Anamur (Mamuriye) Kalesi (Anamur)

ceylannur

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
3,873
Anamur (Mamuriye) Kalesi (Anamur)


Mersin Anamur ilçesinin 5 km. güneydoğusunda, deniz kıyısında bulunan Anamur Kalesi, III.-IV.yüzyılda Romalılar döneminde yaptırılmıştır. Romalılardan sonra Bizanslılar ve Haçlı Seferleri sırasında kale kullanılmış, ilk yapımında 23.500 m2 olan alanı genişletilmiş ve yeni yapılar eklenmiştir. Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat yöreyi 1221 yılında ele geçirmiş ve savaş sırasında yıkılan kalenin yerine bugünkü kale yeniden yapılmıştır. Karamanoğulları ve Osmanlılar da bu kaleyi kullanmışlardır. Karamanoğlu II.İbrahim Bey 1450 tarihinde kaleyi onarmış ve bu yüzden de Mamuriye Kalesi ismi buraya verilmiştir.

Anamur Kalesi günümüze iyi bir durumda gelmiş Anadolu kalelerinden bir örnektir. Kalenin sur duvarları, kuleleri ve mazgalları ayakta durmaktadır. İlk bakışta bir kervansarayı andıran Anamur Kalesi’nin duvarları üzerindeki kitabede Karamanoğlu İbrahim zamanına ait 1450 tarihi yazılıdır.


Şikâri’den öğrenildiğine göre:

“Anamur ve Taşeli'nin kâfirler tarafından zapt ve harap edilmesi üzerine Karamanoğlu Mahmut Bey (1300-1308) 36.000 kişilik ordusuyla düşmanı bozguna uğratıp kaleyi ele geçirmiş, mamur edip, adını Mamuriye koymuştur.”

Kale oldukça derin bir hendekle çevrilidir. Kesme taş ve moloz taştan yapılmış olup, 36 kulesi ve içerisinde birbirlerinden farklı üç avlusu bulunmaktadır. Bunlardan batı avlusunda günümüzde de ibadete açık olan, onarılmış tek minareli bir cami bulunmaktadır. Ayrıca kale içerisinde Roma Çağı’ndan kalmış tiyatro, kemerler, mozaik döşemeli evler ve kilise kalıntıları da bulunmaktadır. Kalenin sur duvarları iç içe geçmiş olup, bunların arkasında kaleyi bütünüyle dolaşan, burçlar arasındaki bağlantıyı sağlayan seğirdim yolu bulunmaktadır. Bu yolun üzerinde de 35’i küçük, 4’ü büyük olmak üzere 39 kule peş peşe sıralanmıştır. Kalenin sur duvarları Toros Dağları’nın eteklerinden başlayarak denize kadar uzanmaktadır. Bu surların dışındaki geniş bir alan Nekropol (mezarlık) olarak kullanılmıştır.

Kaledıran Kalesi (Anamur)
Mersin Anamur ilçesinin 52 km batısında, Kaledıran Köyü yakınında bulunan kalıntıların bir kaleye ait olduğu sanılmaktadır. Bu kale Bizans döneminde yapılmış ve gözetleme amaçlı olarak kullanılmıştır.

Liman Kalesi (Aydıncık)
Mersin Aydıncık ilçesinin güneyinde, yarımadayı çevreleyen kalenin yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber, ilk yapımının Antik Çağlara kadar indiği ve Romalılar tarafından da kullanıldığı arkeolojik kazılar sonunda ortaya çıkmıştır. Piri Reis haritasında da kale belirgin olarak gösterilmiştir. Ayrıca XIX. yüzyılda çizilmiş olan gravürlerde, özellikle Barlett’in 1836 tarihli gravüründe limana hakim bir yerde belirgin biçimde gösterilmiştir. XIX.yüzyıldan sonra kalenin koruması altındaki limanın terk edilmesi ile kale işlevini yitirmiş ve bir süre sonra da terkedilmiştir.

