Geçmişten Günümüze Giyim Kuşam

Turab

Teknik Ekip
Yönetici
Admin
Mesajlar
6,675
modern toplumlarda giyim ve kuşam özellikleri, geçmişten günümüze giyim kuşam, geçmişten günümüze giysiler, geçmişten günümüze kıyafet değişim, geçmişten günümüze giyim kuşam ve süslenme, geçmişten günümüze giysilerde olan değişiklikler, günümüzde giyim kuşam, günümüz giyim tarzları, giyinme kültür kuşam

Geçmişten Günümüze Giyim Kuşam

giyim ve kuşam özellikleri


Geçmişten bugüne kadar geçen zamanda insan hayatında meydana gelen değişiklikler arasında yer alan bir çok öğe değişikliğe uğramıştır. İnsanın yaşam tarzıda bu değişiklerden nasibini almıştır. Kıyafetlerde meydana gelen değişikliklerde bu konular arasında kıyafetlerde meydana gelen değişiklikler önemli bir yere sahiptir. Çünkü yaşam tarzında meydana gelen değişiklikleri anlamanın en iyi yolu kıyafetlerde meydana gelen değişmeleri incelemektir.

Tarih boyunca, pek çok farklı malzeme kıyafet ve aksesuar yapımında kullanılmıştır. Bu malzemeler, deriden kürke, ketenden ipeğe kadar geniş bir yelpazeye yayılır. Son araştırmalar insanların 650.000 senedir giyimden faydalanmakta olduğunu göstermektedir. Diğerleri ise, giyimin Neolitik Çağ’dan daha önce icat edilmediğini düşünmektedir.

Giyilmek yerine taşınan (cüzdan gibi), vücudun sadece bir kısmına giyilip kolayca çıkarılabilen (atkı/fular gibi), sadece süs amaçlı takılan (mücevherat gibi) veya sağlık amaçlı kullanılan (gözlükgibi) unsurlar giyim eşyası sayılmaz, aksesuar olarak kabul edilir.

kıyafet, elbise


Giyim insanın var oluşuyla, öncelikle doğa koşullarından korunmak amacıyla ortaya çıkmış bir olgudur.Geçmişten günümüze çeşitli doğal, toplumsal, etik değerlerin etkisiyle biçim değişiklikleri göstererek bugüne kadar ulaşmıştır.Ancak zamanla biçim farklılıkları gözlenmiştir.Bu çeşitlilikler, ait olduğu toplumun folklorik, sosyo-ekonomik yapısı, yaşanılan coğrafya, kullanılan malzeme, iklim gibi nedenlerle oluşmuştur.

Dünya uygarlığının çok önceki devirlerinde arkaik insanın kendi toplumunda, ait olduğu kabilede sosyal statüsünü belirleyen ve giymek zorunda olduğu giyimi vardır.Aslında bu bir zorunluluktan çok geleneğin insanlara sunmuş olduğu bir yaşam biçimi anlayışıdır. Bu durum sadece üste giyilenler olarak kalmamış, baş süslemelerine de yansımıştır.

Geleneksel öğeler içeren bir giyim-kuşam örneği bize, ait olduğu toplulukla ilgili pek çok bilgi sunabilir.Toplumların yerleşik ya da konar-göçer olup olmadıkları, hangi tarihi olayları yaşadıkları ve etnolojik kökenleri konusunda bilgi verirler.Örneğin bir Türkmen ya da Yörük köyüne gidildiğinde kimin sözlü, kimin nişanlı, kimin dul olduğu başlığından, giydiği renklerden anlaşılır.

İş ve, özel gün giysileri farklılıklar içerir.Düğün yapılan gelin başı ile gerdek sonrası yapılan başlık farklıdır.Köylerden kasaba pazarına gelindiğinde, kimin köyden olduğu giysilerden anlaşılır.Anadolu’da bugün neredeyse aynı köyün mahalleleri arasında bile farklılık gösteren geleneksel giyim-kuşam anlayışına rastlanmaktadır.Bu yüzden de hiçbir sanat tarihçisi,etnolog, halk bilimcisi, halk oyunları derlemecisi, desinatör “Türkiye’nin ulusal giysileri şudur” dememelidir.

