Bismillahi mecraha ve mursaha

Gönül sızım

Özel Kardeşimiz
Yönetici
Süper Mod
Moderatör
Mesajlar
19,440
Ve kalerkebu fiyha Bismillahi mecraha ve mursaha* inne Rabbiy legafûrun Rahım;Dedi ki:
"Binin onun içine! Onun akıp gitmesi de durması da ismi Allâh olan olaraktır! Muhakkak ki benim Rabbim, elbette Ğafûr'dur, Rahım'dir.
'Ve kalerkebu fiyha sonunda Nuh haydi ona binin talimatını verdi...

Bismillahi mecraha ve mursaha. Mecraha hatta mecrıha, ki mümkün olduğu kadar aşağı çekilerek birkaç farklı okunuşu var bu kelimenin, yol alması da, demir atması da Allah’ın adıyla olsun diye gemiyi sulara bıraktı.Adeta burada bir besmele var. Ki besmele açık...

Besmele tüm vahiylerin ortak parolası. Müminin yardım parolası...
Nuh peygamber gemisini besmeleyle yüzdürüyor...
Burada verilmek istenen İslam’ın bir kültür kodudur ki tüm peygamberlerin bize bıraktığı bir niyazdır, bir paroladır besmele. Görüyorsunuz sadece son nebinin son vahyinde yer alan bir ilahi parola değil, besmele tüm vahiylerin ortak kodudur.
inne Rabbiy legafûrun Rahım; Gerçek şu ki rabbim çok bağışlayandır,

rahmet kaynağıdır diyerek gemiyi sefere çıkarıyor Hz. Nuh.Gemi onlarla birlikte dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu...

Nuh, bir kıyıda olan oğluna: "Oğlum! Bizimle beraber bin... Hakikat bilgisini inkâr edenlerle beraber olma!" diye nida etti.
ve Nuh oğluna dedi ki, ki o kendi başına bir kenarda duruyordu oğlu.
fiy ma'zilin bir kenarda, bir kıyıda duruyordu. Seslendi ona, yavrucuğum dedi, oğulcuğum, gel bizimle birlikte bin gemiye, küfürde ısrar edenlerle birlikte olma.

Bir aile dramı demiştim ya, işte saç ağartan bir olay daha.
Neden bu sure peygamberin saçlarını ağarttı..
Peygamber oğlu olsa dahi babasının ve oğlunun sorumlulukları ayrı.
Bu ayetin temelinde yatan maksat çok daha farklı...
Kişisel sorumluluk esastır diyor bu olay. Babası peygamber dahi olsa bunun, tek başına oğluna hiçbir yararı yok mesajı veriyor.
İşte bu mesaj Resulallah tarafından alınmıştı. Sahi bizim tarafımızdan da alındı mı? Yoksa birileri hala babam hoca, dedem hafız demeye devam edecek..!

Oğlu dedi ki: "Beni sudan koruyan bir dağa sığınacağım"... Nuh as. dedi ki: "Bugün, rahmet ettiği kimse müstesna, Allâh hükmünden koruyucu yoktur"...
İkisi arasına giren dalga ile o da boğulanlardan oldu.
"Ey yeryüzü, suyunu yut! Ey semâ, yağmurunu kes" denildi... Su çekildi... Hüküm yerine geldi... Gemi Cudi'de (yüksek bir dağda) yerini aldı...

"Zâlimler kavmine uzaklık olsun" denildi. Buradaki cudi şu anda Mardin Cizre sınırları arasında yer alan bir dağ.
Tevrat’ta ararat olarak geçiyor, ki ağrı dağına tekabül ediyor.
Belki bir dönem cudi ile Ağrı dağının içinde bulundu o dağ silsilelerinin tamamına verilen bir isim de olabilir. Fakat bazı müfessirler Cudi’yi yüksek dağ, yüksek tepe anlamına bir cins isim olarak alıyorlar ki o zaman her yüksek tepeye söylenebilir, verilebilir.
Yine Aristo’nun öğrencilerinden biri olan Abibenus bu kaynağa dayanarak Nuh peygamber gemisinin oraya oturduğunu naklediyor.
Ki öteden beri Cudi’nin Nuh peygamberin gemisinin oturduğu dağ olarak bilindiği de malum...

Nuh Rabbine nida etti de dedi ki: "Rabbim, muhakkak ki oğlum ailemdendir... Senin bildirimin ise Hak'tır ve sen hakîmlerin en hakîmisin."
Ve nada Nuhun Rabbeh ve Nuh Rabbine yakardı, fekale Rabbi innebniy min ehliy yüreği yaralı bir baba, gözlerinin önünde helak olan bir oğul.
Bu dramatik olan manzarayı gözünüzün önüne bir getirin lütfen.

Bir baba, hem de bir peygamber şefkati olan bir baba ve gözlerinin önünde sadece dünyası değil, ebedi dünyası mahvolmuş bir ciğerpare. Ne olursa olsun. İşte yüreği yaralı bir babanın yüreğinden kopup gelen bir feryat Kur’an tarafından ölümsüzleştiriliyor.

