İzmir Kemalpaşa İlçesi

Turab

Teknik Ekip
Yönetici
Admin

KEMALPAŞA ADI NEREDEN GELİYOR?

Kemalpaşa ilçesinin tarihteki adı, Yunanca’da gelin anlamına gelen “Nif” olmuştur. İlçenin bu adı almasında yaz kış yeşillikler içinde olması, özellikle bahar aylarında kiraz ve meyve ağaçlarının çiçek açması ile bir gelin görünümünü alması etkili olmuştur.

KEMALPAŞA COĞRAFYASI

İlçenin Konumu:

İlçemiz, İzmir’in 29 km. doğusunda, İzmir-Ankara Karayolunun 8 km. güneyinde yer almaktadır. Doğusunda Turgutlu, kuzeyinde Manisa, batısında Bornova ve İzmir merkez, güneyinde Torbalı ve Bayındır bulunmaktadır. Yüzölçümü 658 km2 olup, rakımı 225 metredir.

Kemalpaşa İlçesi güney batısındaki en yüksek noktası 1510 metre olan Nif Dağları ile kuzeyinde kuzeyindeki Manisa Dağları arasında yer alan oldukça verimli ovada kuruludur.

İlçenin en önemli akarsuyu Nif Çayıdır. Bu çay ilçe sınırlarına Ulucak’ın batısından girer ve Kemalpaşa Ovasından doğuya doğru akarak Manisa’da Gediz Irmağına dökülür.

İklimi:

İlçe, Akdeniz ikliminin etkisinde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. İlçenin iklimi İzmir’e göre biraz serttir. Sıcaklık 2-5 C0 farklılık hakim rüzgar yönü SE dir. Ortalama yıllık toplam yağış miktarı 1050 mm dir. Zemin don deriniği 5 cm dir.

Yeryüzü Şekilleri:

Ege Bölgesi’nin doğu-batı doğrultulu ve geniş tabanlı ovaları ile onları birbirinden ayıran aynı doğrultudaki dağ sıraları bulunmakta, İzmir İlinin yüzey şekilleri oldukça parçalı ve çeşitli bir yapı göstermektedir. Gediz Ovası İl sınırlarına girmeden önce Spil (Manisa) Dağı engeliyle karşılaşarak ikiye ayrılır. Bir kol körfezi andırır biçimde Spil Dağının güneyine gidip Nif (Kemalpaşa) Ovasını oluşturur. Bu ova 260 m. Yüksekliğindeki Belkahve eşiği işe İzmir Körfezi kıyısındaki yer alan ovadan ayrılır. Ovanın öteki kolu ise Spil Dağı’nın kuzey yamacını izleyerek İl topraklarına girer ve Dumanlıdağ ile güneyindeki Yamanlar Dağı arasında sıkışarak Menemen Boğazını oluşturur. Bu boğazın batısında da geniş bir kıyı ovası olan Menemen Ovası yer alır.

Topoğrafik özelliği düzensiz duyarlı olmayan bir çanakla çökelmiştir. Formasyonun bol metamorfik kırıntılı kum taşları, metamorfik kaynak alanını belirler. Bunların içinde az da olsa kömürleşmiş bitki kalıntılarının beslenmesinin karadan olduğunu belirler. Çizgisel sınırla şeylerin üzerine gelen çakıl taşlarının oygu-dolgu yapıları kuvvetli akıntılarının olduğunu gösterir. Filiş istifi içinde türbidit sıralanımları oldukça yaygındır. Bunlar alt seviyelerde bol biyoherm döküntülü kireç taşı mercekleri, daha üstte farominifer kalıntıları kapsar. Oturma ve kayma yapıları gözlenebilir. Olsstosrromolfasiyesler içerdikleri değişik bloklar ve geometrileri ile derin deniz kanyonlarındaki kanal dolgularına benzerlerse de bunların birçok kesimindeki yığışmaları ve tütbitilere geçişli oluşları taşınmasa da bulantı akıntılarının etkili olduğunu düşündürürü.

Akarsular/Göller:İlçenin en önemli akarsuyu Nif Çayı’dır. Bornova Çiçekli Köyü’nden doğan Nif Çayı, Kemalpaşa Ovasını geçerek Manisa İl sınırları içerisinde Gediz’e dökülür. Nif Çayı, Spil ve Nif Dağları eteklerinden akan, yazın kuru birçok derecik tarafından beslenir. DSİ Müdürlüğü çalışma planları çerçevesinde İlçemiz Nif Çayı yatağında düzenli olarak taşkın önleme programları uygulandığından taşkın sorunu yaşanmamaktadır.