Kültür Bakanlığı, Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün Halk Bilim Araştırmacılarının yürüttüğü araştırmalar ve çalışmalar sonucunda Anadolu’nun giysiler alanında son derece çeşitlilik içerdiği saptanmıştır.Askerlik, iş gibi nedenlerle yaşadığı çevrenin dışına çıkan erkekler kent kültürüne uyum göstermiştir.

Bu nedenle de saha araştırmalarında, erkek giyim-kuşamına ait bulgulara rastlamak zor olmaktadır.Oysa kırsal yaşamda kadın dışa kapalı kalmaktadır.Kendi toplumunun yaşam biçiminde geleneklerine göre giyinir.Süslenme gereksinimlerini gelenekte gördüğü ne ise, o şekilde karşılar.Çocuk giysileri de cinsiyete bağlı olarak belirli bir yaşa kadar özen taşır.Nazar anlayışı başlık ve giysilere takılan nazarlıklarda göze çarpar.

Geleneksel yaşamda her kuşak kendinden önceki kuşağı izleyerek bu giyim-kuşam anlayışını, günümüze taşır.Ancak giyim-kuşam anlayışında hiçbir değişimin olmadığını söylemek mümkün değildir.En azından malzeme değişmekte, işçilik eski özenini yitirmekte, yaşanan günün koşulları farklı biçimleri doğurmakta ya da başka modalardan etkileşim gözlemlenmektedir.

Kırsal yaşamda kadınlar vakitlerinin büyük bir kısmını çalışarak geçirirler.Bu açıdan bakıldığında günlük yaşam ve iş giysileri farklılıklar gösterir.Ancak özel gün giysileri ve başlıklar düğünler nedeniyle görülür.Anadolu’da bir genç kızın sözlenmesiyle yapılan “baş düzeni” sosyal statüsünü belirler ve evlilik, olgunluk, yaşlılık dönemlerinde bu önemini kesintisiz korur.

Kültür Bakanlığı HAGEM, geleneksel giyim-kuşam anlayışında görülen bu farklılığı, Maddi Kültür Şubesi Folklor Araştırmacıları tarafından yapılan araştırmaları yayına dönüştürmektedir.Her gün değişime uğrayan Folklor (Halk Kültürü) öğeleri arasında yer alan ve Maddi Kültür konusu olan giyim-kuşam anlayışı da bu değişimden etkilenmiştir.

Kurulduğu 1966 yılından günümüze kadar yapılan saha araştırmalarından elde edilen çok sayıda negatif ve dia-pozitif koleksiyonuyla, Türk Kültüründe önemli bir yere sahip olan HAGEM – İhtisas Arşivi; bu konuda çalışma yapan kişi, kurum ve kuruluşlara bilimsel çalışmalarında yardımcı olmaktadır.

Saha araştırmaları sonucunda Bursa, Manisa, Sivas, Aydın, Gaziantep, Çorum illerinden derlenen bilgiler katalog halinde yayınlanmıştır.Bu kataloglarda her ilin farklı özellikler içeren köylerine gidilerek, orijinal giyim-kuşam parçaları, giyim tarzları tespit edilmiş ve giysilerin 1/1 ölçeğinde dikiş kalıpları çıkartılmış ve bunlar yayınlarda 1/5 ölçeğinde yer almıştır.Bu çalışma çerçevesinde, 25 ilde kıyafet konulu araştırmalar yapılmış ve bunların yayın çalışmaları devam etmektedir.
Takılar ve Süsler

Süslenme, süs ve takı kullanma; ilk çağlarda bir inanca dayalı olarak veya süslenme gereksinimi nedeniyle ortaya çıkmış ve gelenekselleşerek günümüze kadar gelmiştir.Küçük topluluklar halinde yaşayan kabilelerin kendi örf, adet, görenekleri doğrultusunda yaşadıkları coğrafi çevreden temin edebildikleri doğal malzemelerle tasarladıkları takılar geleneklerle de bütünleşip, sembolik anlamlar yüklenerek günümüze ulaşmışlardır.