Fekale dedi ki; Rabbi innebniy min ehliy Rabbim dedi o benim oğlumdu, ailemden biriydi.
ve inne ve'adekel Hakku ve ente ahkemül hakimiyn; Bir kez daha anladım ki ey rabbim senin sözün; herkesi kapsayan gerçeğin ta kendisiymiş.
Ve senmişsin hakimlerin hakimi. İşte Nuh peygamber yanık yürekle bir baba olarak evladının gözleri önünde helak olmasının karşısında bu yakarışı rabbimiz tarafından şu üslupla reddedildi:

Buyurdu ki: "Ey Nuh! Muhakkak ki o senin ailenden değildir! Muhakkak ki o (hükmüme karşı oğlun konusunda ısrarlı olman) imanın gereği olmayan bir fiildir! Hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme! Muhakkak ki Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim." Kale Allah ona şöyle cevap verdi; ya Nuh ey Nuh innehu leyse min ehlik kesinlikle o senin ailenden sayılmazdı...
Sen aile sınırlarını kan bağıyla değil, din bağıyla çizmelisin. Bunun anlamı bu.
Senin aileni kan değil din belirlemeli. innehu amelün ğayru salihiyn

dolayısıyla bu yakarışın doğru olmayan bir davranıştır ey Nuh bundan böyle hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyi benden isteme...
Yani ilahi taktirin en içsel sebeplerini, insanın nihai komunu bilmiyorsun, hiç kimse bilemez bunlar gayb dandır, peygamber dahi bilemez.

Onun için bilmediğin bir şeyi isteme denilmek isteniyor. Burada peygamber öğüt veren konumundan öğüt alan konumuna geçti.
Yani peygamber nasıl insanlara yol gösteriyorsa, Allah’ta peygamberlerine yol gösteriyordu ve onları böyle eğitiyordu.
İşte rabbimizin bir peygamberini nasıl eğittiğine ilişkin harika bir örnek olay.

Nuh as. dedi ki: "Rabbim! Bilgisine sahip olmadığım (içyüzünü bilmediğim) şeyi senden istemekten sana sığınırım! Beni bağışlamaz ve bana rahmet etmezsen hüsrana uğrayanlardan olurum."
peki Nuh peygamber yaptığı yanlışa karşı rabbi sinden böyle hafif azarlı, hafif yollu bir azarla bir uyarı alınca ne yaptı?

Kendisine zalim kavmin davrandığı gibi davranmadı tabii ki. Ne yaptı bakınız; Rabbim dedi Hakkında bilgim olmadığı bir şeyi istemekten sana sığınırım...
Hemen teslim oldu ve özür diledi.
Bu kadar. Bu kadar basit diyemiyorum, özür dilemek basit değil çünkü, ama bu kadar güzel diyebiliyorum...
Bu kadar muhteşem ve biz insanlara da, biz muhataplara da böyle bir öğüt. Yanlışı savunmak affedilmez bir yanlıştır. İnsan yanlış yapar fakat yanlışı savunmamalı.

Ey Nuh denildi, senin ve seninle birlikte olanların nesillerinden gelecek olanlara katımızdan bir esenlik ve mutluluk, bir bereket ve bolluk muştusuyla inip yerleş. Demek ki sadece o küçük hatasından dolayı bağışlanmıyor, ona büyük bir ödülün de verildiği ifade buyruluyordu..
fakat gelecek kuşaklar arasında öyleleri bulunacak ki önce onlara geçici zevkleri tattıracağız, sonra tarafımızdan can yakıcı bir azaba çarptıracağız.Bu neye bir atıftır.

Peki Nuh peygamber ve müminler kurtuldular tümü mümin olan bu insanlardan daha sonra neden kafir olanlar geldi, mümin olarak devam etmedi derseniz eğer, işte bu işin yasası bu deniliyor.

Eğer; Ey Muhammed sen, Nuh peygamberin çocukları bunlar. Bunlar nereden çıktı diyorsan cevabı bu dercesine adeta. Bu, bu işin yasasıdır demeye getiriyor Kur’an.
şu halde sabret, unutma ki mutlu son, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde olanlarındır...
Yani bu kıssaları hikaye olsun diye anlatılmadıkların en güzel delili işte şu son cümle...

Yani mutlu son Muttakilerindir...
Ahlaki dersler vermektedir bu kıssalar. Onun için bu kıssaları Allah hikaye olsun diye nakletmiyor..
Bunlardan alacağınız ahlaki dersleri alın ey bu hitabın muhatapları demektir bu.
İyi ve kötüyü tanıyın demektir. Tarih boyunca iyi ve kötünün davranışları değişmemiştir demektir bu kıssalar.
 

Gönül sızım

Özel Kardeşimiz
Yönetici
Süper Mod
Moderatör
Mesajlar
19,440
Bismillahirrahmânirrahîm
"Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır.

Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. "
(Al-i imran suresi 3 / 118)

 

Gönül sızım

Özel Kardeşimiz
Yönetici
Süper Mod
Moderatör
Mesajlar
19,440
Allah’ım haram kıldıklarına girmemem için
helal kıldıklarınla yetinmeyi bana nasip et.
Fazlı kereminle beni senden başkasına karşı zengin kıl.
(Tirmizi Ehadissu şette; 3573)
 

Gönül sızım

Özel Kardeşimiz
Yönetici
Süper Mod
Moderatör
Mesajlar
19,440
Allah katındaki değer ve kıymetini öğrenmek isteyen, hangi işle meşgul olduğuna baksın."
 
Üst Alt