Ebu saıd el-hudrı

Ekrem

Yönetici-Admin
Yönetici
Süper Mod
Üyemiz
Mesajlar
9,152
EBU SAID EL-HUDRI
(? - 47)

Ashâb-i kirâmin fakihlerinden biri. Sa'd b. Mâlik b. Sinan b. Ubeyd, Adiyy b. Neccâr kabilesindendir. Babasi, Medine'de Islâm'in tebligi basladiginda müslüman olmus, Ebû Said müslüman bir ailede dünyaya gelmistir.

Ebû Said el-Hudrî, Rasûlullah'in hadislerinden binden fazla rivayet eden Ebû Hureyre, Abdullah b. Ömer, Enes b. Mâlik, Ümmü'l-Mü'minin Âise, Abdullah b. Abbâs, Cabir b. Abdillah el-Ensâri, ile birlikte Muksirun adi verilen sahâbelerden biridir. Bu yedi sahâbî, onaltibinden fazla hadis rivâyet etmistir. Ebû Saîd el-Hudrî bin yüz yetmis hadis rivâyet etmistir. Bunlardan kirküç tanesi Buhâri ve Müslim'de yirmi altisi yalniz Buhâri'de, elliikisi yalniz Müslim'de, digerleri öteki hadis kitaplarinda bulunmaktadir (Ahmed Naim, Sahîh-i Buhârî Muhtasari, Tecrid-i Sarih Tercüme ve Serhi, I, 26 Mukaddime).

Ebû Saîd, Medine'de Mescid'i Nebevî'nin insasina katilmis, Bedir gazasinda küçük oldugundan bulunamamis, onüç yasinda Uhud gazasina babasi ile katilmis ve bu savasta babasi Mâlik sehid olmustur. Babasinin ölümünden sonra ailesinin geçimi ona kalmis ve önceleri açlik çekmis, karnina tas bâglamistir. Ailenin kadinlâri, "Kâlk dâ Râsûlullâh'â git, ondan bir sey iste, herkes istiyor" dediklerinde önce gitmemis, sonra Rasûlullah'in huzuruna gittiginde onun su hutbeyi irâd ettigini görmüstür: ''Istigna gösteren ve iffeti muhâfaza eden insanlari Cenâb-i Hak âlemden müstagni kilar." Bu sözü duyduktan sonra bir sey istemeye cesaret edemeden dönmüstür. Bunun sonrasini kendisi söyle anlatir: "Rasûl-i Ekrem'den bir sey dilemeyerek döndügüm halde Cenâb-i Hak bize rizkimizi gönderdi. Isimiz o kadar yoluna girdi ki, Ensar içinde bizden daha zengin bir kimse yoktu" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 449)

Ebû Said, Benû Mustalik ve Hendek gâzâlarina da katilmis, seferlere çikmistir. Hudeybiye, Hayber, Mekke'nin fethi, Huneyn, Tebük gazalarinda bulunmustur. Rasûlullah'in on iki gazasinda yer almistir (Sahîh-i Buhâri, II, 251). Hz. Ömer ve Osman devirlerinde Medine'de fetvâ vermis, Hz. Ali devrinde Nehrevan savasinda bulunmustur. Haricilere iliskin su rivâyeti vârdir:

Bir gün Rasûlullah bir seyleri taksim ederken bir adam geldi ve ona: "Yâ Râsûlullâh, âdalet üzere hareket et" dedi. Râsûlullâh, "Ben adalet etmezsem kim eder?'' buyurdu. Hz. Ömer âdâmin kellesini uçurmak istedi. Rasûlullah buyurdu ki: "Hayir birak. Onun öyle arkadaslari olacak ki, onlar sizin namazlarinizi, oruçlarinizi begenmeyecek, fakat onlar bir ok yayindan nasil çikarsa dinden öyle çikacaklar. Bunlarin içinde öyle bir adam bulunacak ki, memelerinden biri kadin memesi gibidir. Bunlar, insanlar bir fetret içinde iken zuhur edeceklerdir." Ve o siradâ bu adam hâkkinda su âyet nâzil oldu: ''Adamlar içinde öyleleri vardir ki, sen sadakayi dagitirken seni kasla gözle muâheze ederler.'', "Sadakalar hakkinda sana dil uzatanlar vardir. Onlara verilirse hosnut olurlar, verilmezse hemen öfkeleniverirler. Eger onlar Allah ve Rasûlü'nün kendilerine vermis olduklari seylere razi olsalar ve 'Allah bize yeter; O ve Rasûlü bol nimetinden bize verecektir; dogrusu biz Allah'a gönül baglayanlardaniz' deselerdi daha hayirli olurdu" (et-Tevbe, 9/58-59).