Taş, ağaç, kemik, kumaş, cam gibi temel maddelerin yanı sıra, artık malzemelerden de elde edilen birçok takı güçlü bir kültürel birikimin geçmişten günümüze yansıyan örnekleridir.Geleneksel giyim-kuşamı bütünleyen takı kullanma ve süslenme geleneği geleneksel yaşamı sürdüren toplumlarda günümüzde hala devam etmektedir.

Anadolu da özellikle düğün törenleri sırasında gözlemlenen takı kullanma ve süslenme geleneği bu törenler sırasında kişilerin önem sırasına ve törenin önemine göre değişmektedir.Örneğin kına gecesinde gelin süslenmez onun yerine kız evinden başka bir genç kız gelin gibi giyinir, takılarını takar ve süslenir.Bir genç kızın evlenmeden önce süslenmesi hoş karşılanmaz, ancak evden çıkacağı gün geçmişte daha çok nazar inancına bağlı olarak günümüzde ise güzel görünme amaçlı süs yapılmaktadır.

Süslenme ve takı kullanma geleneği kadınların yanı sıra çocuk ve yetişkin erkeklerde de görülen bir olgudur.Günümüzde unutulan ve unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimize rağmen takı kullanma, süslenme son günlerde ilgi gören otantik moda kavramışla bütünleşerek devam etmektedir.

Geçmişten Günümüze Kültürlere Göre Giyim, Cinsiyet Farkına Göre Giyim
Çoğu kültürde erkekler ve kadınlar, giyimdeki cinsiyet farkı yüzünden farklı türde giysiler giyerler. Bu farklar tarzda, renkte ve dokumada yer alır.

Batılı toplumlarda, etekler, tuvaletler ve topuklu ayakkabılar genellikle kadın giyiminde görünürken, kravatlar ise genellikle erkek giyiminde görünür. Eski zamanlarda pantolon, erkeklere özel bir giyim eşyasıyken, günümüz batı dünyasında her iki cinse de uygundur. Erkek giysileri genellikle daha pratiktir (böylece çeşitli şartlar altında işlevlerini koruyabilecektir) ama kadın giysileri giyim tarzı bakımından daha geniş bir yelpazeye sahiptir. Erkeklerin halka açık yerlerde genellikle göğsü açık dolaşmasına genellikle izin verilir. Bir kadının erkek giysileri giymesi genellikle uygundur ancak tam tersi olağandışı görülür.

Bazı kültürlerde, erkeklerin ve kadınların ne giyeceğini dini kurallar belirler. İslam dininde kadınların tesettürlü ve gösterişsiz giyinmesi gerekir. “Gösterişsiz” giysilerin niteliği Müslüman toplumlar arasında değişir; ancak bu toplumların hepsinde kadın vücudunun, erkeklerinkinden daha fazla örtünmesi gerektiği kabul edilir. Müslüman kadınların kapalılık seviyesi başörtüsünden burkaya kadar değişkenlik gösterir.

Erkekler, özellikle tören gibi durumlarda, toga ve kilt gibi erkek eteği giyebilirler. Bu tür giysiler daha eski zamanlarda erkekler tarafından günlük hayatta da giyilirdi. Kadın giysileri, erkek giysilerine göre, daha cazibeli görünür. Bununla ilgili olarak modern toplumlardaki kadınlar; makyaj, mücevherat ve renkli giysiler gibi cezbeden öğeleri kullanma eğilimindedirler. Ancak daha tutucu ve gelenekçi toplumlardaki kadınlar, erkeklerin bakışlarından korunmak için kapalı ve gösterişsiz giysiler giyerler.

