bu gün adresi şaşıranlar yok mudur? O adrese namazla varılır… Namaz, Allah’a dost olmaktır…O’na olan teslimiyetimizi en yüce seviyede namazda arz ediyoruz… Allah’tan bağımsız olamayacağımızı namazla gösteriyoruz … Onunla bağlantıyı ve buluşmayı sağlayan namazdır… Namaz, urvetü’l- vuska’dır…

Namaz, Allah’ı önemsemek ve öncelemektir… “Allah” merkezli bir yaşamın günlük temrinleridir… “ Allah”lı eylemin ismidir… Allah’tan yana olduğunu deklare etmektir… Namaz her işte Allah’ı hesaba katmaktır… Günlük olup bitenler hakkında Allah’a hesap vermektir… Allah’ın hesaba katılmadığı her iş batıldır… Namazsızlık hesaplamalarda Allah’ı atlamaktır…

Namaz bir muhasebedir… Hesap vermedir… Madem ki hayatta her şey kayıt altında hesabı sağlam tutmak lazım… Çünkü, Allah “ seriu’l-hisab” dır… Namaz bir muhakemedir… Büyük mahkemeden önce kendimizi sorgulamak zorundayız. Namaz bir murakabedir… Hiçbir şeyin denetim dışı olmadığını hatırlayarak… Namaz bir muharebedir… Kimin ile mi? Heva… Şeytan… Tağut… Put… Hepsi ile… Namaz ; Allah’a yönelik sevgi, saygı, ilgi ve özlem hem bedensel, hem de ruhsal bir dille terennümüdür…

Namaz, ilahi bir gündemdir… Hayatın günübirlik gaileleri, gel-gitleri arasında Allah’tan kopmamak için namaz devreye giriyor… İnsan Allah’ın ipine tutunmanın itminanına eriyor… Müslüman, günde beş defa hayatın yoğun temposunu durdurup, namaz ile ruhun doyum ve dolumunu sağlıyor… Durağanlıktan ve dağınıklıktan kurtulmak, yeniden doğrulmak için namaz insanın elinden tutuyor… Şeytanizme karşı bir sigorta oluveriyor…

Namaz, alemlerin Rabbi yüce Allah tarafından günün belli dilimlerine yerleştirilmiş tevhidi bir ıslah eylemidir… İslami duruşun en etkili, en güzel göstergesi namazdır… Belirlenmiş aralıklarla hayatı tarama ve tamamlama fırsatı sunuyor…Namaz üzerinden Allah’ın hayata müdahalesi gerçekleşiyor… Kılınan her namazla birlikte Allah’a tekmil vermiş oluyoruz… Müminler de Allah’ın müdahalesine ve murakabesine açık olduklarını ilan ediyorlar… Allah namaz emri ile bize müdahale ediyor … Bizde namaz ile hayata müdahale ediyoruz…

Namaz İlahi denetime kendini sunmaktır… Namaz yüreğinin kapısını sonuna kadar Allah’ın kelamına açmaktır… Kalbe Kur’an’dan hep yeni şeyler aktarmaktır… Namaz Allah’ın yeterliliğinde karar kılmaktır… Kendi yetersizliğini itiraf etmektir… Bu durumda namaz aradan çıkarılacak bir “angarya” değil, hayatın “anlam” ve “amacı”dır… İnsanın ruhu ve rayihasıdır, namaz… Namaz, daralan sinelere inşirahtır… Yorulan ruhlara destektir … Sinen korkulara karşı seki nettir, sükunettir… Boşlukta çalkalanan kalplere itminandır… Ruhi doyum ve dolum bununla gerçekleşir… Kirlenen ruhun banyosudur da diyebiliriz… Namaz ruhun elbisesidir, namazı kuşanmış ruhlar çıplaktır…Namazla takva örtüsüne bürünmüş oluyoruz…

Namaz, sıkışan sinelerin soluklanmasıdır… Fıtratın arayışına cevaptır… Namaz; korunak, sığınak, barınak ve tutamaktır… Namaz anne kucağıdır… Anne sıcaklığını namazın bağrında buluruz… Çünkü Ümmü’l-kitap (Kitabın anası)olan Fatiha namazın vazgeçilmezidir…

Evet, namaz ne bir alışkanlık, ne de üstümüzden atmamız gereken bir ağırlıktır… O bir “anma”, “arınma” ve “adanma” ameliyesidir… Diğer bir anlamıyla da “kendinle yüzleşme” ve “Rabbinle sözleşme” girişimidir… Her gün bu var oluşsal imzayı namazla yeniliyorsun… Şayet namaz alışkanlık haline gelir de, adet gibi algılanırsa anlamını ve amacını kaybeder…Artık o namaz çekilmez bir ağırlık olur…

Aslında ki; namaz yük değil, yüceliktir… Allah’a yakınlıktır… İlahi kurbiyet bununla yakalanır… Namaz, zikirdir… Allah’ı hatırlamadır… Tüm unutturma, uzaklaştırma operayonlarına rağmen Allah’tan vazgeçmemektir. Bu bilinçle Rabbe yönelen hiç yüksünür mü?