Kale kesme taş ve moloz taştan yapılmış olmasına rağmen günümüze yeterli biçimde kalıntıları gelememiştir. Bunun da nedeni XX. yüzyılda yanındaki kentin yapılanması sırasında taşlarından yararlanılmış ve çevresi taş ocağı olarak kullanılmıştır. Günümüzde bazı duvar kalıntıları dışında izi kalmamıştır.

Softa Kalesi (Bozyazı)
Mersin Bozyazı ilçesinin 10 km doğusunda, Mersin yolu üzerinde “Fidik” olarak isimlendirilen tepede bulunan kalenin kuruluş tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber, Antik Çağlarda kalenin yapıldığı sanılmaktadır. Bizanslılar kaleyi kullanmış ve eklerle de genişletmişlerdir.

Osmanlı döneminde de kullanılan kale, kesme ve moloz taştan yapılmıştır. Sur duvarları ile su sarnıçlar, hamam kalıntıları günümüze gelebilmiştir.

Kız Kalesi (Korykos Kalesi) (Erdemli)


Mersin Erdemli ilçesinde, kıyıdan 200 m. açıkta küçük bir ada üzerinde yer alan kalenin karşısında M.Ö IV.yüzyılda koloni kenti olarak Kilikia bölgesini ele geçiren Seleukos Nikador tarafından kurulmuş olan Korykos antik kenti bulunmaktadır. Herodotos bu şehrin Kıbrıslı bir prens tarafından kurulduğunu yazmaktadır. Bu şehir M.Ö I.yüzyılda kendi adına sikke bastırmıştır. Korykos liman kenti olmasından ötürü tarih boyunca birçok kez el değiştirmiştir. Romalılar 450 yıl buraya hâkim olmuşlardır. Roma döneminde zeytinyağı ihraç limanı olarak tanınmıştır. Bizanslılar şehrin çevresini Arap akınlarına karşı surlarla çevirmiştir. Ermeni Krallığı bir süre buraya hakim olmuştur.

Kale önemli bir liman olan Korykos’u denizden gelebilecek saldırılara korumak amacıyla yapılmıştır. İlk ismi Elousa idi. Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından 1448 yılında onarılmıştır. Sultan Cem (1459-1495) Rodos Adasına gitmeden önce 1482’de 39 gün burada kalmış, Rodos şövalyeleri ile burada çarpışmıştır.



Kalenin yapılması ile ilgili bir efsane bulunmaktadır:

Korykos'ta yaşayan bir kral kız çocuğu olsun diye gece gündüz Tanrıya yalvarıp yakarırmış. Sonunda dileği yerine gelmiş bir kız çocuğu dünyaya gelmiş. Bu kız büyüyüp gelişmiş, güzelliği ve yardımseverliği ile herkesin sevgisini kazanmıştır. Günlerden bir gün şehre bir falcı gelmiş. Kral onu sarayına çağırmış ve kızının geleceğini öğrenmek istemiştir. Falcı prensesin eline bakınca irkilmiş, ancak bir şey söylememiştir. Kral zorlayınca; "Kralım, kızınızı bir yılan sokacak. Bu yazgıyı hiçbir şey bozamayacak, bunu siz bile engelleyemeyeceksiniz”. Kral, kıza bir şey söylememiş, bunu nasıl engelleyeceğini düşünmeye başlamıştır.Sonunda kıyıya yakın küçük bir adacık üzerinde, beyaz taşlardan bir kale yaptırmaya karar vermiştir. Kaleyi yaptırmış ve kızını buraya yerleştirmiştir. Olan biteni bilmediğinden kral kızı üzülmekte, günden güne erimekteymiş.Günün birinde saraydan kaleye gönderilen bir üzüm sepetinin içinden çıkan bir yılan kızı sokmuş ve öldürmüştür.

Bu efsanenin bir benzeri de İstanbul’daki Kız Kalesi ve Ayasofya’daki karşısında topların bulunduğu bir madeni sanduka için de söylenmektedir.

