El-Hamra Sarayı

Deruni

Çalışkan Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
488
El-Hamra Sarayı

"Kutsal İslam Sanatı bereket dolu cennetin bir hediyesidir. Her anlamda bu sanat tamamıyla er-Rahmet sıfatından kaynaklanan bir lütuftur."




Endülüs İslam Sanatının bilinen en önemli temsilcileri, az sayıda olmalarına rağmen, mimari eserlerdir. Mimari, kendine has bir ustalık ve ince zevkin bir ürünü olan binalarıyla hem yazı hem plastik sanatlar hem de seramik gibi sanat kolları açısından ana kaynaktır ve seçkin bir yere sahiptir. Bu İslam sanatı zengin ve güçlü bir kültürel altyapıya oturmaktadır.

Bunun en güzel örneklerinden biri İspanya’nın Granada kentinde bulunan el-Hamra Sarayıdır. el-Hamra Sarayı'nın temeli 1232 yılında, Gırnata Emirliği yani Beni Ahmer (Nasiriler) devletini kuran 1. Muhammed (Muhammed bin Ahmer) zamanında atılmıştır. Saray, aynı sülaleden gelen çeşitli hükümdarlar (3. Ebu Abdullah Muhammed, 1. Ebul Haccac Yusuf, 5. Muhammed) tarafından yapılan ilavelerle genişletilmiştir.

İnşasında kullanılan malzemenin kırmızılığından dolayı "el- Hamra" (Kırmızı) diye adlandırılan bu masal saray, Endülüs Müslüman mimarlarının, emsali az görünür şaheserlerinden bir tanesi, belki en ünlü olanıdır. Hakkında onlarca kitap yazılan, yüzlerce efsane anlatılan el-Hamra, ortaçağ dünyasının sanat harikasıdır. el-Hamra, UNESCO Dünya Miras Listesin yer almaktadır.






1001 gece masallarındaki rüya sarayların gerçek alemdeki izdüşümü sayılabilecek olan el-Hamra'nın doğal çevreye uyumu, girift yapısı, farklı süslemeleri ve yaşanan mekan ile su ve yeşili belli bir ahenk içinde buluşturabilmesi, kazandığı şöhretin hiç de haksız olmadığını gösterir.

Paris'teki İnstitut du Monde d'Arap (Arap Dünyası Enstitüsü) eski Başkanı Edgar Pisani sarayın, İslam medeniyetinin insanlığı ulaştırabileceği en yüksek noktalardan biri olduğunu söyledikten sonra el-Hamra'yı şöyle anlatır:
Girift bir yapıya sahip olan el-Hamra Sarayı, birbiriyle bağlantılı sayısız odalar ve salonlar, bu mekanların arasında yer alan avlular, ferahlatıcı yeşil alanlar, fıskiyeli havuzlar, akar çeşmeler ve bahçelerden ibarettir. Ama tüm bu mekanlar belli bir ahenk içinde dizilmiş, rahatsız edici olmayan geçişlerle birbirine bağlanmış bir düzene sahiptir.

Bu düzen, Yahya Kemal Beyatlı'nın İspanya'daki elçilik görevi sırasında (1929) kaleme aldığı satırlarda şöyle özetlenir:
... el-Hamra'ya basit bir dış kapıdan giriliyor. Girerken harikulade bir mekan içine girileceğinin farkına bile varılmıyor. Girdikten sonra bir alemden başka bir aleme geçmiş, sanki bir rüyanın ortasına düşmüş gibi gözlerimi kapadım ve açtım, öylesine bir hayret içindeydim. Bu şaşkınlık daireden daireye geçtikçe arttı. Nazar değmemiş bir beyazlık içinde, sülüs bir yazı sarmaşığı gülümseyen bir güzellikle bütün duvarları sarmış; nakışın ve oymanın hudutsuz oyunları, tavanların derinliklerine kadar her tarafı örtmüş, ama her taraf yine de bembeyaz görünüyor.

El-Hamra inşa edilirken hiçbir şey tesadüfe bırakılmamış, her detay itina ile hesaplanmıştır. Kavislerin bölünüşünde, tek ve çift sütunların hoşa giden bir tarzda yerleştirilmelerinde, kapı ve pencere yerlerinin tespitinde bunu anlamak mümkündür. İşte bu sayede harikulade perspektifler ortaya çıkmış, avlular ile açık salonlar arasında güneş ışığı, suların akışı ve gölgelerin oyunu buluşturularak, dış alemle inanılmaz bir uyum ve zarafet sağlanmıştır.






Bu, sanki el değince kırılıp dökülecek hissi veren yüksek bir zarafettir. El-Hamra'yı gerçekten anlamak için, sarayın içindeki pek çok kitabeyi anlayarak okumak gerekir. Kur'an'dan alınan ayetlerin ve İbn-i Zamrak'la diğer Müslüman şairlerin mısralarının kazınmış olduğu bu kitabeler bazı duvarları tamamen kaplamakta, kemerler, kapı çerçeveleri ve sütun tekneleri boyunca uzayıp gitmektedir. Öyle ki, bu yazıları süsleme motiflerinden ayırmak neredeyse imkânsız haldedir.





Saray içindeki tüm oda ve salonları çepeçevre dolaşan bir sözcük, dünyanın bu en nazenin, ortaçağın en ünlü, Endülüs'teki 780 yıllık İslam hakimiyetinin de en önemli sarayı sayılan el-Hamra'nın sırrını adeta özetleyen Arapça bir cümledir. Tüm el-Hamra'ya damgasını vuran bu tılsımlı sözcük:
"La Galibe İllallah." ALLAH'tan başka galip yoktur! anlamını taşır. Bu bakımdan el-Hamra, ALLAH'ın tek galip olduğunu tüm dünyaya haykıran bir saraydır.




ve dünyanın hiçbir yerinde ALLAH (c.c) adını bu kadar çok zikreden sütun, kemer, kubbe, tavan, kapı ve duvara sahip başka bir saray bulmak mümkün değildir.


 
Üst Alt