Ateistlerin 99 zor sorusuna cevaplar

Rüya Tabircisi

Moderatör
Moderatör
Rüya Tabirleri
Esselamu Aleyküm, Ateistlerin Müslümanlara sorduğu "99" soruya cevap.

Simdi yazacagim sorularin hepsi Kuran ile ilgilidir. Ateistler bu sorulari adeta bir "problem" bir "hata" olarak algilamaktadirlar.

O sorular ve cevaplari:

1. İslâm dini köleliği yasaklamıyor.

Hz.Muhammed 571-632 yılları arası yaşamıştır. Kendisi, Arap değildir. Yalnız oralarda dünyaya gelmiştir.

Kimse, o zamanlar oranın hükümdarı olmadı ki, neden kölelik yasaklanmadı bilsin? Nitekim, puta tapanlar çok. Köleler, insan değil (mecazi) hayvan gibi kullanılıyorlar (bu doğru ama).

Örnek getirelim, Recep Tayip Erdoğanı hatta, Erdoğan istese elini masaya vurup "artık TL dolardan daha yüksek!" diye bilir mi? E diyemez?

Yani, Hz.Muhammed gidip oranın hükümdarına "artık kölelik yok!" diye bilir miydi?

İslam dini geldikten, Hz.Muhammed peygamber olduktan sonra köleliğe pek sıcak bakmadığı gerçektir.

Hz.Muhammed o dönemin şartlarına göre, köleliği kaldıramazdı.

Sebepleri :

1.Köleler sahipsiz ve evsiz kalırlar. Dilenmek zorunda kalırlar. Ayrıca, ekonomik ve s. açılardan ülkeye büyük bir kriz gelirdi.
VS. VS.

2.İnsanlar kölesiz kalır, ve Hz.Muhammede olan nefretleri biraz daha artardı.

VS.VS.

Tarzında sebepler vardır. Bu yüzden, Hz.Muhammedin bir planı vardı:

Köleliği yavaş yavaş ortadan kaldırma planı.


İslam, köleliğe bu yenilikleri getirdi:

1.Köleler artık kirli ve yırtık pırtık değil güzel giyinecekler.
2.Kendilerine ait bir çok haklar.
3.Sahipleri ne yemek yerse onu yerler kokuşmuş yemekler değil.
4.Kölelere "köle!" gibi muameler yok, "kardeşim" "evladım" gibi sözler kullanılacak.
5.Köleler hayvan gibi kullanılmayacak.
VS. VS.

Kölelere birçok haklar verdi.

Sokakta dilenen dilenci, bu hakları kölesine veren Müslümanın kölesi olmak istemez mi? Yiğidi öldür hakkını yeme..

"Tamam, Muhammed plan kurmuş, ama kölelik halen var?"

Da..... Bu Hz.Muhammedin suçu değil ki? Hz.Muhammed bizler gibi bir insan. Her yaptığı iş, her yaptığı plan gerçekleşmeyecek ki? Tanrı mı Hz.Muhammed -binlerce kez haşa-.

Hz.Muhammedin ölümüne yakın tüm köleleri serbest bıraktı.

Kölelerini nasıl çok sevdiğini (kölelerinde Hz.Muhammedi) bir gerçektir.

Ayrıca, köleyi serbest bırakmanında sevabı vardır.

2.İslâm Kadını dövmeyi emrediyor.

Ateistlerin problemi şundan ibarettir:

İslam, gülü koklayın dese, Ateistler şöyle der:

"İslam gülü koparıp, acımasızcasına koklayıp bir tarafa atmayı emrediyor!!"

Herşeyde bir sertlik.

Evvelâ, bu dünyaca ünlü islam alimleri tarafındanda kabul görmüştürki,

kadının gözünü morartıp ağzını kanatın demiyor.

Kadın fuhuşluk, ahlâksızlık, zina gibi şeyler yaparsa "gözünü korkutma amaçlı" hafifcesine dövün diyor.

Buna bir diğer kanıtımızda:

Hz.Muhammedin Kadına Şiddeti sevmemesidir.



Bunu soran Ateiste şöyle densin, senin karın senden başka erkekle yatarsa ne yaparsın?

Direkmen öldürürüm der.

Sen Yüce Rabbin merhametine bakki, fuhuşluk yapan evli bir kadını bile hafifçe "korkutmak" amaçlı dövün diyor.

Ve illa dövmek emredilmemiştir bunu da belirteyim.

Yalnız, kadın erkeği aldatmassa, ahlaklı bir kadınsa. yalnız hata yaparsa.

gözünü korkutma amaçlı bile dövmesinler, sadece adamın kızdığını (gönlü isterse) belli etmesi gerekiyor.

3.Dünya düz olarak tasvir ediliyor.

Ayette "yayıp/genişletmek" diyor.

Evvelâ, sadece düz bir şey genişletilmiyor. Bunun illa "düzlük" olduğunu söylemek ahmakça bir harakettir.

ayette "yayıp/genişletmek" "Dehavnaha-Besatnaha" anlamında kullanılıyor.

"Dehavna" deve kuşu yumurtası demektir.

Besatna "yaymak, genişletmektir"

Deve kuşu yumurtası, dünyanın şeklindedir, yani "dünyaya yuvarlak" diyorsak, "deve kuşu yumurtası da yuvarlak"tır.

Konumuzla alakası şu,

Ayeti, Besatna ve Dehavnaya göre mealini kendimizden yaparsak şu ortaya çıkıyor:

"Yeri yuvarlak bir yüzey olarak yayıp genişlettik."

Yani ateistlerin "düzlük ayeti" meğersen,

"yuvarlaklık ayeti"ymiş.

Dünyanın yuvarlak olduğunu açıkça söyleyen bir ayete, "bu ayet dünya düzdür" diyor demek akıldan istifa etmek anlamına gelmiyor mu?

4.Ayetlerde kimin konuştuğu belli değil.

Hud suresi 2,

"Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. -Kuşkusuz ben de O’nun tarafından size gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.- "

Yani ayeti, Allah vahyetmiş ve kendisine "müjdeciyim" diyor.

Dostlarım,

Allah kendisi bazen vahiy gönderir ama "Allah merhametlidir" der.

Kendisi değilmiş gibi "Allah" der.

Bunun anlamı, mutahabına demesidir.

Yani, bazı ayetlerde Allah "Allah merhametlidir" der ya?

Bunun sebebi şudur,

bir adam birisine kuran okurken "Allah merhametlidir" diye okuyor.

Muhatabına karşı diyor yani. Allah, ayeti Hz.Muhammedin okuyacağını bildiği için muhatabına karşı "Allah merhametlidir" diyor.

Farkederseniz, bazı ayetlerde

De Ki: mevcuttur.

Neden peki?

Çünkü eğer ilk baştan ayetlerde deki emri olmasa, ateistler "Ayeti Allah göndermiş ama ben Muhammedim diyor" (misal)

bu yüzden Deki emri ilk başlarda verilmiştir ki, yanlış anlaşılmasın.

Sonrasındaysa, insanların kendisi anlar diye "deki" emri az verilmiştir.

Bu ayette deki emrinin verilmediği ayetlerdendir.

Ayetin birbaşka mealinde deki emri var.

Deki emrinin eklenmesi, insanların yanlış anlayacağı içindir.

Yanisi,

Allah

Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. -Kuşkusuz ben de O’nun tarafından size gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.-

Bu ayeti, Hz.Muhammedin başkasına diyeceğini biliyordu, bu yüzden Allah ayeti "muhataba karşı" indirdi.

Yani Hz.Muhammed güya kendisi bunu başkasına karşı diyor. Muhataba karşı indirilmiş bir ayettir.

Ayrıca. tüm hadisleri büyük incelikle yazan hatasız yazan kişi böyle küçük bir hata mı yapacak (ateistlerin gözünden bakalım)?

Yada farketti neden ayeti kaldırmadı? Ve ya hatasını düzeltmedi? Bu adam kuran okuyor ayeti görmüş ama düzeltmemiş. Demekki ayetin bir hikmeti var ki, kaldırmamış.


5. Spermin testiste oluştuğu bilinmiyor.

Ayette geçen Sülb, erkeklerden çıkan beyaz sıvı, sperm tarzı "döl"dür.

Kadınlara ait olanına ise "Teraib" denir. Ayetteyse, spermin özel bölgemizden çıktığı söylenmiyor, hatta üst kısımlarımızdan çıktığı söyleniyor.

Günümüz gözüyle, günümüzde hakikat olan, onaylanmış olan bir şeyi söyleyelim:

Erkeğin üreme organı, ve kadının üreme organı daha anne karnındaki cenin'in sülb ve teraib arasında olan bölgede oluşmaktadır.

Sonraysa, bu organlar aşağıya doğru inmeye başlıyor. Böylelikle üreme organımız ortaya çıkıyor.

Buna bakarsak, bu ayet "Hud" ayetindeki gibi mucize bir ayettir. 1409 yıl önce, günümüz hakikatini bilen bir ayettir.

--

6.Her canlı çift yaratılmışsa, bakteriler neden çift değiller?

"Acaba Ateistlerin beyni yok mudur?" diye düşündüren sorudur bu.

Ayette çift derken cins değil, şunu diyor,

Ay ve Güneş, Erkek ve Kız, elma ve cenneteki elma, meyve ve cennetteki meyveler,sabah ve geze.

Hepsi çift çift yaratıldı.

Kanıtımız:

"Ne yücedir ki Allah, toprağın bitirdiklerinden insanların kendilerinden ve daha bilmedikleri nice şeyleri hep çift yaratmıştır."

--

7.Güneşin çamura batması.

Öncelikle, ayette "sanki" diye bir misal veriliyor. Yani "battı" demiyor, "sanki" diyor, Zülkarneynin gördüğü kadarıyla. Zülkarneyn ona benzetmiş.

Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar (gibi) buldu. Orada bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz, "Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandıracak veya haklarında iyi davranma yolunu seçeceksin" dedik.

gördüğünüz gibi ayet "gibi" diyor, bir misal veriyor.

Ateist zihniyet ayeti şöyle okumuş olmalı,

"Nihayet güneşin battığı yere varınca, onun kara bir balçıkta battığını gördü. Orada bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz, "Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalndıracak veya haklarında iyi davranma yolunu seçeceksin"

--

8.Yıldızlar Şeytanın atış tanesi.

Şimdi, dediğimiz Allah var ise, iblisi yaratmış ise, onca mahlukatı yaratmış ise, dünyayı yaratmış ise, herşeyi yapmış ise bunumu yapamayacak? Yani, zaten Müslüman hepsine inanıyorsa, zaten birisi herşeye, İslamdaki herşeye inanıyorsa, bunu da kabul eder.

Subhanallah, belkide o "uçan (kayanmıydı) yıldızlar" gerçektende şeytan ve cinleri kovalıyor.

Sonrasında onlar "toz"a dönüşüyor diye bilirsiniz. Zaten, "kovalıyor" deniyor, "öldürüyor" denmiyorki.

Devamı - 9.Kutuplar Kuranı Kerimde yok.

Ateist gözünden bakalım,

eskiden araplar vs. vs. kutupları bilmediği için Muhammedde uyduruk Kuranına kutupları yazamamış.

Kutupları Hz.Muhammed biliyordu, Deccal Hadisine bakalım:

"Deccal yeryüzünde 40 gün kalacaktır. 1 günü 1 yıl gibi,1 günü 1 ay gibi, 1 gün 1 hafta gibi, diğer günleri ise sizlerinki gibi geçecektir."

Günümüzdeki gibi düşünelim:

Kuzey kutbunda 1 sene 1 gece ve 1 gündüz gibidir (kısacası 1 gün).

Güneye yaklaşıyoruz ve 1 ay güneşin batmadığını görüyoruz. Daha da ilerleyip 1 hafta günün batmadığını göre biliriz.

Bu hadis, bunu açık bir şekilde söylemiştir.

Yani, Hz.Muhammed kutupları biliyordu.

Peki oruç nasıl tutalım? Namaz nasıl kılalım?

Peygamber buyuruyor "Deccalin 1 günü sizin 1 seneniz gibi olacaktır vs. vs......" diğerleri söylediler,

"Namaz nasıl kılınır?"

"Uzun günün saati takdir edilerek, hesaplanarak".

"Nasıl hesaplanacak?"