Kız Kalesinin büyük bir bölümü ayakta durmakta ve Mersin’in sembolü konumundadır. Ada üzerindeki kale oldukça iri yontma taşlardan yapılmış, yer yer de moloz taşlar kullanılmıştır. Kalenin kuzey ve güneyindeki köşelerde sekiz kulesi vardır. Çevresi 192 m uzunluğundadır. Kale iç içe iki surdan meydana gelmiştir.Sur duvarlarının etrafı hendeklerle çevrilmiştir. İçeriye girişi günümüze gelemeyen hareketli bir köprü sağlamıştır. İçerisinde Kral Archelus’a ait saray kalıntısı, su kemerleri, sarnıçlar, kaya mezarları ,lahitler ve Rom döneminde yapılmış taş döşeli yollar bulunmaktadır.

Akkale (Tırtar) (Erdemli)



Mersin Erdemli ilçesind, Mersin-Silifke karayolu üzerinde,il merkezine 49 km uzaklıta bulunan Akkale denize hakim bir noktada kurulmuştur. Kalenin yapım tarihini belirten bir kitabesi olmamasına rağmen yapı üslubundan M.S III.yüzyıda Roma döneminde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Kale 2-3 katlı bir ana kale ile çevresinde haç planlı iki küçük yapı, sarnıçtan meydana gelmiştir. Duvarları kesme taş ile moloz taştan örülmüştür. Roma döneminde zeytinyağı ihraç limanını kontrol amacıyla yapılmıştır.

Tokmar Kalesi


Mersin, Antalya-Taşucu karayolunun 22. km’ne 5 km uzaklıkta bulunan Tokmar Kalesi denize hakim bir tepe üzerinde kurulmuştur. Kalenin bulunduğu tepenin güneyinde yalçın kayalıklar bulunmakta olup bu doğal konum kaleyi daha korunaklı bir hale getirmiştir.
Kalenin yapım tarihi belirtecek bir kitabe veya kaynaklarda eterli bir bilgiye rastlanmamakla beraber XII. Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
Kale moloz taş ve kesme taştan ve yer yer de kayalardan yararlanılarak yapılmıştır. Kuzey yönündeki savunma burçları günümüze adar ulaşabilmiştir.

Kırshu (Meydancık Kalesi) (Gülnar)
Mersin Gülnar ilçesinin 10 km güneyinde Tırnak Köyü yakınlarında bulunan bu kale M.Ö VII-VI. Yüzyılda Luwiler tarafından yaptırılmıştır. Burada bulunan kayaya oyulmuş bir mezar odasındaki kitabeden kalenin isminin Kirshu olduğu anlaşılmıştır. M.Ö V-IV yüzyıllarda Persler, M.Ö III-II. Yüzyıllarda Mısırlılar bu kaleden garnizon olarak yararlanmışlardır. Bu dönemlerde kalede bazı ekler ve onarımlar da yapılmıştır. Babil Kralı Neriglissar (M.Ö 559-556) döneminde Pirindu Kralı Appuashu buraya hakim olmuş,daha sonra da Neriglissar tarafından kale yıktırılmıştır. Kale ve çevresindeki yerleşim alanları Roma ve Bizans döneminde de kullanılmış ve kale yeniden yaptırılıştır.

Kale kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. Tepe üzerinde 750 m. uzunluğunda, 150 m. genişliğinde düz bir alanda yer alan kaleyi Fransızlar 1971’de kazı çalışmalarına başlamışlardır. Kazılarda kalenin anıtsal, kesme taştan kapısı ortaya çıkarılmıştır. Bunun yanı sıra klenin üzerinde bulunduğu tepenin doğusunda mezarlar, Perslere ait abartmalar ve çok sayıda Hellenistik Çağa ait sikkeler ele geçmiştir. Çalışmalar günümüzde de periyodik olarak devam etmektedir. Kazılar sonunda yöre tarihi ile ilgili bulgular elde edilmektedir.

