İslamda Hıdırellez Varmıdır

Gönül sızım

Özel Kardeşimiz
Yönetici
Süper Mod
Moderatör
Mesajlar
19,440
Soru:
Hıdırellez (Hıdrellez) hakkında bir mü'minin görüşü ne yönde olmalıdır?
Çok fazla bâtıl itikat var. Mesela para kesmek gibi. Gazete sayfalarını para niyeti ile dua ederek kesiyorlar. "Sembolik olarak kesiyoruz diyorlar." ya da gül dibine ev yapmak vs. hatta kesilen gazeteden paraları bir torba içerisinde ağzı biraz açık bırakılarak dışarı asıyorlar, Hızır (A.S.), gece gezermiş bu gece, eli değsin diye vs. bunlar hakkında açıklamalı yer verirseniz sualime sevinirim.

Cevap:
Öncelikle batıl olan hiç bir uygulamayı dinimiz kabul etmez. Hıdırellez kutlamalarını batıl ve hurafelerle doldurmak doğru değildir. Bahsettiğiniz hurafe uygulamalara itibar etmemek bu gibi hurafelerden uzak durmak gerekir.

Her sene bahar mevsimindeki yeşilliğin canlandığı mayıs ayının başlarında bir Hıdırellez Bayramı kutlanmaktadır.
Bu bayramda insanlar ateşler yakıp üzerinden atlayarak kısmet bulacaklarını düşünmekte, içine girecekleri bir eve sahip olacaklarını ümit etmekte, daha nice niyetlerinin bu bayram günündeki bazı âdetlerle gerçekleşeceğini beklemektedir.. Bunların gerçekle ilgisi ne kadardır? Daha doğrusu, Hıdırellez ne demektir? Bunun bir aslı olmalı, sonra bu hale getirilmiş bulunmalı diye düşünmekteyiz. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

Efendim, bazı konular halk örfünde kabuk bağlayıp özünden uzaklaşır duruma girebilmektedir. Zannederim mayıs ayının başında kutlanan Hıdırellez bayramında da böyle bir kabuk bağlama durumu söz konusudur. Olayın aslını şöyle ifade edebiliriz:

Hz. Musa (A.S.) zamanında hükümdarın birinin temiz niyetli bir oğlu kendini dine verir, dinî hayat yaşayıp dinî hizmetlerle hayatını değerlendirmek ister.
Babasının hükümdarlığı, makamı, mevkii onu tatmin etmez. Hükümdar oğlunun kendini dinî hizmetlere adaması, çevrenin irşadına yönelmesi Rabb'imizin de hoşuna gider.
Ona kerametler ihsan eder. Bu sebeple bu genç irşat için gezerken uğradığı çorak araziler yeşillenmeye başlar. Kupkuru çöllerin yemyeşil hale gelişi, oradan hükümdarın oğlunun geçtiğini göstermiş olur.

Arapça'da yeşilin bir adı da (hazr) olduğundan çorak yerlerin yeşillendiğini gören halk buradan Hızır geçmiştir diyerek Hızır ismini meşhurlaştırmaya başlarlar. Bir ara bu genç, zamanın peygamberi Hz. İlyas (A.S.)'la da buluşur.

Böylece Hz.İlyas (A.S.)'la buluştuğu güne halk, Hızır–İlyas buluşma günü olarak isim verirler. Sonraları bu isim yuvarlanarak Hıdırellez şekline dönüşür.

Hızır’ın aslında geçtiği yerleri yeşillendiren bir veli mi, yoksa ayrıca bir de peygamber mi olduğu konusunda çeşitli rivayetler vardır.

Fakat gerçek olan odur ki, velilerin hayatını yaşamakta olan Hızır (A.S.), beş çeşit hayat derecesinin ikinci derecesinde yaşamaktadır. Bu derecedeki hayat bizim gibi maddi şartlarla bağlı değildir. Bir anda birçok yerlerde farklı görüntülerle bulunabilir.

Bu yüzden halk arasında da Hızır (A.S.) erişmiştir imdadına diye de söylentiler yayılmaktadır..
Bazen Hızır makamına çıkıp da Hızır’dan ders alan velilerin de olduğu, bunların Hızır gibi darda kalanların imdadına koştuğu, bu yüzden de onların da Hızır'ın kendisi sanıldığı anlaşılmaktadır.

Bediüzzaman Hazretleri'nin Mektubat'ında bu konudaki soru cevapta, Hızır (A.S.), hayattadır; ancak onun hayatı ikinci derecede hayat olduğundan birçok alimler hayatta olmadığını düşünmektedir, şeklinde bilgi vardır.

