Burada her şey "NET"
islamiforumlar.net



Go Back   islamiforumlar.net - islami forum > İslami Forumlar Genel > Forum Kuralları > Misafirler için soru ve paylaşım bölümü
www.islamiforumlar.net
Kayıt ol Yardım Ajanda Arama Son Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Soru cevap Dua köşesi İslami rüya tabirleri Resimli Cuma Mesajları Dök içini rahatla İletişim
Misafirler için soru ve paylaşım bölümü Mesajlarınız kontrol edildikten sonra, uygun olanlar en kısa sürede yayınlanacaktır!

Borç batağındayım

Misafirler için soru ve paylaşım bölümü


Yeni Konu aç CEVAPLA

 

Seçenekler Değerlendirme: Konunun ortalama Değerlendirmesi 5,00/5,00 puandır.
Alt   #1 (permalink)
çilekeş
Misafir

Borç batağındayım



Sabah yine uyandım 135,000 tl borç ile elimden birşey gelmiyor. 7 adet kredi ödüyorum aylık 2800 tl. Eşimde çalışıyor ama borcumun yarısını biliyor. Yani 67500 tl.bi o kadarda çevreme borçluyum, peki ne borcu bu diyeceksiniz. Kahrolası imkb yani borsa, çok kaybettim varımı yoğumu ama inanın ona üzülmüyorum arkadaşlarımın parasını batırdım onlara geri vermek için parayı da krediler çektim çektirdim kolay yoldan para kazanmak için at yarışı loto toto oynadım son zamanlarda da iddaa ve internetten bahis ama hep hüsran hep hüsran babamın kefen parasını bile aldım. 1 ay sonra çocugumda olacak eşim çalışıyor aylık gelirim 3500 tl, ama hepsi gider oluyor. Kul hakkına dayanamıyorum beni boğuyor ödemek için herşeyi yapıyorum ama olmadı işte olmuyor. Rabbim izin vermiyor. Benim sonum ne olacak kendimi kumarbaz gibi hissediyorum hatta gibisi fazla kaybeden kumarbaz. Namaz kılıyorum ama ben kabul oldugunu düşünmüyorum. Çünkü pisliğin içindeyim, ben böyle biri değildim 6 kişinin hakkı var üstümde ölmeden borçlarımı bitirmem lazım yarında sağ çıkacağımın garantisi yok, eşiminde öğrenmemesi lazım lütfen yardım edin.

PAYLAŞ
Facebook Twitter Google



 
Alıntı ile Cevapla
Alt   #2 (permalink)
Seyyidahmet
Katılımcı Kardeşimiz




ALLAH Resulune Ve Ahsabına Selatu Selam Olsun ..
Degerli Mümin Kardeşim Rabbim Yer Ve Yardımcın Olsun
Ama Ümitsizliğe Kapılma Namaz Kılıyorsun Rabbim Kabul Eylesin
Kul İle ALLAH Arasını Kimse Bilemez Kardeşim Namazım Kabul Olmaz
Diye Birşey Yok ALLAH C.C Hazretleri Kerimdir Şimdi Sana Bir İki
Birşey Göstericem Burada Bunları Samimiyet İle Uygularsan Kanaat Getirirsen Borçlarının Nasıl Bittigini Sen Bile Anlamazsın

“Yâ Allah, yâ Vâhid, yâ Mûcid, yâ Cevâd, yâ Bâsit, yâ Kerîm, yâ Vehhâb, yâ ze’t-Tavl, yâ Ganî, yâ Mugnî, yâ Fettâh, yâ Rezzâk, yâ Alîm, yâ Hayy, yâ Kayyûm, yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ Bedîassemâvâti vel-ard, yâ ze’l-celâli vel ikrâm... Yâ Hannân, yâ Mennân infehnî minke bi nafhati hayrin tugnînî bihâ ammen sivâk... in testeftihû fekâd câekümü’l-feth... İnnâ fetehnâ leke fethan mübînâ... Nasrun minellahi ve fethun karîb... Allahümme yâ Ganî, yâ Hamîd, yâ Mubdi’, yâ Muîd, yâ Vedûd, yâ ze’l-arşil Mecîd, yâ Fe’âlen limâ yürîd, ikfini bihelâlike an harâmike ve agninî bi fadlike ammen sivâke vahfaznî bimâ hafizte bihizzikr... Vensurnî bimâ nasarte bihirrusül... inneke alâ külli şey’in kadîr...”