Mut Kalesi (Mut)



Mersin Mut ilçe merkezinin kuzeyindeki bir tepe üzerinde bulunan kalenin yapım tarihi kesin olmamakla beraber İlk Çağa kadar uzanmaktadır. Bazı iddialara göre Hitit döneminde kalenin yapımına başlanmış, bugünkü görünümünü Karamanoğulları zamanında almıştır. Bizans döneminde de onarılmıştır. Evliya Çelebi’den öğrenildiğine göre, Mut kalesini Rumlardan almak isteyen Karamanoğlu Yakup Bey’in askerleri burada şehit olmuştur. Bunun üzerine Karamanoğlu İbrahim Bey, büyük bir kuvvetle kaleye hücum etmiş ve içerisinde bulunan 70.000 askeri öldürmüş ve ölüleri de kalenin güneyindeki bir tepeye gömdürmüştür. Bu yüzden de günümüzdeki bu tepeye Meşatlık Tepesi denilmektedir.

Kale kesme ve moloz taştan yapılmış olup dikdörtgen planlıdır. Çevresinde hendekler bulunmamaktadır. Kalenin dokuz burcu vardır. Ayrıca surların içerisinde iç kale olarak nitelenen bir de kulesi bulunmaktadır. Kale içerisinde kaynayan su uzun süre şehir suyu olarak kullanılmıştır.

Mavga Kalesi (Mut)
Mersin Mut ilçesinin 16 km. kuzeybatısında, Kozlar Yaylası’nda bir kaya üzerinde bulunan Mavga Kalesi 1230 yılında yaptırılmıştır. Bununla beraber kalenin daha eski dönemlerde yapıldığı ve İlk Çağlara kadar uzandığı sanılmaktadır.

Kale kesme ve moloz taştan yapılmış, 9 burç ile sur duvarları sağlamlaştırılmıştır. Giriş kapısı kuzey yönünde olup, çevresinde hendekler bulunmamaktadır.

Silifke Kalesi (Silifke)


Mersin Silifke ilçesinde bulunan kale yüksek bir kaya bloğunun üzerinde yapılmıştır. Yapım tarihini belirten bir kitabeye rastlanmamakla beraber, yapı üslubundan MÖ.IV.yüzyılda yapıldığı ve daha sonra Roma ve Bizans döneminde de genişletilerek kullanıldığı sanılmaktadır. Yöreye hâkim olan Ermeni kralları da bu kaleyi kullanmış ve onarmışlardır. Osmanlı döneminde Gedik Ahmet Paşa tarafından 1471’de ele geçirilmiştir.

Silifke’ye hâkim 185 m. yüksekliğindeki kalenin çevresi hendeklerle çevrilmiş, kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. Kalenin çevresi 4.827 m. olup, kule ve burçlarla desteklenmiştir. Kalenin girişi güney yönde olup, buraya demirden bir kapı yapılmıştır. Kalenin duvarlarının 23 burç ile takviye edildiği kaynaklardan öğrenilmektedir. Günümüze bunlardan yalnızca on tanesi yıkık bir durumda gelebilmiştir. Kalenin oval bir planı olup, içerisinde tuğla kemerli galerileri, su sarnıçları, depolar ve onun dışında özelliği anlaşılamayan temel kalıntıları bulunmaktadır. Bunlardan su sarnıçları Bizans döneminde yapılmış olup, 23.00x45.00 m. ölçüsünde, 12.00 m. derinliğindedir. Kale içerisinde Seleukos krallarına ait bir şato kalıntısı olup, bunun altına kayalara oyulmuş 5.00x5.00 ve 18.00 m. ölçüsünde günümüze iyi bir durumda gelebilen bir bodrum yapılmıştır.

Osmanlı döneminde de kullanılan bu kalenin içerisinde yerleşim olmuştur. Evliya Çelebi burada 60 evin bulunduğuna değinmiştir. Osmanlı döneminde kale içerisinde yapılan cami Yıldırım Beyazıt tarafından onarılmıştır.

