Otizm

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Pdd veya otizmin ne olduğunu anlamak için kaynakları taramaya başladığınızda hemen hemen her yerde göreceginiz ilk bilgiler şöyledir. “Otizm kelime anlamı olarak içe dönüklük demektir. Otistik bozukluk ise sosyal ilişkide yetersizlik, iletişimde (sözel veya sözel olmayan) yetersizlik, tekrarlayıcı davranış ve ilgilerin olmasıyla karakterize bir bozukluktur.” Ülkemizde yaygın şekilde iki türlü tedavi öngörülmektedir. Birincisi ilaçlı ve medikal yöntemlerle, ikinciside terapi ve özel eğitim’ dir. İlaçlı yöntemle hareketlilik, hırçınlık, saldırganlık, dikkat gibi unsurlar, özel eğitimle ise akademik ve davranışsal öğrenmeler gerçekleştirilmeye çalışılır. Burada atlanılan konu ise terapi sürecidir. Tanımlamadan da anlaşılacağı gibi pdd veya otizmin asıl problemi terapiye ihtiyaç duyulan duyusal, algısal ve motor problemlerdir.

Ülkemizde pek ele alınmayan terapi sürecinden haberdar olmayan insanlar bu hastalıkla ilgili ilk bilgilere ulaştıklarında bütün umutlarını haklı olarak kaybetmektedirler. Çünkü ulaştıkları kaynaklar bu insanlara nasıl bir şey başınıza geldi bilemezsiniz, bunun hiçbir şekilde tedavisi yok, dünyanın sonu geldi gibi mesajlar vermektedir. Aslında verilen mesajlar ülkemizde bu konuda yapılan çalışmaların yetersizliği ve kısıtlı bilgiler sebebiyle bu çocukların tedavisinde ulaşılabilecek en iyi noktanın dahi kötünün kötüsü olduğundan bahseder gibidir. Pdd veya ülkemizde bilinen ismiyle otizme oluşturulan bu bakış açısına göre bu söylenenler doğru olabilir. Çünkü, terapi sürecinin atlandığı doğru tedavi unsurlarının oluşturulamadığı bir durumda otizm kaçınılmaz bir duruma gelmiş, öğrenemez, konuşamaz, bilemez bir birey ortaya çıkmıştır. Bu bireye ulaşmak için özel öğretim metodlarına ihtiyaç duyulur. Çocuğun yaşantısında temel olan kalıplar, olumlu kalıplara çevirilmeye çalışılır vede muhtemelen bundan sonra çocuğun kısıtlı şekilde çalışmalara dönüt vermesi, kısıtlı bir hayatı yaşaması beklenir. Kısacası normal olmayan, dar çerçevede bir hayatı oluşur. Bunun adı OTİZM’ dir.