"En yakın normal vakitli ülkenin takvimi ve saatiyle takdir olunup, hesap edilecek."

PROFESÖR HAMİDULLAH ORUÇ İÇİN SÖYLÜYOR:

"6 Ay gece, 6 ay gündüzün devam ettiği ülkelerde, normal zamanları bulunan en yakın ülkelerin saatleri uygulanarak namaz ve oruç ibadetleri yerine getirilir."

10.Milyonlarca yıl dünyanın hakimi olup hüküm süren dinazorlar Kuranda geçmezken, develer geçiyor?

Cevaplarımız:

1.Kuran herşeyden ince bir şekilde bahsetmektedir. Yalnız, kuranda geçen tüm herşeyi anlamak mümkünsüzdür. Örnek, Elif,Lam,Mim gibi sözlerin manalarını hala bilmesekte,bunların bir manası vardır. Ve ya kuranda geçen sadece Allahın bileceği ayetler (Müteşabih ayetler) gibi şeyler.
2.Kuran biyoloji ve ya tarih kitabı değildir. Günlük hayatta karşılaştığımız okadar hayvan var. Tüm hayvanlar illa kuranıkerimde geçmeli midir? Kuranı Kerim öğüt kitabı değilde, insanlara tarih öğreten birkitapmıdır?
3.“De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır. Gerçekten Allah her şeye kadirdir.” Bu ayette, "ilk baştan nasıl yaratmış bakın" diye geçmektedir.
Ayetin, Hz.Adem ve diğerlerinden değil, bir tür başka canlıdan bahsetmektedir. Köpek, kedi gibi hayvanların olmayacağı da açıktır.Zira "ilk baştan" diyor. Ayette dinazorlardan bahsedilmiş ola bilir.
4. Allah Hz.Muhammede keyfinden vahiy vermedi. Birisi soru sordu onu vahyetti ayet oldu. Bazen Hz.Muhammed yanlış yaptı, ayetlerde ona bildirildi. Tüm ayetler bir sebepten dolayı indirilmiştir.

11.Kuranda neden insansı canlılar (örnek: Neanderthal) yokta melek, cin, şeytan var.

İSLAM EVRİME İNANMAZ. NEANDERTHALLERİN BULUNMAMASI TAMAMEN MANTIKLIDIR.

12.Beyin yok. Düşünme organı olarak kalp var (Kuran).

Kalp kan pompalayan bir organdır.
Ünlü İslam Alimleri, kalbin akıl manâsında söylendiğini söylemişlerdir,
diğer alimlerde bu görüşe katılmışlardır.
Peki alimlere neden inanalım?
“Senden önce de gönderdiğimiz elçiler, kendilerine vahyettiğimiz bir kısım adamlardan başka bir varlık değildiler. Eğer bu konuları bilmiyorsanız işin ehline sorunuz.”
diye buyurmaktadır. Hadis-i Şeriflerde de Alimlere nasıl büyük önem verildiğini görmekteyiz.
Bizde bunu yazarak bir nevi "Alim"e sorduk
Ayrıca, kalp düşünür mü? Bunu bilimde araştırmış,
"Tüm bedensel organlar içinden kalp, beyinle en geniş iletişim ağına sahiptir"
Buda bilimsel bir cevap olsun.

13. Mirasta adaletsiz.
Olaya matematiksel bakalım:
Anneye 1/6
Babaya 1/6
3 Kızçocuğuna 2/3
eşe 1/8
(A+B)/3K=2/6 / 2/3 = 50/100
(A+B) / EŞ = 2/6 / (eşin payı) 1/8 = 266/100
3 KızÇocuk / Eş= 2/3 / 1/8=533 / 100
Yani A+B= (sonucu) 266 (karşılıklı anne 133 baba 133)
3 kardeş 533
eş=100
Yani, ANNE + BABA + 3 KIZÇOCUK+EŞ
yapıyor, hepsinin mirasları,
133+ 133 +533+ 100= Sonucumuz:899
Avliyye:
1/6+1/6+2/3+1/8=54/48 sonuç:
8/48+8/48+32/48+6/48=54/48
3 hesaptan 1-cisi
899/133=6.75
diğeri
899/533=1.68
son
899/100=8.99
İkicindeki sonuç sonucunu böleceksek
54/8=6.75
54/32=1.68
54/9=6

Bunun başka matematiksel cevapları da mevcuttur.

14. Şahitlikte kadın ve erkek bir tutulmuyor.
Olayın özeti:
“Eğer iki erkek bulunmazsa, şahitlerden kendilerine güvendiğiniz bir erkek ve biri unuttuğunda diğerinin ona hatırlatması için iki kadın yeter.”
Ne gibi unutkanlık? Kadın ve erkek çoğu zaman aynı işi yapmaz. Kadın daha yumuşak işler yaparken erkek daha sert işleri tercih eder.
Bu yüzden bu gibi konularda kadının tecrübesi erkekten daha az olur. Buda onun sağlıklı şahitlik etmesine mani olur.
Ayrıca unutma hemde psikolojik durumlarla ilgilidir. Kadın, erkeğe nazaran daha heyecanlı olmaktadır. Bu psikolojik açıdanda bir gerçektir. Bu gibi durumlar da unutkanlıkta söz konusudur.

15. Sadece arapkavmiiçin indirildi kuran.
İddianız kızdırmakla beraber, güldürdü beni.
Önyargı sezdim sizlerde, öyle değil mi?
Şayet biz onu yabancı dilde okunan bir kitap olarak indirseydik mutlaka şöyle diyeceklerdi: "Âyetlerinin açık seçik anlaşılır olması gerekmez miydi? Bir Arap’a yabancı dilden bir kitap, öyle mi!" De ki: "O, inananlar için bir rehber ve şifadır; inanmayanlara gelince onların kulaklarında bir sağırlık vardır, Kur’an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara çok uzaktan sesleniliyor. (Fussilet 44)
Burada Hz.Muhammed araplara gönderildi denmez,
Hz.Muhammed oralarda doğmuştur. Bu ayette bu yüzden kuranın arapça indirildiğini anlatır. Olay budur yani.

16. Peygamberin seks sırası anlatılıyor.
Cidden komiksiniz..
Peygamberin kendi devleti vardı, bu yüzden karılarına ve devletine de zaman ayırması gerekti.
Ayette sen illa her karına aynı zamanda vakit ayırmak zorunda değilsin manasında indi.
Peygamberse bu ayete rağmen, karılarının hepsine eşit zaman ayırdı.
Cidden çok fesatsınız..

--

Devamı - 17.Birçok ayet birbirini yalanlıyor. İlk Müslümanın Muhammed, Musa ve İbrahim olduğuna dair ayrı ayrı ayetler var. Hangisi belli değil.

Kastedilen ayetler şunlardır:

Musa inananların ilki ayeti:
Mûsâ, tayin ettiğimiz vakitte (Tûr’a) gelip de rabbi onunla konuştuğunda o, "Rabbim! Bana görün; sana bakayım" dedi. Rabbi, "Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak; eğer o yerinde durabilirse sen de beni görebilirsin" buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti; Mûsâ da bayılıp düştü. Kendine gelince dedi ki: "Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tövbe ettim; ben inananların ilkiyim."

Muhammed:
Eşi ortağı yoktur onun ve bana bu emredildi ve ben, ona teslim olanların ilkiyim.

Son olarak, İbrahim:
Hz. İbrâhîm, yahudi veya nasrani olmadı. Fakat hanif (Allah’ın tek oluşuna, ölmeden önce ruhun O’na ulaştırılmasının ve Allah’a teslim olmanın farz olduğuna inanan), (Allah’a teslim olmuş) bir müslümandı. Ve o müşriklerden olmadı.

İlk öncelikle, son ayette İbrahim Müslümanların ilki denmiyor. Müslümandı deniyor. Bu ayete rağmen "İbrahim Müslümanların İlki" demek efsane aptalca bir harakettir. İnsanın bu ayeti okuya bilmemesi için 1-ci sınıf öğrencisi ve ya kör olması gerekir.

Geriye kalan Muhammed ve Musa.

Cevabı:

Her peygamber yaşadığında (Allah dostu ve 2-ci bir peygamber haricinde) bir Müslüman (onların devrinde kendileri hariç) bulunmazdı.

Yanisi, kendileri, kavimleri arasında, inananların ilkiydiler. Kendi yaşadığı devirlerde inananların ilkiydiler.

Hz.Muhammed ben teslim olanların ilkiyim diyor.

E zaten o zamanlar Hz.Muhammed hariç başka inanan vardı?


Hiç şüphesiz, akılsız bile anlar ki, kastedilen Müslümanların Müslüman dini mensuplarının ilkiyim demek ister.

Hz.Musa da kendi devrine göre inananların ilkidir. Hz.İbrahimde öyledir..

--

18.El ayak kesme, sopayla dövme gibi akıl almaz ceza yöntemleri öneriyor.

İlgili en meşhur 2 ayet:

﴾33﴿

Allah’a ve peygamberine karşı savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası ancak ya öldürülmeleri veya asılmaları yahut el ve ayaklarının çapraz olarak kesilmesi ya da bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. Bu, onların dünyada uğradıkları aşağılayıcı cezadır. Âhirette ise onlar için büyük bir azap vardır.
﴾34﴿
Ancak onları yenip ele geçirmenizden önce tövbe edenler müstesna! Biliniz ki Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.


O zamanlarda bir grup peygamberin yanına geldi bizi iyileştir sana iman ederiz dedi. Peygamber iyileştirdi. Ve bu adamlar çoban, koyun öldürdüler, koyun çaldılar. Bozgunculuk yaptılar, yol kestiler, masum öldürdüler, masumların parasını çaldılar, peygamber ve Allahı düşman bellediler, Onlara karşı savaştılar.

Türlü türlü günah işlediler. Bu yüzden bu ayetler onlar için indirildi. Ayrıca, Allahın merhametine bakki onlar sana ulaşmadan tövbe etseler öldürme demiş.

Yani, gelde Allahın merhametini inkar et!!!! Peki neden adam gibi idam edin demiyorlar?

Şimdi, Yahudi ve Hristiyan aynı cehenneme gide bilir mi? Hayır, ikisininde azabı farklı olur. Şimdi bir suç işleyeni idam edersin. Bunlar suçta çığır açmışlar. Normal bir suç işleyen, hatta masum bile günümüzde idam ediliyorsa!!!! Bunlar tabi böyle öldürülecek!!

Sen yeniden Allahın merhametine bakki, isterseniz öldürmeyin sürgün edin diyor..


--

19.Kelle kesmeyi emrediyor.

İlgili ayetimiz:

Kâfirlerle savaşa girdiğinizde hemen öldürücü darbeyi vurun, nihayet onları çökertince esirleri sağlam bağlayın (kaçmamaları için tedbir alın). Sonra ya karşılıksız bırakırsınız yahut bedel alarak; ta ki savaş ağır yüklerini indirsin (sona ersin). İşte böyle; Allah dileseydi onları bizzat cezalandırırdı, fakat sizleri birbirinizle denemek istiyor. Allah, yolunda öldürülenlerin amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.


--

Derken, burda kelle kesmek var mı? Yoksa biz mi göremiyoruz? Burda "kelle" geçiyor mu? Öldürücü darbeyi diyorsanız, zaten savaş esnasında diyor. Savaş diyoruz adı üstünde, askeri Allah yolunda savaş. Nasıl bu gün askerlerimiz teröristlere karşı savaşıyorsa, o dönemlerde de
Müslüman kafire karşı savaşıyordu olay bu.

--


20.Nerede bulursanız öldürün diyor.

İlgili ayetimiz:

﴾191﴿

Onları yakaladığınız yerde öldürün; sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Harâm civarında onlar sizinle savaşmadıkça siz de orada onlarla savaşmayın. Şayet sizinle savaşmaya kalkışırlarsa o zaman onları öldürün. İşte kâfirlerin cezası böyledir!
﴾192﴿
Eğer onlar vazgeçerlerse, artık Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.

Ateist sahtekarlar, bu ayetin 192-cisini vermiyor. Elalemi dinden soğutmak için sadece 191 ayetini veriyorlar. Sonra Bizler körü körüne İnanmış oluyoruz tövbe tövbe.

