Kurbanı Anlamak

Elifgül

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
7,400
"Kurbanlık develeri de sizin için Allah'ın sembolleri kıldık." (Hac, 36)

"Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Ama O'na sizin takvanız ulaşır." (Hac, 37)


Kurban, mü'minin, sırf Allah istediği için malından vazgeçebildiğini ortaya koyduğu ve malını Allah yolunda kurban edebildiğini fiiliyle gösterdiği önemli bir ibadettir. ıhramda bir otu dahi koparmak yasak iken, Allah'a bağlılığın, fedakârlığın bir göstergesi olarak bayramda canlı hayvanlar kurban edilmektedir.

Kurban, bir taraftan hac görevlerini yerine getirebilmenin şükrünü eda etmek için kesilmektedir. Nasıl Ramazan orucunu tamamlayınca Ramazan Bayramı yapılıyorsa, Hac ibadetleri tamamlanınca da Hac kurbanları (Hedy) kesiliyor ve Kurban Bayramı kutlanıyor. Sabır, savaş, şükür ve zafer. Arafat'ta bilgiye, Meş'ar'da bilince, Mina'da sevgiye ve Cemerât'ta zafere kavuşan hacı, kurban hedyi (hediyyesi) ile takvaya, takva ile de Allah'a ulaşmaktadır.

Kurban Bayramı günlerinde getirilen tekbirler "teşrik tekbirleri" diye isimlendirilmiştir. "Teşrik", cahiliyye döneminde kesilen kurban etlerinin kızgın kayalara serilerek güneşte kurutulmasına denilmektedir. Böylece hacılar, hacda kesilen kurban etlerini güneş ve taşlar üzerinde kurutarak sonraları yemek üzere kendileri için saklamışlardır. Hacı, teşrik tekbirlerini tekrarlarken, sonra kullanmak üzere kendisi için hangi iyi alışkanlıkları, hangi güzellikleri sakladığını, muhafaza ettiğini düşünmelidir. En azından hacca gelirken nasıl takva azığıyla geliyorsa, Mina'dan da geriye yine takva azığı götürmelidir.

Allah için ve Allah'ın adıyla kesilen kurbanlar, zikir ve şükrün, tevazu ve teslimiyetin, dayanışma ve kardeşliğin bir göstergesidir. Özellikle hacıların kurban etlerinden hemen hiç yemeden, tamamının ıslam Kalkınma Bankası aracılığıyla yoksul ıslam ülkelerine gönderildiği günümüzde, hiç tanımadığı Müslüman kardeşlerine karşı verdiği destek ve sosyal dayanışma haccın en hikmetli bir yönünü oluşturmaktadır. Faraza, ülkemiz hacılarının kurbanlarının, Afrika'da adını bile bilmedikleri bir Müslüman bölgede tüketilmesi ve onların gıyâbî dualarını kazanmaları ne kadar güzeldir!

Hacının kurban ettiği koyun, inek, deve değil; heva ve hevesi, şehvetidir. O'nun rızası için hepsini kurban etmeli ki bayramı yüreğinde, yakınlığı öz benliğinde hissedebilsin. Çünkü bu bayram Kurban Bayramı, kurbiyyet ânıdır, Allah'a yakınlık bayramıdır. Kurban Bayramı, çok uzak coğrafyalarda olsalar bile haccın anlamını yaşayanların bayramıdır. Burada, bu yakınlaşmayı yaşayanlar, kazandığı güzellikleri gittikleri yerlere de taşıyacaktır. Kendi mekânlarında manevî bir kan dolaşımına sebep olacak, tertemiz, ter ü taze kanlar olacaklardır. Daha sonra kimi hacılara hicran yolu, kimi hacılara hicret yolu, kimilerine ise hasret yolu gözükecektir.

Allah için kesilen bu kurbanlardan akıtılan kanlar, kurban sahibinden de günahların döküldüğünü, "kirlerin giderildiğini" (Hac, 29) sembolize eder. Hacı, Allah için kurban keserken, bunun Hz. ıbrahim'den kalma bir sünnet olduğunu, Allah yolunda en sevdiği yavrusunun kurban edilmesinden bir bedel olduğunu tefekkür eder. Allah'ın verdiği mal ve evlatların, Allah yolunda engel değil, tam tersine kendisini Allah'a yaklaştıracak birer vesile olduğunu düşünür. Orada Allah için gönül rahatlığıyla herhangi bir canlıyı kurban ederken, memleketindeki çocuklarının da Allah yolunda olmaları, Allah'a yakın ve yaklaştırıcı olmaları için dua eder, hayatı boyunca da bunu gerçekleştirebilmek için gayret eder.
 

