Her şey OKUnur...

elifgibi

Uzman Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
2,183


Ve derken bir gün..

Takvimler miladi 610’u gösterdiği Pazartesi günü…
Ramazan’ın on yedisi…
Nur Dağı’nda NURlar buluşmuştu..Sema ile yer arasında kopmaz bir bağ kurulmuştu..
Vahiy meleği Cibril-i Emin gelmiş ve rahmet peygemberi Muhammedü-l Emin’e risalet vazifesini açıktan tebliğ ediyordu..

İki emniyet !
Nur Dağı’nda birbirine kavuşmuştu ve böylelikle insanlığa yeni bir emanet geliyordu..
Semavi olan, arzi olanı kucaklayacak ve OKU ! diyecekti..
Dağ ve taşın, taşımakta aciz kaldıkları bir mesuliyetin konulmasıyla bu omuzlara… Vazifenin azameti karşısında hissedilen ağırlık dayanılacak gibi değildi..
Aynı zamanda “neyi” okuyacaktı..?
Okuma yazma bilmiyordu ki..!

-Ben okuma bilmem ki..diye mukabelede bulundu..

Cibril, yaklaşmış ve yeniden kucaklamıştı..Takati zorlayıncaya kadar sıkıyor ve ardından bırakarak yine;

-Oku ! diyordu
Resul-ü Kibriya, aynı cümleyi tekrarlayacaktı..

-Ben okuma bilmem ki..!

Belliki bu işin arkasında başka bir mesele vardı..!Çünkü Cibril yeniden yaklaşmışve Muhammedü’l Emini belinden kavrayarak kuvvetlice sıkıyordu..Bir müddet sonra bırakırken aynı şeyi söylüyordu..

-Oku !

-Ben okuma bilmem ki..Ne okuyayım..diye tekrarladı ALLAHın Resulü..

Aynı işlem yeniden başlamıştı..
Nihayet mesele çözülüyordu..Kucakladığı Habib-i Zişan’ı bırakan Cibril …

-Yaratan Rabbinini adıyla oku ! O ki, insanı yapışkan bir hücreden yarattı.Oku ki, Rabbin, sonsuz kerem sahibidir.Kalemle yazmayı ve insanın bilmediği şeyleri öğreten O dur..

Mesele şimdi anlaşılmıştı..

Rabbi Rahimin adıyla olunca, her şey okunurdu..!
Göze çarpan ve kulağa gelen her şey , okunmak için yaratılmıştı.
İnsanın önünde duran her bir varlık, yaratıcısını anlatan birer ayet olarak arz-ı endam ediyordu ve şuurlu varlık olan insanın, bu dili çözebilmesi için de, varlığı iyi okuması gerekiyordu..
 
Üst Alt