Dağlar/Ovalar: Bölgesel Jeoloji; Nif Dağı-Spil Dağı diliminde orta kesim oluşturan yerleşim bölgesinin çevresel jeolojik durumu temelde filiş ve moloz çökelleridir. İzmir Filişi adı ile bu temel temel kayalar Kretase yaşlıdır. Ayrıntılı jeolojik etüdlerde Belkahve Formasyonu adı ile simgelenir. Belirgin filiş karakterleri taşıyan kireç taşlı bloklu kırıntılı kayalar Belkahve Formasyonu adı altında ayırt edilmiştir.
34.000 – 44.000 N enlemleri ile 25.000 – 32.000 E meridyenleri arasında kalan Batı Anadolu ve civarı, tektonik bakımdan oldukça aktif bir özellik taşımaktadır. Özellikle Muğla ve İzmir Sismotektonik Yöreleri, sık sık şiddetli depremlere sahne olmuştur. İzmir-Kemalpaşa yöresinde yıllardır büyük deprem olmamıştır.

Bitki Örtüsü: İlçe yüzölçümünün yaklaşık % 60’ı (33.611 ha) ormanlarla kaplıdır. Orman ağaçlarını meşe, kızılçam ve karaçam ağaçları oluşturur. Ayrıca Akdeniz iklimi tipik bitki örtüsü olan makilik ve bozuk baltalık alanlar vardır

Kentsel Nüfus Değişimi: Kemalpaşa Nüfusu 1970’lerden sonra bir artış sürecine girmiştir. Bu artışta sanayinin rolü büyüktür. 1990’larda ise ikinci konut ve rekreasyonel etkinlikler Kemalpaşa nüfusuna yeni bir boyut ve hareketlilik kazandırmaya başlamıştır. İzmir-Ankara Karayolu üzerinde yoğunlaşan sanayi ve nüfusun dışında Kemalpaşa-Torbalı aksında ve bazı köylerde turizm ile ilgili kullanımlar artmaya başlamıştır. Kemalpaşa’da nüfus potansiyelinin sanayi ile artmasının yanı sıra nüfusun dağılışında da değişmeler görülmüş, bazı köyler alansal olarak büyürken bazıları küçülmüştür. İzmir-Ankara ve İzmir Kemalpaşa yolu üzerindeki köylerin büyüdüğü, dağ ve dağ eteği düzlüklerinde sınırlı tarım arazilerine sahip yoldan uzak köylerin ise nüfus kaybettiği ya da en azından göç almadığı dikkat çekmektedir. Kemalpaşa’da sanayinin köylere kayması kentsel nüfusun yanında kırsal nüfusun da artmasını sağlamıştır.

Kemalpaşa nüfusunun başlıca özelliği ülke bütünlüğünde olduğu gibi sürekli artış göstermesidir. Kemalpaşa’nın nüfus gelişimi sanayinin gelişme aşamalarını yakından izlemiştir. Sanayinin geldiği köyler sanayi köyü olarak adlandırılmış ve nüfusları hızla artmıştır. Kemalpaşa’nın toplam nüfusun dönemler itibariyle 1950-1975 yılları arasında daha yavaş, 1975’lerden sonra sanayileşme ve kentleşme çabalarına paralel olarak daha hızlı artış göstermiştir.

Sosyal Durum:

İlçemizin gelişmeye uygun bir yapı arz etmesi, toplu konut alanında bulunması ve endüstriyel gelişmeler nedeniyle yoğun ölçüde göçe maruz kalmaktadır. Bu itibarla; altyapı, ekonomik yetersizlikler, sağlık ve okuma-yazma gibi sorunlar sosyal hayatı olumsuz yönde etkilemektedir.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfımız, objektif kriterleri dikkate alarak yoksullara, hastalara ve ihtiyacı olan vatandaşlarımıza ihtiyacı doğrultusunda gerekli olan gıda, giyim, ilaç, yakacak ve para yardımı yapmaktadır.

