Mağlova Kemeri Kemerburgaz

ömr-ü diyar

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
3,349
Mağlova Kemeri kemerburgaz bir Mimar Sinan eseri..



Mağlova, 'Kemerlerin Süleymaniyesi' olarak anılır. Kemerburgaz ormanlığının kuzeybatısındaki Uzun Kemer'in yalnızca temelleri Roma devrinden kalmadır, sonrası Osmanlı emeği... Bu su kemerleri ve bentler, Bir zamanlar İstanbul musluklarından akan bütün suyun markası olmuş 'Terkos' Gölü'nün çevresindeki kaynak sularının İstanbul'a taşınmasında kullanılmış.

Mimar Sinan'ın, Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle yaptığı Kırkçeşme Suyolu'nun bu en önemli yapısı, inşası sırasında 20 Eylül 1563'teki sel felaketinde büyük oranda zarar görür. Sinan'ın tamamen ve farklı bir tasarımla yeniden ayaklandırdığı kemer, günümüzdeki pek çok meslektaşı tarafından ölümsüz mimarın en önemli üç eserinden biri kabul ediliyor. Bugün Alibeyköy Barajı üzerinde kalan Mağlova Kemeri'nin 258 metrelik tepe kısmı hâlâ kullanımda olan suyolunun ana galerisini taşıyor.



Su... Bu sözcük, İstanbul için iki zıt kavramı getirir akla; hem de olanca keskinliğiyle. Su kentidir İstanbul. Deniz çevreler onu, böler ve birleştirir yeniden. Varsıldır. Ancak tarih, onun hep içecek su sıkıntısı çektiğinden dem vurur.Yoksuldur.
Saraçhane'ye giderken Unkapanı Köprüsü'nü geçtikten sonra, sağ yandaki yokuşa kurulmuş Küçük Mustafa Paşa Mahallesi'ne tırmanıp Bozdoğan Kemer'ine bir de yüksekten bakma isteği, bu iki zıt kavramı da yeniden düşünmenin ta kendisi olur. Göz erimince uzanır deniz, bir yan Haliç, karşısı Sarayburnu. Ve öte yandan bir yerli kaya gibi yükselen duvarlarıyla Bozdoğan Kemeri, içecek suya erişme çabasını anlatır.
Kente su taşımak için yapılan ilk önemli tesisler, Roma devriyle birlikte anılıyor. Bozdoğan Kemeri, bunun günümüze çıkan olağanüstü örneklerinden biridir. Bu yapının bugün de kullanılan adını nasıl aldığını bilmiyoruz. İlk kez, Hadrianus döneminde (117-138) Trakya bölgesinden kanallarla getirilen suların kente dağıtımını sağladığı sanılıyor. Kemerin uzun zaman Valens adıyla anılmasını sağlayan ikinci bilgi, İmparator Valens döneminde (364-378), su sıkıntısı çeken kente yeni kemerlerle su taşındığı bulgularıyla birleştirilerek verilir.





Osmanlıların kenti almasından sonra su sıkıntısının sürdüğünü gören II. Mehmed (Fatih) bütün su şebekesini onartırken bu kemeri yeni sisteminin de olmazsa olmazı saymıştır. Çünkü yükseklerdeki bazı yerleşimlere su ulaştırabilmek için, kanalları ve künkleri, üst kotu 60 metreyi aşan bu kemerin üzerinden geçirmek kaçınılmazdır. Kemerlerin tarihini yazanlar der ki: Bu kemerler neredeyse bütün Osmanlı devri boyunca İstanbul'a su taşınmasına hizmet etmiştir. Kemerin, Şehzadebaşı Camii tarafındaki kesiti, büyük olasılıkla 1509'da meydana gelen ve 'kıyamet-i sugra' denilen depremde yıkılmış. Bu olay kemere kısa sürecek bir ad daha kazandırmış: 1607'de yapılan bir suyolu haritasında, adı 'Bozulgan Kemer'dir. Birçok mimar, yapının, izleri bulunan yıkılmış bölümlerini de hesaba katarak uzunluğunun (takriben) 971 metre olduğunu vurguladıktan sonra, ekliyor: Erken Bizans'ta bu kemer daha da uzundu.