Bari 190 ayetini verseydiniz. Bu surenin 190-cı ayeti şöyledir:

Al işte Allahın merhameti:

Size karşı savaş açanlara Allah yolunda siz de savaşın, ancak aşırı gitmeyin; doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez.


Ayetin tamamını bile yazmamış Ateistler. Zaten 190-192 ayetlerini okuduğumuzda açıklamaya gerek yok..

Aptal kişi bile anlarki, savaş kastediliyor.

--


21.Sadece Muhammede özel kadınlar listesi var. Müminlere 4 kadın, Muhammede sınır yok.

İlgili ayetimiz:

Ey peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verip de elinin sahip olduğu kadınları, seninle birlikte hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, teyze kızlarını, kendini peygambere mehirsiz olarak bağışlar da peygamber de onunla evlenmek isterse böyle bir mümin kadını -ki sonuncusu diğer müminlere değil, zatına mahsustur - sana helâl kıldık. Müminlere eşleri ve sahip oldukları kadınları hakkında hangi kuralları geçerli kıldığımızı biliyoruz. Sana mahsus olanı güçlük çekmeyesin diye meşrû kıldık. Allah çok bağışlayıcı, pek esirgeyicidir.

--

Bu ayetin indiriliş sebebi, ayette sayılan akrabalarla evlenirseniz, -yüksek ihtimalle- çocuğunuz hasta doğmaz demekti.


Şu ayeti, fesatlaştıranların, beyni var mı? Yok mu? Orası düşünülmelidir.

"Hz.Muhammede sınır yok oh keyfim" ( :D ) diyen bir kitleye de, şu ayet CEVAP OLSUN:

Bundan sonra sana kadınlar helâl olmaz; mülkiyetin altında bulunanlar dışında kadınlarını, güzellikleri hoşuna gitse bile başka eşlerle değiştirmen de helâl olmaz. Allah her şeyi görüp gözetmektedir.

--


22.Kadının cariye olmasına onay veriyor.

İlgili ayetimiz:

Evlenme imkânı bulamayanlar, Allah lutfundan ihtiyaçlarını giderinceye kadar iffetlerini korusunlar. Bedelini ödeyerek hür olmak isteyen köle ve câriyelerinizin -kendilerinde hayır görürseniz- tekliflerini kabul edin. Allah’ın size verdiği maldan da onlara verin. Namuslu yaşamak isterlerse, dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için câriyelerinizi fuhuş yapmaya zorlamayın. Kim onları zorlarsa bilinsin ki Allah, onların zorlanmaları sebebiyle bağışlayıcıdır, esirgeyicidir.


Ateistlerin sorduğu 8 zor sorunun cevapları

Şu linke girin ve orda 1-ci soruya bakın. Detaylıca okuyup nedenini anlaya bilirsiniz.

Yeniden diyoruz, Hz.Muhammedden önce de Kölelik ve Cariyelik vardı. Onlara haklar verildi.


Onlar olmasalar, ülkenin nasıl ekonomi vs. açıdan krize gireceğini Hz.Muhammed çok iyi biliyordu. Sizler 500-lü 600-lü yıllarda yaşadınız mı ki şöyle soruları soruyorsunuz?

Cariye ve köleliğin en çok olduğu yerlerden birisinde, kafirlerin çok olduğu bir yerde, Peygamber çıkacak "köleliği kaldırın" diyecek herkes kaldıracak mı? Bumu yani?


Hz.Muhammed kölelik ve cariyeliğin adım adım yavaş yavaş ortadan kalkmasını planlamıştı. Ama olmadı. Hz.Muhammed bizim gibi insan. Hz.Muhammedin bir savaşı yolunda gitmeye bilir, istemediği birşey ola bilir. Planı bozula bilir. Sonuçta oda insan Allah -binlerce kez haşa- değil ki?

Bu yüzden (belki kölelik ve cariyelik kalkmaz diye) onlara hak verildi. Ayrıca, Hz.Muhammed köleliği kaldırmayı başarsa bile, o öldükten sonra yeniden köleliğin çıkacağı kesindi. Öyle de oldu..

--


23.Ayetlerin bazılarında anlatım bozuklukları var. Haram davranışları sayarken "anne babaya iyilik edin" gibi pozitif cümleler var. ???

Bunu söyleyen Ateist tek bir ayet bile koymamış. Anne babaya iyilik edin diye bir ayete bakalım:

Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibâdet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veyâ her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf" bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyle.

Bu ayetide aptal olmayan insan evladı okursa, çarptırma olmadığını görecektir.

Allah sadece, Kendisine ibadet edilmesini buyuruyor. Sonraysa anne ve babayada iyi davranılmasını buyuruyor.


Devamı - 24.Anlayasınız diye arapça indirdik diyor. Arapça evrensel değil.

İlgili ayetimiz:

Anlayabilesiniz diye biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, Hz.Muhammed Arabistanda dünyaya geldi. Burda Araplara deniyor bu ayet. Araplara, "Anlayabilesiniz diye biz onU Arapça bir Kuran olarak indirdik" diyor. Aptal ayağına yatıyor elalem.

Kanıt:

Eğer biz Kurânı yabancı bir dille gönderseydik derlerdi ki: 'Neden, onun âyetleri açıkça beyan edilmedi? Dil yabancı, muhatap Arap! Olur mu böyle şey?

25.Mekke ve civarı için indirdik - diyen ayet var evrensel diyen de.. Kuran evrensel değil KAVİMSELDİR....

İlgili ayetimiz:

Bu (Kur’an), Ümmülkurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz, kendisinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Âhirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını kılmaya hakkıyla devam ederler.

Ateistler hep mucize bir ayeti "bu ayet sahte" diye bizlere gösteriyorlar. Bu ayet mucizevi ve ayettir.

Kanıtımız:

Mekke ve çevresindekilerden kasıt herkestir. Bilim, Mekkenin dünyanın merkezinde olduğunu kanıtlamıştır. Bu durumda da Mekkenin çevresine bakacak olursak, zaten Mekke dünyanın merkezinde yerleşiyor, dünyanın kalbiyse çevresindekilerde diğer ülke ve insanlardır. Bu bilimsel olarak ispat edildi, Kuransa bunu 1409 yıl önceden söylüyor. Subhanallah.

26.Peygamberin öz amcası Ebu Leheb'e beddua ve hakaretler var. Ve bu namaz suresi..

İlgili ayetimiz:

-Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.


1- Ebu Leheb’in elleri kurusun, (yok olsun) zaten yok oldu ya.

2- Malı da, kazandıkları da kendisine bir yarar sağlamadı. (kurtarmadı)

3- (O) alevli bir ateşe girecektir.

4- Karısı da, odun hamalı (ve),


5- Boynunda bükülmüş bir ip olarak (ateşe girecektir.)

--

Ateistlere Cevap konusundaki 5-ci mucize ayet (saydığım kadarıyla).

Bu ayetin mucizesi şudur ki, aklı başında bir insan bu ayeti okuduktan sonra Hz.Muhammedin Rabbinin gerçek olduğunu anlar.

Şöyleki, çoğu ayette Peygambere "De Ki:" denir. Yani Ya Peygamber! De Ki: denir.

Yalnız Hz.Muhammedin öz amcası olduğu için, Rabbimiz ona "bunu demene gerek yok" anlamıyla "De Ki!" emrini Peygambere vermemiştir.

Ebu Leheb İslam tarihindeki en kötü insanlardan bile olsa Peygamberin amcası. Bu yüzden Allah peygambere "bunu demene gerek yok!" mesajı vermiştir (De Ki: emrini ona vermemiştir).

Diğer birşey, Kölesini döven, Ebu Talib açken, tok yatan Ebu Leheb, Hz.Muhammedin ölmesini isteyen, kölelerine hayvan gibi davranan, Müslümanların şehid almasından hazz alan Ebu Lehebe, bu beddua az değil midir?!

Ayrı
ca, Ebu Leheb Hz.Muhammedin doğumunda sevinmiştir. (Onun peygamber olduğunu iddia edeceğini bilmiyordu). Sırf bu sevabı yüzünden, cehennemde pazartesi günlerinde, baş parmağı ve işaret parmağı arasından su fışkırır, Ebu Lehebde (tahminen) bu suyu içer.

Eğer Kafirlerin Kralı Ebu Lehebe bile sırf bir iyiliği için cehennemde ödül veriliyorsa, biz Müslümanlar sevinmeliyiz! Subhanallah Demeliyiz!

--

27.Peygamberin evinden misafir kovma ayeti var..

İlgili ayetimiz:

Ey iman edenler! Peygamberin evine size yemek için izin verilmediği vakit asla girmeyin, fakat çağrıldığınızda -erkenden gidip yemeğe hazırlanmasını beklemeksizin- girin, yemeğinizi yiyince hemen dağılın, söze dalıp oturmayın; bu davranışınız peygamberi rahatsız ediyor, size söylemeye çekiniyor, oysa Allah hak olanı açıklamaktan çekinmez. Peygamber hanımlarından bir şey istediğinizde, onlar perde arkasında iken isteyin; bu sizin kalplerinizin de onların kalplerinin de temiz kalması için en uygunudur. Resûlullah’ı üzmeye hakkınız yoktur, kendisinden sonra ebedî olarak eşleriyle de evlenemezsiniz, sizin bunu yapmanız Allah katında büyük bir günahtır.


--

Hz.Enes anlatıyor, Hz.Muhammed Hz.Zeynep ile evlendiği günün akşamında düğün yemeği oldu. Yemek yendi ve davetliler kendi aralarında sohbete daldılar.

Diğerlerini kale bile almıyordu. E Ama, adet var. Günümüzde de vardır. Karı Koca, baş başa bırakılır evlendikten sonra öyle değil mi? Bu davetliler yemek için geldiler, ama gitmesini bilmediler. Hangi insan sabreder? Ama peygamber sabretti.

Hz.Muhammed "gidin!" diyemezdi. Utanıyordu. Onlar okadar vakit oturdular ki. Gitmediler, "sizide yorduk" bile demediler. Peygamber en sonunda bir kaç kere dışarı çıkıp gene girdi. Mesaj olarak.

Ama kale almadılar, Peygambere büyük bir saygısızlık ettiler.


Muhammed peygamber utanıyordu gidin diyemedi. En sonunda gittiler. Ama 3 kişi hala kalkmak istemiyordu. Çok geç bir vakit oldu. Sonunda bu 3 kişide gitti.

Hz.Peygamberin uykusu geldi. Ve uyumaya gitti. Tam odaya girecekken, Ahzab 53 vahyedildi. Olayın aslı budur.

Yanisi, Peygambere vacip bir mesele olduğunda söylesinler. Ama Peygamber boş konuşmayı sevmezdi. Az konuşurdu. Hele böyle büyük bir saygısızlık. Adamlar geldiler gitmesini bilmediler. Bunu misafir kovma diye algılayan zihniyet utansın..

----

28.Peygamber evlatlığı Zeyd'in karısını koynuna ala bilsin diye bir ayet var.

İlgili ayetimiz:

Bir zaman, Allah’ın kendisine lutufta bulunduğu, senin de lutufkâr davrandığın kişiye, "Eşinle evlilik bağını koru, Allah’tan kork" demiştin. Bunu derken Allah’ın ileride açıklayacağı bir şeyi içinde saklıyordun, kendisinden çekinme hususunda Allah’ın önceliği bulunduğu halde sen halktan çekiniyordun. Zeyd onunla beraber olduktan sonra müminlere, evlâtlıklarının -kendileriyle beraber olup ayrıldıkları- eşleriyle evlenmeleri hususunda bir sıkıntı gelmesin diye seni o kadınla evlendirdik. Allah’ın emri elbet yerine getirilecektir.

--

Hz.Muhammed, Hz.Zeynebe Evlatlığı Zeydle evlenmeyi önerdi. Hz.Zeynep soylu olduğunu bu yüzden köleyle evlenmek istemediğini söyledi.

Sonra Hz.Peygambere ayet vahyedilmiş, ve bu ayet yüzünden Hz.Zeynep Zeyd ile evlenmek zorunda kalmıştı.


Hz.Zeyd (r.a.) ve Hz.Zeynep (r.a.) ikiside bu evliliği istemedi yalnız evlendiler.