Sosyal Statüye Göre Giyim
Giyim bazı toplumlarda, sosyal statüyü veya kademeyi gösterir. Örneğin, Antik Romada sadece senatörlerin mor şeritli giysi giymesine izin verilirdi. Yerli havaili kabilelerde sadece yüksek rütbeli kabile şeflerinin tüyden pelerin ve palaoa veya oyulmuş balina dişi takmasına izin verilirdi. Eski Hindistan’daki, Travankor Krallığı yönetimi altındaki Kerala’da; kast sistemine göre alt seviyede olan kadınlar, vücutlarının belüstü kısımlarını örtebilmek için vergi ödemek zorundaydılar. Çin’de, cumhuriyet öncesi zamanlarda sadece Çin imparatoru sarı renkte giysi giyebilirdi. Tarihte, insanların neler giyebileceğini belirleyen yazısız ahlak kurallarının birçok örneği vardır. Bu tür yazısız kuralları olmayan modern toplumlarda; sadece zenginlerin veya mevki sahiplerinin alabileceği nadir veya lüks eşyalar sosyal statüyü belirler. Ayrıca, çevre baskısı da giysi tercihini etkiler.

Dini Giysiler

Dini giyim, mesleki giyimin daha özel bir modeli olarak kabul edilebilir. Bazen sadece dini bir ritüel sırasında giyilir, bazen de özel dini bir mevkiyi sembolize etmek amacıyla her gün giyilir. Örneğin Jainistler, dini ritüelleri sırasında dikişsiz kumaş parçaları giyerler. Kumaş parçaları, Jainistlerin görevlerine olan sadakâtlerini temsil eder. Sihistler dinlerinin bir parçası olarak başlarına sarık takarlar. Satanistler ise inançlarının bir parçası olarak siyah giymeyi tercih ederler.

Hinduizm, Sihizm, Budizm ve Jainizm gibi doğu dinlerinde dini bir giysinin temiz olması büyük önem taşır, çünkü bu giysilerin saflığı ve berraklığı temsil ettiğine inanılır. Giyim, İncil’deki pek çok bölümde göze çarpar. İncil’de giyimle ilgili en çok göze çarpan noktalar: Adem ve Havva’nın hikâyesi (cinsel organlarını kapatan yapraklar), Yusuf’un pelerini, Yahuda ve Tamar, Mordeçay ve Ester. Ayrıca sinagogda görev yapan rahiplerin, o rahiplere özel giysileri bulunur. Musevilikte ağıt yapmak için bu giysilerin üst kısımları parçalanır. Bu parçalama ritüeli, Yakup’un oğlu Yusuf’un öldüğünü duyup yas tutmasına dayanır.


Aba (giysi)

Aba bir tür yünlü giysi Aba giysilerde eskiden Bulgaristan şayağı kullanılırken, sonraları Feshane abası denen kalınca bir kumaş kullanılmıştır Abalar baldır uzunluğunda, bol kesimli, iki parmak yüksekliğinde dik yakalı olup cüppeye benzer, bazısının yakasında kürk bulunurdu Şayaktan yapılan cüppe, kukuleta, maşlah, ve dikişli libadeye de aba denirdi Kısa salta (kolları açık ceket) Aydın abası, daha uzun biçimi Balıkesir abası, kalınca softan yapılanı Bağdat abası olarak anılırdı

Osmanlı toplumunda bir zamanlar yoksulluk gösterges sayıldığı ve daha çok dervişler, ilmiye sınıfının alt tabakasındakilerle medrese öğrencilerince giyildiği halde, 17 yüzyılda Sultan IV Murat, zarif giyimiyle tanınan Abaza Mehmet Paşa’nın aba cepkenini beğenip kendine de bir tane yaptırınca, aba tüm kentte moda olmuştu

Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde abacıların Kapalıçarşı’nın en ünlü esnafından olduğu yazılıdır İstanbul’da 300 dükkânda usta ve çırak düzeyinde 700 kadar abacının çalıştığı belirtilir Bu abacılar esnaf alaylarına büyük olasılıkla eski bedestenlilerle birlikte katılmıştır 19 yüzyılda İstanbul’un abacıları Zindankuyu ile Odunkapısı arasında yerleşmişti Bu bölgede bulunan Abacılar Caddesi de adını bu esnaftan almıştır

