İbadet; Âdet Haline Gelmemeli..!

konyevi

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
17
Şunu iyi bilmemiz lazımdır ki yaptığımız ibadet, âdet halini almamalıdır. İnsan, ibadet ettiği zaman, o ibadetin sahibine bir semere, bir nur getirmesi lazımdır. İbadet, kendi sahibine bir menfaat vermezse onun kalbine, ruhuna bir nur getirmezse bu tam bir ibadet sayılmaz. İbadetin, sahibine menfaat vermesi için kişinin; maneviyatını düzeltmeye ve günahlardan muhafaza olmaya ihtiyacı vardır. Bunları yaparak, ibadeti kendisine kolaylaştırmalı ve tatlılıkla ibadet edebilmelidir.

Aksi takdirde, ibadet, sahibine menfaat vermezse kişi manevi yönden noksan olur. Mesela, insan namaza girdiği zaman, Allah’ın huzuruna girdiğini bilmelidir. Rükûya gittiği zaman: “Allahu Zülcelal’in kudret ve azameti karşısında eriyorum, acizliğimi gösteriyorum” diye, bilmelidir. Secdeye gittiği zaman, en az üç sefer: “Subhane rabbiyel a’la” demelidir. Fakat acele acele, huzursuz, gafletle derse o secdeden, maneviyat bakımından bir istifadesi olmaz. Onun için elimizden geldiği kadar, ibadetimizi huzurlu yapmalıyız.

Evliyadan bir zat şöyle demiştir: “Keşke insanlar benim vücudumu kerpetenle parça parça etseler de (buna razıyım) tek, Allah’a ibadet etsinler, günah işlemesinler.”

O, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin ümmetinden bir Evliyaydı. Ya, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, yaptığımız günahlardan dolayı bize ne kadar acıyor, bir bilsek! Onun için elimizde fırsatlar varken, bunları değerlendirelim.

Allahu Zülcelâl başka bir ayet-i kerimede de şöyle buyurmuştur: “Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabbine saygı gösterene mahsustur.” (Beyyine; 8 ) Demek ki insan için ahiretin durumu, bu dünyadaki tutumuna göre olacaktır. Dünyada Allah’tan korkanlar, ahirette Allah’tan razı olacaklar, Allah da onlardan razı olacaktır.

Allah-u Zülcelâl, kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin… (Âmin)

SEYDA MUHAMMED KONYEVî
 
Üst Alt