Hz.Muhammed bu evliliğin büyük bir dedikoduya sebep olacağını biliyordu. Ama eğer Zeynep Zeydden boşansa, illa Hz.Muhammedle evlenecekti. Hz.Muhammed bu yüzden, "evliliklerini istiyormuş" gibi yaptı.


Hz.Muhammede Zeyd karına sahip çık, Allahtan kork gibi vahiyler geldi.

Sonra Allah Hz.Muhammedin içinde sakladığı şeyi (içinde sakladığı şey şudur ki, Hz.Zeyd Hz.Zeynepten boşansa Hz.Muhammedle evlenecekti, bu yüzden evliliği istiyormuş rolüne yattı az önce dediğim gibi) ayetiyle açığa çıkardı.

Hz.Aişe söylemiştir ki,

Eğer, Hz.Muhammedin bir ayeti gizleyecek olsa, bu ayeti gizlerdi.


Buda mucizevi bir ayettir ki, bu hikayeyi okuyan kişi Hz.Muhammedin Rabbinin gerçek olduğunu bilir. (Aklı Selim sahibi).

--


29.Evlenmek için yaş sınırı yok.???

İlgili ayetimiz:

Yok.


--

Diğer bir mucize, İslam Alimleri, genç birisinin evliliği sorun olacaksa daha evlenmemesini biraz daha yaş atlamasını tavsiye eder.

Yalnız, cinsi temas için buluğ çağına girilmesi gerekir.

Ayrıca, mucize budur ki, din gençlikte çabuk evlenmenin faydalı olduğunu söylemiş, ve buda tıbben doğrulanmıştır.



Ateistin beyninde canlandırdığı şu, "demekki İslam zorla evliliğe de razıymış!!" Hayır, genç, 16-larında birisi, istemeden, zorla evlendirilse, İslama göre bu evlilik, evlilik olarak sayılmamaktadır.


Hz.Muhammed, kendisi böyle kişiler için Allahu Teladan afv dilemiştir.

Bir kız zorla evlendirildiğini söylemiş, Peygamber kızın babasını çağırır ve evlenme yetkisini kıza verir. Yani kız isterse evlenecek, istemesse evlenmeyecek.

Yanisi, Peygamber zorla evlendirilmeye iyi bakmamıştır. Peygamberin sevmediği bir şeyi yapmakta, İMANDAN DEĞİLDİR. VESSELAM.

==
30.Sınırsız cariye helâl.

İlgili ayetimiz:
İçinizden evli olmayanları, köle ve câriyeleriniz arasından da elverişli olanları evlendirin. Yoksulluk içinde iseler Allah lutfu ile onları ihtiyaçtan kurtarır. Allah’ın hazinesi geniştir, her şeyi bilmektedir.

Yanisi, insan birden fazla cariye ala bilir mi? Günümüzde Kölelik vardır, İslam köleliği kaldırmada başarılı olmadı. Ama, cariyelik zamanla kalktı.

İslam, bu yönden bir başarı elde etti. Çünkü Hz.Muhammed cariyeliği kaldırmayı planladı. Ve günümüzde de cariyelik tarihe karıştı.

Cariyeliğin sınırsız olması normaldir, çünkü zaten o dönemlerde de cariyeliğin birgün tarihe karışacağını, Hz.Muhammed bilir. Çünkü, zaten Hz.Muhammed cariyelik kavramını yavaş yavaş (kölelik gibi) tarihe karıştırmayı planlamıştı.

Yanisi, eğer Hz.Muhammed bunu planlamasa, cariyelere hak vermese Allah-u Teala bilir, günümüzde cariyelik devam edecekti.

Yani, Hz.Muhammedin yaptığı iyiliği, Müslümanları yaptığı iyiliği göz önünde bulundurmayıp sadece fesat düşüncelere kapılmak cidden acı verici.. Nitekim,

Hz.İbrahimin karısı bizzat Hz.İbrahime Cariye aldı (sebebi Hz.İbrahimin çocuğu olmuyordu) sonrasında çocuğu oldu ve Cariye serbest bırakıldı.

Bunun nedeni: İbrahimin karısıyla cariyesi arasında geçimsizlikti. Böyle geçimsizlikler karı ve cariye arasında söz konusu olacaksa, cariye alınması doğru değildir.

Yani, bu ve bu tarz hikayeleri göz önünde barındırmadan ön yargılı davranmak aptallığın alâmeti değil midir? Tarihe karışmış bir olayı, günümüzde açmak çaresizlik değilde nedir?

Ayrıca, cariyeler savaşta esir alınan kadınlardır. (Diğer tarafın, kafir olan kadınlar).

Hz.Muhammed cariyeliğe sıcak bakmazdı, yavaş yavaş kapatmayı planlardı. Bazı Haklar verdi. Geçimsizlik varsa aile arasında cariye alınmamalıdır. Ayrıca, cariye azat etmek sevaptır.

Ayrıca, cariyeyle zorla cinsel ilişkiye girilmez. Bazılarının "girilir" "tecavüz edilir" gibi laflarına kanan aptalın tekidir.

Ayrıca, Hz.Muhammedin bir kölesinin ailesi, oğullarını (köleyi) almaya gelmişler. Hz.Muhammedde "o isterse sizinle gitsin ve ya beni de seçe bilir" demiş.

Yani, Peygamberin bu haraketine bakarsak, birisini zorla "sen benim cariyemsin ulan!" diye tutmak zulümdür ve batıldır. (Kölesine kötü davranan cennete giremez) - Tirmizi.

--


31.Ayetleri sorgulamayın diye ayet var.

İlgili ayetimiz:

Ey iman edenler! Açıklandığı takdirde sizi sıkıntıya sokacak hususlarda soru sormayın. Kur’an indirilirken böyle sorular sorarsanız size açıklanır. Allah onlardan sizi muaf tutmuştur. Allah çok bağışlayıcıdır, halîmdir.


Güleyim mi? Ağlayayım mı? "Açıklandığı takdirde" deniyor zaten. Açıklanmışsa zaten soru sormaz. Kuran indirilirken, yani ayet gelince böyle sorular sorursanız açıklanır diyor. Aptal numarasına yatmaya gerek yoktu..

--


32.Dünyada haram ettiği içki ve zinayı ahirette ödül olarak veriyor.

İlgili ayetimiz:
Dünyada:
Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi iğrenç şeylerdir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.
Cennette:
Hurma ağaçlarının ve üzüm asmalarının ürünlerinden hem içki hem de güzel besinler elde edersiniz. Bunda da aklını kullanan bir topluluk için açık delil vardır.

Zina dediği:
«Size o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında altından ırmaklar akan, içlerinde sonsuza kadar kalacakları cennetler vardır. Ayrıca orada kendilerine tertemiz eşler ve hele bir de Allah'ın hoşnutluğu vardır. Allah o kulları görür.»


Şimdi, dünyada farkederseniz içki yani ŞARAP yasaklanmış.

ama ahirette içki, şarap yasak değil diyor.


Şarap meselesine en güzel cevap şu ayet:

Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

Bu, ateistlerin kuran okumamış olduğunun kanıtı.

Şimdi gelelim Zinaya. Zinada kastettikleri Huriler işte. Okadar komikler ki.


Cennette, kadınların (erkeklerin karılarının) güzelliğinin Hurilerin güzelliğinden pek farkı olmaz.

Huriler, olağanüstü, sıradışı, yüksek ahlâk sahibidirler. Okadar fesat videolar izlemiş ki genç kardeşlerimiz, Hurileri de kendileri gibi sanar olmuşlar. Ne diyelim? Allah akıl fikir versin..


--

Devamı - 33.Eşcinselleri lanetliyor.

İlgili Ayetimiz:

﴾80﴿

Lût’u da (peygamber gönderdik). Kavmine dedi ki: "Sizden önce insanlardan hiçbirinin yapmadığı fuhşu mu yapıyorsunuz?"
﴾81﴿
"Çünkü siz, kadınları bırakıp da cinsel tatmin için erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz haddi aşan bir topluluksunuz."

Ayet eşcinselleri lanetlememiş. "Siz haddi aşan topluluksunuz" demiş. Eşcinsellik, günahtır. Haramdır. İslama göre eşcinsellik İmtihan sürecidir. Allahını seven, onun yasakladığı şeyden (ve tabii ki eşcinsellik)ten çekinir.

--


34.Gayrimüslimlerin (yahudi, ateist vs. vs.) cennete girebileceği söyleniyor, ama diğer ayetteyse zıttı söyleniyor.

İlgili ayetimiz:

Şüphesiz, iman edenler; yahudilerden, hıristiyanlardan ve Sâbiîler’den de Allah’a ve âhiret gününe inanıp sâlih amel işleyenler için rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur; onlar üzüntü de çekmeyecekler.

Müşrikler, inkârlarına bizzat kendileri tanıklık edip dururken, Allah’ın mescidlerini onarıp şenlendiremezler. Onlar, yapıp ettikleri boşa giden kimselerdir ve onlar ebedî olarak ateşte kalacaklardır.

İlk ayete bakalım, dostlarım bu ayet gerçekten okadar eşsiz ki.. Şimdi, lütfen ayeti 20 saniye durmadan okuyun (ilkini). Ve düşünün, bulamadınız değil mi?

Ayette, Yahudilerden, Hristiyanlardan ve Sabiilerden kim ALLAHA (Bizim İslamın Rabbine) ve ahiret gününe inanıp salih amel işleyenler.....

diye geçer gördünüz mü? Yani, ALLAHa diyor, ALLAH tektir. Bizim İslamın Rabbini kastediyor. Zaten İslamın Rabbine, onun yarattıklarına (ve ahirete) inananlar (şehadet getirenler, yani İMAN EDENLER) için rableri katında mükafatlar vardır diye buyuruyor.

İman eden zaten Müslüman olur. Burdanda anlıyoruz ki, yanisi yahudi, hristiyan ve sabiilerden her kim ALLAHA inanırsa (iman edip MÜSLÜMAN olursa) demek ister.


--


35.Namazın nasıl kılınacağı anlatılmıyor.???

İlgili ayetimiz:
Yok.

Aslında Vardır. Namazda okuduğumuz Fatiha ve İhlas sureleri var. Namazın geçtiği ayet var,

Ve Nerede olursam olayım kutlamıştır beni ve diri oldukça namaz kılmamı, zekat vermemi emretmiştir bana.

Son olarak


Ey iman edenler! Rüku' edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin ki, böylece kurtuluşa eresiniz.

Diye bir ayette var. Yani, namazda yapılan, edilen sözlerin hepsi Kuranı Kerimde vardır.

Peygambere namaz (kaynaklara göre) vahiy yoluyla öğretilmedi. Eğer öğretilseydi, bu Kuranı Kerimde kesinlikle geçerdi.

Peygambere Namazı Cebrail öğretti. Her halde, Cebrailin yaptığı birşey Kuranda geçecek değil ya?

Peygamberde onu başkalarına öğretti, onlarda diğerlerine vs. vs.


Peygambere gelen sorular olursa vahiyle cevaplanır (eğer peygamber cevabını bilmiyorsa), demekki namazla ilgili böyle bir durum söz konusu değilmiş. Değilse de Kuranı Kerimde geçmemesi gayet normal.

--


36.Tarihi bir olay anlatırken, Meryemleri karıştırıyor. Kuranda, "Ey Harunun kız kardeşi" diye hitap etmişlerdir. Halbuki bu iki Meryem, birbirinden tamamen bağımsızdır. İsanın annesi olan Meryemin Harun isminde bir kardeşi olmadığı gibi, bu iki Meryemden ilki, diğerinden yaklaşık 1700 yıl önce yaşamıştır.

İlgili ayetimiz:

Ey Hârûn’un kız kardeşi! Baban kötü bir adam, annen de iffetsiz değildi."

Bunun hakkında farklı iddialar vardır. Buyuruluyor:

Peygamber beni Necran halkına gönderdi. Onlar bana "Gerçekten siz Kuranda "Ey Harunun Kız Kardeşi!" diye bir ayet okursunuz ha? "Peygamberiniz Meryem Harunun kız kardeşidir diyormuş öyle değil mi?" Bende "Evet dedim".

Onlar, "Her halde İsa ile Musa arasında ne kadar zaman geçtiğinide bilirsiniz?" Ben bunu Peygambere anlattım. Peygamberde dedi ki, "Deseydin ki, Onlar daha önceki Peygamberlerin ve Salih kimsenin isimlerini kullanırlardı.."