Her Namazdan Sonra Oku Bak ALLAH C.C Hazretlerinin İzni İle Borcun Falan Kalmaz Çok Hakikatli Bir Dua Dır ... Ve Yer Yüzünün En Buyuk Hazinesidir Kardeşim .... Haydi Esselamun Aleykum




Seyyidahmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #3 (permalink)
Ekrem
Yönetici-Admin




Alıntı:
çilekeş İsimli Üyeden Alıntı Mesajı göster
peki ne borcu bu diyeceksiniz. Kahrolası imkb yani borsa, çok kaybettim varımı yoğumu ama inanın ona üzülmüyorum arkadaşlarımın parasını batırdım onlara geri vermek için parayı da krediler çektim çektirdim kolay yoldan para kazanmak için at yarışı loto toto oynadım son zamanlarda da iddaa ve internetten bahis ama hep hüsran hep hüsran
En bereketli kazanç alın teriyle kazanılan paradır,
eminim bu borçları ödeyebilmek için yine aynı yollara başvuracaksın, kaç yaşındasınız bilmiyorum ama 55 yıllık hayat tecrübeme dayanarak sana tavsiyem; butür şanş oyunları vs,den vaz geçmendir bunlardan vaz geçtiğinizde bak ozaman borçlarını rahat rahat nasıl ödediğini göreceksin,
Şayet bu kolay para kazanma alışkanlığından vaz geçmezseniz korkarım yuvanızda dağılabilir çilekeş kardeşim.
Çok şükür allahıma hayatım boyunca milli piyango bileti dahi aldığımı hatırlamıyorum, almadım çünkü bende çok para yok ki daha fazlasını istiyeyim
peki borsaya para yatırdım,mı? ne borsası kardeşim ben borsanın sadece adını bilirim neye yaradığını da bilmem, bilenleri de işte böyle görüyoruz, bütün varını yoğunu kaybedip iş işten geçtikten sonra yandım anam diyorlar...
vakti zamanında bir adam ile oğlunun deveye ihtiyaçları varmış. bir gün tarlada çalışırlarken deve satan bir adam çıkagelmiş. oğlan babasına sormuş:

"baba deveci geçiyor , alalım mı?"

babası demiş: "git sor gel bakalım , kaç paraymış?"

oğlan gitmiş gelmiş demiş ki babasına:

"baba deve bir akçe"

babası demiş: "oğlum çok pahalı , alamayız."

aradan zaman zuhur geçmiş bir gün yine tarlada çalışırlarken deve satan bir adam çıkagelmiş.

oğlan babasına sormuş:


"baba deveci geçiyor , alalım mı?"

babası demiş: "git sor gel bakalım , kaç paraymış?"

oğlan gitmiş gelmiş demiş ki babasına:

"baba deve bin akçe"

babası demiş: "tamam oğlum , alalım. paramız var"




Ekrem isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #4 (permalink)
Gönül sızım
Özel Kardeşimiz




Allah cc.Yar ve Yardimciniz olsun.. bir yanlisi diger yanlis ile kapatmaya calismis olmaniz sizi buralara getirdiginin FARKINDAMISINIZ?
hic bir yanlışı diger bir yanlış ile duzeltmeye.. Yalanı başka bir yalanla kapatmaya çalışma yöntemi
ise daha buyuk bir yalan ile insani sapikliga,batakliga kadar goturebilir...
Aile arasindaki Sevgi, guveni, saygiyi kaybetirebilir..
Deger mi?

asagida Size benzer konuda soru soran bir kardesime.. yazdigimi okursaniz ins..bundan sonrasinda daha dikkatli davranirsiniz diye eklemekteyim..