İlçenin geçim kaynakları tarım, hayvancılık ve sanayidir. İlçe nüfusunun %60’ ı tarım ve hayvancılıkla uğraşmakta, %40’ı ise ilçemiz sınırları içinde kurulu bulunan 306 sanayi tesisi ile 200 civarında besi çiftliklerinde çalışmaktadır.

İlçemiz İzmir’e yakın olması sebebiyle halkın sosyal ihtiyaçlarını İzmir’den karşılaması bir açıdan Kemalpaşa’ nın aleyhine olmuştur.

Kültür Durum:

İlçemizde, erken kalkolitik çağdan başlayarak Bizans dönemine kadar uzanan çok önemli arkeolojik verilere ulaşılmıştır. Bu tespit ve çalışmalar arasında Ege Bölgesi Arkeoloji Kronolojisine yeni bir boyut kazandıran Ulucak Höyük çalışmaları ayrı bir öneme sahiptir. Ayrıca Çambel Köyü civarında İlydia geleneğinde birçok tümülüs bulunmaktadır.

İlçemizin bu tarihi değerleri yanında ormanlarla kaplı dağları, yaylaları, piknik alanları , tarihi kalıntıları ile çok zengin kültür ve tabiat varlıklarına sahiptir .

Nüfusun Sektörel Dağılımı ve Yaş Grupları:

Kemalpaşa’da nüfusun yapısal özellikleri sanayileşme sürecinin sonucu olarak değişim yaşamaktadır. Yılların tarım kasabası olan Kemalpaşa sanayi ile bu kimliğinden uzaklaşmıştır. 1990 verilerine göre nüfusun % 33’ü sanayide, % 49,2’si hizmetlerde, % 17,8’i tarımda çalışmaktadır. Demografik etkiler bununla da sınırlı kalmamakta, sanayinin geliştiği bazı köylerde cinsiyete göre sektörel dağılım erkeklerin lehine artmaktadır. Nüfusun yaş yapısı göçle değişmiş, çocuk ve yetişkin nüfusu artarken yaşlı nüfus oranı aynı hızda artış göstermiştir.

Nüfusun Eğitim ve Kültür Yapısı:

İlköğretimde % 100’e, okul öncesi eğitimde % 40’a yakın okullaşma oranlarına ulaşılmış olmasına rağmen köyden (kırsaldan) hızla göç olması nedeniyle kent kültürünün oluşma oranının ve hızının çok düşük olmasına neden olmaktadır. İlçemizde eğitim düzeyi yüksek olup, okuryazarlılık oranı % 99’dur. İlçemizde : 38 İlköğretim,10 Ortaöğretim Kurumu 1 Ana Okulu olmak üzere Toplam : 50 Okulumuzda ; 2010–2011 Eğitim ve Öğretim yılında: 858 öğretmen, 17.802 öğrenci ile eğitim - öğretime devam edilmektedir.

KEMALPAŞA İDARİ YAPISI

İlçemizin merkez ile 29 köyü bulunmaktadır. Köyler yerleşim durumu itibarıyla;

-İzmir – Ankara Karayolu

-Kemalpaşa – Turgutlu yolu

-Kemalpaşa – Torbalı yolu güzergahlarında toplanmışlardır.

Köylerimiz toplu köylerdir. Yenmiş gibi eskiden yoldan içeride kalan köylerimizin yol kenarında yeni mahalleleri oluşmuştur. 5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun Geçici 2. Maddesine istinaden, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının 08.11.2004 tarihli Olağan Meclis Toplantısı ile Çiniliköy ve Örnekköy, Halilbeyli Köyü ise Merkez Belediyesine bağlanmış olup, Köy Tüzel kişiliği statüsünü kaybederek mahalleye dönüşmüştür

Ayrıca ilçemizde bulunan 5 belde belediyesi(Ören, Bağyurdu, Yukarıkızılca, Ulucak, Armutlu) 29.03.2009 tarihinde yapılan mahalli idareler seçimlerinden sonra 5747 sayılı Kanun gereği belde belediyesi tüzel kişiliğini kaybederek tüm aktif ve pasifleriyle beraber merkez belediyeye devredilerek, mahalleye dönüştürülmüştür.

İlçemizde, 1 Adet Belediye 29 adet Köyü Bulunmaktadır İlçe Merkezi Muhtarlıklarının sayısı 19 dur.