--


37.Lat, Menat ve Uzza isimli putları övüyor.

İlgili ayetimiz:
Gördünüz değil mi (âciz durumdaki) Lât’ı, Uzzâ’yı ve üçüncüsü olan diğerini, Menât’ı?


Sorgulayan (!) (Aptal) Ateiste, Ayetin devamı:


﴾21﴿
Erkek çocuklar size de kız çocuklar O’na öyle mi?
﴾22﴿
Ama o takdirde bu insafsızca bir taksim!
﴾23﴿
Bunlar sizin ve atalarınızın putlara taktığı boş isimlerden ibarettir. Allah onlara öyle bir yetki ve güç vermemiştir. Onlar (putperestler) sadece kuruntularına ve kişisel arzularına uyuyorlar. Oysa şimdi onlara rablerinden bir yol gösterici gelmiş bulunmaktadır.
﴾24﴿
İnsan arzu ettiği her şeye sahip olabilir mi ki?
﴾25﴿
Âhiret de Allah’ındır, dünya da.

--

38.Savaşa teşvik eden ayetler var.

İlgili ayetimiz:
İman edenler "Keşke bir sûre indirilse!" derler. Açık ve kesin hükümlü bir sûre indirildiğinde ve içinde savaştan söz edildiğinde, kalplerinde çürüklük bulunanların sana, ölüm korkusundan baygınlık geçirmiş kimseler gibi baktığını görürsün; zaten o da başlarına geldi gelecek!


Peygamber bir Hükümdardı. Savaşa gittiğinde, askerlerinden bazıları kaçardı. Onlar Münafıklar. Bu ayette de kastedilen o Münafıklardır. "Savaşacağız" deyipte, savaşta kaçanlar.

--
39. Bir savaşta kaç Müslümanın kaç kafire denk geldiğini anlatan ayeti hemen bir sonraki ayet yalanlıyor.

﴾65﴿
Ey peygamber! Müminleri savaşa teşvik et! Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa inkâr edenlerden iki yüz kişiyi yener, sizden yüz kişi olursa bin kişiyi yener; çünkü onlar yaptıklarının bilincinde olmayan bir topluluktur.
﴾66﴿
Allah sizde bir zayıflık olduğunu bildi de şu andan itibaren yükünüzü hafifletti. Artık sizden sabırlı yüz kişi olursa Allah’ın izniyle iki yüz kişiyi yener, sizden bin kişi olursa iki bin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.

Enfal 65 de kastedilen savaş Bedirdir. Kafirler Müslümanlardan çoktu. Rabbimizde bire on katı düşmanı bile yene bileceğimizi buyurdu. Yalnız, oranın bire on olduğu durumlarda, savaşın farz olması ve savaştan kaçmanın yasaklanması ağır bir hüküm olacaktı. 66 ayetinde "savaş sırasında sabretme, savaştan kaçmamak" iki katı düşman ile sınırlandırılmıştır. Böylelikle yükte hafifletilmişti.

Yani 65 ayeti buyurulmuş, 66-daysa Müslümanların yükleri hafifletilmişti. Bu yüzden ayetler farklı. Bu çelişkili değildir ve ya hatada değildir.

--


40.Kadına savaşta "ganimet" diyor.

İlgili ayetimiz:

Kadınlara mehirlerini borcunuzu öder gibi verin. Eğer onun bir kısmını size gönül razısıyla verirlerse onu da âfiyetle yiyin.


Savaşta esir düşen kafirlerin karılarıda ganimet malı olarak sayılmaktadır. Yanisi cariye muamelesi görmektedirler. Bu hükmü kafirlerde daha önceden uygularlardı.


İslam dininin, bu hükmü kaldırmasına imkan yoktu. Eğer kaldırmaya çalışırsa, kafirlerin savaşma tarzı daha da zor olur. Savaşlar daha da şiddetli geçer, ve daha da çok şehid verirdik.

Bu yüzden, bu hükmü kabul etmek zorunda kaldık. Bu hükmü kabul etmek zorunda kaldık diye "ehehehe ne güzel" demiyoruz. Hz.Muhammed cariyeliği kaldırmaya çalışmıştı, kalkana kadarda bu hükme uymak zorundaydık. Şuanda bu hüküm geçerli mi? Değil. Subhanallah.

--

41."Cahiliye dönemindeki gibi açılıp saçılmayın" diye kadının özgürlüğünü kısıtlıyor.

İlgili ayetimiz:

Evlerinizde oturun ve daha önce Câhiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılmayın, namazı güzelce kılın, zekâtı verin, Allah’a ve resulüne itaat edin. Ey peygamber ailesi! Allah’ın istediği, sizden kirliliği gidermek ve sizi tertemiz kılmaktan ibarettir.

Evlerinizde oturun derken, hep evden çıkmayın demiyor ki. Kıvırdatarak sokağa çıkıp kendinizi elaleme göstermeyin diyor. Kötü yerlere gitmeyin diyor.

Ayrıca, açılıp saçılmayın diyor. İslamın giyim kanunları vardır. Dostlar bakın, İslam AHLAK dinidir. AHLAK dini. İslam herkesin Ahlaklı olmasını hedefleyen bir dindir.

İslam, diğer dinlerdeki gibi değil. Zinaya izin vermez. Domuz etine izin vermez. İslam, Şarabı Kutsamaz. İslam Kumara izin vermez.

Siz Peygamberin günümüz devrinde yaşadığını düşünün. Sizce Ahlak Dininin Peygamberi -haşa- kendi hanımlarına mini etek giymelerine izin verir mi?

Hele ki, üstün seviyede ahlakı olan, Peygamberin hanımları öyle bir şey yapar mı? Sizce namaz kılıp, oruç tutupta minisini giyiyip erkekleri kendine celbeden kadın ne kadar Müslüman ola bilir?

Orası, sizin vicdan ve ahlakınıza kalmış. Selametle.


--

42.Ayın yarıldığını iddia ediyor.

İlgili ayetimiz:

Vakit yaklaştı ve ay yarıldı.


Her peygambere bir mucize verildi. Peygamberimizde ayı yardı (ikiye böldü). Bunda şaşıracak birşey yok, eğer Peygambere Allah böyle bir mucize vermişse.

--

43.Galaksiler yok.???

Afedersinizde, Kuran Yaratılış kitabı mı?

Ateist mantığı:

Kuranda dinazor olsun, galaksi olsun, o olsun, bu olsun vs. vs.

Kardeşim, Kuran galaksiyle ilgili ne yazsın? Bunu mu?

"Ya Muhammed! Sen galaksileride an!" :D

Dediğimiz gibi, Allah sadece "gerekli" şeyler hakkında vahiy verir. Ayrıca, peygambere soru sorulur bilmesse Allah vahiy yoluyla bildirir. Peygamber yanlış birşey yaparsa vahiy yoluyla bildirir.

Galaksi, Kutsal kitapta, Peygamberlerin yazdığı, Allahın vahiy verdiği kitap, meğerse galaksiler ve dinazorlar hakkında da yazmalıymış. İlginç bir zekâ..

--

44.Evrenin nasıl oluştuğu tamamen yanlış anlatılıyor.???

Ateizm, kendisi yıllardır evrenin nasıl oluştuğunu bilmiyor. Bilmemeye devam edecek. Yani bu soruyu, evrenin nasıl oluştuğunu bilmeyen bir ateist mi soruyor?

Big Bang patlaması, boşlukta patlamamış ki?
Evren önceden beri vardı. Ateizme bakarsak, evren hep vardı. Ama ateistler sonsuz birşeyin olmasını reddederler.

Bizlere göre, Allah evreni yarattı. Ateizme göre, Evren hep vardı misali.

Ateist "birşey hep olamaz" der. Ama evrenin hep olduğunu söyler. Bu bir çelişki değil midir? En azından şimdilik..

--

45.Dünyanın oluşum bilime taban tabana zıt.

Müslüman: Evren nasıl oluştu?

Ateist: Filan filan sonucu.

Müslüman: bu bir teori mi?

Ateist: Evet.

Müslüman: Peki filan filan nasıl oluştu?

Ateist: Filan filan sonucu.

Müslüman: Buda mı bir teori?

Ateist: Evet.

Yanisi, Ateistler herşeyi bir teoriye bağlar. bir TEORİ bir İDDİA gerçek olup olmadığı asla kanıtlanamayacak bir TEORİ.

Yani, Herşeyi bir teoriye bir İDDİAya bağlayan birisi, bir ateist biz müslümanlara "dünyanın nasıl oluştuğu islamda gerçek değil" demesi ne kadar doğru?

--

46. Güneş dünyanın etrafında döner diyor.

İlgili ayetimiz:

O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

Bu ayet mucize bir ayettir.

Bu ayeti vermen yanlış olmuş, keşke bu ayeti verseydin:


Güneş kendi yörüngesinde akar gider.

Üstteki ayet bir mucizedir. Çünkü ayetin dediği çıkmıştır. Yani kardeşimizin verdiği en üstteki ayet ve benim şimdi verdiğim ayet 2-side bir mucizedir. Subhanallah.

Yeniden açıklayalım:

Güneş kendi yörüngesinde haraket eder (kanıtlanmıştır, mucize budur). Bunun amacıysa, tüm gezegenleri bir arada tutmaktır. Onların her birisinin kendi yörüngelerinde haraket etmelerini sağlamaktır.

Bunun da günümüzde bir yolu var, oda güneşin kendi yörüngesinde haraket etmesidir. Çünkü, harararetten ısı doğar, hararetten ise çekim kuvveti.

Güneş sisteminin düzenli bir rotayı takip etmesi için bir cazibe merkezi olaraktan, uydularına yön vermesi gerekmektedir. Yanisi, ayet, güneşin dünya etrafında döndüğünü değil, dünyanın güneşin etrafında dolaştığına işaret eder. Bu bu ayetteki 2-ci mucizedir. Subhanallah.


--

47.Allah pek çok ayette beddua ediyor, hatta bazen kendi kendine "Allah onları kahretsin" diyor.

İlgili ayetimiz:

Ve onları gördün mü, bedenleri hoşuna gider; ve konuşurlarsa sözlerini dinlersin; sanki onlar, dayanmış kerestelerdir; her bağrışı, kendi aleyhlerine sanırlar; onlar düşmandır, artık sakın onlardan, Allah gebertsin onları, nelere de kapılıyorlar.*

Kuran Arapça yani Arap uslübuyla indirilmiştir. Araplarda muhataba karşı konuşmak ve "Allah kahretsin" gibi sözlerde sık kullanılan deyimler arasındadır.

Allah kendisi kendine "Allah affedendir merhamet edendir, bağışlayandır" gibi sözler kullanır.

Bunun sebebiyse Muhataba karşı konuşmasıdır ki, bunu Araplar sık sık yapar.

Yani Allah başkasının Kuranı okuyacağını bildiği için bazı ayetlerde "Allah merhametlidir" diye vahyeder ki, muhataba karşı kullanan bir sözdür bu.

--

48.Kuranda kadınlara hitap hiç yok.???

Hiç yok öyle değil mi? Hm,

Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Açıkta kalanlardan başka süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları, hizmetlerinde bulunan köleleri ve câriyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz!


Selametle.

--


49.Bazı hayvanları hâkir görüyor ve kafirler için "aşağılık maymunlar" gibi çocukca haraketler kullanıyor.

İlgili ayetimiz:
İçinizden cumartesi günü hakkındaki hükmü çiğneyenleri elbette bilirsiniz. Bu yüzden onlara, "Aşağılık maymunlar olun!" demiştik.


Komik. Bu ayet, Yahudiler için indirildi. Bazı yasaklar vardır ki, yapılmaması istenir. Yahudiler bu yasakların çoğusunu çiğnerler. Hz.Muhammed düşmanlıklarıyla bilinirler.

Allahta onlar için indirdi bu ayeti. Ayrıca (içinizden) der. Kasıt bazı Yahudilerdir. Allahın merhameti bir kez daha göz önündedir. Subhanallah.

--


50.Muhammed tanrılaştırılıyor.

İlgili ayetimiz:

Allah ve melekler peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona salât ve selâm okuyun.


