Kanser hastalık değil

tecelli

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
KANSER O KADAR YAYGINLAŞTI Kİ ARTIK GENÇ YAŞLI DEMEDEN HERKESİ YAKALIYOR.
BU PAYLAŞIMI LÜTFEN SAYFAMDAKİ HERKES PAYLASSIN. BELKİ BİR YARDIMIMIZ OLUR. SONUÇTA, BİR ZARARI YOK, DENEMEKTE FAYDA VAR…
Bu yazılar çok müthiş..., birçok "gizli dünya yönetenlerini" rahatsız ediyor… O kadar ki, örneğin "World Without Cancer", yani "Kansersiz Dünya" isimli kitap, halen (Türkçe dahil) birçok dile çevrilmedi!..

* * *
Yani şunu bilin ki, KANSER diye bir hastalık yok!.. Kanser, sadece vitamin B17 eksikliği!...
Başka bir şey değil!..
Kemoterapi, ameliyat veya değişik ağır haplar almanıza gerek yok!..
Düşünün bir zamanlar denizciler, çok sayıda niçin öldüler? İSKORBÜT denilen hastalığa yakalanıyorlardı...
Çok sayıda insan öldü...
ve bazıları da bundan çok büyük PARA ve gelir elde etti!..
Sonra ne buldular?..
Meğer İskorbüt sadece vitamin C eksikliği imiş!.. Yani hastalık bile değil!...

KANSER de öyle!...
KANSER SANAYİSİ var artık!..
KANSER den milyar milyar milyar kere milyar PARA kazananlar var!...
Bu konu çok uzun. Çok derin!..
KANSER SANAYİSİNIN kökü, ta ikinci dünya savaşına kadar dayanıyor!...
Ne dolaplar dönüyor...
SİZ İNANMAYIN!...
Her gün sadece 15-20 kayısı çekirdeği yemeniz yeterli!..
Kanser olmuşsanız, önce KANSERIN ne olduğunu ANLAMAYA çalısın!..
KORKMAYIN!...
Sakin KEMOTERAPİ filan yaptırmayın!...
ARAŞTIRIN önce!...
Biz bu siteyi bazı "sözde doktorların sayfasına gönderdik, facebook’ ta, 5 dakika bile geçmeden "yorumsuz" olarak sildiler!...
SİZ bu kitabın TÜRKÇEYE ÇEVRİLMESİ için DUA edin!...
ÇOK ÇOK ÖNEMLİ bir eser bu!..
Tekrar edelim:
Günümüzde İskorbüt den ölen var mi artık?...
YOK!...
Çaresi biliniyor...
Peki KANSER?...
SANAYİ haline gelmiş!...
Ancak, çaresi çoktan bulundu:
VİTAMİN B 17 eksikliği!...
Hepsi bu!...
Buğday çimi ekin... Buğday şırası için.
Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya`da içtikleri Buğday şırası geliyor. Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi. Pakistan`daki Hunzakut Prensliğinde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar.

Türkiye`de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.
Ödemiş`le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ`ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz sürüyor. Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.
Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.

Buğday müthiş bir kanser ilacıdır. Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır. Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir. Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.
Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.
Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan `laetril` içermektedir.

Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. (Japon Bilim Adamı Nagivara)

Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.

- Buğday çimini evde üretebilir miyiz?
- Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri...
- Buğday şırasını herkes üretebilir mi?
- Evet herkes üretebilir.

İsterseniz tarif edelim.
Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur. Üzerine 3 bardak su -klorlu olmamak şartıyla- ilave edilir.
Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir.
Bu ilk su kullanılmaz, dökülür.
Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir.
24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır.
Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır.
Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir. O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.


- Az önce sözünü ettiğimiz `laetril` buğday çiminden başka nelerde bulunur? Çünkü anlaşılıyor ki, `laetril` kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri... Elmanın çekirdeğini de yiyin!
- Evet, Türkiye`de en kolay laetril`e ulaşabileceğimiz yer acı badem ve kayısı çekirdeğidir.
Ayrıca laetril elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok da iyi olur. Amerika`daki ilaç sanayinin maşaları bu `laetril` adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika`da satılan `laetril` bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABD`ye sokulmaktadır.
Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır. `Kanserin Ölümü` adlı kitabında Manner, laetril ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti.
- Acı badem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?
- Evet öyle. Türkiye`de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var...
Pakistan`a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut`ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadı.
Hanzakut`un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği...
- Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak en öne hangisini koyarsınız?
- Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir.
Bağışıklık sistemi konusunda Alman Doktor Issel`in tüm beden tedavisi bugün bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır


(Alıntı)
 

mhmt51

Başarılı Kardeşimiz
Üyemiz
Yanlış anlamayın ama,her sürekli yayılanı iyice araştırmadan inanmamak lazım...