Mahallelerinin Yapısı: İlçe Merkezi 6 mahalleden oluşmaktadır. M. Akif Ersoy Mah. , Atatürk Mah. , Sekiz Eylül Mah. , Soğukpınar Mah. , Çiniliköy Mah (2 km) Örnekköy Mah.(5 km) , Halilbeyli Mah.(24 km) , Yukarıkızılca Mrk.Mah. (9 km) dir.


KEMALPAŞA TARİHİ

Antik Dönem

İzmir’e uzaklığı 29 km olan Kemalpaşa, şarkılara türkülere konu olan, dünyaca ünlü kirazı ve çam ormanlarıyla bilinen bir ilçedir. Nif dağının eteklerinde 200 metre yükseklikte kurulmuştur.

Kemalpaşa da Bizans döneminden kalma kale ve surları ile düzlükte bahçeler içinde bir Bizans sarayı yükselmektedir. Roma döneminden bu yana Nymphaion olarak anılan bu yerleşim bölgesi sonradan Nif ve günümüzde de Kemalpaşa olarak anılmaktadır. Nymphaion kelimesinin kökeninin Luwi kökenli olduğu tahmin edilmekle beraber Helenistik dönemde ‘’Nympha’’ dan türetildiği açıktır. Nympheler mitolojide sularla ilgili bir çeşit tanrıça olarak geçerler. Suların ve ağaçların bol bulunmasından dolayı buraya su perilerine adanmış tapınak anlamına gelen Nymphaion denilmiştir. Burada Akadlar, Hititler, Helenler, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Türkler hüküm sürmüştür. Kemalpaşa tarihi geçmişi M.Ö 13.yy.’la dayanmaktadır. İlçe yakınlarındaki Karabel geçidinde M.Ö 13.yy’a ait Hititlerden kalma iki savaşçı kabartması bulunmaktadır.

Kemalpaşa ilçesinin tarihteki adı, Yunanca’da gelin anlamına gelen “Nif” olmuştur. İlçenin bu adı almasında yaz kış yeşillikler içinde olması, özellikle bahar aylarında kiraz ve meyve ağaçlarının çiçek açması ile bir gelin görünümünü alması etkili olmuştur.

İlçemiz Smryna (İzmir) Kenti ile İlydia (Sardes) arasında bir geçiş noktası olması nedeniyle antik çağlarda birçok yerleşime sahne olmuş, özellikle Bizans ve Osmanlı dönemlerinde dikkate değer boyutta iskan görmüştür.

Türk Hakimiyeti Dönemi

Kemalpaşa ve Çevresi, Saruhan Baba Sultan Kutbeit zamanında, Hacı Emet Bey tarafından fethedilerek Saruhanlı Beyliğine katılmıştır. Daha sonra I. Murat zamanında Osmanlılar tarafından fethedilmiştir.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde İlçemiz hakkında şu bilgiye yer vermiştir. “Kalesi yalçın bir kaya üzerinde, 5 köşeli, 2 kapılı, 200 adımlık içindeki ve altındaki kubbelerden akan soğuk sular vardır. İçinden elini uzatıp bir iki tas su çıkarmak mümkün değildir.”

Kemalpaşa Merkez yerleşiminde yer alan Çarşı Camii kapısındaki taşın üzerinde ise “1306 sabahın hıfzı leyhinde (gece yarısı) yandı bu çarşı” diye yazdığından ilçenin 1890 yılında büyük bir yangın geçirdiği anlaşılmıştır.

Nif yerleşimi, Saruhanlı Sancağına bağlı bir bucak iken 1900 yılında İzmir İline bağlanmış, 1901 yılında kaza olmuştur.

Cumhuriyet Dönemi

16 Mayıs 1922 tarihinde Yunan işgaline uğrayan “Nif” şehri daha sonra 8 Eylül 1922 sabahı Savandağ Mevkiinde yapılan küçük bir çarpışmayı müteakip Türk askerleri tarafından saat 15:00’te kurtarılmış ve Hükümet Konağına Bayrağımız çekilmiştir. Büyük kurtarıcımız Atatürk 8 Eylül 1922 günü İlçemize gelmiş ve o zaman düşman karargahı olan ve halen Askerlik Şubesi olarak kullanılan binada geceyi geçirmiştir.

O güne kadar “Nif” olan ilçemizin adı, Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün ilçede konaklaması nedeniyle Cumhuriyetin ilanından sonra “Kemalpaşa” olarak değiştirilmiştir.