1.Allah, salat eder. Bunun anlamı, Allahın peygambere rahmet ettiğidir. Bu açıdan bakar isek, Allah Peygamberi tanrısallaştırmamıştır -haşa-.

2.Melekler Peygambere salat eder. Yani dua ederler.

3.Bizler salat ederiz. Yani şefaatini talep ederiz.

--


51.Bir ayette ganimetlerin tamamı peygamberindir diyor. Cihatçılar savaşı reddedince "ganimetlerin 5-de 1-i peygamberin" ayeti geliyor.

İlgili ayetimiz:
Sana ganimetleri soruyorlar. Ganimetlerin Allah’a ve resulüne ait olduğunu söyle! O halde siz gerçek müminler iseniz Allah’a karşı saygısızlıktan sakının, aranızı düzeltin, Allah ve resulüne itaat edin.

Allah’a ve ayırım günü yani iki topluluğun karşılaştığı gün kulumuza indirdiğimize iman etmişseniz biliniz ki ganimet olarak ele geçirdiğiniz her şeyin beşte biri Allah’a, peygambere, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Allah her şeye kadirdir.

İlkinde kastedilen, Allaha ve resulüne aittir demek o anlamda değildir. Yani, bu ganimetler Allahadır anlamında kullanılır. Yani hükmü Allah verir, ve ya peygamberine vahyeder. Oda bunu halka söyler.

Kanıtımız da şudur ki, Allahın ganimetlere ihtiyacı yok. Ama ayette "ganimetler Allaha aittir der. Buda bizim dediklerimizi destekler nitelikdedir.

Beşde biri Peygamberindir (41). Peygamberin hissesi, devlet için kullanılır. Muhtaçlara, yakınlarına vs. verilir. Gerisiyse hak sahiplerine aittir.

--


52.Peygamberin küçük karısı Ayşenin zina yapıp yapmadığına dair ayetler var. Entrikalar ve dedikodular da unutulmamış.

İlgili ayetimiz:

﴾11﴿

O iftirayı atanlar içinizden bir gruptur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın, aksine bu hakkınızda hayırlıdır. Onların her biri işlediği günahı yüklenecektir. İçlerinden günahın büyüğünü üstlenen için ise büyük bir azap vardır.
﴾12﴿
Bunu işittiğiniz zaman mümin erkekler ve kadınların birbiri hakkında hüsn-i zan beslemeleri ve "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?
﴾13﴿
Bu iddialarına dört şahit getirseler ya! Şahit getiremiyorlarsa onlar, Allah nezdinde yalancıların ta kendileridir.
﴾14﴿
Eğer dünyada ve âhirette Allah’ın lutfu ve rahmeti hep sizinle olmasaydı içine daldığınız günah yüzünden size büyük bir azap gelecekti.
﴾15﴿
Çünkü siz, iftirayı dilden dile yayıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir şeyi ağızlarınızla söylüyorsunuz; bunu da önemsiz sanıyorsunuz; halbuki Allah katında o büyük bir şeydir.

Ayet, bunun ap açık iftira olduğunu söyler. Ve yalanında günah olduğunu duyurur. Aşk-ı Memnuya bağlamayın herşeyi.

--

53.Evrim hiç yok.???

Dediğimiz gibi, İslâm Alimlerinin çoğusuna göre, İslâmda evrim yoktur. Sahtedir.

--

54.İçki konusunda önce olumlu sonra olumsuz ayet geliyor.

İlgili ayetimiz:
Hurma ağaçlarının ve üzüm asmalarının ürünlerinden hem içki hem de güzel besinler elde edersiniz. Bunda da aklını kullanan bir topluluk için açık delil vardır.

Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: Bu ikisinde insanlar için büyük zarar ve bazı faydalar vardır; zararları da faydalarından büyüktür. Sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: İhtiyaç fazlasını. Allah sizin için âyetlerini işte böyle açıklıyor ki düşünesiniz.


Cennetteki içki sarhoşluk vermez, zararsızdır. "Şarap" adı verilir sadece. Dünyadaki şaraptan farklıdır.

Kanıtımız:

Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

--


55.Yahudi ve Hristiyanları dost edinmemeyi emrediyor.

İlgili ayetimiz:

Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

Dostluk, yani Hristiyanlık ve Yahudilik gibi dinlere mensup bir kimsenin inancını benimsemeyin.

--


56. Kadınlara "TARLA" diyor.

İlgili ayetimiz:

Kadınlar sizin ekeneğinizdir; ekeneğinize hangi taraftan isterseniz oradan varın. Kendiniz için de önceden hazırlık yapın. Allah’tan sakının ve bilin ki O’na kavuşacaksınız. Müminleri müjdele.


"Fesat insanlarsınız siz."

Kastedilen aslında normaldir.

Mecazi anlam taşır bu.

Erkek bahçivandır, kadınsa tarladır. Bahçivan, tarlaya örnek diyelim, havuç eker.

Bahsi geçen Havuçta bir çocuktur. Böylelikle, bu tarlada türlü sebzeler yetişir.

Sebze (veya Sebzeler) de çocuktur.

Bunu fesata taşıyan sizlersiniz.

--

57.Peygamberler arasında fark yok diye bir ayet var, diğerindeyse Hz.Muhammedin en değerli peygamber olduğu ile ilgili bir ayet.

Ayet paylaşmamış. Biz bu ayetleri paylaşalım.

Paylaştığımız ayetler:

Peygamber de kendisine Rabbinden indirilene inanmıştır, inananlar da. Hepsi de Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inanmıştır. Peygamberlerinden hiçbirini öbüründen ayırmayız, duyduk demişlerdir ve itaat ettik, Rabbimiz, yarlıganma dileriz senden, varacağımız yer, tapındır senin.

O peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. içlerinden bir kısmıyla konuşmuş, bir kısmını da derecelerle yükseltmiştir. Meryem oğlu Îsâ’ya açık deliller verdik ve onu Rûhulkudüs’le destekledik. Allah dileseydi elçilerin ardından gelen insanlar, kendilerine bunca açık delil geldikten sonra birbirine düşüp savaşmazlardı; lâkin farklı yollara yöneldiler. Bu sebeple kimileri iman etmiş, kimileri de inkâr etmişlerdir. Allah dileseydi aralarında savaşmazlardı fakat Allah dilediğini yapar.


Peygambere iman arasındaki farkla, fazilet arasındaki fark.

Yanisi biz bir peygambere iman edince birisini diğerinden ayırmamalıyız.
Yalnız, fazilet bakımından birbirlerinden daha üstün olanları vardır.

--

58.İyilik ve kötülüğün Allahtan geldiğini söylüyor, sonraysa iyilik Allahtan kötülük senden diyor.

Ayet vermemiş biz paylaşalım o zaman.

Paylaştığımız ayetler:
Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; şahit olarak da Allah yeter.

Ehli Sünnet alimleri, bunu "ganimet" ayetindeki gibi açıkladılar. Bununda kanıtı "ganimet" ayetidir.


Yanisi, iyiliği de kötülüğü de yaratan Allahtır. Nefside o yarattı.

Her insanın Şeytanı Nefsidir. Nefste İnsanı kötü yola sürükler. Ve ya insan nefsini yenmeyi başarır misali..

--

59.Uzaya çıkmayı imkansız görüyor.

İlgili ayetimiz:
Ey cin ve insan topluluğu, ölümden kurtulmak için, göklerin ve yer yüzünün bucaklarından geçip kaçmaya gücünüz yeterse geçin, kaçın; fakat geçemezsiniz büyük bir güç ( kuvvet) olmadıkça


Cevaplarımız:

1.Kıyamet gününde insanlara Rahman 33 seslenecektir. Yanisi, onlara "şimdi kaça bilirseniz kaçın!" Misalinde bu ayet seslenecektir.

2.Burada Kasıt Elbette Allah değildir. Allah insanı uçurup uzaya götürecek değil ya? Kuvvet ve ya büyük bir güç. Subhanallah ki, bu da mucizevi bir ayettir. Güçten kastedilir ki, insanlar tarafından yapılan büyük bir güç. Bir kuvvet. Günümüzde insanlar tarafından yapılan ve uzaya gönderilen Roket vardır.

Bu ayetin, uzay ve roketi öngörmesi mucizedir. Yani, ayette 2 mucize vardır.

--


60.Ayı nur kaynağı olarak nitelendiriyor, güneşin ışığını yansıttığını bilmiyor.

İlgili ayetimiz:

Onların içinde ayı bir ışık, güneşi ışık kaynağı yapmıştır.

Ayet, "ayı bir ışık" olarak geçer. Güneşse "ışık kaynağı". Güneş birşeye ışık verir onunda yansıtması sonucu zaten "ışık kaynağı" adlandırılır. Yani, bu ayette mucize bir ayet değil midir?

Diğer bir ayette, aya aydınlık, güneşe aydınlatıcı demiştir. Buda Ateistin iddiasını yalanlamaktadır.

--


61.Büyük patlama ile ilgili hiçbir bilgi geçmiyor.???

Big bang teorisi, başlangıçta evrendeki tüm cisimlerin bir arada olup sonra ayrıldıklarını gösteriyor.
"O inkar edenler görmüyorlar mı ki başlangıçta göklerle yer birbiriyle bitişikken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?"

Big bang teorisine göre evren genişler.

"Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz onu genişleticiyiz."


--

62.Köleyle hür (özgür) bir tutulur mu, diye insanları ayrıştırıyor.

Allah size, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının mülkü konumundaki köle ile katımızdan kendisini güzel bir şekilde rızıklandırdığımız ve bundan gizli-açık başkalarını da yararlandıran kişiyi örnek veriyor: Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur ama onların çoğu bilmezler.

Ayet çok basit bir ayet. Burda "köleler ezik ülen!!" denmiyor. Gerçektir, komunistte kabul eder bunu, köle birisinin komutası altında, hürse özgürdür. İkiside insan, Allahta onlar hayvan demiyor.

Farklılıkları var. Sadece bu söylenmiş. Bunu Kapitalizm olarak algılayanlar utansın.

--


63.Konuşan karınca, ejderha vs. masalsı anlatımları var.

İlgili ayetimiz:

Bunun üzerine Musa asasını yere attı. “Oo bir de ne görsünler!” koskoca bir ejderha!

Arapça farklı bir dildir.

Bir diğer ayette Asanın suban denilen bir yılana dönüştüğü geçer. Onun büyüklüğüne göre "suban" denir.

Diğerindeyse, genel adı "hayyetun" diğerindeyse, çevikliğine göre "cann" ve ya kıvraklığına göre "cannun" denir.

Aslında hepsi yılanın büyüklüğünü kastetmek için farklı gibi gözüken sözcüklerdir.

Türkçedeki "ejderha" da, yılanın büyüklüğünü bu arapça sözcüklerdeki gibi göstermek isteyen bir sözdür. Aslında yılan kastediliyor.

Ama, olsun ister kastedilen ejderha olsaydı. Zaten Tanrı varsa istediğini yaratır öyle değil mi?

--


64.İblis için bir ayette melek, diğerinde cin diye geçiyor.

İlgili ayetimiz:

Hani biz meleklere, "Âdem’e secde edin" demiştik; İblîs’ten başka hepsi secde ettiler. O cinlerdendi, rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onu izleyenleri mi dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler adına bu ne kötü bir tercih!

Meleklere, "Âdem’e secde edin" dediğimizde İblîs dışındakiler derhal secde ettiler; o direndi, büyüklendi ve kâfirlerden oldu.


Buda diğerindeki gibidir. Aynı şeyi anlatır. Sadece bu kez "o cinlerdendi" deme gereği duymadı.

Ayrıca, İblis cinlerdendi. Yalnız, Allah onu melek etmişti. Ademe secde etmeyince, yeniden cin ve çirkin birşey haline gelmişti. İblisin hikayesini detaylıca öğrene bilirsiniz. (Satanizme sürüklüyor yalnız).

--


65.Mahşerde Allah şefaat etmez diyen ayet de var, eder diyen de.

İlgili ayetimiz:

Öyle bir günden korkun ki, o gün kimse başkası için bir şey ödeyemez; hiç kimseden şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz.

De ki: "Şefaat etme yetkisi bütünüyle Allah’a aittir; göklerin ve yerin hükümranlığı O’nun elindedir; sonunda kaçınılmaz olarak dönüp O’na varacaksınız."

