Burada her şey "NET"
islamiforumlar.net



Go Back   islamiforumlar.net - islami forum > İSLAMİ PAYLAŞIMLAR > Risale-i Nur
www.islamiforumlar.net
Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Son Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Soru cevap Dua köşesi İslami rüya tabirleri Resimli Cuma Mesajları Dök içini rahatla İletişim

Depresyonun Sebepleri; Risale-i-Nur'dan açıklama...

Risale-i Nur


Yeni Konu aç CEVAPLA

 

Seçenekler Değerlendirme
Alt   #1 (permalink)
YaRaLiyiM
Başarılı Kardeşimiz

Depresyonun Sebepleri; Risale-i-Nur'dan açıklama...



DEPRESYONUN ÇARESİ RİSÂLE-İ NUR’DA

DEPRESYONUN SEBEBİ, İNSANIN KENDİNİ

TANIMAMASI

“İnsan, kendini tanımazsa, nereden geliyor ve nereye gidiyor olduğuna dair sorular sorup bunların en doğru cevaplarını bulamaz, bu dünyadaki vazifesini idrak edemezse, elbette depresyona düşmeye müsait hâle gelecektir. Bu cevapları da en doğru ve ikna edici olarak, dinler ve peygamberler vermiştir.”

RİSÂLE-İ NURLAR, BAŞLI BAŞINA “PEACE
TEDAVİ SÜRECİ ” ESERLERİ

“Batılıların adını, PEACE koyduğu, anlam olarak da HUZUR mânâsına gelen tedavi süreci, aslında baştan başa imanî bir bakış açısı sürecidir. Kur’ân ve sünnete göre bir bakış açısı ayarı sunan Risâle-i Nur eserleri ise, başlı başına bir PEACE tedavi süreci eserleridir. Risâle-i Nurlar başta insanı psikolojik problemlere karşı koruduğu gibi, probleme düşmüş insanlara da Kur’ânî tedaviler uygulayan bir hekim gibidir.”

Risâle-i Nur ve psikoloji
İlâç ve inanç tedavisi

Bahar mevsiminin ilk aylarını yaşadığımız bu günlerde depresyon hastalıklarının arttığı bir vakıadır. İnsan, adeta sinema perdeleri gibi değişen kâinat tablosunu okumakla görevlidir. Allah, insanı bu okuma işini yapabilecek cihâzâtla donatmıştır. Başka hiçbir mahlûka bu özellikler verilmemiştir. İnsanın tefekkür etmesi, imanî bir bakışla olayları değerlendirmesi, Esmâ okumaları yapması, yaratılış hikmetinin bir gereğidir. İşte bu hikmetin en yoğun icra edildiği zaman dilimi, her halde bahar aylarıdır.

Hızlı, san'atlı, suhûletli ve sehavetle, muazzam değişikliklerin yapıldığı bu mevsimde, her şey yaratılış hikmetine uygun hareket ederken, insan bu hikmete uymaz ise, sıkıntılar yaşar. Bu mükemmel enerjiye ayak uyduramaz, dar bakış açıları ile, basit, günü birlik olay ve hadiselere takılıp, enerjisini bu yönde harcarsa, elbette depresyon kaçınılmaz bir sonuç olacaktır.

Depresyon sadece bu sebeple ortaya çıkmamaktadır. Çağımızın hastalığı depresyona, sebepleri açısından baktığımızda dört çeşide ayrıldığı görülür.

Bunlardan birincisi, beyindeki bir bozulma sonucu olan depresyondur ki, bu fiziksel bir hastalıktır.

İkincisi, genetik olmayan ama biyolojik bir depresyon çeşididir. Bu da genelde madde bağımlılarında ortaya çıkar.

Üçüncüsü, halledilmemiş bir çocukluk travması, geçmişteki bir sorundan kaynaklanan, psikolojik olmakla beraber, biyolojik de olan bir sorundur.