"Mal insanın en önemli imtihanlarından biridir. Onu muhafaza eden kurtulmuş edemeyen ise perişan olmuştur.
Malın muhafazası ise iki şekilde olur.
Birincisi madden ikincisi ise manen muhafazadır.
Malın madden muhafazasını insanlar kasalarda ve bankalarda saklayarak gayet güzel yapmaktadır.
Malın manen muhafazası ise onu nereden kazanıp nereye harcadığına dikkat ederek olur.
Mal helalinden kazanıp helal olan yerlere harcanıyorsa mal muhafaza edilmiş olur.
Malın zekâtı sadakası veriliyorsa mal muhafaza edilmiş olur.
Yoksa mal dünyada da ahirette de insanın başına bela olur.
Kul sahip olduğunu zannettiği mala emanetçi olarak bakabilirse malla olan imtihanını kazanır..

Dünya tüm içindekilerle birlikte insan için gaye değil vasıtadır. Dünyayı yaradılış gayesine götüren bir vasıta olarak görenler ondan
dünya ve ahret için gerekli istifadeyi sağlar.
Dünyayı gayeye dönüştürenler ise ondan ne dünyaları ne de ahretleri için bir fayda temin edemezler.
Ancak onun nimetlerinin hizmetçisi olurlar.
Kardesim Sizin esiniz ozunde iyi bir insan sadece bilmiyor bilse bu tip haram olan oyunlara dalip ailesinin bogazindan haram lokma gecirmezdi..."
...




Gönül sızım isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #5 (permalink)
sealıfe
Başarılı Kardeşimiz




Allah (c.c.) yardımcın olsun kardeşim.
bende düne kadar aynı sıkıntılar içindeydim.
Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Hakk sayesinde,
Baya kurtuldum. kartları taksitlendirme yaptım, hiç akrabamız olmıyan insan.Allah razı olsun derdime derman oldu.
kendi kardeşim bile destek çıkmadı. sen Allah (c.c.) yönel sana yol gösterecek ve bazı şeylere vesile olucaktır. Safını doğru belirle..




sealıfe isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #6 (permalink)
ferit
Çalışkan Kardeşimiz

Borç illeti



Milletlerin çöküş ve gerileme sebepleri; Allah-u Teâlâ’nın emir ve nehiylerine riâyet etmemeye bağlıdır. Bütün bu emir ve yasaklar; adaletli ve huzurlu bir yaşam, sosyal dengeleri kurma, insanlar arasında saygı, sevgi ve yardımlaşma duygularıyla aradaki muhabbeti artırma, en önemlisi ise dünya saâdetini, ahiret selâmetini kazanma gibi insanın sonsuz bir ebedi hayatının kurtuluşunu garanti altına almak için Allah-u Teâlâ tarafından konmuştur. Peygamberleri vasıtası ile insanlara talim ettirilmiş ve hayata geçirilmiştir. Uymayanlara Allah-u Teâlâ’nın intikamı çok elemli ve pek şiddetlidir. Kâfirleri, zâlimleri, fâsık ve fâcirleri yaptıkları isyanlardan dolayı hemen kahredivermez, bir zaman mühlet verir, bu mühletin arkası çok korkunçtur. Küfür ve isyana yönelen milletler ve cemiyetler de böyledir. Binaenaleyh tâ asr-ı saâdetten zamanımıza kadar din-i mübinin kötülüklerden men eden hükümlerine itirazlar hiç eksik olmamış, fakat hiç de etkisi olmamıştır. Din güneş gibi ortada kalmış, onu balçıkla sıvamaya kalkanlar daima hüsrana uğramışlar, kötü emellerinde muvaffak olamamışlardır. Gerek içten, gerek dıştan gelen taarruzlar neticesiz kalmış, din adına dini yıkmak isteyenler, hükümlerini değiştirmeye kalkanlar Allah-u Teâlâ’nın intikamı ile karşılaşmışlardır.

