Yalnız Adam

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,151

NE HANIN vardı, ne de hanedanın var Ne karizman, ne de entelektüel kimliğin
Kayıptın kimilerince…
Yalnızdın, yalındın, ama yılgın değildin

Sade ve sivildin… Senin en sevdiğim yönün de bu… Üç devrin değişimini gördün, elbiseni hiç değiştirmedin İsimlerin ve resimlerin değişmesiyle hakikat değişmezdi, fakat senin duruşun ve elbisen hakikatin değişmezliğinin resmiydi


Tutarsızlıklar hiç tutunamadı sende… “Zalimler için yaşasın cehennem” derken, hapishane penceresinden bakarken liseli genç kızların istikbali için ağlayabiliyordun Rus kumandanına ayağa kalkmazken, jandarmanın dur demesine sükûnetle uyuyordun


“Namaz kılmayan haindir”in ardında sonuna kadar duruyor, sürgünleri hapisleri göze alabiliyordun Gözünden ve özünden ölüm hiç ayrı düşmüyordu Zevk zevzekliğinden ziyadesiyle uzak bir zahiddin…


Çok inceydinKendi ölümüne gülerken, yelde savrulan kavak yapraklarına, ölüm adına ağlayabiliyordun Sinekler bile sende sükûnet buluyor, tahtakuruları hakikatinle hayatta kalıyordu


Sevgi ve şefkat sinen etrafında, ateşe atılmaktan çekinmeyen kelebekler gibiydi dostların… Davetine icabet edeni hiç unutmadın, hiç de utandırmadın Satılmadın, satmadın kimseyi…


Herkesin hatırı vardı yanında… Hatıraları hatırladıkça hicap ediyoruz halimizeHalinle hallenseydik, hal-i âlem böyle mi olurdu?


Casusu bildiğin halde tecessüs etmiyor, köpeğin bile gıybetini ettirmiyordun Sana zulmedene, belki hidayete gelir umuduyla, şefkat elini uzatıyordun İdamı reva görenlere hakkını helal ediyordun


Hâlâ anlayabilmiş değilim başkasının imanını kurtardığında, vücudun cehennemde yanarken gönlünün gül gülistan oluşunu… Menfaat adına bir kırıntı dahi gönlünde yer etmemiş ki, cennet bile sevdan olmamış… Yavan yüreğim nasıl anlasın?


Sıcak odalarda, rahat koltuklarda okuduğum kırmızı kitapların hakikatiyle kalbim yansaydı belki bu kadar yavan yaşamazdım Nurlarla dağlansaydı yüreğim, dağınık düşüncelerim ulvileşerek yükselirdi


Tefekkürü terk etmedin, hayat adına ölümü haykırdın hep, sabır sadrından dökülen hamd damlarıyla ubudiyet çiçekleri açtıÇiçek bahçesine döndü hapishane koridorları


Zehrin tesiriyle kendine geldiğinde gözyaşlarına boğulmuştun bir hapishanede koğuşunda Ağlayışın ne kahırdan, ne de hastalığındandı, akşamki zikrini yapamamaktandı Zikrin lezzeti bütün elemleri ve emelleri def ediyordu


Sen ki yokluğa ermiştin, varlar seni nasıl anlayabilirdi


Seni anlatıyor değilim, olamam da… Anlayışsızlığıma anlayış göstereceğini bilmem cesaretlendiriyor beni Sana uzak olsam da yakınlığını esirgemeyeceğini biliyorum


Ham hayallerle hamlaşmış hayatta kayıyor olsam bile, şefkat elini uzatacağın ümidi dolu içimde İçimi açıyorum sana, beni ayıplamayacağının rahatlığıyla söyleşiyorum


Milyonları bulan ordunda bir nefer olarak cehalete, zarurete, ihtilafa savaşmak istiyorumSanat, marifet, muhabbet silahlarıyla…


Hanedanın yok ama milyonları bulan evlatların kıtaları kuşatıyor Küfrün belini kırmıştın himmetinle, talebelerin boynunu koparacak inş Yeryüzü yeniden saadet asrının kokusuyla nefeslenecek


Nefeslerimizi nefislerimizin esaretinden kurtardığımızda kıtalar da kurtulacak Kaçtığımız ölümün ardısıra koştuğumuzda kâinat da bizimle beraber koşacak


Ey yalnız adam, belki o zaman sana biraz olsun yaklaşmış oluruz




Hüseyin Eren
 
Üst Alt