Dördüncüsü ise, insanın günlük hayatında meydana gelen, ani ve şiddetli bir etki neticesinde ortaya çıkan depresyondur.1

İlk iki depresyonda insanın tıbbî bakıma ihtiyacı vardır. Psikiyatri tedavisi ve ilâçlar şarttır. Üçüncü ve dördüncü tip depresyon tedavisinde ise, ilâçla beraber sağlıklı sonuç için, ‘inanç tedavisi’ de gerekmektedir. Belki inanç faktörü ve iman, tam bu noktada en iyi bir çözüm olacak ilâç mesabesindedir. İman, gerçi ilk iki depresyon tedavisinde dahi, hatta koruyucu tedbir açısından da bir ilâç ve kalkandır. Fakat bu gün toplum içerisinde en yaygın olanı, üçüncü ve dördüncü tip depresyon çeşididir.

İnsan, kendini tanımazsa, nereden geliyor ve nereye gidiyor olduğuna dair sorular sorup bunların en doğru cevaplarını bulamaz, bu dünyadaki vazifesini idrak edemezse, elbette depresyona düşmeye müsait hâle gelecektir. Bu soruları her insan fıtrî olarak sorar, fakat doğru cevaplarını herkes bulamaz. Bu cevapları da en doğru ve ikna edici olarak, dinler ve peygamberler vermiştir.

Geçmişte çözülemeyen bir problem sonucu, ilâç tedavisi, kişinin konu hakkında konuşmasına ve bu konuşmanın neticesinde kendini kısa süreli iyi hissetmesine sebep olabilir. Kısa vadede faydalı gibi gözüken bu tedaviyle, problemler yüzeysel çözülmüş olabilir, fakat ilâçla yapılacak bu çözüm, kaçınılmaz olan sonucu sadece erteler. Bunun tehlikeli bir yanı da, bir hap sayesinde kendini iyi hissetmenin, ileride duran zorluklara karşı yapmak gerekeni de yapmaktan kaçınmaya yol açabileceğidir.

O halde, bir depresyon durumunda yapılması gereken, ilâç tedavisi olsa bile, bununla beraber ‘inanç tedavisi’ de şarttır. Psikolog ve psikiyatristlerin ilâç tedavisi ile beraber inanç terapileri yapmaları da gerekir. “Hazık (uzman) mütedeyyin hekimlerin tavsiyelerini tutmak, ehemmiyetli bir ilâçtır. Mütedeyyin hekim, elbette meşrû dairede nasihat eder ve vesâyâda (tavsiyelerde) bulunur. Yarım hekimlere veyahut insafsız doktorlara rast gelse, evhamını daha ziyade tahrik eder. Zengin ise malı gider, yoksa ya aklı gider, veya sıhhati gider.”

“PEACE” veya İmânî Bakış Açısı

Psikolojik hastalıklarda, İngilizce “PEACE” kelimesi, özellikle Batı’da kullanılan bir tedavi sürecinin baş harflerinden oluşmaktadır. Kelime anlamı, “HUZUR” demektir. Harf açılımı ise, “P (problem); E (emotion=duygu); A (analysis=analiz); C (contemplation= tefekkür); E (equilibrum= denge)” anlamındaki kelimelerin birleşimi PEACE kelimesin oluşturur.2

Psikolojik sorunlarda problem ve problem neticesinde gelişecek duygu, fıtrî bir hâldir. İnsanın bunu tahlil etmesi veya olay karşısında hissetmesi gerekeni öğrenmeye ihtiyacı yoktur. Bu zaten fıtratta olan bir hâl olarak tezahür eder. Sonra ise, analiz kısmı gelir ki, problem daha ileri düzeyde tetkik edilir. Bunu insanın kendisi yapabileceği gibi, bir yol göstericiye de ihtiyaç duyabilir. Fakat dördüncü basamak, yani problemin tefekkür edilişi ise, insanı tamamen hikmet okumalarına götüren, Esmâ talimi yaptıran bir süreçtir ki, bu süreç en doğru biçimde ancak mânâ-i harfî ile, niyet ve nazarla okunabilir. Aksi halde, doğru okuma formülünü bilemeyenler için, psikolojik sıkıntılarını derinleştiren bir faktör bile olabilir. Son basamak ise denge hâlidir. İlk dördünde öğrenilenlerin hayatın içinde yaşanılır hâle gelmesi demektir. Yani benzer olay ve hadiselerde nasıl tavır alınacağını veya hızlı gelişen anlık olaylardaki tepkileri düzenleyen bir süreçtir.

