Ra'd Suresi: - Radıyallahü anh.

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,152

RA'D SÛRESİ:
Kur'ân-ı kerîmin on üçüncü sûresi
Ra'd sûresi, kırk üç âyet-i kerîmedir Sûrenin on üçüncü âyetinde gök gürültüsü mânâsına gelen er-Ra'd kelimesi sûreye isim olmuştur Sûrede; Allahü teâlânın varlığı, birliği, ilminin sonsuzluğu, îmân etmekle mes'ûd olanların ve inkâr eden kötü tâlih lilerin vasıfları ve âkıbetleri ve Allahü teâlânın, Peygamber efendimizin peygamberliğine şâhidliği bildirilmektedir (İbn-i Abbâs, Mücâhid bin Cebr, Râzî, Taberî, Kurtubî)
Allahü teâlâ Ra'd sûresinde meâlen buyuruyor ki:
İnsanlar gidişlerini bozmazlarsa, Allahü teâlâ da bunlara verdiği nîmetleri değiştirmez Allahü teâlâ bir millete cezâ vermek isteyince, bunu kimse durduramaz Onların Allahü teâlâdan başka hâkimi yoktur (Âyet: 12)
Kim Ra'd sûresini okursa, geçmiş ve kıyâmete kadar gelecek bulutların hepsinin ağırlığının on katı sevâb verilir Kıyâmet günü Allahü teâlânın ahdini (sözünü, va'dini) yerine getirenlerden olarak diriltilir (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)



RADIYALLAHÜ ANH:
Daha çok Eshâb-ı kirâmdan birinin ismi anıldığı veya yazıldığı zaman söylenen ve yazılan "Allahü teâlâ ondan râzı olsun" mânâsına duâ, hürmet ve saygı ifâdesi İki kişi için Radıyallahü anhümâ, ikiden fazlası için Radıyallahü anhüm denir
Ebû Bekr radıyallahü anh birine nasîhat ederken şöyle buyurdu: "Ey kardeşim! Sana yaptığım nasîhatı aklında tut, kaybolmamasına dikkat et Ölümü özüne sevdir Nasıl olsa gelecek" dedi Çok kere, dilini parmağı ile tutar ve; "Başıma gelen her şey bunun yüzündendir" derdi Binekte iken devesinin yuları düşse, verin, demez; deveyi çöktürür, alırdı Sebebini sordular: "Resûlullah sallü aleyhi ve sellem bana: "İnsanlardan bir şey isteme" diye emretti" buyurdu (Şemseddîn Sivâsî)
Ebû Bekr ile Ömer radıyALLHü anhümâ bu ümmetin üstünleridir (Hazret-i Ali)
Eshâb-ı kirâmın radıyALLHü anhüm ecmaîn hepsini büyük bilip, hürmet etmekle berâber, Ehl-i beyti (Peygamber efendimizin akrabâlarını) de sevmek Ehl-i sünnetin alâmetidir (Tâhir-i Buhârî)

 
Üst Alt