Mezgit Kale (Silifke)
Mersin Silifke ilçesinde, Türkmenuşağı Köyü yakınında bulunan bu kale, bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Aynı zamanda burada Korkusuz Kral olarak isimlendirilen bir krala ait mezar bulunmaktadır. MS.II.-III. Yüzyıla tarihlenen bu anıt mezar 7.80x7.80 m. ölçüsünde olup, önünde khorint başlıklı bir giriş kısmı bulunmaktadır.

Kale günümüze harap bir durumda gelmiş olup, moloz taştan yapılmıştır. Kalenin planını çıkarmak mümkün olamamıştır.

Sinekkale (Silifke)
Mersin Silifke ilçesi, Karadedeli Köyü’nün 8 km. kuzeyinde Bizans dönemine ait bazı kalıntılarla karşılaşılmıştır. Bu kalıntıların arasında kilise ve su sarnıcına ait izler bulunmaktadır. Aynı zamanda bu yerleşim yerindeki moloz taş ve kesme taştan yapılmış olan bazı kalıntıların bir kaleye ait olduğu sanılmaktadır. Ancak yörede yeterli bir araştırma yapılmadığından planı, yapım tarihi ve kimler tarafından kurulduğu hakkında bilgi edinilememiştir.

Tarsus Kalesi (Tarsus)


Mersin Tarsus ilçesinde bulunan Tarsus Kalesi’nin yapım tarihi eski çağlara kadar inmektedir. Kale surlarının MÖ.200 yıllarında yapıldığı, daha sonraki dönemde de onarıldığı bilinmektedir. Kalenin dört ayrı girişi olup, bunlardan güneybatı kapısı Kleopatra Kapısı olarak tanınmaktadır. Antik tarihçilere göre Kleopatra Tarsus’a gemi ile gelmiş ve bu kapıdan şehre girmiştir. Kleopatra Romalı general Antonios tarafından buradaki Gözlü Kule’de karşılanmıştır. Kalenin diğer kapıları Dağ Kapısı, Adana Kapısı ve Deniz Kapısı isimleri ile anılıyordu.

Günümüzde ilçe merkezinde bulunan bu kalenin iç ve dış surları bulunuyordu. Kesme taştan yapılmış olan sur duvarları 1832 yılında Tarsus’u işgal eden Mısırlı İbrahim Paşa’nın burada yaptırdığı yapılar için taşları sökülmüş, onu izleyen dönemlerdeki yeni yapılanmalarda da kalenin taşlarından yararlanılmıştır. Bu nedenle de Tarsus Kalesi’nden günümüze Kleopatra Kapısı dışında başka bir iz gelememiştir.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde İskele Kapısı ismi ile tanımladığı Kleopatra Kapısının yapımında kesme taş ve horasan harcı kullanılmıştır. Yuvarlak kemerli olan bu kapı 617 m. yüksekliğinde olup, genişliği 6.18 m.dir.

Helenistik Kule (Silifke)
Mersin Silifke ilçesi Uzuncaburç’ta şehri çevreleyen surların kuzeydoğusunda beş katlı bir kule bulunmaktadır. Kulenin giriş kapısı üzerindeki kitabeden MÖ.III.yüzyılın ikinci yarısında Tarkyares tarafından yaptırıldığı öğrenilmektedir. Sonraki yıllarda kule yangın geçirmiş ve Romalı vali Petronios’un emri ile MS.III.yüzyılın sonlarında yenilenmiştir. Bu kule, aynı zamanda Roma sikkeleri üzerinde de yer almıştır.

Kule 16.00x13.00 m. genişliğinde ve 23 m. yüksekliktedir. Kesme taştan yapılan kulede harç kullanılmamıştır. Her kat içerisinde ayrı ayrı bölümler yapılmıştır. Bu kulenin aynı zamanda tehlike anlarında halkın sığındığı yer olduğu da kaynaklardan öğrenilmektedir.
 
Üst Alt