Duyguları değerlendirmek bir iç muhasebedir. Buna enfüsî bir tefekkür de denebilir. Psikolog ve psikiyatristlerin pek çoğu bu aşamadan öteye geçemez.

İşte Batılıların adını, PEACE koyduğu, anlam olarak da HUZUR mânâsına gelen bu tedavi süreci, aslında baştan başa imanî bir bakış açısı sürecidir. Her ne kadar bunun adını böyle koymasalar da, ‘Huzurda olan huzurlu olur’ prensibine yaklaştıklarının bir göstergesidir.

Hiç şüphesiz burada önemli olan, gerek problem teşhisinde, gerek duygusal yaklaşımda, tetkik ve tefekkür aşamalarında, insanın en doğruyu bulması gerekir. Yani problem dediğimiz şeye bir kul olarak, imtihan vesilesi yaklaşımı, bu dünyanın lezzet ve ücret yeri olmadığı düşüncesi probleme bakışımızı değiştirecektir. Bu değişen bakış, soruna karşı vereceğimiz duygusal tepkiyi de değiştirecektir.

Meselâ, insanın bir ölüm haberi alınca hissedeceği duygu, ya isyan ya da tevekküldür. Bu tepkiyi belirleyen elbette imânî bir yaşayıştır. Çünkü Peygamber Efendimiz (asm), “Bir kimse, aldığı bir ölüm haberi karşısında, dudaklarından dökülen ilk sözleri, ‘innâ lillah ve innâ ileyhi râciûn’ olursa, imanının kâmil olduğuna işarettir” demiştir.

Bunun gibi daha nice problemler ve onlara karşı gösterilecek itidalli duyguların hepsi, sünnet-i seniyyenin içinde mevcuttur. Bu yaklaşımlarda olan ve sünnet-i seniyyede hissesi ziyade olan birisinin de elbette meseleleri tahlil etmesi kolaylaşacaktır. Problemini tahlil ederken, bakış açısı imanla nurlanmış bir mü’min, hadiselere, musibetlere bile arkalarındaki hikmetleri gören bir nazarla bakacaktır. Elbette bize böyle bakmayı, maddî ve mânevî hayatı nasıl korumaya alacağımızı öğreten en doğru rehber, Resûlullah’tır (asm).


Risâle-i Nur, bir PEACE tedavi sürecidir

Kur’ân ve sünnete göre bir bakış açısı ayarı sunan Risâle-i Nur eserleri, başlı başına bir PEACE tedavi süreci eserleridir. Risâle-i Nurlar başta insanı psikolojik problemlere karşı koruduğu gibi, probleme düşmüş insanlara da Kur’ânî tedaviler uygulayan bir hekim gibidir. Ve nihayette yaşanan hâdiseleri, kulluk ekseninde tefekkür edip, ifrat ve tefrit duyguları vasata çekerek, insanı denge hâline getirir. Problemlere karşı bu süreci, bu şekilde inanç terapi metoduyla işletmek, ileride gelecek sorunlara karşı da insanı hazırlar. Bu da, vasat bir hâl yaşamayı, yani dengeyi sağlar.
Dindar insanlar depresyona girmez diye bir düşünce yanlıştır. Nasıl maddî vücut hastalanırsa, insanın mânevî yapısında da hastalıklar olabilir. Fakat imanlı bir insan bu tür hastalıklardan kurtulmaya, yol ve yöntem açısından daha müsaittir.

