Doğruluk nedir

Gönül sızım

Özel Kardeşimiz
Yönetici
Süper Mod
Moderatör
Mesajlar
19,440



Zalim bir vali vardı. Bu vali bir gün adamlarını göndererek Hasan Basri Hazretleri’ni yakalatmak istedi. O da bir vakit ders verdiği Habib-i Acemi Hazretleri’nin kulübesine gelip saklandı. Valinin adamları geldi ve hışımla:
- Hasan Basri’yi (r.a.) gördün mü? diye sordular.
O gayet sakin:
- Evet, dedi.
- Nerede?
- İşte şu kulübemde…
Adamlar kulübeye daldı, fakat bir türlü Hasan Basri Hazretleri’ni bulamadılar. Dışarı çıkınca tehdit edip:
- Ya şeyh, niçin yalan söylüyorsun? dediler.
- Ben yalan söylemedim, dedi. Siz göremedinizse, benim suçum ne?
Tekrar girdi, aradı, fakat bulamadılar. Onlar gidince, Hasan Basri Hazretleri:
- Ey Habib! Biliyorum ki Rabb’im senin hürmetine beni onlara göstermedi. Fakat yerimi niçin söyledin, hocalık hakkı yok mudur? dedi.
Hazreti Habib mahcub bir şekilde:
- Ey Üstadım! Sizi bulamamaları benim hürmetime değil, doğru söylediğimizdendir. Çünkü bilirsiniz ki, Doğruların yardımcısı Allah’tır. Eğer yalan söyleseydim, sizi de beni de götürürlerdi, dedi.
Tevil yapmaya, bir zalimin elinden bir mazlumu kurtarmak için, yalan söylemeye ruhsatın olduğu yerler olsa bile, efdal olan, eğer Habib-i Acemi Hazretleri gibi bir teslimiyetiniz varsa, doğruyu söylemektir.

Üstad-ı Muhterem ise diyor:

Evet, her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değil.
Bazen zarar verse sükût etmek.. Yoksa yalana hiç fetva yok. Her söylediğin hak olmalı, fakat her hakkı söylemeğe senin hakkın yok.
Çünkü hâlis olmazsa sû'-i tesir eder; hak, haksızlıkta sarf olur. Hutbe-i Şamiye ( 51 )

Birinci olarak: her söylediğiniz doğru olmalı

İkinci olarak: her doğruyu söylemek doğru değil yani iş ehil varsa ona bırakılmalı o söylemeli yahut söylenilmemeli illa söylenecekse meselenin başka bir bakış açısı yönü ile ifade edilmeli

Üçüncü olarak: bazen diyeceğin doğru zarar dahi verse yalana girmeden doğruyu söyleyebilmeli o zarara tahammül gösterilmeli.

Dördüncü olarak: her söylediğin hak ve hakikatı göstermeli.

Beşinci olarak: her hakkı senin söylemeye hakkın yok zira bazı konular vardır ki ihtisas alanın değildir.
Aksi takdirde yarım doktor insanı candan eder kabilince ihtisasında olmadığın bir hakkı dava etsen niyetinin aksi ile karşılık görebilirsin.

Altıncı ve en birinci olan: ihlas ve samimiyetin bütün maddelerde olmalı..
Ve anlaşılıyor ki her yerde doğruluk esas alınmalı bununda yapılan araştırmalarda yalana hiç fetva bulunmuyor. Yalana İslamiyet fetva vermiyor. Zaten İslamiyet’in Esası özü sözü sıdk tır doğruluktur.
Faraza savaşta yalan söylenileceği düşünülse, düşmanın senin sözüne nasıl itimat edecek, faraza dargınları barıştırma açısından bir yalan yoluna başvurulsa bu yalan meydana çıktığında barıştırmanın ötesinde daha ciddi bir küslük ve ayrılıklara sebep olunmayacak mı, faraza hasta birine söyleyeceğin yalanlar ona ümit verirken bir yandan da hastanın gafletine sebep olamayacak mı?

(İsrâ Sûresi, 35. Ayet)

“ Size dogruluk yaraşır. Doğruluk insani iyiliğe, o da cennete çeker, götürür.
İnsan, kendini bir kere doğruluğa verip, o yola yöneldi mi, hep doğru söyler, doğruyu araştırır. Böylece o insan, ALLAH katında “ Sıddık“ olarak yazılır…“
(Buhari, Edeb, 69; Müslim, Birr, 105; Ebu Davud, Edeb, 80)
 
Üst Alt