Basma

Basma, çoğunlukla pamuk ipliği kullanarak dokunan kumaşların genel adıdır Anadolu’da uzun yıllar boyunca ucuzluğu nedeniyle erkeklerin, kadınların, genç kızların ve çocukların birincil giyim malzemesi olmuştur

Basmadan dikilen giysilere yörelere göre değişim göstermek koşuluyla; göynek, entari, pistan, elbise, libas, tımman, içlik gibi isimler verilmiştir

Burka

Burka, her taraftan kapalı, giyenin önünü görmesi için yüz kısmı kafesli çarşaf Taliban yönetimi zamanında Afganistan’da giyilmesi zorunlu hale getirilmişti Yeni yönetimle serbest bırakılmasına rağmen, halk bazında büyük bir değişim görülmemiştir Bunun dinî, geleneksel ve sosyal sebepleri olduğuna dair yorumlar yapılmıştır Şu anda yaygın olarak Afganistan, Pakistan ve Hindistan’ın kuzey bölgesinde rağbet görmekle beraber, dünyanın hemen her yerinde kullanılmaktadır

Ferace

Ferace, Osmanlı’ya mahsus uzun kollu, yakasız, bol ve siyah renkte pardüseyi hatırlatan üst elbise Günümüzde, Türkiye’nin Batı kesiminde köy kadınları tarafından günlük elbise olarak tercih edilir Bazı yörelerde ferece diye de söylenir

Fes (şapka)

Fes, tepesi düz, genellikle kırmızı, püsküllü, silindirik şapka İsmini başlıca üretim merkezi olan Fas’ın Fes şehrinden alır Başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere birçok müslüman ülkede kullanılagelmiştir Kırmızı rengini kızılcık boyasından almıştır

Gakuran

Gakuran Japonya’da ortaokul ve liseye giden erkek öğrencilerin giydiği üniformadır Normalde rengi siyahtır fakat bazı okullarda denizci mavisi veya koyu mavi renklerde olabilir

Üst tarafında yaka olur ve bu yakadan başlayarak aşağıya kadar düğmeler vardır Düğmeler genellikle okul amblemi ile süslenir Pantalonlar düz tek renklidir ve siyah veya koyu bir kemer takılır Erkekler genelde üniforma ile beraber deri veya bez ayakkabı giyerler Bazı okullarda öğrencilerin yakaların ufak bir broş okul veya sınıf derecesini gösterir Manga ve animelerde başkahramanların veya sert çocuk karakterlerinin gakuranları dikkat çekecek seviyede farklı olabilirler; normalden çok uzun veya kısa ceketler veya farklı renkler gibi

Erkek üniformalarının üstten ikinci düğmesi genellikle kendilerini seven kızlara veririlir ve bir çeşit itiraf sayılır Diğer düğmelerde birden daha fazla kız tarafından istenmesi durumunda verilebilir
Gakuran Prusya ordu üniformalarından esinlenerek yapılmıştır

Jile

(Fransızca: gilet İspanyolca: gileco ya da jaleco arkası ve önü tek parça olan, kolu ve yakası omayan bir yelek türü

Kumaştan veya yünden yapılabilir Genellikle içine gömlek veya bluz giyilerek kullanılmaktadır Özellikle kadın giyiminde giysi boyunda yapılanları da vardır Bisiklet yarışçıları genelde önü rüzgar korumalı ve arkası fileli ince ve hafif bir jile türü kullanmaktadır

Kaftan

Kaftan , üste giyilen, kumaştan yapılan, uzun, süslü ve astarsız elbise, hilat Üzerine cübbe giyilirdi Kaftanlar cins ve nevilerine göre murabba, keçe, çuha gibi isimler alır Kaftanların kıymetleri, renk, şerit ve düğmelerinden anlaşılırdı

Ağır kıymetli kumaştan yapılanların önü ve kolları altın telli şeritler ve kordonlarla süslenirdi Kadifeden yapılan vezir kaftanları ise kıymetli düğmeli, sırma şeritli olur ve kışın üzerine samur kürk geçirilirdi Yeniçeriler, entariler üzerine kaftan giyer, yürürken zorluk vermemesi için eteklerini toplayıp bellerine sokarlardı Bunlara dolama denilirdi