Çünkü Âyet-i kerime’de Hazrez-i Allah şöyle buyurur:

“Bir zikir olan Kur’an’ı biz indirdik ve onun koruyucusu da elbette biziz.” (Hicr: 9)

Diğer bir Âyet-i kerime’de ise:

“Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Halbuki kâfirler istemezeler de, Allah nurunu tamamlayacaktır.” buyurulmaktadır. (Saf: 8)

Dinin ahkâmı ile amel edenlerin azalması veya çoğalması onun metanetine halel getirmez. Hidâyete mazhar olanlar bu hükümleri tatbik sahasına koyup amel ettikleri gibi mahrum olanlar şeytanın bir takım vesveseleri ile vehimlerle oyalanır dururlar. İradelerini hayra sarfedenler kıyamete kadar bulunacağı gibi, şerre sarfedenler de eksik olmayacaktır.

Borç hakikaten bir zillettir. Fakat borçlanmaya sebep olan ise Allah-u Teâlâ’nın yasakladığı israftır. İsraf içinde yaşamak borçlanmayı, borçlanma da sonunda fâize dalmayı, yani iflası getirir ve sonu Allah ve Resul’üne harb ilân etmek gibi, diğer büyük günahlarla kıyaslanamayacak kadar büyük bir âfâtı yanında getirir ki bu da büyük bir zillettir. İnsanın dünyasını ve ahiretini harap eder. İsrafa adım atmak aynı yürüyen merdivene adım atmak gibidir. Bir insan israf ile adım attığı merdivenden bir bakmış ki kendisi borç batağında buluvermiş. Ve o borç batağı içinde debelenirken denize düşen yılana sarılır misali bir kurtuluş gördüğü fâize sarılır. Böylece yürüyen merdiven onu alır götürür. Nereye kadar? Allah ve Resul’üne harp ilân edip, cehenneme atıncaya kadar. Müslüman azla yetinmesini bilmeli, kanaatkâr olmalı, sade bir hayatı tercih etmeli, ahkâmca yaşamalı dolayısıyla israftan, masraftan, süsten, lüksten kaçınmalıdır. Çünkü israf etmeyince Cenâb-ı Hakk’ın kendine ayırdığı nasib kadarını kullanacak, borçlanmayacak, borçlanmayınca bir âfât olan fâiz belâsına da bulaşmamış olacak. Çünkü meşru yollardan helâl kazanç temin edip muhafaza etmek ve rızâya uygun olarak yerli yerinde kullanmak farz olduğu gibi, lüzumsuz yerlere ve bilhassa günah yollara sarf edip israf etmek de haramdır.

Hakk Celle ve Alâ Hazretleri Âyet-i kerime’lerinde şöyle buyurmaktadır:

“Rabbinizden size indirilene uyun! O’ndan başka dostlara tâbi olmayın. Ne de az öğüt alıyorsunuz!” (A’raf: 3)

“Akrabaya, yoksula, yolda kalana hakkını ver. Malını israf ile saçıp savurma.

Çünkü saçıp savuranlar şeytanın kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.” (İsrâ: 26-27)

Mal, mülk, para dünya nimetlerinden olup Hazret-i Allah’ın emanetindendir. Muhafaza hususunda, insanın vücudu gibidir. Çünkü hayatın idamesi için ve imtihan için mala ihtiyaç vardır.

Cenâb-ı Fahr-i Kâinat -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:

“Sâlih bir insanı için helâl mal ne güzeldir.” buyuruyorlar.