Oysa ki dünyanın sonu gelmemiştir. Çünkü bu tip olgularda, süreci tam tersine çevirmek için, ailelerin çocuklarına yeniden umutla sarılmasını sağlamak için bilimsel yöntem ve metodlar oluşturulmuştur. Bilimsel çalışmalar ışığında oluşturulan bu yöntem ve metodlar bütün ezberleri bozmakta, çocuk otistik olmadan müdahale ederek tedavide başarı sağlayan, etkinliği kanıtlanmış yöntemlerdir. Bireysel ayrılıkların söz konusu olduğu bir durumda tabiki genel bir başarıdan söz etmek mümkün değildir. Fakat işin şu yönü iyi bilinmelidir ki; her çocuğun kendine özgü bir performansı vardır ve ülkemizde doğru tedavi uygulanmayan birçok çocuk sırf bu sebepten otizmli çocuklarımız arasında yerini almaktadır. İki yaşında tanılanan ve bilindik yöntemlerle eğitim verilen, bugün 4,5 yaşında olup hiçbir şey yapamadan sağa sola koşuşturarak ses çıkaran bir çocuk, doğru tedavi yöntemi iki ay uygulandıktan sonra büyük bir değişime uğradığında, çocuğu için “keşke daha önce bunu yapsaydım ama neden bu tedavi daha yaygın değil, ben bu yöntemi bilmiyordum, çocuğumun tedavisi için çok zaman kaybettim” diyerek gözyaşlarını akıtan bir anne bu durumu özetlemektedir. Bu yöntem ve teknikleri görebilmek için ülkemizdeki kısıtlı bilgilerle yetinmemek, kafamızı kaldırıp dünyaya biraz bakmak yeterli olacaktır. Bu metodların içinde duyusal bütünleme yöntemi en temel birimi teşkil eder. Çünkü gelişimin en temelinde 0-6 yaş aralığında duyusal sistemler etkin ve gelişimi sağlayan en önemli unsurdur. Eğer aileler bu konuyu göz ardı ederse, otizm kapıya dayanmış, biraz büyüyünce iyileşecek-bitecek diye umut ettikleri çocuklarının her geçen gün nasıl kötüye gittiğine ve sorunlar yumağının nasıl daha fazla çoğalacağına şahitlik edeceklerdir. Bu son hiç kimsenin görmek istemeyeceği, hazin bir tablodur. Çünkü bu sonu hazırlayan çocuk değil, yetişkinlerin çocukla ilgili verecekleri kararlar neticesinde olacaktır. Çocuktan sorumlu olan yetişkinleri çok zor bir süreç ve kararlar beklemektedir. Unutulmaması gereken şey ise; Pdd’ nin tedavisinde önemli olan üç başlıktan bahsedecek olursak:
- Erken tanının önemini kavramak ve bir an önce tedavi sürecini başlatmak,
- Doğru yöntem ve tedaviyi kullanmak,
- Ailenin süreçteki yerini unutmamak ve tedaviye katılımını sağlamak olabilir.
Dikkat edilecek olursa, bu üç başlıkta birebir aileyi ilgilendirmekte ve tamamen ailenin vereceği kararlar neticesinde çocuğun hayatına yön verilmektedir. Burada ailelere düşen görev, bilinçli davranmak ve doğru olan tedaviyi biran önce başlatmak olabilir. Aileyi erken tedaviden uzaklaştıran bazı etkenlerden söz etmek gerekirse; ” daha küçük ilerde konuşur”, “çocuk işte ne yaptığını bilmiyor”,”doktor tam olarak bişey söyleyemedi” gibi düşünceler veya hastalanan her insanın yaptığı gibi, doktordan alınan ilaçla ve teknolojik aletlerle sorunun çözüleceğini zannetmek gibi düşüncelerden söz edebiliriz. Bazı durumlarda çocuğun, televizyonda reklam ve klipleri tekrar etmesi, kendi kendine konuşmalarının olumlu olduğunun