Osmanlılarda, önemli hizmetler görenleri mükafatlandırmak için, padişah tarafından kaftan hediye edilirdi Kumandanlara bir imtiyaz verildiği zaman, buna işaret olarak kılıç ve kaftan verilirdi

Padişah tarafından Mekke Şerifi ile başkalarına ihsan olunan kaftanları giydirene kaftan ağası denirdi

Mükafat maksadıyla kaftanı, bazan padişahlar giydirdikleri gibi sadrazamlar ve vezirler de giydirirlerdi

Kavuk

Kavuk, beyaz renkte pamuk ipliğinden örülmüş olan kumaştan yapılmış, üzerine sarık sarılan erkek başlığına verilen ad

Osmanlı imparatorluğu zamanında giyen kişinin sosyal sınıfına göre kavuğun şekli ve rengi değişirdi Sadrazam ve devlet erkanı üstü dar silindir prizma şeklinde tepesi kırmızı renkte olan ve pamuk sargılı mücevveze denilen bir kavuk kullanırdı

1842 yılında fes giyilmeye başlandıktan sonra kavuk giyimi terk edilmiştir

Kilt

Kilt, İskoç erkeklerinin giydiği etek

İskoçya’da düğün ve balo gibi özel günlerde giyilen bu etekler aslında ulusal gururun ve aile/klan ilişkilerinin önemli bir sembolüdür

Düğün ve balo gibi özel günlerde giyilse de, ulusal gururun ve aile/klan ilişkilerinin önemli sembolüdür kilt İskoç kostümü; ceket, yelek, gömlek, kravat, kilt, kilt iğnesi, dize kadar yün çorap, kurdele ve hafif takım elbise ayakkabılarından oluşur

Kimono

Kimono , kiru ve mono , kelime kelime çevirisi “giyilen eşya” yani “elbise” Kelimenin etimolojik kökeni ki yani “giymek” ve mono yani “şey”dir[1][2]) Japonya’nın geleneksel giysisidir Aslında tüm giysi çeşitleri için kullanılan kimono sözcüğü sonradan hâlâ kadın, erkek ve çocuklar tarafından giyilen uzun giysiyi tanımlamak için kullanılmaya başlamıştır

Kimono T şeklinde, ayak bileğine kadar uzanan düz hatlı, yakalı ve uzun kollu bir giysidir Kollar özellikle bileklerde çok geniştir, genişliği yaklaşık olarak yarım metreye kadar varır Geleneksel olarak, özel günlerde evlenmemiş kadınlar hemen hemen yere kadar uzanan çok geniş kollu kimonolar giyer Giysi gövde etrafına sarılır ve her zaman sol taraf sağın üstüne gelir Obi adı verilen geniş bir kuşak ile arkadan bağlanır Kimonolar genellikle geta veya zori adı verilen geleneksel tahta sandallar ve tabi adı verilen çoraplarla giyilir Kimononun içine, nagajuban denilen daha kısa bir kimono içlik olarak giyilir

Külah

Külah, Farsça kökenli sözcük
Eskiden erkeklerin giydiği, sivri uçlu keçe başlık

Maşlah

Türk kadınlarının eskiden giydikleri bir tür üstlüktür Maşlahların kolları derin yırtmaçlı olur, böylece elbise üstüne rahatça giyilebilirdi Şehirli kadınlar maşlahı daha çok sabahlık olarak giyerler, köy ve kasabalarda ise sokak kıyafeti olarak kullanılırdı

Mukluk

Mukluk, Eskimolar tarafından giyilen ayı balığı veya ren geyiği derisinden yapılmış bot Ordu tarafından kullanılan mukluk botlarına Eskimolar (kamik) derler Bunların tabanları kuru tabaklanmış deri veya kauçuktandır; yelken bezinden konçlar dizin alt kısmına kadar uzanır Bu botlar ayaklarını çok sıcak tutar

Palto (giysi)