Haksız yere başkasının malını yemeyi yasaklayan dinimiz, insana kendi malını dahi ölçülü harcamasını emretmiştir. İnsan Allah ve Resul’ünün koyduğu ölçülere göre harcama yapmazsa kendine yazık etmiş olur. Çünkü israf ettiği şeylerin zerresinden hesap vercek, helâlin suâli var, haramın zaten azabı var.

İsraf; cömertliğin ifrat dereceye varmış olan şeklidir. Cömertlik ise müslümanda bulunması gereken güzel huylardandır.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz Hadis-i şerif’inde şöyle buyurmaktadır:

“Cömert insan Allah’a yakın, insanlara yakın, cennete yakın ve cehennem ateşinden uzaktır.” (Tirmizi)

Yüce Rabbimiz bize orta yolu tavsiye ediyor, bize itidali emir buyuruyor ve Âyet-i kerime’sinde bunu bize duyuruyor:

“Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme! Büsbütün de saçıp israf etme ki, sonra kınanır, hasret içinde eli boş kalırsın.” (İsrâ: 29)

Buradan anlaşılıyor ki, korunması gereken yerde malı korumalı, sarfedilmesi gereken yerde de bolca harcamalıdır. Korunması gereken yerde bolca harcamak israftır. Bolca sarfedilecek yerde sıkılık etmek ise cimriliktir. İkisi de haram bir davranıştır.

En makbul insan sehâvetli insandır ve Cenâb-ı Hakk tarafından Âyet-i kerime’de övülmüştür:

“Onlar ki, harcadıkları zaman ne israf ederler ne de cimrilik ederler. Harcamaları bu ikisi arasında dengeli olur.” (Furkan: 67)

Bunlar güzel huylar olduğu gibi, israf ise Hazret-i Allah’ın hoşuna gitmeyen bir davranıştır. İsraf eden insan ve topluluklar ellerindeki ve avuçlarındakileri kısa zamanda tüketeceklerinden bu sefer borç olarak hayatlarını idame ettirmek isterler. Çünkü israf içinde lüks bir hayata, nefis alıştımı bir kere, o hayatı her zaman isteyecektir.

Şu kadar var ki; hayatî zaruretler olmadıkça borçlanılmamalıdır.

Zira Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz borcu mekruh kılmıştır.

Namazlarında çok zaman; “Allah’ım! Günahtan ve borçtan sana sığınırım.” diye duâ ederlerdi.

“Yâ Resulellah! Sık sık borçtan Allah’a sğınıyorsunuz.” denildiğinde;

“İnsan borçlandığı takdirde, söyleyince yalan söyler, söz verir de sözünde durmaz.” buyurmuşlardır. (Buhari)

Umumiyetle borç kanaatsızlıktan ve israf hayatı sevmekten, ahkâmı yaşamayıp; yiyeyim, içeyim, gezeyim, giyeyim, eğleneyim gibi sufli nefsin arzusuna göre yaşamaktan doğmakta, dolayısıyla insan ağır ve mesuliyetli bir yükün altına kendini sokmaktadır.

Cenâb-ı Fahr-i Kâinat -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz diğer bir Hadis-i şerif’lerinde ise borç ile küfrü eşit tutmuştur.

“Kul borcu ile ölmek ve huzur-u ilâhiye kul hakkı ile varmak, küfürden sonra en büyük günahtır.” (Nesai)

Bunun içindir ki Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz mutadı olarak namazı kılınmak üzere bir cenaze getirildiğinde mevtanın geçmiş hayatının hiç bir safhasını sormazlardı. Yalnız “Onun borcu var mıdır?” diye sorarlardı. Eğer “Borcu vardır.” denilirse kılmaktan vazgeçerler, “Borcu yoktur.” denilirse cenazenin namazını kılarlardı. Onu için şimdiki halimize bir bakalım.

Bir müminin bütün borçlarını açık bir şekilde yazarak vasiyet etmesi son derece mühimdir. Vasiyet etmemek kabirde üzerinde kul hakkı olduğu halde yatmaya sebeptir. Büyük bir zillettir, mesuliyettir.