düşünülmesi, kitap-gazete-dergilere bakıyor olmasının çocuğun bir dahi olacağının bir göstergesi olarak zannedilmesi tedaviyi geciktirmektedir. Çocuk tedaviye başladıktan sonra ise çalışmaların yeterli olacağını düşünüp “ebeveynler olarak bizim bir şey yapmamıza gerek yok” gibi düşünceler çocuğun gelişimini engelleyen durumlara örnek olarak verilebilir. Bazı vakalarda, çocuğun konuşuyor olmasının bütün sorunların ortadan kalkması ve artık tedaviye gerek olmadığı kanaatini ailelerde uyandırmaktadır. İlerleyen yaşlarda ortaya çıkan sorunlar, bu düşüncelerin tam aksini ortaya koymaktadır.
Duyusal sistemler üzerinde yapılan çalışmalar, ülkemizde anlaşıldığı gibi sadece belli başlı temel becerileri geliştirmek olmamalıdır. Duyu-motor-algı becerilerini geliştirmek için bir takım yol ve teknikler vardır. Amerikalı ünlü nöropsikiyatrist Steanly Gresspan bu Pdd’ li çocuklar ve duyusal işlemleme eksikliğiyle ilgili yeni bir sayfa açmıştır. Duyusal sistemler üzerinde yapılan çalışmaların çok yönlü olması; bilişsel, nörolojik ve davranışsal alanların yanı sıra, algı-dikkat- praxsis- motor planlama, duyusal denge, organizasyon, esneklik, problem çözme kabiliyeti vb. algısal hedeflerin gözardı edilmeden çalışmaların uygulanması gerektiğini vurgulamıştır.
Pdd veya Otizm tanımından yola çıkıldığında başka önemli etkenlerin olduğu çok belirgindir. ÖRNEĞİN otizmli ve duyu motor algı gelişimi tamamlanmamış çocuklar, sosyal ortamlarda olduklarında genelde aileler arasında “Aslında benim çocuğum bunları yapmıyor ama!! “ şeklinde konuşmalar geçmeye başlar. Bunun nedeni ise çocuğun o anda yerinde duramıyor sağa sola koşturuyor veya garip hareketlerde bulunuyor olmasıdır. Dolayısıyla çocuğun davranışsal analizi, çocuğun problemini kendiliğinden tanımlamış olur. Gözlemlenen bu durum pdd-otizm yelpazesindeki çocukların temel problemlerinin vücutlarıyla dolyısıyla hareketleriyle ilgili olduğunu göstermektedir. Sürekli anlamsız davranışlar sergileyen çocukları, davranışsal durumları olduklarından daha da kötü göstermeye yeterde artar bile. Algılama ve hareket entegrasyonuna dayanan duyusal bütünleme yöntemi her açıdan Pdd’ li çocukları ele alıp tedavi etmek için kullanılır. Pdd’ li-otizmli çocukların en temel problemlerini ortadan kaldırmak için; duyu bütünlemesi uygulamaları hayati önem taşımaktadır. Aksi durumda ağır otizm tablosu çizen bir çocuk ve çocuklarının bu durumuna alışmaya çalışan aileler görülmeye devam edilecektir. Pdd’ li çocukları tedavi etmeye çalışırken, çocukla diğer kişilerin “aracı” olarak tayin ettikleri bilimsel yöntem çok önemlidir, tedavi sürecinin olumlu yada olumsuz sonuçlanmasına sebep olacaktır. Halen daha ülkemizde doğru tedavi yöntemlerinin oluşturulamamasından dolayı bu sonuçlar görülmeye devam edilmekte, çocuklarımız gelişimsel düzeylerinin (gelişebilirlik kapasitelerinin) altında standartlarda yaşamaya mahkum edilmektedirler. Çocuklarımıza karşı sorumluluk duyan herkesin bu konuda üstüne düşen bir takım vicdani görevlerin olduğu unutulmamalıdır...
 