Soğuk havalarda, mevcut giyeceklerin üstüne giyilen kalın kumaştan giysiye palto adı verilir[1] Paltolar genellikle dizin aşağısına kadar uzanır; soğuğu engellemek için ağır kumaştan veya kürkten yapılır Dizde veya dizin yukarısında biten türleri de vardır Bu ikinci türdeki paltoların kumaşları ise daha hafif olur

Peştamal

Peştamal hamamda belden aşağısını örtmek için kuşanılan veya çalışırken elbiselerin kirlenmemesi için belden itibaren sarılan dokuma bezdir Doğu Karadeniz bölgesi kadınlarının günümüzde bile kullandığı geleneksel giyim eşyası olup, ipekli olanlarına Fota,Futa denilmektedir Türkçeye Farsçadan girmiştir

Peştamal renkli çubuklu desenli olur keten ya da pamuk ipliğinden dokunur Boyu bir metreden uzun eni 75-80cm kadardır Eskiden peştamallarıniki ucuna enlemesine işlemeler yapılırdı Tümüyle sırma işlemeli peştamallar de vardır Bazı peştamallar ise, üstlerine beyitler yazılarak süslenirdi Farklı şekillerde kullanılır Anadolu peştamalının birinci kullanılış biçimi hamam peştamalıdır Kadın erkek olarak ayrılır Erkekler belden aşağı, kadınlar koltuk altlarından itibaren kullanırlar Enleri daha geniş, kenarları püsküllüdür Diğer kullanılış şekli ise giysilik peştamallardır Çeşitli yörelerde dolay peştamal olarak adlandırılan bu tür, genellikle çizgili, desenli, pamuklu dokumalardır Tarlada, bahçede, evde, pazarda önlük olarak kullanılır Renk ve ölçüleri yöreye göre değişmektedir Karadeniz bölgesinde İnebolu – Akçaabat arasında kırmızı beyaz, Sürmene’de kırmızı-siyah, Rize’de kavuniçi-siyah peştamaller giyilmektedir Artvinde ise genelde siyah peştamaller giyinilmektedir

Doğu Karadeniz bölgesinde feretiko adı verilen el tezgahlarında tarlada ekilen kenevirin dokunması suretiyle kadınlar tarafından üretilmekteydi

Dikdörtgen şeklinde dokuma bir bez olan peştamal en ilkel giysilerdendir Örneğin Mısır Medeniyetlerinden günümüze kalan rölyeflerde giyim biçimi, kalçaların etrafına sarılan dört köşe peştamaldır İnsanlığın başlıca giyim eşyası olarak doğan peştamal giderek hem şekil değiştirmiş hem de çeşitlenmiştir Osmanlı döneminde esnaf loncalarında bir zanaatı öğrenenler çıraklık ve kalfalığa geçtikten sonra usta olacakları zaman bir peştamal kuşanma töreni düzenlenirdi Peştamal kuşandıktan sonra artık dükkân açmak isteyen usta tutacağı yerin durumuna göre mal sahibine peştamallık denen bir para öderdi

Yazma

İnce dokunmuş basma nın üzeri işlemeli ve desenlilerine verilen isim Yazma kadınların ve genç bekar kızların kullandığı günlük ve özel günlerde giyilen başörtüsüdür Giyilen biçimlerine göre ikiye ayrılır

Yaşmak

Yaşmak (Eski Türkçe: yaşmak, “örtmek, gizlemek”) Osmanlı İmparatorluğu zamanında Müslüman kadınların ferace ile birlikte giydikleri yalnızca gözleri açıkta bırakan ince kumaştan iki parçalı yüz ve baş örtüsü

Yaşmak, türlü ince kumaşlardan yapılırdı Kapalı ve açık olmak üzere iki şekilde bağlanırdı Kapalı bağlama yönteminde yaşmağın her iki parçası da ikiye katlanırdı Sonra alt parça burun üstünden geçirilmek suretiyle ensede bağlanırdı Üst parça ise kaşların üzerinden baş ve alına sarılırdı Açık bağlama yönteminde ise üst yaşmak alın üzerinden bağlanır ve giyenin yüzü açıkta kalırdı

