Müşriklerin Ebu Talib'e Şikayetleri ve Yeni İstekleri! (Bölüm-1)

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,151
Müşriklerin Ebu Talib'e Şikayetleri ve
Yeni İstekleri-1


Bölüm-1
Müşriklerin Ebû Tâlib'e Şikayetleri

Başvurulan tertip, eziyet ve işkencelerin hiçbiri, Resûli Ekrem Efendimizi İslâm'ı tebliğ etmekten alıkoyamıyordu. Üstelik, amcası Ebû Tâlib de, yaptıklarına ve söylediklerine karşı çıkmıyor, bilâkis onu koruyordu.

Müşrikler, bu sefer başka bir yol denediler. İleri gelenlerinden 10 kişi, Ebû Tâlib'e gelerek, "Ey Ebû Tâlib!.." dediler, "Yeğenin putlarımıza sövdü, dinî inançlarımızı kötüledi; akılsız olduğumuzu, babalarımızın, dedelerimizin yanlış yolda gitmiş olduklarını söyleyip durdu. Şimdi sen, ya onu bunları yapmaktan ve söylemekten alıkoy veya aradan çekil"261

Ebû Tâlib, bu teklif karşısında ne yapacaktı? Bir tarafta kavminin gelenek ve âdetleri, diğer tarafta yeğenine karşı olan samimî sevgisi!.. Hangisini tercih edecekti?

Sonunda, yumuşak ve güzel sözlerle müşrik heyetini başından savdı.262

Ebû Tâlib 'e İkinci Şikâyet

İlk şikâyetlerinden hiçbir netice alamadıklarını gören müşrikler, Ebû Tâlib'e tekrar başvurdular: "Ey Ebû Tâlib!.. Sen, bizim yaşlı ve ileri gelenlerimizden birisin. Yeğenini yaptıklarından vazgeçirmek için sana müracaat ettik; fakat, sen istediğimizi yapmadın. Vallahi, artık bundan sonra onun babalarımızı, dedelerimizi kötülemesine, bizi akılsızlıkla itham etmesine, ilâhlarımıza hakaretlerde bulunmasına asla tahammül edemeyiz! Sen, ya onu bunları yapıp durmaktan vazgeçirirsin yahut da iki taraftan biri yok oluncaya kadar onunla da, seninle de çarpışırız!"263

Ebû Tâlib, tehlikeli bir durumla karşı karşıya bulunduğunun farkındaydı: Kavmi tarafından terkedilmek istemezdi; ama, yeğeni Kâinatın Efendisinden de vazgeçemezdi! O hâlde ne yapabilirdi? Derin derin düşündükten sonra, Resûli Ekrem'i (s.a.v.) yanına çağırarak, yalvarırcasına, "Kardeşimin oğlu!.. Kavminin ileri gelenleri bana başvurarak, senin onlara dediklerini bana arzettiler. Ne olursun, bana ve kendine acı! İkimizin de altından kalkamayacağımız işleri üzerimize yükleme! Kavminin hoşuna gitmeyen sözleri söylemekten artık vazgeç!"264 dedi.

Durum, oldukça nâzikti. Bir bakıma, o güne kadar kavmi içinde kendisine yegâne hâmilik eden, Ebû Tâlib'ti. O da mı himayeden vazgeçecekti?

Bu teklifle karşı karşıya kalan Nebîyyi Ekrem Efendimiz, bir müddet mahzun mahzun düşündü. Sonra, hakikî muhafızının Cenâbı Hakk olduğunu bilmenin gönül rahatlığı içinde, amcasına cevabı, kılıç kadar keskin, kayalar gibi sert ve kesin oldu: "Bunu bilesin ki, ey amca!.. Güneş'i sağ elime, Ay'ı da sol elime verseler, ben yine bu dinden, bu tebliğden vazgeçmem! Ya Allah bu dini hâkim kılar yahut ben bu uğurda canımı veririm!"265

Öz amcasının kendisini terkedeceği endişesini duyan Peygamber Efendimiz, bu cevabını verirken gözyaşlarını tutamamıştı. Mübarek gözyaşları, sanki amcasının gönlüne damlıyordu! Bu hâlini gören amcası, onu nasıl yalnız başına bırakabilirdi? Zâtına karşı böylesine muhabbet beslediği yeğenini nasıl terkedebilirdi?

Yıkılmayan bir iradeye sâhib Resûli Kibriya'nın dâvasını haykırmaktan asla vazgeçmeyeceğini anlayan Ebû Tâlib, "Yeğenim benim!.." diyerek boynuna sarıldı ve, "İşine devam et, istediğini yap! Vallahi, seni asla herhangi bir şeyden dolayı kimseye teslim etmeyeceğim!"266 diye konuştu.