Gönül sızım

Özel Kardeşimiz
Yönetici
Süper Mod
Moderatör
Otizm, sosyal ve iletişim becerilerinin oluşmasını etkileyen bir gelişim bozukluğudur, yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkar.
Kişinin; düşüncelerinin, duygularının ve arzularının, dünyayı kendi algılayış biçimine göre belirlenmesi ve çığlık çığlığa ağlaması,bağırması, Bireyin iç gerçekliği, dış gerçeklikle bağdaşmaz.
Kelime anlamı olarak “kendine dönük” anlamına gelir..

Çocuklar genellikle hareketli, enerjik, kendilerine özgü hayal dünyaları olan, cana yakın ve sevgiyi alıp iletebilen varlıklardır.
Çocukların hayal dünyalarının zenginliği bazen bizleri hayretler içinde bırakabilir.
Ancak çevresinde olup bitenlere tepkisiz, iletişim kurmak istemeyen, kendi dünyasıyla yaşamak isteyen dış dünya ile bağlarını koparmış çocuklarda vardır.
Bu çocuklara otistik çocuklar diyoruz. Otistik çocuklar daha bebeklik dönemlerinden itibaren birtakım davranışlarıyla etrafındaki akranlarından kolayca ayırt edilebilirler.

Kolay kolay gülmezler, etraflarında kimse yokmuş gibi davranırlar, göz teması kurmazlar, yetişkinlerin kullandıkları jest ve mimikler onlar için bir anlam ifade etmez.
çığlık çığlığa ağlamaları,bağırmaları duygusuz hissiyatsiz haleri gibi..

Yeni doğan her bebek yaşamın ilk zamanlarında otistik belirtiler gösterir ancak 1.5–2 aylık dönemden sonra sosyal iletişim tepkisi sayılabilecek tepkiler verirler(gülümseme.
sese tepki verme, agulama vb).Oysa otistik çocuklar bu döneme uzunca bir süre ve çoğunlukla yaşamlarının önemli bir kısmında geçemezler.

Otistik çocuklar bebeklikte normal sayılan bu dönemi aşamaz ve dışa açılamazlar. Otistik çocukların büyük bir kısmında farklı seviyelerde zeka geriliği görülse de, zeka seviyeleri normal olan otistik çocuklar da vardır.
Ancak genel zeka seviyeleri ne olursa olsun, Otistik çocuklar çevrelerindeki dünyayı algılamakta ortak bir zorluk çekerler

OTİZMİN SEBEPLERİ
Otizmin sebepleri konusunda pek çok görüş sunulmaktaysa da kesin sebebi henüz tespit edilememiştir.
Otizme yol açan bir sebepten ziyade birçok sebep olduğu görüşü artık kabul edilmektedir. Genetik, nörolojik, psikiyatrik ve metabolizmayla ilgili pek çok faktör otizme zemin hazırlamaktadır.
Hamilelik sırasında kullanılan ilaçlar ve riskli gebelik otizme kaynaklık edebilmektedir. Ayrıca hamilelik sırasında geçirilen hastalıklarda otizme yol açabilmektedir.

Uzun yıllar otoriter ve ilgisiz ana baba tutumlarının otizme yol açtığı düşünülmekteydi. Oysa yapılan son çalışmalar ana baba ile çocuk arasındaki iletişimin otizmi tetiklemeyeceğini ortaya çıkartmıştır.
Otizm bir ruhsal hastalık da değildir. Otizmli çocuklar, böyle davranmayı seçmemiş, ele avuca sığmaz çocuklardır.
Bunun yanı sıra, bugün hala otizme sebep olabilecek psikolojik faktörler bilinmemektedir.

Bazı çocuklardaki kan düzeylerindeki yükseklik ve beyin dalgalarındaki düzensizliğin otizme yol açtığı düşünülmektedir.

OTİZMİN BELİRTİLERİ
Otizmin belirtilerini dil, iletişim, davranış ve aktiviteler ile sosyal beceriler adı altında 4 ana başlıkta sınıflandırabiliriz.

1.İletişim:
Otistik çocukların büyük kısmında uygun iletişim kurmada problemler vardır. Otistikler iletişim açısından genellikle şu davranışları sergilerler.

- Diğer çocuklarla iletişim kurmada zorluk
- Göz kontağı kurmaktan kaçınma
- Temastan ve kucağa alınmaktan hoşlanmama, anneye aşırı bağlanma ya da hiç bağ kuramama.
- Cevap vermek yerine kendisine söylenenleri tekrar etme
- İsmiyle çağırıldığında tepkisiz kalma ve cevap vermeme.

2.Dil:
Otistik çocuklarda dil gelişiminde ciddi bir gerilik göze çarpmaktadır.

- Otistik çocukların yaklaşık yarısı konuşma becerisini hiçbir zaman geliştiremez.
- Konuşmanın içeriği ve şeklinde normalden faklılık gösterirler
- Ses tonları genellikle monotondur, "robot" veya mekanik ses tonu ile konuşabilirler.
- Kendilerinden "Ben" yerine "O" veya kendi ismiyle söz edebilirler. Örneğin "Ben süt içmek istiyorum" yerine "O süt içmek istiyor" gibi.
- Konuşmaları "papağan" gibi tekrarlayabilirler ya da bir cümleyi saatlerce aynı şekilde söyleyebilirler.
- Müziğe karşı çok ilgili olabilirler. Şarkı sözlerini ezberleyebilirler ancak konuşma dilini kullanmakta zorlanırlar.