Ap açık görüyoruz işte, "kimseden şefaat kabul olunmaz" Yani kimse birisi için af dileyemez. Allah zaten kimseden af dilemek zorunda değil. Kendisi affeder isterse.

Yanisi, kastedilen İnsandır.

--


66.Hayvan, bitki, coğrafi şekil ve besinler Ortadoğuya özgü.???

Hz.Muhammed sık sık ticaret amaçlı başka yerler gezerdi. Ordanda zaten bitki, besin vs. vs. görürdü. Eğer Kuranda Hz.Muhammedin gittiği yerlerdeki besinler vs. geçse, şöyle bir iddia olmaz mıydı?

Peygamber zaten hangi şeyi görmüşse o Kuranda geçer, demekki Kuran sahte.


İddiası olurdu. Geçerdi...

--

67.Bir ayette vasiyet şart, diğerindeyse değil.

İlgili ayetimiz:

Birinize ölüm yaklaştığında, eğer geriye mal bırakıyorsa anasına, babasına ve akrabasına uygun bir vasiyette bulunması, sakınanlara bir borç olmak üzere yazıldı.


E tek ayet var burda? İkincisi nerede?


--

68.Allah, Muhammede salat ediyor.
İlgili ayetimiz:
Allah ve melekler peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona salât ve selâm okuyun.




E açıkladık zaten? Allahın Peygambere salat etmesi, RAHMET ETMESİDİR.

--


69.Kıble önce Kudüsken Yahudiler itiraz ettikten sonra Kabe oluyor.

İlgili ayetimiz:
Biz senin, yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu elbette görüyoruz. İşte şimdi kesin olarak seni memnun olacağın kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir; nerede olursanız olun yüzünüzü o yöne çevirin. Kuşku yok ki kendilerine kitap verilenler onun rablerinden gelmiş bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.

Bazı ümmetlerde, Mescidi Aksa kıble olmuştur. Bizlerdeyse, Kabe kıble tarafıdır. Yahudilerle alakası yok. Kendilerine göre var mı? Bilemem.

--


70.Cehennemde Ebu Cehile düello teklif ediyor.

İlgili ayetimiz:

Ne dersin engelleyen, Peygamberi yalanlamış ve yüz çevirmişse!?

Peki o inkârcı, Allah’ın her şeyi, tabiî ki onun yaptıklarını da görmekte olduğunu bilmez mi?

Hayır, eğer o gerçekten vazgeçmezse, mutlaka Biz, onu perçeminden (alnından) yakalarız (sürükleriz).


﴾17﴿

O hemen kurultayını çağırsın.
﴾18﴿
Biz de zebânileri çağıracağız!
﴾19﴿
Sakın onun isteğine uyma! Secdeye kapan ve Allah’a yakınlaş.

Ateist kardeşlerimiz, "akılları sıra" alay ediyorlar.

--


71.Rahman suresinin 31-ci ayeti plak takılmış gibi aynı cümleyi yazıyor. (Özellikle bakınız..)

İlgili ayetimiz:

Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.

13. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

14. Allah, insanı pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.

15. "Cin"i de yalın bir ateşten yarattı.

16. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

17. O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir.(1)

18. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

19. (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.(2)

20. (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.

21. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

22. O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.

23. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

24. Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O'nundur.

25. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

26. Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.

27. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.

28. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

29. Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O'ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır.

30. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

31. Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar!

32. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.

34. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

35. Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.

36. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

37. Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül hâline geldiği zaman (hâliniz ne olur?)

38. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

39. İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.(3)
40. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

41. Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.

42. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

43. İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir.

44. Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.

45. O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?


Bu ayetler hata değildir. Gördüğünüz gibi. Peygamber bunu bizzat ashabına da okumuştur.

Sadece, bir nimet söyler, birşey söyler, sonra "böyle olduğu taktirde rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?" diye sorur.

Şükür etmeyi ister yani. Böyle büyük bir hata yapılmaz yani öyle değil mi?

--

72.Herşeyi bilen Allah kıyamet saatini meleklerden öğreniyor.

Allah herşeyi bilir yalnız yeniden sorar. Neden peki?

Meleklerden sorar onlar söyler. Allah bu vasıtayla, meleklerinde kıyamet gününe inandıklarını bilir.

Allah insanlardanda sual eder, bunun nedeni, Allah onların gizli sakladıkları şeyleri bilir. Ama onlar gene de itiraf etmezler. Allah sorar ki, onlarda itiraf edip yanlışlarından utansınlar.

--

73.Cennette kadınlar için vadedilen hiçbirşey yok.???

Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara devamlı kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler, Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası için en büyük mükâfattır. İşte büyük kurtuluş budur

Ayrıca, melekler cennetliklere ne istediklerini sorarlar. Kadına da sorarlar yani. Bunlar ne peki?

--


74.Hayvanları yük taşıma, öldürüp yeme ve ulaşım aracı olarak görüyor, evrimden alakasız.

İnsan İslamda evrimin olmadığını bilmeyecek kadar cahil mi olur? Ayrıca, tüm hayvanların ismi bu listede zikredilmez. Kasıt bazı hayvanlardır. Köpek öldürüp yeyin demiyor.

--


75.Bazı ayetler Muhammed zamanında hükmünü yitiriyor ama hala duruyor.

Hükmünü yitirse bile duruyor. Duramaz mı? Günümüzde cariye de yok ama duruyor. Bunu mu dert ediyorsunuz?

--

76.Peygambere soru sormak için sadaka vermek emrediliyor.

İlgili ayetimiz:

Ey iman edenler! Peygamberle özel görüşme yapmak istediğiniz zaman, bu görüşmenizden önce bir sadaka verin. Sizin için en iyi ve en nezih davranış budur. Şayet bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Peygamberle görüşmek isteyenlerin sayısı hep artıyordu. Çok artıyordu. Bu görüşmeleri de çok fazla uzatıyorlar ve bu da Peygamber için problemlere yol açıyordu.

Daha dertli kimselere yardım edememek onu üzüyordu. bu yüzden artık sadaka verilmesi emredildi (fakirlere, muhtaçlara).

--


77.Cennetin genişliği ayetlerde farklı anlatılıyor.

İlgili ayetimiz:

Genişliği gökle yerin genişliği gibi olup Allah’a ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış bulunan cennete ve rabbinizin bağışlamasına erişebilmek için yarışın. Bu, Allah’ın lutfudur ki onu dilediğine verir. Allah büyük lutuf sahibidir.

Rabbinizin mağfiretine mazhar olmak ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup gökler ve yer kadar geniş olan cennete girmek için yarışın!

Genişliği (eni) göklerle yer genişliği kadar olan cennet - diye geçer.

diğerindeyse genişliği (eni) gökle yer genişliği gibi olan cennet diye geçer.

Tek fark, bir ayette Kef harfinin kullanılıpta, diğerinde ise bu edatın kullanılmamasıdır. Yani, farklı gibi gözükselerde, manâlar aynıdır. Yanisi, çelişki yoktur.

--


78.Dünya kâinattan daha önce yaratıldı diyor.

İlgili ayetimiz:

De ki: "Arzı iki devirde yaratanı inkâr edip O’na başkalarını ortak mı koşuyorsunuz? O yaratıcı ve âlemlerin rabbi olan Allah’tır."

Arz üzerinde sarsılmaz dağlar oturttu, orayı bereketli hale getirdi; gerekli besinlerini orada -bunlara ihtiyacı olan varlıklar için eşit derecede olmak üzere- uygun ölçülerle yarattı. (Bütün bunlar) dört devirde oldu.

Dahası O, duman halinde olan semaya iradesini yöneltti; ardından ona ve arza, "İsteyerek veya istemeyerek (varlık sahnesine) gelin!" buyurdu. "İsteyerek geldik" dediler.

Böylece onları iki evrede yedi gök olarak yarattı, her göğe işlevini ilham etti. Biz, yakın semayı kandillerle donattık ve onu koruduk. İşte bu, her şeye gücü yeten, her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.

Yer ve gök, ikiside dünyada bulunur tabi ki. Yani diğer bir değişle, "Yeryüzü"nde.


Yeryüzü, seması ve diğer katlar. Hepsi birlikte "7 kat gök" olarak adlanır. Fussilet 12-de "böylelikle 2 gün içinde gökleri yedi kat olarak şekillendirdi" diyor. Yanisi, Yeryüzüyle birlikte hepsini 2 günde yaratmıştır. Bu açıktır.

Yani Fussilet 12 Fussilet 9-la bağlantılıdır. Fussilet-10daysa bitkileri, ağaçları 4 günde takdir edip düzene koyduğu geçer.

Yeryüzü ve ağaçlar vs. vs. de birlikte 6 gün eder.

Bunu 8 gün olarak saymıyoruz. Çünkü Fussilet 12-nin Fussilet 9-la açık bir bağlantısı vardır.

--


79.Rüzgar olmasa gemiler durur diyor.

İlgili ayetimiz:

Dilerse rüzgarı durdurur da denizin üstünde, öylece kalakalırlar; şüphe yok ki bunda, iyideniyiye sabreden ve çok şükreden herkese elbette deliller var.


Ayette, o dönemlerde rüzgarla haraket eden yelkenli gemiler kastediliyor.

--

80.Boşanma konusunda kadını 3 kez boşayıp başkasıyla evlendirip boşarsan tekrar sana helaldir gibi garip bir mantığa sahip.

İlgili ayetimiz:

İkinciden sonra koca eşini bir daha boşarsa, bundan sonra kadın, boşayandan başka bir koca ile evlenmedikçe ona helâl olmaz. İkinci koca da onu boşarsa, birinci kocası ile bu kadının, Allah’ın kurallarına riayet edeceklerini zannederlerse, tekrar evlilik hayatına dönmelerinde bir sakınca yoktur. Bunlar Allah’ın kurallarıdır, bilmek isteyenler için onları açıklamaktadır.


Bir erkek kadını 3 kez boşarsa, çocuk gibi durduk yere hep boşuyor anlamına gelir. Bu yüzden kadının başkasıyla evlenmesi gerekki, erkek kadınla boşandığı sürece kadının başkasına gittiğini anlasın. Ve bu süreç zarfında düşünsün. Ayrıca, kadın kocasını severse o adamla kalıyor. Kocası vefat eder de, yeniden eski kocasına dönmek isterse evlene bilir.

----


81.Göklerle yer bitişikken onları ayırdığını iddia ediyor.

İlgili ayetimiz:

İnkâr edenler, gökler ve yer bitişik iken onları ayırdığımızı ve her canlıyı sudan yarattığımızı görmezler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?

Asıl bomba!! İşte!! Big Bangında sunmuş olduğu bu teoriyi, Big Banga İnandığını savunan Ateist yalanlıyor!! İnsan bu kadar cahil ola bilir mi? Mucizevi bir ayettir bu. Big Bang patlaması da bunu kabul eder. İnsan bu kadar mı bilgisizdir ki, inandığı şey hakkında bile zerre birşey bilmesin!??!

=--=


82.Diğer kitaplar gibi varlığına kanıt olmayan Nuhun gemisi efsanesini anlatıyor.

İlgili ayetimiz:

Derken ona, nezaretimiz altında ve vahyimize uyarak bir gemi yap diye vahyettik; derken emrimiz gelip tandırın altından su kaynamaya başlayınca her mahluktan birer çifti ve helaki takdir edilenden başka ailenden olanları gemiye yükle ve zulmedenler hakkında bana söz söyleme, şüphe yok ki onlar garkolacaklar dedik.

Hz.Nuh,

Türklere gönderilen bir Peygamberdir. Hz.Nuhun yaşamadığını söyleyen oldukça büyük bir halt yemiştir.

Zira, Yafes Bin Türk, Türk soyunun ilki, ve Türklerin atasıdır. Kendiside Nuhun oğluydu.

Tüm Türklerin soyu Yafese dayalıdır. Gılgamış destanına da bakacak olursak,

Destanda Nuh tufanından bahsetmektedir. Gılgamış Destanı en eski rivayetlerden birisidir.

Yazarı da, bazı kısımlarında Nuh tufanından bahsetmektedir. Buda Gılgamış Destanını yazan kişinin Nuh tufanından bir süre sonra yaşamış olduğuna kanıttır.