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyuruyorlar ki:

“Borçlu kabirde mahpustur.” (C. Sağir)

“Borçlu olarak vefat edenlerin kabirlerinde elleri omuzlarına bağlıdır. Borçlarının ödenmesinden başka bir şey ellerini açamaz.” (Münâvi)

Kul hakkıyla borçlu olarak huzur-u ilâhiye giden, borcunu sevaplarından ödemek mecburiyetinde bırakılır.

İsrafın sonu borçlu yaşamaktır, borçlu ölürse durumu budur. Hele bir de borçtan kurtulmak için fâizle para alınmaya başladımı ki bu iş yürüyen merdiven gibidir demiştik, ayağını ilk basamak olan israf basamağına koydun mu, o seni önce borç, sonra da fâiz basamağından alır götürür. Fâizin durumu hakkında iman edenlere Bakara sûre-i şerif’inin 279. Âyet-i kerime’si yeter de artar bile.

Âyet-i kerime’lerinde şöyle buyurmaktadır:

“Yok eğer fâizi terketmezseniz, bunun Allah’a ve peygamberine açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer fâiz almaktan tevbe ederseniz, ana paranız yine sizindir. Böylece ne kimseye haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.” (Bakara: 279)

“Allah alışverişi helâl, fâizi haram kılmıştır.” (Bakara: 275)

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz ise Hadis-i şerif’lerinde buyuruyorlar ki:

“Allah fâiz yiyeni, yedireni, şahitlerini ve kâtibini lânetlemiştir.” (Tirmizi)

İnananlara bu Âyet-i kerime ve bu Hadis-i şerif yeter de artar bile. Amma şimdi seyyiat zamanı, bütün günahlar alabildiğince işleniyor, başımıza gelen deprem felâketleri, sel felâketleri, ekonomik felâketler hiçbir şey fayda etmiyor. Bütün günahları olanca gücümüzle işliyoruz, nimet arttıkça bizde de isyan artıyor.

Senelerdir millet olarak lükse yönlendirildik, büyük bir israf içinde yaşadık. Sonunda para bitince bu sefer borçlanmalar başladı, bir de bunun üzerine fâizler de binince artık bu israf, borç ve fâiz şeytan üçgeninin içinde kaybolup gittik, ekonomimiz de iflas etti, halk da iflas etti. Bu necip millet üç kuruş için oraya buraya avuç açar hale geldi. Zelil bir hale düştük, herkese rezil olduk.

Halbuki gereğince Hazret-i Allah’tan korksaydık, iman edip ahkâmı yaşasaydık, bunlar zaten başımıza gelmezdi. Çünkü O lütfuyla desteklerdi.

Allah-u Teâlâ’nın her türlü hükmüne râzı olmak, hoşnutluk göstermek amellerin en faziletlisi, ahlâkın en güzelidir. Hikmetin başı ise Allah korkusudur. Azâmet-i ilâhi’yi bilenler o nisbette Allah-u Teâlâ’dan korkarlar.

Âyet-i kerime’sinde:

“Ey iman edenler! Allah’tan nasıl kormak lâzımsa öylece korkun. Sakın siz müslüman olmaktan başka bir sıfatla can vermeyin.” buyurmaktadır. (Âl-i imran: 102)

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz ise Hadis-i şerif’inde:

“Hikmetin başı insanı her türlü günahtan men eden Allah korkusudur.” buyuruyorlar. (C.Sağir)

Allah’tan korkan kimse hevâ ve hevesine uymaz. İbadet ve taate yönelir, nefsani arzulardan uzaklaştıkça iffetli olur, haramlardan ve şüpheli şeylerden kaçındıkça verâ ve takvâ sahibi olur.