3.Davranış Ve Aktiviteler:
Otistiklerin çevrelerindeki bireylerden kolaylıkla ayırt edilebilecek tipik davranış kalıpları vardır.
- Yaşıtlarının oynadığı oyuncaklar ilgilerini çekmez
- Dönen objelere ilgi duyarlar; araba tekerleği, tencere kapağı, çamaşır makinesi, topaç gibi
- Yumuşak ve tüylü objelere elleyemezler veya bunlardan çekinirler; tüylü oyuncaklar, hamur ve parmak boyası gibi
- Yinelenen davranışları vardır; kendi etrafında dönme, sallanma, zıplama, kuş gibi kanat çırpma ve aynı sözleri tekrarlama gibi
- Nedensiz ağlar, bağırır veya çığlık atarlar
- Tuhaf davranışlar sergileyebilirler; elleriyle göğsüne vurma, parmağını veya elini sallama, oynatma, elini ısırma veya kendine zarar verme gibi

4.Sosyal Beceriler:
Otistiklerin sosyal beceriler edinme ve bunları kullanma becerileri son derece zayıftır.Sosyal beceriler açısından şu özellikleri gösterirler.
- Sosyal ilişki kurmakta güçlük çekerler
- İnsanlara karşı ilgisizdirler
- Yaşıtlarıyla oynamakta ve oyun kurmakta yetersizdirler
- Taklit becerileri yoktur
- Sosyal ortamlarda rahatsız olurlar· Büyük mağaza, çarşı vb. kalabalık ortamlardan uzak kalmak isterler
- İnsanları bir "eşya" gibi kullanabilirler.(Örneğin istedikleri şeyleri annelerinin elini tutarak işaret ederler ve istendiği verildikten sonra da yanlarında kimse yokmuş gibi davranabilirler)

- Genelde ilk bebeklik dönemlerinden itibaren normal çocuklarda görülen gülümsemeye karşılık verme, bu çocuklarda görülmez veya seyrektir. Bazen anlamsız gülümsemeleri olabilir.

Bütün bunların yanı sıra Otistik çocuklarda yeme bozuklukları,öfke nöbetleri,duyu sorunları ve saldırganca davranışlarda görülmektedir.

ÜSTÜN YETENEK GÖSTEREN OTİSTİKLER
Üstün yetenek gösteren otistikler tüm Otistik grubun %10 unu oluşturmaktadır.Bu grup daha çok beceriye dayalı, soyutlama yetisi gerektirmeyen alanlarda üstün beceriler göstermektedirler. Matematik,müzik ,resim ve mekanik türü alanlarda üstün özellikler sergilemelerinin yanı sıra kendi kendine okuma yazma becerilerini de erken yaşlarda edinmektedirler.

Üstün yetenekli otistikler 2-3 yaşında okumayı öğrenebilmekte ancak okuduklarından anlam çıkaramamaktadırlar.
Ayrıca bu çocuklarda hiperaktivite de çok görülen bir durumdur. Üstün yeteneğe sahip otistiklerin bu özellikleri tespit edilerek onların daha iyi ve gelişimlerini destekleyici eğitimlere yönlendirilmeleri mümkün olabilir.

OTİSTİK ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ VE TEDAVİSİ
Otizm erken tanı ve teşhis edildiğinde ilerleme kaydedilebilecek bir gelişimsel bozukluktur. Beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0-2 yaş arasında tedaviye başlanırsa çocuğun ileride yaşıtlarıyla aynı eğitimden faydalanması,kendi öz bakım ihtiyaçlarını kendisinin karşılaması için gerekli zihinsel ve sosyal alt yapı oluşturulmuş olacaktır.

Daha önce yapılan çalışmalarda, erken tanı ve tedavi ile otistiklerin çok azının tedavi edilip eğitime alınabileceği öngörülmekteydi.
Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, erken eğitim ve tedavinin bireyi özel eğitime daha az ihtiyaç duyar ve kendi kendine yetebilir hale getirdiğini göstermiştir.
Uygun tedavi ve eğitimle otizmin belirtilerinin büyük bir kısmı tedaviye cevap vermektedir.