Ayrıca, çok eskilere dayalı (tahmini 4800 yıl öncesine) Ağrı dağında 4800 yıl öncesine ait ahşap bir yapı bulunduğu söylenmektedir ki, bu yapının Hz.Nuh gemisine ait olduğu söylenir (Arşiv Haber, 2010).


Ayrıca, dilden dile dolaşan Hz.Nuh hikayesi, Hz.Nuhun yaşamına en büyük delildir.

--

83.Mekkede ayetler barışcılken, Medinede Muhammed güçlenince vahşi ayetler geliyor.

İlgili ayetimiz:
Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

Ehl-i kitap’tan Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, Allah ve resulünün yasakladığını yasak saymayan ve hak dine uymayan kimselerle, yenilmiş olarak ve kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.

Bu ayette, kastedilen bizim bildiğimiz Hz.Muhammed düşmanı kafirlerin (savaşçılardan) olduğu kesindir. Tartışmaya bile gerek yok.

--


84.Muhammedin "sapık" olmadığını savunan ayetler var.

İlgili ayetimiz:

Nûh şöyle cevap verdi: "Ey kavmim! Bende hiçbir sapkınlık yoktur; şu var ki ben âlemlerin rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.

Bu ayettekini söyleyen (birzamanlar) Hz.Nuh olduğu geçiyor ki? Ayeti doğru düzgün okumamış bile rezil.

--


85.Gece ve gündüz bilimsellikten çok uzak anlatılıyor.

Gündüzün çalışma, geceninse uyumak için yaratıldığı söylenir.

evet kabul gece çalışanlar var, yalnız burda sadece yaratılış sebepleri söylenir. İlla yapın denmez.

--

86.Mikailin metereolojiden sorumlu olduğu söyleniyor ama trilyonlarca gezegen var.

Hz.Mikail, tabiat hadiselerine, insanlara hayvanlara ve bitkilere, berekete ve yağmura bunların hepsine bakan, bunlardan sorumlu olan melektir.

--

87.Tatlı suda mercan ve inci yetişebileceği anlatılıyor.

İlgili ayetimiz:

﴾19﴿

O, birbirine kavuşmak üzere iki denizi salıverdi.
﴾20﴿
(Ama) aralarında bir engel vardır; birbirlerine karışmazlar.
﴾21﴿
Artık rabbinizin nimetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?
﴾22﴿
Onlardan inci ve mercan çıkar.

Yapılan araştırmalara göre, inci ve mercan deniz ve nehir sularında bulunmaktadır. Yani, buda mucizevi bir ayettir.

--

88.Tevrattan alıntılar yapılırken hata yapılmış. Zebur kitap zannediliyor.

İlgili Kuran ve Tevrat ayetlerimiz:

Kuran

Tevrat’ta İsrâiloğulları’na, "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş... ve yaralamalara da birbirine kısas vardır. Kim kısası bağışlarsa bu kendisi için bir kefâret olur. Ve her kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir" diye yazdık.

Tevrat


Ama başka bir zarar varsa, cana karşılık can, göze karşılık göz, dişe karşılık diş, ele karşılık el, ayağa karşılık ayak, yanığa karşılık yanık, yaraya karşılık yara, bereye karşılık bere ödenecektir. (tevrat almak zorunda kaldım)

Bu, Kuranın Tevrattan alınmamasına kanıttır. Sadece bu iddianıza cevap veriyorum. Tevrat, Musanın bu hikayesini doğru yazamamışken, İslam doğru yazmış (Müslüman görüşü).

Yanisi, Kuran Tevrattan özenmemiş, bu ayette bir kanıt olsun.

--


89.Cennet sadece erkeklere özgü bir harem gibi anlatılıyor.

Hayır, sadece huri filan var. Huri yüzünden HERŞEYİ ERKEKLER ALIYOR ÜLEN! Demekte neyin nesi?

--

90.Allahın bazı insanlara hidayet vermediği ve onları yakacağı söyleniyor.

Ayet eklememiş biz ekleyelim O ZAMAN.

Paylaştığımız ayet:

Andolsun, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık ki kalbleri var, fakat onlarla anlamazlar; gözleri var, fakat onlarla görmezler; kulakları var, fakat onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir, hattâ daha da sapık... Ve işte gâfiller onlardır!) / Tefhim-ul Kuran (7/A'RÂF-179: Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık.) Kalbleri vardır bununla kavrayıp anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.


Cehennem için yarattık diyor,

çünkü kalbleri var ama anlamıyorlar, düşünemiyorlar. Görmüyorlar vs. vs.

Yani bunların hiçbirini yapmıyorlar, "sorguladık" ayağına yatıyorlar. Bu yüzden cehenneme gidiyorlar. Yaptıkları hesaba katılıyor. İyice bir anlayın ayeti, hayvan gibi saldırıp budalalaşmayın.

--

91.Göğün yere düşmemesi için tutulduğu yazıyor.

İlgili ayetimiz:

Görmez misin, şüphe yok ki Allah, ram etmiştir size yeryüzünde ne varsa ve emriyle denizde akıp giden gemiyi ve izni olmadıkça gökyüzünü yeryüzüne yıkmaz da tutar; şüphe yok ki Allah, insanları pek esirger ve rahimdir.

Tutarın anlamını saptırmayın!! Yani, Allah kendi kudretiyle yeri gökten, göğü yerden ayırdı. Öylede kaldı. İsterse, yeniden eski haline geri getirir misali.

--


92.Nisa 11-12 ayetlerinde matematik hesap hatası yapılıyor.

﴾11﴿
Allah size, çocuklarınız hakkında erkeğe, iki kadın payı kadar (vermenizi) emreder. İkiden fazla kadın iseler bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuşlarsa anasının hakkı üçte birdir. Ölenin kardeşleri varsa anasının payı, vasiyetten ve borçtan sonra altıda birdir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş paylardır; şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
﴾12﴿
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra, eşlerinizin, çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anası, babası ve çocukları bulunmadığı halde malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kız kardeşi varsa, vasiyetten ve borçtan sonra her birinin payı altıda birdir. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. Kimse zarar görmesin; Allah’ın hükmü budur. Allah her şeyi bilendir, hilim sahibidir.

Bunu yazmıştık zaten,
Anneye 1/6
Babaya 1/6
3 Kızçocuğuna 2/3
eşe 1/8
(A+B)/3K=2/6 / 2/3 = 50/100
(A+B) / EŞ = 2/6 / (eşin payı) 1/8 = 266/100
3 KızÇocuk / Eş= 2/3 / 1/8=533 / 100
Yani A+B= (sonucu) 266 (karşılıklı anne 133 baba 133)
3 kardeş 533
eş=100
Yani, ANNE + BABA + 3 KIZÇOCUK+EŞ
yapıyor, hepsinin mirasları,
133+ 133 +533+ 100= Sonucumuz:899
Avliyye:
1/6+1/6+2/3+1/8=54/48 sonuç:
8/48+8/48+32/48+6/48=54/48
3 hesaptan 1-cisi
899/133=6.75
diğeri
899/533=1.68
son
899/100=8.99
İkicindeki sonuç sonucunu böleceksek
54/8=6.75
54/32=1.68
54/9=6

Bunun başka matematiksel cevapları da mevcuttur.

--

93.Güneşin sıradan bir yıldız olduğu bilinmiyor.

Kuran güneşe tanrı dememiş -haşa- birşey değil. Yazmak için yazmışsınız. Bari ayet verseydiniz de öyle baksaydık.

--


94.Bilimselliğe ters olarak herşey insan için yaratıldı mantığı var.

Ayet paylaşmamış. Galiba kastettiği,

Kastedilen ayetimiz:

Ayrıca O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini kendinden bir lutuf olarak emrinize vermiştir. Bütün bunlarda düşünenler için işaretler vardır.

Allah dünyayı, kendini duyurmak, kendisine inananları ödüllendirmek için yaratmıştır. Hepsini bir lütuf olarak emrimize vermiştir. Kastettikleri, yemekler, bitki, yer, güneş, ay, gece, gündüz gibi şeylerdir.

Yemek yeriz mesela, güneş bizi ısıtır, mesela yaz ayları sıcak olduğu için plaja vs. gideriz. Ve ya gece olur ay çıkar, yorgun argın eve geliriz, sonra uyuruz. Sonra yeniden gündüz olur, işe gideriz. Bitki ekeriz.

Yani kasıt, dünyayı şuanda biz insanlar yönetiyor. Şuanda bizlerden daha üstünü yok. Köpek mi bizden daha üstün? Yoksa bir kedi mi? Karınca mı? Değil. Biz onlardan daha üstünüz misali.

-

95.Cinlerden bahsediyor, varlıklarına dair hiçbir bilimsel delil yok.

Bu hayatımda gördüğüm en mantıksız sözdü. Zaten cin denen birşey, Tanrı kavramını doğrular. Oysa Tanrı dünyayı imtihan için yaratmıştır. Bilimsel delil mi olsun birde?

--

96.Allah bazı ayetlerde pazarlık yapıyor.

Bunlara pazarlık denmez, sadece Allah bazı hükümleri, bazı şeyleri vs. insanlara anlatıyor ki, böyle yapın. Bu doğrudur vs.

--

97.Hırsızlık haram ama, savaşta ele geçirenlerin yağmalanması helâl.

İlgili ayetimiz:

Hırsızlık eden erkek ve kadının yaptıklarına karşılık bir ceza, Allah’tan bir ibret olarak ellerini kesin. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.

Elinizin altında bulunan câriyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı; Allah’ın size emri budur. Bunlardan başkasını, iffetli yaşamak ve zina etmemek kaydıyla, mallarınızla (mehir ile) istemeniz size helâl kılındı. Onlarla karı-koca ilişkisi yaşamanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.


Burda yağmalayın diye bir şey mi var?

--


98.Nisa 23 ensesti yasaklıyor, Ahzab 50 sadece peygambere izin veriyor.

İlgili ayetimiz:

Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşin kızları, kız kardeşin kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, eşlerinizin anaları, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onlarla birleşmiş değilseniz (evliliğiniz son bulduğunda) kızlarını almanızda size bir sakınca yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi birden almak da size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir, Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

Ey peygamber! Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verip de elinin sahip olduğu kadınları, seninle birlikte hicret eden amca kızlarını, hala kızlarını, dayı kızlarını, teyze kızlarını, kendini peygambere mehirsiz olarak bağışlar da peygamber de onunla evlenmek isterse böyle bir mümin kadını -ki sonuncusu diğer müminlere değil, zatına mahsustur - sana helâl kıldık. Müminlere eşleri ve sahip oldukları kadınları hakkında hangi kuralları geçerli kıldığımızı biliyoruz. Sana mahsus olanı güçlük çekmeyesin diye meşrû kıldık. Allah çok bağışlayıcı, pek esirgeyicidir.

burda peygambere helal kılınanlardan kasıt şudur ki, siz insanlar dayı, teyze vs. kızlarıyla evlenirsen yüksek bir ihtimalle çocuğunuz kusurlu doğmaz. Yani sadece peygambere helal kılınan şeyler diye çarptırmayın.

--


99.Kuranda "AŞK" kelimesi hiç geçmiyor.

Nasıl yani? 99 soru bumu? AŞK geçmiyor? Yani iddianız Hz.Muhammedin aşkıda mı bilmemesi? Yok artık.

Şimdi tüm kelimeleri sayın ve bunlar Kuranda geçmiyor kuran sahih değildir deyin.

Allah, Kuranı Kerimde erkeklerin kadınlara sevgisi olduğunu söyler.

İnsanlara: Kadınlar, oğullar, yüklerle altun ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden şehevat sevgisi bezendi; fakat bunlar Dünya hayatın geçici metâ'ı, halbuki Allah, akıbet güzelliği onun yanındadır.) / Elmalılı (sadeleştirilmiş) (3/ÂLİ İMRÂN-14: İnsanlara, kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, cins atlar, davarlar, ekinler gibi zevklerin sevgisi, çekici hale getirildi. Fakat bunlar, dünya hayatının geçici nimetleridir. Oysa Allah, akibet güzelliği, O'nun yanındadır.

Sevgi ilgidir. Aşırı ilgiyse, aşırı tutkuysa zaten Aşktır. Vesselâm.
 
Üst Alt