Ne Mutlu Kuran Yolcularına

Turab

Teknik Ekip
Yönetici
Admin
Mesajlar
6,570
Başların ayak, ayakların baş olduğu bir zamandayız. Herkes sustu, inancı adına söz söyleyenler söylemez oldu. Elin parmakları adedinden az olan mücahitlerin sesi cılız kaldı. Radikal düşüncesiyle suçlanır oldu.
Çoğunluk tağutun etrafında toplandı. Tağuta hizmet ondan istifadeye dönüştü. Görünüşü güzel, kokusu olmayan fatmacık çiçeklerine benzediler. Kur'an'ın hakimiyeti toplumda düşünülmez oldu. Kur'an ayetleri musiki namelerinin terennümü haline geldi. Güzel okuma yarışmasına dönüştü. ''Okunan ayetler ne diyor ?'' sorusu unutuldu,''Ne güzel okunuyor'' dendi, deniyor. Böyle bir toplumda uyarıcılık bize kadar düştü.
Derdimiz, münafıklar, kafirler değil; onlar kafirliğinin gereğini yapıyorlar.
Ya namazında, niyazında, zikrinde olan insanların durumu ne olacak ?
Herkes memnun. Rahatı iyi, kazancı güzel. Eğlencesi onları oyalıyor. Beş vakit namazında, zekat ve hayrında eksiklikleri yok. İşinde gücünde... Ama Kur'an hakimiyetini düşünen yok. Evlad- ı ıyalinin geçimi için herşeyi yapar da,
'ın ne dediğini kendisine soran yok, sorunu yok.

'' İnsanlar arasındaki muamelede, ekonomik ve ticari ilişkilerde, devletler arası münasebetlerde Kur'an ne diyor ?'' diyen yok.
Evlenmelerimizde,boşanmalarımızda,
nafaka, miras gibi müslüman aileleri ilgilendiren hususlarda Kur'an'ın hükmü nedir; soran yok. '' Kur'an'ın yasalarına uymayan, toplumsal düzeni bozan, büyük günahları işleyenlere Kur'an'ın ükmü nedir ?'' diyen yok.
Toplumun temel taşı olmuş olan, içki, kumar, faiz, fuhuş bütün benliğimizi kaplamış. ''Uçkurcu rüşvet hırsızları, yalancılar,
kadın tüccarları ve fuhuş yapanlar hakkında dinimiz ne diyor ?'' diyen yok.
İnsanların hayatlarını düzene koyan, onları şekillendiren, ahirete hazırlayanİslam kanunlarını arayan yok, '' İnancımızın gereği olan hususlarda bize düşen nedir ?'' diyen yok.
İslam'ın yaşandığı Osmanlı'nın 600 senelik devrinde hırsızlığın, fuhuşun limit halini geldiğini, yok denecek noktada olduğunu tarihler yazmaktadır.
Şimdiki halimizle mukayese edilemez. Ama, hala Kur'an'dan ürkmenin, toplumdan uzaklaştırmanın sebebini soran yok. '' Bu halimize gelişimize Kur'an ne diyor ?'' diyen yok. Binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete. ''Nereden geldik, nereye gidiyoruz ?'' diyen yok.
İbadeti camiye sıkıştırmışız, ağlayan göz orada, yalvaran dil orada. Pişmanlık ve yakarış orada. Camiden çıkışındaki hayata bakan yok, cemiyetin hastalığına teşhis koyan yok. ''
bu hususta ne diyor ?'' diyen yok.

Ağzımız kapalı oruçluyuz. Elimiz oyunda, gözümüz oynaşta.
Amelimiz, fısk- ı fücurda. Bu hale gelişimizi düşünen yok. '' Bu
hastalığa
ne diyor ?'' diyen yok. Tağutun emrine girmişiz,

ticaretimiz, menfaatimiz, bütün dünyevi varlığımız onun çizgilerinde, Onun işlerlik kazanmasına, başarılı olmasına baş koyuyor, koruyoruz. ''
bu halimize ne der ?'' diyen yok. Beşer kanunlardan meded

ummakta, iyiliği kötülüğü orada aramaktayız. Beşerin çıkardığı
nizamlar/intizamlar yansız olmaz. Ya menfaate ya çıkara ya da
ideolojiye dayanır. İnsanların refahını, sağlığını, nesillerin devamını
orada aramaktayız. Dünyalığı bulma keyfimizi sürme kavgasındayız. "Hem dünya hem ahiret nizamı olan İslam nedir ?'' diyen yok.
Ahireti kazanmanın çıkar yolu, Kur'an'a sarılmaktır. Hayatımızın kanunu olduğuna inanmaktır. Tağutun sahteliğini, aldatmasını anlayıp Kur'an'a yönelmektir.

Ne mutlu Kur'an yolcularına..
 
Üst Alt