Hızır–İlyas buluşma günü olarak bildiğimiz altı mayıs Hıdırellez bayramına bu bilgi ve ilgi bakılırsa herhalde gerçeğe daha yakın bir bakışla bakılma ve kutlama söz konusu olur.

Bugüne ait ateş yakılıp üzerinden atlanılması, oyuncak evler yapıp gerçeğine kavuşulacağının düşünülmesi.. gibi âdetler halkın iyilik temennilerinden ibaret arzulardan sayılırlar. Kesinlik arz eden gerçekler olarak kabul edilmezler. Bunlardan medet umulmaz.

alıntıdır
 

Gönül sızım

Özel Kardeşimiz
Yönetici
Süper Mod
Moderatör
Mesajlar
19,440
Selamun aleykum,
Türk Halk kültürü budur bizim bayramımızdır denilen hıdırellez günü veya bugüne has edilen bayram tamamen bidatdır...

öyleki inanışa göre hayatta olduğu varsayılan hızır aleyhisselam ile ilyas peygamber senenin bir günü buda yine bu batıl inanışa göre mayısın ilk haftasına
denk gelen gün olarak hızır ve ilyas buluştu günü olarak kafalara kazınmış ve adına ise hıdırellez denmiştir.
Halbuki hızır aleyhisselam için O zat ALLAH TEALA tarafından hayatta tutulup kendisine verilen ilim ile peygamberler ve veliler arasında gezinmesine
müsaade edilmişsede vefatı kesin olan bir peygamber ile yani İlyas aleyhisselam ile dünyada özellikle mayısın ilk haftasında gayesiz
amaçsız ve ALLAH TEALA tarafından kendilerine bir emir verilmediği halde dolaşmaları ise zaten akla uymayan birşeydir.

İlyas aleyhisselamın yaşadığı dönem ve coğrafyayı incelersek Hazreti Musa ve Harun aleyhisselamın yetiştirdikleri bir peygamber olması vesilesi ile ve
yine mısır taraflarında bir coğrafya olması hasebi ile sadece Türkler arasında kutlanan bu sözüm ona bayramın ilyas aleyhisselam ve Türkleri ilişkilendirmek ise ayrıca bir hatadır.

Konuyu etraflıca araştırınız hiç bir hadisi şerifde böyle bir beyanat yoktur,nasıl olurda peygamberimiz aleyhisselamın yapmadığı,
inanmadığı,kutlamadığı bir bayramı bizim halkımız kendilerine bayram edinirler biz müslümanların sadece iki bayramı vardır,bunlar kurban ve ramazan bayramıdır.
Ve ayrıca bahar ALLAH TEALA nın bir mevsimidir de sonbahar,kış,yada yaz mevsim değilmidir.

Baharın heryer yeşeriyorsa bununla beraber kışın bütün mikroplar ve zararlı haşereler ölür,sonbahar da hayat kaynağı olan su topraklara rahmet olarak yağar,
yazın ise envai çeşit meyve ,sebze,hububat yetişir ama nedense hurafeleri bidatleri seven bir halk illada bahar bayramı kutlar,sorulmazmı diğer mevsimlerin ne günahı var?

Ve ayrıca bugünde yapılan veya yapılmayanlara gelince bunlar ise bidatin yani bu hurafenin ispatıdır,efendim göl kenarlarına taştan evler yapmak,
kağıttan arabalar çizmek,çaputtan çocuklar yapıp ağaçlara asmak,bugün de tarla sürmemek,bugünde ateş üstünden atlamak
şaşıyorum kendi adıma bunları yapanlara mekkeli müşrikler bütün bu yapılanları görseydiler bu halimize güler geçerdiler,
öyleki onlar bile bu kadar sapkın bir inanışa sahip değildiler.

Uyanın ey kardeşler bizi biz yapan dinimizi sünneti seniyeye göre yaşamamızdır,bizi diğerlerinden ayıran islami örflere ve ananelere uymamızdır,
ağaca çaput bağlamakla bir insan dua ediyorsa el açıp dua eden hazreti peygamber hatamı yapmıştır?

Malesef günümüzde ne kadar batıl inanış varsa meydanda artık herkes bunlara gerçek gibi inanmaya başladı..Bizim dinimizde hurafeye yer yoktur..
İnsan inandığı gibi yaşamazsa yaşadığı gibi inanmaya başlar..
Allaha emanet olun..selam ve dua ile..
 
Üst Alt