Otistik çocukların tedavisi ile özel eğitimine başlanmadan önce ailenin çocukla ilgilenen sağlık ekibi ve özel eğitim uzmanı tarafından yeterince bilgilendirilmesi gerekmektedir.
Bazı yanlış inanışlar, ailelerin çok erken dönemlerde çocuklarından büyük beklentiler içerisine girmesine yol açmakta, bu da aileleri uzun vadede psikolojik ve toplumsal bir baskıyla karşı karşıya bırakmaktadır.Otistiklerin tedavisinde aile ile bilinçli bir işbirliği şarttır.

Henüz otizmin belli bir tedavisi bulunamamıştır. Ancak eğitimle tedavi edilebilirler. Davranış bazlı tedaviler, çocuğun ilgi alanına yönelik metotlar, ,aile ve personel eğitimi ve diğerleri... Çeşitli tedaviler mümkündür.
Davranış Analizi ,İşitsel Terapi ,Diyet, Deneme Yanılma yoluyla eğitim, İlaçlar, Müzik Terapisi, Duyusal bütünleme terapisi, Konuşma/Telaffuz Terapisi ve Algısal(görüş)Terapi gibi terapiler kullanılmaktadır.
Araştırmalar göstermiştir ki kişiye özel ,kişisel ihtiyaçlara göre düzenlenmiş bir özel eğitim programına otistikler iyi cevap verirler.

Otistiklerin tedavi ve eğitimlerinde çocuk doktorları, çocuk psikologları, çocuk psikiyatristleri, çocuk gelişimciler,özel eğitim öğretmenleri ve nörologlar işbirliği içinde çalışmaktadırlar.
Alinti..
 

tozduman

Moderatör
Moderatör
Selâmün Aleyküm.
Rahmetli Ahmet Aydın ile epey yol almıştık.
Allah ahirette iyi hal nasip etsin.
Allah razı olsun Allah rahmet eylesin.
Bağırsak larda mantarlari mız çok fazla ve inatçı.
4 yaşına kadar gözlerimize bakmadi.
Sürekli tv karşısında kendi dünyasında yaşadı.
Özellikle ayna karşısında kendini izliyor ve oynuyor.
Geceleri duvarlara bakıp korkup ağlıyor.
Gece nöbetleri oluyor karın ağrısı sürekli masaj yapıyoruz.
Allah için Adak adarım ve ne istersem bana en gec 2 ay içinde nasip eder.
2 ay doldu yegenim tahmin ettigim kadar düzelmedi :(
Ama.olsun yinede az da olsa bir gelisme var artık gözlerimize bakıyor ve sevgisini gösterebiliyor.
Bu hastalık Annenin gebelik dönemi beslenmesinden sezeryan doğum a kadar ayrıca çocuk aşılarında civa dan dolayi Birikiyor ateşli bir hastalikla patlıyor.
A.A Nin otizm konusunda araştırmaları bir kaç seneye gündeme oturur.
O kadar çok ki otizmli kardeşlerimiz bazı anneler farkında değil :(
Bir keresinde restaurant da bir hanım la karşılaştım.
Oğlu eti emdigini ve cignemedigini söyledi o gün aklım toplantidaydi çocuğa uzun uzun baktım hareketleri yegenime benziyordu.
Dr götürdünuzmu diye sordum nöroloji ye götürdüm dedi bisey çıkmadı dedi.
Telefonum çalınca apar topar ayrıldım .
Sonra bir kaç gün vicdan azabı çektim.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi otizm li cocuklar ile ilgilenen mükemel bir kadrosu var bu kadro rahmetli A.A nin kadrosudur.
Allah bizi hayırlı hekimler ile karşılaştırsın.
Ve çocuklarımıza şifa versin.
Kunfeyekun! Ol dersem olur diyen Rabbimin kelamı na siginiyorum.
Allahtan şifa istiyorum.
 