Namaz, Allah’tan razı olmaktır… Belki bu ifade garipsenebilir…Biz mi Allah’tan razı olacağız, yoksa Allah mı bizden razı olacak? Unutmayalım ki;Biz Allahtan razı olmadıkça O bizden razı olmayacaktır… O’nun emrine, hükmüne, taktirine, razı olmak durumundayız…

“Allah onlardan razı onlarda Allahtan razıdır.” (Beyyine- 8) Namaz, bizi Rabbimizin razı olacağı bir çizgide tutuyor… Günde beş vakit bu çizgide hizaya geliyoruz, Huzur’a duruyoruz ve huzur buluyoruz…O’da bizi önemsiyor… Günde beş defa huzuruna randevusuz kabul ediyor… Namaz fani alemden ebedi aleme açılan bir penceredir…Bu pencereden maddi dünyanın bağımlılıklarından sıyrılıp müteal olana uzanıyoruz … Namaz mümini özgürlüğe kavuşturan ruhi bir inkılaptır…Behimi, şehevi, nefsani, arzulara ket vuruyorsun…

Bu özgürlük ağyarın(Allah dışında her şeyin) esaretinden ve etkisinden kurtulup Allah’a muhtaç olma şuurudur Mümin gücünü, güzelliğini namazdan alır…Çünkü namaz kesintisiz bir güç kaynağıdır…

Kuvvetler üstü kuvvetle irtibatlı olma halidir… Namaz, Müslüman için ardı arkası kesilmeyen ilahi yardımın tecelli ettiği güçlü bir damardır… Müminler bu nusret ve rahmetten mahrum kalmasınlar diye yüce Yaratıcı tarafından gece ve gündüzün muayyen vakitlerine namaz serpiştirilmiştir.
Hız ve haz dünyasında bize itidal ve istikamet kazandıracak olan huşu üzere kılınan namazdır… Kıbleye yönelmek tüm dünyacı, zevkçi, çıkarcı eğilim ve yönelişleri aşağılamaktır… Namaza durmak, tevhidi anlayış ve davranış biçimleri dışında hiçbir şeye itibar etmemektir…

Namaz, hayatın rabbani bir rotaya oturmasıdır… Bu puslu, bulanık dünyada, bizi hakikate yönlendirecek gerçekçi pusula kuşkusuz namazdır… Namaz furkandır... Ayrıştırır... Hak ile batılı... Güzel ile çirkini... Doğru ile eğriyi... Kötü ile iyiyi.... Namaz, İslam – küfür ayıracıdır...

Namaz bir çizgidir... Tevhid ile şirki ayıran çizgi... Bu çizginin bir tarafında iman, diğer tarafında inkar belirir... Namaz batıllardan yolunu ayırıp, meleklerle omuz omuza verip sonsuz esenliğe yürümektir... Ten toprağımıza yeni bir ruh yüklemek için, beden çamurumuzda gizlenmiş cevheri keşfetmek için, namaza tutunacağız… Namaz hayattır… Çünkü tüm ibadetlerin sentezidir... Namaz aynı zamanda bütün ibadetlerin fihristidir...
Namazda; dua, secde, rükû, kunut, kıraat, zikir, tesbih, hamd, tekbir, şükür, inabe, tazarru, tevazu, teslimiyet, tevekkül, kıyam hepsi buluşmuştur… Bir çok ibadet namazda mündemiç… Namaz adeta bir ibadet atlası… Güzel ameller mecmuası…

Hayatta en büyük zayiat ise; terk-i salattır… Hayatınızdan namazı çıkarırsanız hayat meşruiyetini kaybeder... Yokoluşun gayyasında kendinizi çürümeye terk etmiş olursunuz... Namazla varoluşunuzu sürdürdüğünüz taktirde yeryüzünde tufanlar kopsada namaz sizi ‘’ Ashab-ı sefine’’ den kılacaktır... Evet musibetleri savmanın yoluda ikame-i salattır... Hz. Peygamber (sav) bir musibetle karşılaştığı zaman hemen namaza sarılırdı... Dünya hayatının keşmekeşi içinde Allah ile irtibatımızı kalıcı kılacak olan namazın ikamesidir… Namazla Allaha odaklanmış oluyoruz.... Ona adanmışlığın diğer adı namazdır...

“Kendim için değil Allah için yaşıyorum” bilincinin ifadesidir... Ancak, unutmayalım ki, huşu katmadığımız bir namazın kıymeti yoktur… Namaza yogunlaşanlar, Allah için olmanın onurunu hep taşırlar...