Kanser ile skorbüt birbirine denk hastalıklar değildir.Bu yazının bir de karşı görüşü var,onu da okuyun bence :)

Kendi bilgilerim dahilince birkaç şey de ekleyim...

Kanser denilen olgu;kısaca DNA bozulması ile hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıdır.Bir süre sonra ilgili organ görevini yapamaz hale gelecektir.

Birçok nedeni vardır kanserin sadece B17 ile ilgili değil ki...

Örneğin X ışınları(hastahanelerdeki tomografi-röntgen)mevcuttur.Yine radyoaktif maddeler.Bunların iyonlaştırıcı özelliği vardır.Yani hücre içine nüfuz ederek yapısını bozarlar ve kansere sebebiyet verirler.

Yine akciğer kanserinin en temel sebebi sigara içmektir.

Alkol kullanımı,siroz ile birlikte karaciğer kanserini tetikler.

Kanser diye bir hastalık malesef var ve sadece B17 ile tedavisi mümkün değildir...
 

Humanist

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Selamun Aleykum Dostlar,

Her canlının vücüdü günde en az 2 veya 3 bin kanser hücresi üretir.Bunları bağışıklık sistemi ile yok eder.Lakin Vücüt sıvınızın ph değeri 5 ve altı ise kanser hücrelerinin büyümesi için uygun ortam hazırlanmıs olur.
İnternetten ph'ınızı nasıl yükselticeğinize bakın.
Örnek verdiğiniz kanserden ölen olmayan ülkede insanlar avurveda ve dolayısyla alkali beslenerek az yerler.
Allah'ü teala çok yiyen kulları sevmez.Nefise hakim olmak gerekir.
vücüt ph'ınızı bir bardağa idrar yaparak bunuda ph metre ile ölçerek bulabilirsiniz.Dünyada ph'ı 7 ve üzeri olan kanser hastası yoktur.
Yeni doğan Mübarek bebeklerimizin ph oranı 8 civarıdır.
Verdiğim bilgiler ortAlama bilgilerdir.Doktorda değilim.
Sadece paylaşmak istedim.
Allaha emanet olun
 

ihvan

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Ben hastalık falan bilmem ama gerçeği de yok edemiyorsunuz.
Reelde herkesin hicreti Allah'ın elinde, yaratan da O, öldüren de...!!!
Lakin insanoğlu biraz da vesileyi seviyor gibi...
Hicret edenler için:
Kanserden öldü... Kalp sektesinden öldü... Veremden öldü vs...
Yani, isterse verem, kanser ya da kalp olmasın, insanlar başka isimler altında vesileler bulacaktır... :):):)
Ölüm çok önemli değildir kafanızı takmayın,
Nasıl hicret ettiğinize bakın... Arkadaşlar selamlar...
 

Humanist

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Selamun Aleykum Azizim,

Ölüm doğum kadar doğaldır,Allahın takdiridir.Allah inancım zayıfken Ölümden korkardım.Lakin Ne zaman inanç sahibi oldum hiç kafama takmıyorum,aksine huzur duyuyorum.
Lakin Bana katılmazmısınız?
Allahın verdiği bu muhteşem bedene en iyi şekilde bakmak bizim bir yükümlülüğümüz değilmidir?
Bu konuşmaların sebebi benim için odur.Yoksa ölmemek için bir çırpınış değildir:))
Ben böyle düşünüyorum Kardeşim
Sizi seviyorum Allaha emanet ol
 

ihvan

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Beden de bir emanettir. Dolayısıyla istediğimiz gibi kullanamayız. Onu haramlardan, günahlardan, zararlı şeylerden ve faydasız ve sağlıksız ortamlardan korumak farz'dır. Yani bu "hüküm" "doğru"dan da daha öte bir şey.
Ben seninle ihtilaf halinde değilim ki bu hususta. Mutabıkım!
Koruyup gözetenlere selam olsun.
 
Üst Alt