tozduman

Moderatör
Moderatör
Selâmün Aleyküm.
Teyzem seneler önce annemin karşı çıkmasına rağmen çok zor biriyle evlendi. Iki tarafın ailesi de onaylamadi bütün işleri ters gitti.
Enistemle nişanlandigi ilk günden bugüne kadar işleri hep ters gitti.
Ilk aile tanışma günlerinde evdeki bütün genç kızlar bende dahil olmak üzere 1 gece hepimiz korkutularak uyandirildik.
Sonraki geceler sadece teyzem kötü olmaya başladı.
Teyzemin eşi eve hoca getirdi ve büyü yapıldığını söyledi.
Dualar gerekli işlemlerden sonra biraz rahatladik.
Evlendiler.
Evlendikten sonra huzuru daha çok bozuldu.
Enistem de teyzem de uzaklaştırdı birbirlerinden tekrar hoca geldi evde büyü var dedi saksinin içine ölü toprağı atılmış dedi.
3 sene böyle devam etti.
Enistem evden uzaklaştı kendini ise verdi.
Teyzem hamile kaldı.
Hamileliği iyi gecti.
Doğumda sezeryan oldu.
Aysecigimiz dünyaya geldi. Çok şükür onu veren Rabbime :(.
Aysecik büyüdükçe aglamasi şiddetlendi.
Diğer çocuklar gibi aglamiyordu.
Anlamistim o zaman teyze Allah sana sabır versin demiştim bu nasıl çocuk demiştim o zamanlar sivri dilliydim :(
Bir gece ateslendikten sonra çocuğun yaşı da ilerleyince otizm teşhisi konuldu..
Teyzem kendini sadece aysecige verdi senelerdir ugrasiyor.
Enistem çocuk duzelene kadar bosanmayacagiz dedi.
evin kirasini ve tum faturaları ödüyor.
Haftanın bir kaç günü gelir üzerini değiştirir kızıyla vakit geçirir gider.
Bazen diyorum ki ımtihan ya barissalar çocuk düzelecek.
Belkide musibet ya o evden taşın da düzelecek.
Ne yapsalar o evden cikamiyorlar.
O kadar yorulduk ki ımtihan diyoruz sabrediyoruz.
O kadar çok şey denedikki.
Aysecigimiz için.
Diyetler ek vitaminler ile 2 sene geçti malesef duzelmiyor.
Bunlara ek.olarak başka tedavilerde denedik.
Ayrıca türkiyenin en iyi hocalarindan dua aldık.
Ben kuran hatim ettim.
Kuran okuduğum hersey oldu aysecigim duzelmedi.
Biliyorum hissediyorum Allahın hükmü var!.
Bazen boşuna uğraşıyoruz diyorum.
Yavaş yavaş epilepsiye dönüyor hastaligi.
Annesi çok yıprandi yuvası dagildi.
Ilac lar çok pahalı yurtdisindan getirtiyoruz. Yeterki duzelsin kenarda köşede neyimiz varsa sattik.

Buhari hadisinde bütün hastalıkların şifa si var onu bulan buldu bulamayan bulamadı demiş.
Kafamız karıştı. Denemedigimiz tedavi eğitim diyet kalmadı.
Ne yapacağım bilmiyorum.
Allah dilerse bir sineği vesile yapar olur .
Allah dilerse herşey olur.
Hangi vakti bekliyoruz bilmiyorum.
Çok yorulduk.
Yok mudur başka tedavi bilen yokmu?
Hepsini denedik deneyecegiz yeterki aysecik iyileş sin :(
Dualarinizi bekliyorum.
Varsa fikrinizi bildiklerinizi bekliyorum.
Aysemiz artık diğer çocuklar gibi sağlıklı olsun dualarinizi bekliyorum. Selametle inşallah :(
 

Gönül sızım

Özel Kardeşimiz
Yönetici
Süper Mod
Moderatör
Çalıştığım kuruma dün Otizimli olan bir Çocuk getirdiler onu izlemeye, seyretmeye başladım...sanki etrafında bizim göremediğimiz birileri bir şey vardı onlar ile ilgileniyor,oynuyor ama biz göremediğimiz için sanki kendisi ile oynuyor konuşuyor hareketlerine bir anlam veremiyordum...