Öyle bir namazımız olsun ki, bizi Rahman’a bağlasın… Allaha taşıyan bir mirac olsun ... Bir kişinin miracı yoksa yerin dibinde sürünüyor demektir... Çukurlaşıyor demektir... Aslında namazla Allah’ı yüceltmekten ziyade O yüceler yücesi Rabbin katında kendimizi yüceltmiş oluyoruz... Fiziki sonuçlara takılı kalmadan sonsuzlağa kendimizi kodluyoruz... Namazın değerini namazda hangi kapıya yöneldiğinin farkında olanlar ancak bilir ... Esasında o kapıya değer vermekle kendi değerimize değer katmış oluyoruz ... Yoksa o kapının buna ihtiyacı yok ki!
Hz. Adem (as) cennetten yeryüzüne inişinden sonra tekrar cennete yol aradı . Vahiy yol haritasını çizmişti... Kulluk üzerinden bu gercekleşti... Kullukta zirve yapmak için namaz fırsatı doğmuştu... Namaz miractı... Bu mirac cennetle noktalanacaktı... Adem oğulları için yeryüzü sürgününden sonra vuslat namazdı...

Namaz ile dünyanın üstümüzdeki baskısını atıyoruz ...Hafifliyoruz... Öteler ötesine kanatlanmanın yollarını arıyoruz... Ne hayatın yoğunluğu, ne bedenin yorgunluğu, ne de yorganın sıcaklığı bizi namazdan alıkoymasın…

Öyle bir namaz ki, şeytanı kahreden… Şerleri defeden… Münkeri nehyeden… Fahşayı tardeden… Şehveti refeden… bir namaz olsun… Evet hakiki namaz, şeytanı kovmak ve tokatlamaktır... Namazsızlık şeytanla tokalaşmaktır... Bu açıdan günde beş kez şeytanın bacağını kırmak durumundayız... Şeytanı altetmenin yolu namazdan geçiyor... Kinlerin, kirlerin, kibrin ilacı olan bir namaz… Adeta bir günahsavar gibi devreye giren namaz… Günahlara karşı namaz önemli bir dezenfektedir... Günde beş vakit hayata yönelik anti- virüs taramasıdır...

Ve netice de cennetin vizesi olacak bir namaza ihtiyacımız var… Müslümanın senedi, şahidi, şiarı olan bu namazdır…Nesiller arası değerleri taşıyanda namazdır... Namaz gaye deklarasyonudur... Tabii ki böylesi bir namaz “esnaf namazı” değil “ ashab namazı”dır… İşte muhtaç olduğumuz namaz bu namazdır… Rasulullah’ın (sav) kıldığı gibi… Şimdi, O’nun(sav) “gözümün nuru” dediği namazı gözümüzde nasıl büyütebiliriz? Bu günde gözlerin feri, dizlerin dermanı, bileklerin kuvveti namazdır... Onu nasıl terk edebiliriz? Öyle ki ; Rasulullah ve ashabı namazı hiç terk etmedi... Risaletle birlikte Rasulullah’ın hayatına namazda girdi...İlk farz olan ibadet namazdır...Namaz kılmayan hiçbir sahabi gösteremezsiniz... Onlar namazda zorlanmadılar...

Çünkü; namaz; “zorluk” değil, “zorunluluk”tur… Keyfilik yok, kesinlik var… Bu bir zarurettir, bu hususta muhtariyet ve muhayyerlik yoktur… Görünen o ki, bu gün namaz kılanların bile namaza ihtiyacı var… Hem de namaz gibi namaza… Mirac olacak, müjde olacak, moral olacak, mecal olacak bir namaz… Evet, namaz kalbe kuvvet ve metanet veren bir nurdur... Gönüllere ferahlık veren bir şifadır... Salat aynı zamanda selamdır selamettir... Sözün özü, dirilişimiz namazla olacak, bunun içinde önce bizim namazı diriltmemiz gerekiyor... Namaz anı diri olma anıdır... Her vakit namazı yaşamak yaşıyor olmanın kanıtıdır...Her yerde ve her zaman namaz... Hazerde-seferde... Savaşta-barışta... Karada, denizde, havada ... Çünkü namaz dönemsel değil, sezonluk değil, mevsimlik değil, muvakkat değil... Tüm zamanların vazgeçilmezidir... Çünkü namaz diriliş ve direniş mektebidir... Hülasa; kulluğun özü ve özeti namazdır…

Tüm şeriatlerin değişmezi namazdır.
Kulluk kalitemizin göstergesidir namaz… Kulluğun tadına namazla erilir...Adem olmanın ilk adımı iman ve namazdır... Nefsi ‘’adam etmenin şifresi namaz’’dır... ‘’ Abdullah’’ kalmanın ifadesi namazdır... İnsan namaz dünyasının anlam zenginliğinden koptukca yanlızlaştı... Namaz ameli insanın eylemlerine ulvi anlamlar katıyor... Doğru hedefler sunuyor... Namaz nizamdır... Namaz üzerinden, kendimize ve dünyaya çeki – düzen veririz... Namazla kendimizi inşa eder, arzın ıslahına ve imarına talip oluruz...Hakkın ikamesini, namazın ikamesinden ayrı düşünemeyiz... Bu sebeple namazı bütün bir hayatı ve bütün davranışları etkiliyecek bir kıvamda kılmalıyız...
 
Üst Alt