Âyet-i kerime’de:

“Musa’nın öfkesi geçtikten sonra levhaları aldı. Onların bir nüshasında: ‘Rablerinden korkanlar için hidayet ve rahmet vardır.’ yazılmıştı.” buyuruluyor. (A’raf: 154)

Hadis-i şerif’te ise Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

“Vallahi ben hepinizden çok Cenâb-ı Hakk’ı bilirim ve hepinizden çok O’ndan korkarım.” (Münâvi)

Niçin en çok o korkuyor?En çok bildiği için en çok o korkuyor. Bilen çok korkar, fakat cahiller çok cesurdur, hiç korkmazlar.

Halbuki her an imtihandayız, israfımızla, borcumuzla, fâizimizle her şeyin zerresini, hesabını vereceğiz. Neyle imtihan edeceğini ve nereye koyacağını ise Yaratan bilir.

Hazret-i Allah Musa Aleyhisselâm’dan sonra ben-i İsrail’e bir çok peygamberler gönderdi. Fakat onlar zamanla söz dinlemez oldular. Hazret-i Allah da bir kavmi üzerlerine musallat etti. Yurtlarından kovuldular ve perişan oldular. Her biri bir yere dağıldılar.

Bu perişanlık içinde iken ben-i İsrail’e gönderilen peygamberlerden birisi, onlara Hazret-i Allah’ın Tâlût adında bir kimseyi başlarına hükümdar olarak tayin ettiğini söyledi. Başlangıçta ona da karşı çıktılar. Fakat Hazret-i Allah’ın onu tayin ettiğine dair bazı alâmetler zuhur edince tâbi oldular ve onun etrafında toparlandılar.

Tâlût teşkil ettiği ordu ile düşman üzerine giderken onlara: “Şüphesiz ki Allah sizi bir nehirle imtihan edecektir. İçinizden kim ki doyasıya içerse o benden değildir. Bir avuç içebilirsiniz.” dedi.

Tâlût bu talimatı kendisinin ben-i İsrail’e hükümdar olacağını haber veren peygamberden almıştı.

Nihayet bahsi geçen nehre geldiler. Bunaltıcı bir sıcak vardı. Çoğunluk nehre kapandılar, kana kana ve doyasıya kadar su içtiler. Pek azı birer avuç içti.

Emre uymayanlar imtihanı kaybetti. İçlerine büyük bir korku düştü. Nehri geçemediler.

Diğerleri ise nehri geçerek Câlût ve ordusunu Allah’ın izniyle bozguna uğrattılar. İmtihanı da kazanmış oldular. (Bakara: 246-252)

Burada bir incelik var. Onlar imtihana tâbi tutuldukları gibi, bizim de her zaman için imtihanda olduğumuzu bilmemiz lâzım. Bize numune olmuş oluyor. Emre tâbi olanlar her zaman için kazanıyor. Arzu ile hareket edenler kaybediyor, hedefe varamıyor. Hiçbir zaman için başıboş değiliz.

İkinci husus, dünyadan zaruret miktarı faydalanmalı, aşırılığa kaçmamalı.

Bu bize imtihanla ilgili güzel bir numune olmuş oluyor. Onun nerede, neyle, nasıl imtihan edeceğini yalnızca kendisi bilir. İmtihanları kazanıp dünya saâdetine, ahiret selâmetine ermenin çaresi ise hükümlere olduğu gibi uymak, iman etmek ve teslim olmaktan geçer. Yoksa Hazret-i Allah’ın çizdiği hudutların dışına çıkmak bugün olduğu gibi düştüğümüz borç batağında, zillet içinde yaşamamıza sebeptir, dünyası bu, ahiretteki cezası ise daha korkunçtur.