Osmanlı zamanında uzun bir dönem için ferace ile birlikte kullanılan yaşmak, 19 yüzyılda çarşafın yayılmasıyla beraber kullanımdan kalktı

Yelek

Yelek önü ait olduğu takım elbisenin kumaşından dikilmiş, ceket altına giyilen düğmeli, yakasız ve kolsuz giysi

Geleneksel olarak, Osmanlı İmparatorluğu zamanında ve günümüzde yöresel olarak özellikle kadınların giydiği, ipekli kumaş, kadife veya deriden yapılmış, işlemeli ve genellikle iki yanında cepleri bulunan bir giysidir

Mintan vs’nin üzerine giyilen yeleklere de dış yelek denir İç yelek ise iç çamaşır üzerine giyilen ve giysinin içinde kalan yelek türüdür

Çelik yelek, genellikle güvenlik kuvvetlerinin kullandığı plastik ya da metalden yapılan koruyucu yelektir

Şalvar

Şalvar, genellikle ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan geniş bir tür pantolondur Özellikle Adana (Adana Şalvarı) ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde sıkça giyilen yöresel giysi türüdür
Şalvar bol olduğundan bağ bahçe ve tarlada çalışanlar için uygundur Bu özelliği nedeniyle şalvarı hala kırsal alanda tarım ve hayvancılık yapan insanlar kullanmaktadır

Anadolu’da özellikle kırsal alanda giyilen şalvar, artık yerini pantolana bırakmış ve artık sadece folklor oyun ekiplerinde görülmekte olsa da Adana’da halen oldukça tercih edilen ve çok yaygın bir kıyafettir

Şantung (giyim)

Şantung, genellikle yazlık giyim eşyası yapılan, üzerinde kendinden desenli çizgileri bulunan, ham ipekle dokunmuş kumaşa verilen addır

Çin’in doğu sahillerinde Şantungyöresine özgü bir dokuma türü olan Şantung, dupionni tipi ipek olarak da adlandırılır.

 

Turab

Teknik Ekip
Yönetici
Admin
Mesajlar
6,675
Geçmişten günümüze takılar ve süsler

Süslenme, süs ve takı kullanma; ilk çağlarda bir inanca dayalı olarak veya süslenme gereksinimi nedeniyle ortaya çıkmış ve gelenekselleşerek günümüze kadar gelmiştir. Küçük topluluklar halinde yaşayan kabilelerin kendi örf, adet, görenekleri doğrultusunda yaşadıkları coğrafi çevreden temin edebildikleri doğal malzemelerle tasarladıkları takılar geleneklerle de bütünleşip, sembolik anlamlar yüklenerek günümüze ulaşmışlardır.

Taş, metal, ağaç, kemik, kumaş, cam gibi temel maddelerin yanı sıra, artık malzemelerden de elde edilen birçok takı güçlü bir kültürel birikimin geçmişten günümüze yansıyan örnekleridir. Geleneksel giyim-kuşamı bütünleyen takı kullanma ve süslenme geleneği geleneksel yaşamı sürdüren toplumlarda günümüzde hala devam etmektedir.

Anadolu da özellikle düğün törenleri sırasında gözlemlenen takı kullanma ve süslenme geleneği bu törenler sırasında kişilerin önem sırasına ve törenin önemine göre değişmektedir. Örneğin kına gecesinde gelin süslenmez onun yerine kız evinden başka bir genç kız gelin gibi giyinir, takılarını takar ve süslenir. Bir genç kızın evlenmeden önce süslenmesi hoş karşılanmaz, ancak evden çıkacağı gün geçmişte daha çok nazar inancına bağlı olarak günümüzde ise güzel görünme amaçlı süs yapılmaktadır.

Süslenme ve takı kullanma geleneği kadınların yanı sıra çocuk ve yetişkin erkeklerde de görülen bir olgudur. Günümüzde unutulan ve unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimize rağmen takı kullanma, süslenme son günlerde ilgi gören otantik moda kavramışla bütünleşerek devam etmektedir.
 
Üst Alt