Mânevî hastalıkların ilâçları mü’min insana daha yakındır. Yeter ki insan bunları kullanabilsin. Bu tedavi, bir süreçtir. Nurları okumak bu hastalıklara karşı koruyucu olabildiği gibi, hastalanmışlara da tedavi sunar. Fakat, “İman bir ilâçsa, bu ilâcın tesirini arttıran şey, ibadettir” prensibince, Risâle-i Nurlar bir ilâçtır. Fakat bu ilâçları kullanmak, hayata değdirmek, hayatın tam merkezine oturtmak ve öğrenilen hakikatleri uygulamak gerekir. Aksi halde, sadece okumak problemlerimizi çözmede yeterli olmayacaktır.

Dipnotlar:
1- Prof. Dr. Lou Marinoff, Felsefe Terapisi, Gendaş Kültür, 2004, İstanbul. 2- A.g.e.


PAYLAŞ
Facebook Twitter Google



YaRaLiyiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #2 (permalink)
Gönül sızım
Özel Kardeşimiz




Mu'min olan bir insan depresyona girer mi, öyle saçma şey olur mu' demeyin. Tabiki girebilir.
Mu'min de bir insandır... Kur'an -ı Kerim şifadır bunu unutmamak ve depresyon boyutuna ulaşmadan önce Kur'an-ı Kerim ile ve
Allah'ı anmakla kalplerimizde huzuru saglayabiliriz...

Kur'an-ı Kerim bir şifa bir ilâçtır. Fakat bu ilâçı kullanmak, hayata değdirmek, hayatın tam merkezine oturtmak ve öğrenilen hakikatleri uygulamak gerekir.
Aksi halde, sadece okumak problemlerimizi çözmede yeterli olmayacaktır

Deprasyona girmek çok kolay da, çıkmasının zor olduğunu UNUTMIYALIM...
Depresyon, stres ve bunun gibi piskolojik hastalakların bir kısmı bendensel hastalikların getirmiş olduğu seblerden kaynaklandığı gibi;
bir de yaşayan kişilerin ruhi hayatında birçok eksikliklerde olabiliyor.
Mesela; bazı minarel ve vitaminler, beslenme tarzında bozukluk olunca bendensel hastalıklar çıktığı gibi, ruhun da gıdası olan ihtiyaçların eksikliğinde de bu tip ruhsal bozuklukların çokması çok doğal değil mi?

Örnegin, Allah c.c.'ne gereği gibi ibadet etmek. Kur'an zaten kalplerin Allah c.c. zikr etmekle mutmain olacağını belirtiyor...
Tabi ki buradaki zikr yalnız O'nun ismini anmak değil, O'nun nizamına, hayata ve vicdanımıza hakim kılmak...

Bir ruh doktoruna, yani piskatiriste gittik. Bu zat, size tıbbın norumlarına bağlı kalarak sizi tedavi edecek.
Peki sizin ruh yapınıza asıl gıda veren ibadet etme yönünden, bilinç altı vicdanınızı rahatsiz eden duyguları biliyormu acaba?
Tevhid ehli, aynı zamanda doktor olmuş ihlaslı bir müslüman doktor hariç, böyle bir doktor da bulmak çok zor.
Bu gibi durumlarda hem İslami ilmi tahsil etmiş, hem de tıp ilmine önem vermiş alimlerin de kitaplarını okumada fayda vardır..

Depresyonun Tekrarı:
Psikiyatrik hastalıklar doğaları gereği zaman zaman ve icinde bulundugunuz ruhsal ve duygusal zayiflik anlarinda tekrarlama riskleri olan hastalıklardır.
Ve daha önce depresyon gibi bir hastalık geçirmişseniz tekrarlar mı diye endişenizde haksız sayılmazsınız...




Gönül sızım isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç CEVAPLA

Bookmarks

Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
| islamiforumlar.net | Sitemap | Gizlilik Politikası | Kullanım Şartları

© Tüm Hakları Saklıdır.
Bu websitesinde Bulunan Yazılar
AKTİF KAYNAK LİNK belirtilmeden kullanılamaz.