Taş Duvara Kazılı, Yazılı Kimlikler

ÖmerZ

Katılımcı Kardeşimiz
Üyemiz
Katılım
18 Aralık 2023
Mesajlar
34
Tepkime puanı
18
Bir yazı ya da resim duvarda yalnızca bir süs değildir. O yazı ve resimler bizim kim olduğumuzu yansıtır. Nasıl bir kültür ve medeniyetten geldiğimiz, dünya görüşümüz, zihniyetimiz, kimliğimizdir onlar.

Zamanında Almanya’da Türk bir doktorun evine hırsız girer ve doktorun para edecek neyi varsa alır götürür. Birkaç gün sonra doktora bir mektup gelir. Mektupta şöyle yazmaktadır: “Abi ben de Türküm. Senin Türk olduğunu bilseydim evini soymazdım. Eşyaların filan yerde, gidip alabilirsin. Ancak insan duvarına bir ayet, bir ‘maşallah’ olsun asmaz mı? O vakit Türk olduğunu anlardım.”

Ey Koruyan, Hıfzeden!..

Eski evlerimizin dış cephelerinde en fazla dikkat çeken yazı “Ya Hafız” ism-i celilidir.

“Ya Hafız”, Esma’ül Hüsna’dan bir isimdir ve “ey koruyup kollayan” manasını içermektedir.

Bu ismi o taş duvarlara nakşeden usta bu yazı ile koruyup esirgeyenin ancak Allah olduğunu eserine işlemiştir.

Rivayet odur ki zamanında İstanbul’a Avrupa’dan bir sigorta şirketi çalışanı gelir. Maksadı şehirdeki mülkleri kendi sigorta şirketleri üzerinden sigortalamaktır. Bir süre şehirde gezdikten sonra şirketi arar ve şöyle der: “Biz bu şehirdeki evlerin hiçbirini sigortalayamayız zira buradaki evlerin hepsi Hafız isimli bir şirket tarafından sigortalanmış.”

Bir başka rivayet de şöyledir: Zamanında Osmanlı evlerinin dış duvarlarında “Ya Hafız” yazılarını gören İngiliz sefiri, Keçecizade Fuat Paşa’ya bu yazıların manalarını sorar.
Nüktedan bir şahsiyet olan Fuat Paşa da “Osmanlı Sigorta Şirketi Poliçeleri” diye cevap verir.
Buna karşılık İngiliz sefiri de “Cirosu oldukça yüksek bir sigorta şirketi olsa gerek. Çünkü bütün evlerde görüyorum” der.

Mal Sahibi, Mülk Sahibi…

Evlerin duvarlarında dikkat çeken bir başka yazı olan “Maşallah” ise hayranlık bildirir.
“Allah nazardan saklasın, Allah’ın dilediği olur, Allah kem gözlerden esirgesin” anlamına gelir. Bir güzelliğe hayran kalındığında o güzelliğin insanın kudretinden değil de Allah’ın (c.c) kudreti ve nasibinden geldiğine inancın ifadesidir.

“Ya Malikü’l Mülk” ise yine Allah’ın isimlerindendir ve “ey mülkün sahibi” anlamına gelir. Bizlere mülkün hakiki sahibinin kim olduğunu hatırlatır. Bir bakıma “Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi?” der.

Bir başka yazı ise “Allah’ın dediği olur” yazısıdır. Binaların dış yüzeyine işlenen bu yazı binayı yapanın bir ifadesi olarak duvarda yerini alır. Biz inşaatı bitirdik ama takdir Allah’ındır. Takdir edilen neyse o oldu ve o olacaktır demektedir ev; kapısına gelene, önünden geçene, ev sahibine, evin önünde şöyle bir duraklayana.

Duvarlarımız, iç ve dış duvarlarımız. Sanmayalım ki birer taş, beton ya da kerpiçtir.

O duvarlar birer aynadır. O duvarlar, evlerimizin içindeki ya da dışındaki o duvarlar içimizin aynasıdır. Kimliğimizin aynasıdır. O levhalarda “Ya Hafız” yazılıdır. “Maşallah” yazılıdır. “Malikü’l Mülk” yazılıdır. Besmele yazılıdır, “Edep ya Hu” yazılıdır. Bize hatırlatır o duvarlar unuttuğumuzda, O’nun adını ve O’nun adına başlamayı. Hatırlatır o duvarlar korktuğumuzda, koruyan ve kollayanın O olduğunu… Hatırlatır duvarlar şımardığımızda, mülkün sahibinin ancak ve ancak O olduğunu. Ne çok şeyler söyler bir taşın kalbine kazınanlar.

Bir taş duvara asılanlar.
Bize bizi hatırlatır.
Nereden geldiğimizi ve nereye gideceğimizi.
Der ki dünyanın renklerine, cümbüşüne kanma, aldanma Her renk biter haki kalır.”

|Semerkand Aile Dergisi -
Zehra Korkmaz
 
Üst Alt