Otizimli olan Kişilerin beyni farklı hücre ve fonksiyonları farklı olduğu için ;Duygu ,görme algılama zaafı daha fazladır ve bu nedenle düşüncelerini, duygularını ve dünyayı kendi algılayış biçimine göre görüyor olmasınlar....?

onunla saklanbaç oynamaya karar verdim kim ebe olacak dedim parmağı ile o olsun dedi..bende dedim ki benim gözlerim iyi görmüyor o nerde dedim orada ordaki Çocuk ebe dedi...ve ben iki kişi ile o da ikiden fazla kişiler ile saklanbaç oynadık....

Daha sonra bu olayı Psikologa anlattım senin bu konuda ne kadar okulun , eğittimin var diye sordu...
-Ben de Bazı şeyleri anlamak için okul değil feraset hikmet ,wisdom gerekir..dedim.

A person can be very well-educated and full of knowledge, but still lack wisdom..
Bir kişi, çok iyi eğitimli ve bilgi dolu olabilir ama hala bilgelik ,feraset eksikliği olabilir..But wisdom does not come unless you see your need for it.
feraset ancak senin gercekten ihtiyacın olduğuna inandığında sana Allah tarafından verilir.. Allah'ım bize iman, ilim, feraset marifet ver amin..

Çözümsüzlük akılda değil, düşüncededir.
 

tozduman

Moderatör
Moderatör
Selâmün Aleyküm gönül sızım abla. Tedavi sürecini ,gelişmeleri burada paylaşırsaniz sevinirim.
Belki bende birseyler alabilirim.
Benim yegenim 5 yaşında ,bağırsaklarindaki mantarlar çok inatçı çıktı ..
Ek olarak da epilepsi teşhisi de konuldu.
Vücut gelişimi çok iyi.
Probiyotik tedavisi ve ilaçlara devam ediyoruz.
Bizimle iletişim kurmuyor ama yüzümüze bakıyor.
Sizin hastanız % desi mühim. % kaç otizmli .
Siz soru sormuşsunuz ve eliyle işaret etmiş . Bizim için bu durum mucize olur.
 

Gönül sızım

Özel Kardeşimiz
Yönetici
Süper Mod
Moderatör
Aleyküm selam, O Otizmli Çocuk okula gidiyor .Türkiye de bilmiyorum ama burada otizmli Çocuklar icin özel okul var.

Onun ile oynarken cok sessiz, sakin ve ona dokunmadan sarılmadan onun gibi sallanarak dönerek oynamaya calıstım..çünkü sallanarak dönerek kendi kendini sakinleştirdiğini fark ettim..

başka insanlar tarafından tutulmak ,sarılmak ona korkutucu geliyordu.. kim bilir belki de beni farklı bir yaratık olarak görüyordu belki de içimde ki hayvanı görüyor insanlardan korkuyor ürküyor...

onu bir süre koruyucu aile olarak yanıma aldım biraz zor olacak ama dünyayı başka insanların göremediği şekilde görmesi dikkatimi çekti bakalım zaman ile neyi keşf edeceğim..· Mevla görelim neyler Neylerse güzel eyler .

haa bir de içinde ki hayvanın sivri dillini biraz kes.. Keskin ,sivri dilli olmak;, insanın sağlığına,dünya ve ahiret ve dostluklara zarar veriyor...
 

tozduman

Moderatör
Moderatör
Evet, Otizme karşı duyarlilar!
Oradaki imkanları araştırdık, maddi manevi gücümüz yettigince ilaçlari yurtdışından getirtiryoruz. Çok şükür.

Son paragrafta ne demek istediğinizi ben gayet net anladım, lakin konduramiyorum!
Allah kimseyi evladı ile sinamasin. Amin ecmain
 
Üst Alt