Âyet-i kerime’de:

“Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) yüzünü Mescid-i haram tarafına çevir. Nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o tarafa çevirin, Tâ ki zâlim olanlardan başka, insanların aleyhinizde bir delili bulunmasın. Sakın onlardan korkmayın! Benden korkun ki, ben de size verdiğim nimetlerimi tamamlayayım, böylece siz de doğru yolu bulmuş olasınız.” buyuruluyor. (Bakara: 150)

Cenâb-ı Fahr-i Kâinat -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“Hûd sûresi ile emsâli beni ihtiyarlattı.” buyuruyor. (Tirmizi)

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimizin maksadı; bu sûre-i şerif’lerde anlatılan ahiretin dehşeti ve ümmetin “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” muktezâsı üzere saâdeti için, üzerinde durulan istikâmet emri hatıra geldikçe bu yüzden hasıl olan gam ve büyük sıkıntıyı takdir ve beyanıdır.

Biricik Habib-i Ekrem ümmetinin üzerine bu kadar durup düşünüyor da bizdeki bu başı boşluk, vurdum duymazlık niye?

Nefis yuları takmış götürüyor. Cehenneme girince mi uyanacağız?

Rabbim bizleri emrettiği gibi dosdoğru olan, sevgili, sâlih, sâdık kullarıyla, şehitleriyle, peygamberleriyle dünyada da, ahirette de beraber etsin inşallah.




ferit isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #7 (permalink)
muratç
Misafir

borç batağındayım



Yaklaşık 8 yıl ticaret yaptım ve battım, 1000000 yakın borcum var, alacaklılarımdan süre istiyorum makul süre alamıyorum. Bende bugün yarın ödeyeceğim diye söz veriyorum ama ödeyemiyorum güvenirliliğimi kaybettim çaresizim ne yapmam lazım kendime güvenim kalmadı.




 
Alıntı ile Cevapla
Alt   #8 (permalink)
HicranN
Katılımcı Kardeşimiz




Allah yardımcın olsun kardeşim, o borç batagında olanlardan bir tanesi de benim. Çok sukur bizim o tür alışkanlıgımız veya üzerimizde kul hakkı yok. Yüce rabbimde bogazımızdan haram lokmada, kul hakkıda gecirmesin. Eşim belediyede çöpcü olarak çalısıyor, maaşlarını vermıyorlar, bizde mecburen kredi ve kredi kartlarına başvurduk. Zamanında ödeyemedıgımız için faiz faiz üzerine geldi, hep cebimde ekmek alacak param yok ama isyan etmıyorum. Sadece sabır diyorum, sabır. Belki bir imtihandır bize. Büyüklermiz daha iyi bilir ama bildigim kadarıyla ''Allahu Teala kulundan dua bekledigi zaman basına bir musibet verirmiş'' belki dua etme zamanın gelmiştir kardesim.




HicranN isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #9 (permalink)
Ekrem
Yönetici-Admin





Borcu rahat ödeyebilmek için Allah Resulü(s.a.v)’in müslümanlara öğrettiği dualardandır.

“Allahümme inni euzü bike minel hemmi vel hazeni ve euzü bike minel aczi vel keseli ve euzü bike minel cübni vel buhli ve euzü bike min galabetid deyni ve kahrir rical.”

Manası:

“Ey Allahım,keder ve üzüntüden,acizlik ve tembellikden,korkaklık ve cimrilikden,borcun boynumu büküp,beni yenmesinden,ve insanların kahrından sana sığınırım.”

Fazileti:

Abu Ümame(r.a) borçlarını ödeyememekden Hz.peygambere dert yandı,Hz.peygamber(s.a.v) ona bu duayı öğretti.Allahü Teala onun üzüntüsünü giderdi,borcunu ödemesinde yardımcı oldu.




Ekrem isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt   #10 (permalink)
HicranN
Katılımcı Kardeşimiz




Allah razi olsun kardesim, bu duayi okuyacam ins. borclarimdan kurtulacagim.




HicranN isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç CEVAPLA

Bookmarks

Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:



Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0
| islamiforumlar.net | Sitemap | Gizlilik Politikası | Kullanım Şartları

© Tüm Hakları Saklıdır.
Bu websitesinde Bulunan Yazılar
AKTİF KAYNAK LİNK belirtilmeden kullanılamaz.