Kemalpaşa Yöresindeki Tarihi Yerler

Kemalpaşa Torbalı karayolu üzerinde kaya kabartma Karabel Kaya Kabartmasıdır. Tarihçi Heredotosa göre bu kabartmada betimlenen kişi Mısır Kralı Sesotris’dir.

Ulucak Höyük
Ulucak Höyük, İzmir ve Kemalpaşa ovaları arasındaki Belkahve eşiğinin doğusunda yer almaktadır Bornova- Ankara karayolunun 15.kilometresinde, anayoldan 150 m.içeridedir. Höyük, 125x 125x8m.boyutlarında, deniz seviyesinden 220.86m yüksekliktedir. Günümüzde höyüğün batı ve güneyinde Gediz Nehri’nin bir kolu olan Nif Çayı akmaktadır. Ulucak Höyüğü’nün hemen güneyinde Nif Dağı, kuzeyinde Spil Dağı yükselmektedir. Mimari özellikleri ve küçük buluntuları ile kültür tarihinin aydınlatılmasına katkıda bulunan en eski yerleşimlerden birisi olan Ulucak Höyük, ilk olarak 1960 yılında İngiliz Araştırmacı Davıd French tarafından tespit edilmiştir. İlk kez 1995 yılında İzmir Arkeoloji Müzesi başkanlığında, Ege Üniversitesi- Arkeoloji Bölümü Öğr. Üyesi Prof.Dr. Altan ÇİLİNGİROĞLU’nun bilimsel danışmanlığında başlatılan kazılar halen devam etmektedir. Höyük ve Mezarlık olmak üzere iki alanda çalışma gerçekleştirilmiştir. Yürütülen kazı çalışmaları ışığında en eski yerleşim günümüzden 8000 yıl öncesine tarihlenmektedir. Geç Neolitik, Erken Tunç Çağ, Orta ve Geç Tunç Çağ ve Geç Roma-Erken Bizans olmak üzere dört kültür katı ve bu kültürlere ait mimari katlar tespit edilmiştir. Geç Neolitik Dönem adı verilen dönemde yoğun olarak yerleşilmiş ve düzenli plan veren köy yerleşimine ait mekânlar, işlikler açığa çıkartılmıştır. Yerleşim ani bir yangınla terk edildiği için o günkü yaşamı olduğu gibi yansıtan buluntular yapıların içinde ele geçmiştir. Pişmiş toprak; kemik ve taş eserler açısından oldukça zengin buluntular gün ışığına çıkartılmıştır.

Mezarlık alanına Erken Tunç Çağı ve Orta Tunç Çağı olmak üzere iki ayrı dönemde gömü yapıldığı tespit edilmiştir. Küplerin veya çömleklerin içerisine ölülerin konulması şeklinde gömü yapılmıştır. Ulucak Mezarlığı, Anadolu’nun batısında Erken Tunç Çağı’na ve Orta Tunç Çağı’na ait höyük yerleşmesi ile mezarlığın bir arada kazıldığı merkez olması açısından önem arz etmektedir.

Karabel Anıtı

Karabel’deki bu anıt bazı bilim adamlarınca Hititlerin Batı Anadoludaki egemenliğinin bir kanıtıdır. Nitekim Hitit kralı IV. Tuthaliya’nın, Lydia’yaya da o zamanki adıyla Assuwa bölgesine karşı birkaç sefer düzenlendiğini biliyoruz. Bu düşünceler kabartmanın IV.Tuthaliya ait olduğu da ileri sürülmüştür ve yaklaşık olarak M.Ö 1200 yıllarında yapılmıştır. Karabel anıtı geçidin batısında düzgün bir kaya üzerine oyulmuş bir niş içerisinde sağ ayağını ileriye uzatmış bir durumda , tipik hitit giyisileri içinde canlandırılmış bir erkek figürü alçak kabartma tekniğinde işlenmiştir. Sağ omzunda bir yay , sol elinde ucu yere bakan bir kılıç vardır. Yüksekliği yaklaşık 2.5 m eni ise 1.5 m olan kabartmada hiyeroglif yazıyla yazılmış bir yazıt varsa da aşınmış olduğu için kabartmanın kesin olarak hangi kral tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.
 
Üst Alt