Mağlova Kemeri ya da Muallakkemer, Mimar Sinan tarafından 1554-1562 yılları arasında İstanbul'da, Alibey Deresi vadisi üzerinde yapılmış olan su kemeri. Bugün Gaziosmanpaşa ilçesi sınırlarında bulunan Cebeci köyü yakınlarındadır. 1563 yılında selden zarar görmüşse de aynı yıl onarılarak eski haline getirilmiştir. Alibeyköy barajının göl suyu yapıtın dörtte birini kaplamaktadır. Kemer İstanbul'a su taşımaya devam etmektedir. Eser dünya su mimarisinin baş yapıtlarından biri olarak kabul edilir.Kemerburgaz'ın 5 km. kuzeybatısındaki Manglava çayırında bulunan Mağlova kemeri 36 metre yüksekliğinde ve 257 metre uzunluğunda olan kemer, iki katlıdır.Kemerin alt katında 8 büyük üst katında 8 küçük gözü bulunmaktadır. alt katında bulunan gözlerden 4 tanesi diğerlerine nazaran daha büyük yapılmıştır. Genişlikleri 18,4 metredir. üst katında ki orta 4 gözün genişlikleri ise 13,4 metredir.

2005 yılında 20 TL değerinde 5.000 adet Mağlova Kemeri Hatıra Parası basılmıştır.





Halkalı Suları : Çıfıtburgaz, Davutpaşa ve Çiçoz Çiftliği bölgesinde toplanan memba sularıdır. Fatih Sultan Mehmed döneminden itibaren 18. yüzyıla kadar genişletilmiştir. İstanbul'un büyük bir kısmının suları Halkalı sularından temin edildiği için 'Cevamii Şerife Suları' (şeref sahibi sular) adı da verilmiştir. Bizans yapısı Mazul, Kavas, Müderris (Ali Paşa Kemeri), Çifte ve Bozdoğan su kemerleri üzerinden künklerle getirilen suların bazı yerlerde su terazileri yardımı ile yüksek noktalara çıkması sağlanmıştır.

Suyun Osmanlı'nın son yıllarındaki ve bir kısmı bugün de kullanılan yollarını şöyle özetleyebiliriz. Buralardan ızgara ile alınan sular çökeltme havuzunda çöktürülerek kaba pisliklerinden arındırıldıktan sonra Arpacı, Aziz Paşa, Deliklikaya, Viran Kemer ve Kumrulu Kemer'den geçerek Sarı Süleyman Kemeri öncesi Başhavuz'da birleşerek tek kol haline gelen diğer iki kolun suyu ile birleşir. Diğer iki kol ise Kağıthane Deresi'nin küçük derecikleri üzerinden toplanan sular ile beslenir. Bu kollardan biri Bakraçderesi, Ortadere ve Ayvat Deresi'nden ızgara ile alınan sulardan oluşur ve çökeltme havuzlarında çöktürüldükten sonra birleşerek Kurt Kemeri ve Uzun Kemeri geçip Başhavuza gelir.Üçüncü kol ise Paşa Deresi ızgarasından alınan sulardan oluşur ve Paşa, Yosunlu, Kara Kemer ve Kırık Kemer üzerinden geçip Başhavuzda toplanır. Başhavuzda birleşen bu iki ana kol daha sonra Moğlova Kemeri ve Güzelce Kemer'den geçip Sarı Süleyman Kemeri öncesinde diğer kol ile birleşir ve buradan itibaren Ağlıdere, Uzunkoltuk, Çifte, Balıklı, Deli, Keçe, Kuyu Keçelik Kemerleri ve Sinekli Kemer'den geçip Rami Kışlası yakınındaki su kubbesinde toplanır. Buradan Eğrikapı'daki makseme gelen sular bu maksemden şehir içine dağıtılırdı.
 
Üst Alt