Faziletli insan

suskun

Başarılı Kardeşimiz
Üyemiz
Mesajlar
202
Faziletli insan

Hz. Muhammed A.s. Efendimiz bir Hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır. ˝Ameller niyete göredir; imanlının niyeti, amelinden hayırlıdır!...

Yemin ederim ki hiçbir kul, kendi nefsi için istediklerini başkaları için de istemedikçe; ahlâkını güzelleştirmedikçe, öfke ve hıncını yenmedikçe, yararlı hizmetlerde bulunmadıkça, olgun imanlı insan olmaz.˝

Gönülde doğruluk ve iyilik varsa karakterde güzellik olur. Karakterde güzellik olunca; evde tatlılık, güzel geçinme olur. Evde tatlılık olunca milletlerde de düzen olur; milletlerde düzen olunca da dünyada barış olur. Ruhen hasta olmayan insan fazilet sahibi olur, burada anlatılan ruhun güçlü olmasıdır. Bu hal insana bağımsızlık sağlar.

Hz. Mevlâna’mızın dediği gibi; ˝zâlim ve kötü bir ruhu olan insan manevî terbiye görmezse, cennet gibi gözüken sarayda bile olsa, cehennem azâbı yaşar.

İnsan bu âlemde öyle bir yaşayışta olmalıdır ki ; öbür âleme göçtüğü zaman arkasından ağlanmalı, kendisi de gülerek gitmelidir. Kötü bir insan öldüğü zaman insanlar sevinir, kendisi de ağlayarak gider.

Hz. Resûlullah Efendimiz diğer bir Hadîs-i şeriflerinde ˝nâsa (insana) hizmet, Hakka hizmettir.˝deyip, insanlara hizmet etmenin büyük bir fazîlet olduğunu îzah etmişlerdir.

Millete efendilik yoktur, hizmet etmek vardır. Milletine hizmet eden onun efendisi olur. Hizmet edenler ancak insanlık görevini yerine getirmiş olurlar. Böyle insanları Allah da sever kullar da sever. İnsan fazîletini ve kâbiliyetini gösteremezse, o fazîlet ve kâbiliyet zâyi olur. İnsanın mecburen kutsal savaşı kazanması lazımdır. Kutsal savaş, nefsi ile savaşmaktır. Hz. Resûl-i Ekrem: ˝en büyük savafş, nefis ile olan savaştır˝ diye ümmetini îkaz etmiştir. ˝Men Arefe nefsehu fakat arefe Rabbehu˝: nefsini bilen Rabbini bilir demişlerdir.

Onun için erbâb-ı Tasavvuf ve dervişler, nefislerini terbiye için büyük çileler çekmiş, riyazâtlar yapmışlar bir mürşide, manevî terbiye ediciye bağlanmışlar; onun nasîhatlerinden istifade edip güzel ahlâk sahibi olmuşlardır.

Şundan şu anlaşılıyor ki, fazîlet, kazanılması ve elde edilmesi kolay olmayan bir haslettir.

İnsan azmini bu yolda kullanırsa, Allah’tan yardım dilerse, Allah’ın yardımıyla fazîletli bir insan olabilir.

Ahlaklı kişi mutlu olan değil, insanları mutlu edendir. Kendisi de mutlu olmaya namzettir.

Şu dünyada en mutlu kişi, mutluluk verendir.
Şu dünyada en bilgin kişi, kendini bilendir.
Şu dünyada en zengin kişi gönül fethedendir.
Şu dünyada sevilen kişi sevmeyi bilendir.
Şu dünyada en üstün kişi, insanı sevendir.
Sevmek, hep sevmek lâzım gelmektedir.

Hz. Yunus’un: ˝Elif okuduk ötürü
Pazarlığa girdik götürü
Yaradılmışları severiz
Yaradan’dan ötürü˝ sözleri
İslâmiyet’in ana kurallarıdır.

Cenâbı Allah C.C. bütün bu âlemleri severek yarattı. Rabbimizin en büyük hasletlerinden biri sevmek ve merhamet etmektir. Allah C.C. merhametli kullarını sever. Merhametsiz katı yürekli insan, insanlık mertebesine erişememiş makam-ı hayvanda kalmış demektir.

Allah C.C. insanları mutlu olmaları için yaratmıştır; mutluluğu elde edemiyorlarsa kendi hataları yüzündendir. İnsanın mutluluğu kendi elindedir. Bunun için önce kendini ve hayatını tanımalıdır.

Mutlu insan iyilikle, hayırla sevilendir. Hayatını güzel hizmetlerle süsleyendir. Fikir ve gönül insanı olabilmek, yaşama sevinciyle umutlandıran insan olmaktır.

Merhum millî şâîrimiz Mehmet Akif, sözlerin güzellerinden en güzelini söylemiş:
Ne irfândır veren ahlâka yükseklik ne vicdandır,
Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır.
Yüreklerden çekilmiş farzedilsin havf-ı yezdânın,
Ne irfânın kalır te’siri kat’iyyen, ne vicdanın.

˝İmanlılar eşittir ve kardeştir; hiç kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur; şeref ve üstünlük, ancak fazîletli olandadır…

Fazîlet şeref üstüne şereftir; fazîletli köle bile olsa onu hükümdar mertebesine yükseltir.˝ (Hz. Muhammed A.s.)
 
Üst Alt