Bu söz verişten sonra, müşrikler de Ebû Tâlib'in yeğinini her şeye rağmen koruyacağını ve asla yalnız bırakmayacağını kesinlikle anladılar.

Ebû Tâlib 'e Başka Bir Teklif

Gözleri önünde birçok kimsenin İlâhî hidâyete koştuğunu gören müşrikler, buna tahammül edemiyorlardı. Başka bir tedbir düşündüler. Yine Ebû Tâlib'e başvurarak şu teklifte bulundular:

"Ey Ebû Tâlib!.. Sana Kureyş gençlerinin en güçlü, en kuvvetli, en yakışıklısı ve akıllısı olan Umare b. Velid'i verelim; kendine evlâd edin. Aklından, yardımından istifade edersin. Buna karşılık sen de bize, kaddeşinin oğlunu teslim et, öldürelim! İşte, sana adam karşılığında adam! Daha ne istersin?"

Ebû Tâlib, bu mantıksız teklife, "Önce siz bana kendi oğullarınızı verirsiniz, onları ben öldürürüm; ancak sonra onu size verebilirim!" diye cevap verdi.

Bu tekilfi müşrikler tepkiyle karşıladılar. "Bizim çocuklarımız," dediler, "onun yaptıklarını yapmıyorlar ki!.."

Ebû Tâlib, bu sözlerini de cevapsız bırakmadı ve sert bir dille, "Vallahi, o, sizin çocuklarınızdan çok çok daha hayırlıdır.Siz bana çok çirkin bir teklifte bulunuyorsunuz! Nasıl olur? Siz, oğlunuzu bana yetiştirmek üzere vereceksiniz, benimkini ise öldürmek için alacaksınız! Buna asla müsaade edemem!"267 diye konuştu.

Müşriklerin kin ve nefretleri artık son haddine varmıştı. Bu nefret ve kinleri bundan böyle sâdece Resûlullah ve Müslümanlara değil, Ebû Tâlib'e de yönelmiş oluyordu!

Kaderin garib tecellîsine bakınız ki, müşriklerin Ebû Tâlib'e karşı menfî tavır takınmaları, Haşîm Oğullarının, Resûli Ekrem'i himayelerine almalarına vesile oldu. Himayeden sâdece biri kaçındı: Ebû LehebL.

Bu arada, Ebû Tâlib, Haşîm Oğullarını topladı ve Resûli Ekrem'in korunması hususunda dikkatli olmalarını tenbihledi.

Ebû Tâlib'in bu tarz vaziyet alışı, Kureyş müşriklerini şu kesin karara şevketti:

Allah Resulünün hayatına son vermek!..

Bu menhus arzularını gerçekleştirmek için Mescidi Haram'a toplandılar. Bunu duyan Ebû Tâlib, Haşîm Oğulları gençlerini bir araya topladı ve derhâl onlarla Kabe'ye giderek müşrik topluluğuna gözdağı verdi. "Vallahi," dedi, "yeğenim Muhammed'i öldürecek olursanız, biliniz ki, sizden hiç kimse sağ kalmaz! Biz de, siz de bu yolda helak oluncaya kadar peşinizi bırakmayız!"

Ebû Tâlib'in bu tehdidi karşısında müşrikler, tek kelime konuşamadan dağıldılar.

Ebû Tâlib, konuşmasının sonunda, Kâinatın Efendisi hakkında şöyle diyordu:

"Mübarek yüzü suyu hürmetine bulutlardan yağmur niyaz edilen böyle bir zât hiç bırakılır mı? O, öyle bir kerem sâhibidir ki, yetimler onun eline bakar, dullar ve yoksullar ona güvenir. Haşîm Oğulları Ailesinin yoksulları ona sığınırlar. Haşîm Oğulları, onun sayesinde nimetlere erişmişlerdir.

"Ey Kureyş topluluğu!.. Beytullah'a yemin ederim ki, siz onu yalanlamakla aldanıyor ve boş hayâllere kapılıyorsunuz. Muhammed hakkındaki suikastiniz ise, biz onun çevresinde pervaneler gibi dönüp uğrunda çarpışmadıkça gerçekleşir mi sanıyorsunuz? Hepimiz onun çevresinde serilip yok olmadıkça, çoluk çocuklarımızı bize unutturacak fedakârlıklarla onu müdafaa etmedikçe size bırakmayız!"268

Devamı Bölüm-2
MÜŞRİKLERİN YENİ TERTİPLERİ
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst Alt