Turab

Teknik Ekip
Yönetici
Admin
Mesajlar
6,580
Hamdlerimizin hepsi, şiarlarına özel önem ve kıymet veren Yüce Allâh’a, salât ve selâmımız, uğruna kurban olduğumuz Hazreti Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)e olsun.
Kurban ibâdeti, Kur’ân-ı Kerîm’de söz edilen önemli ibâdetlerden biridir. Kur’ân-ı Azîmüşşân’daki kurban ibâdeti ile alakalı ayetlerin bir kısmı Hac Sûresindedir.
﴾ذَلِكَ وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَائِرَ اللَّهِ فَإِنَّهَا مِنْ تَقْوَى الْقُلُوبِ﴿​
(Gerçek) budur. Kim Allâh’ın ibadet için koyduğu alâmet ve ölçülere (şiarlara) uyup saygı gösterirse, şüphesiz ki bu, kalplerin takvası (Allah’tan korkup saygısızlıktan sakınması)dır.

Tefsir

Her kim –Allâh Te‘âlâ’nın ibadet için koyduğu alâmet ve ölçülere/şiarlara- ta‘zîm eder, hürmet gösterir, saygıda kusur etmezse, Şeâirellâh/Allâh’ın şiarları: Allah Te‘âlâ’nın ibâdetler için belirlediği zaman, mekân ve ibâdetlerin yerine getirilmesi gereken şartlar gibi koyduğu ölçüler, hükümlerdir. Şüphesiz ki bu –Allah Te‘âlâ’nın şiarlarına ta‘zîm etmek- kalplerin takvası, Allah (Celle Celâluhû)dan korkup saygısızlıktan sakınmasıdır.
‘’Şiar’’ kelimesi dinimizde, Allâh-u Te’âlâ tarafından belirlenen, O’na kulluk yapmaya vesile olan, saygı gösterilmesi ve korunması gereken belli ibâdet, işaret, alâmet ve semboller anlamına gelir. ‘’Cami, İslâm şiârıdır’’ dediğimiz zaman, caminin olduğu yerde Müslümanlar yaşıyor, minarenin varlığı o bölgede İslâm’ın var olduğunu gösteriyor, demektir. Namaz, oruç, kurban kesme gibi ibâdetler, hep Allah Te‘âlâ’nın şiarlarından, İslâm’ın alâmetlerindendir. Bu şiarlara Allâh-u Te’âlâ çok önem ve değer vermiş, kullarından da o şiarlara ta‘zîm ve hürmet etmelerini istemiştir.
Bir şeye ta‘zîm etmek, ona mânevî anlamda değer vermek, saygı duymak, hürmet etmek ve ululamak demektir. İslâmî bir şiara ta‘zîm etmek, o şiarı sadece yerine getirmekten, yapmaktan daha önemli ve kıymetlidir. Allâh-u Te‘âlâ’nın şiarlarına ta‘zîm etmek, O’nun buyruklarını seve seve, isteyerek, gönül hoşluğuyla yerine getirmek, cân-ı gönülden bir muhabbetle, ihlâsla, en güzel şekilde, eksiksiz olarak edâ etmektir. Hazreti İbrahim (Aleyhisselâm) kendisine Kâbe’nin yeniden inşası emri verilince, bu emri en güzel şekilde, en mükemmel manada yerine getirebilmek için elinden gelen bütün gayreti göstermiş, Kâbe’yi boyu yetişebildiği yükseklikte bina etmesi yeterli olacağı hâlde, bir tür iskele kurarak daha yüksek yapmıştır. Allah Te‘âlâ’nın buyruğunu en kâmil manada yerine getirebilmek için çok gayret etmiştir. Böylece Allah (Celle Celâluhû)nun şiarlarına nasıl ta‘zîm edileceğini bize göstermiştir.
 
Üst Alt