Ebû Said bu hadisi naklettikten sonra söyle demistir: "Sehâdet ederim ki, Rasûl-i Ekrem bu sözleri söylemis, yine sehâdet ederim ki, bu adami Hz. Ali katletmisti. Bu adam teshis olunurken vakta yerinde bulundum, onun Rasûl-i Ekrem'in tarif ettigi gibi oldugunu gördüm." Hicretin 36. yilinda olan bu olaydan sonrâ Ebû Sâid 60. yilda Kerbelâ faciasina sâhit olmustur. 63. yilda Medine halki isyan edince ve Yezid'e karsi çikârak Abdullah b. Hanzala'yâ bey'at edince Ebû Said de bu harekete, kâtilmistir Ancak Yezid'in kuvvetleri ile Medineliler çarpisirken iki tarafin da bu savastan bezgin olmasi ve Ebû Said el-Hudri'nin silahini birakmasi ve esir olarak Sam'â götürülerek orada Yezid'e bey'at etmesi, Abdullah b. Ömer ile arasinin açilmasina yol açmistir. Abdullah ona: 'Sen iki emire mi bey'at ettin?' demis, Ibn Ömer buna müteessir olmus ve, "Nass, bir emir etrafinda toplanmadan iki emire bey'at dogru degildir" demistir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 111, 29-30).

Ebû Said, H. 74 yilinda seksenbir yasinda vefât etmistir. Ashâbin fakih ve âlimlerinden olan Ebû Said'in Abdurrahman, Hâmza ve Sâîd adinda üç çocugu olmustur. Ebû Saîd'in rivâyetlerini nakledenler arasinda Zeyd b. Sâbit, Abdullah b. Abbâs, Enes b. Mâlik, Ibn Ömer, Ebû Katâde, Ebû Tufâyl, Saîd b. el-Müseyyeb, Târik b. Sihâb, Atâ, Mücâhid... bulunmaktadir. Talebelerinden Kuz'a Ebû Saîd'e, Rasûlullah'in namaz kilma seklini sordugunda Ebû Said söyle demistir: "Rasûl-i Ekrem ögle namazina durduklari zaman birimiz kalkar, Baki'ye gider, ne isi varsa görür, ondan sonra evine gelir, abdestini tazeler, sonra mescide döner, Resul-i Ekrem'i birinci rekâtta bulurdu" (Ahmed b. Hanbel, a.g.e., 111, 35). Ebû Said'e, "Siz bu hadisi bizzat Rasûl-i Ekrem'den mi duydunuz? " diye soran Kuz'a'ya o söyle cevap verir: "Ben Rasûl-i Ekrem'den duymadigim seyi nasil naklederim? Evet, bizzat Rasûl-i Ekrem'den duydum." Medine valisi Mervân'in bir gün bayram namazinda, namazdan evvel hutbe okumasina cemaatten biri "sünnete muhâlefet ediyorsun" diye karsi çikmis, Ebû Said de söyle demistir: "Bu zat vazifesini ifa etmistir. Rasûl-i Ekrem efendimizden duydum: 'Içinizden biri bir kötülügü görür ve onu eliyle yok edebilirse hemen onu yok etsin; eliyle yok edemezse diliyle yok etsin, o da olmazsa kalbi ile yapsin. Bu da imanin en zayifidir" (Ahmed b. Hanbel, a.g.e., III, 10).

Ebû Saîd, Rasûlullah'tan her duydugunu her zaman rivâyet etmemis, ihtiyaç duydugu zamanlarda, sünnetin yanlis uygulandigini gördügünde hadis rivâyet etmistir. O, yoksullara, öksüzlere yardim etmis, onlari evine alarak barindirmis ve terbiye etmistir. Leys, Süleyman b. Amr bunlardandir.

Ebû Said el-Hudrî'nin rivayetlerinden bazilari:

"Üç mescidden baskasina ziyaret maksadiyla yola çikilmaz. Mescid-i Nebevi, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksâ. "

"Bir adam bir yere girmek için üç kere izin ister, ona izin verilmezse geri dönmelidir."

"Hayirdan ancak hayir çikar, hayirdan ancak hayir gelir. Hayir ancak hayir getirir, fakat hayri hakkindan alan berekete nâil olur, hayri haksiz yoldan alan bereketten mahrum olur. "

''Kalpler dört çesittir; Temiz ve nurlu kalpler; perdeli ve karanlik kalpler; çarpik kalpler; karisik kalpler. Temiz kalpler mü'minlerin kalbidir; iman bu kalplerin çoragidir. Perdeli ve karanlik kalpler kâfirlerin kalpleridir. Çarpik kalpler münâfiklarin kalpleridir; bunlar hakki tanir, fakat onu inkâr ederler. Karisik kalpler içinde hem iman hem nifak bulunan kalplerdir; bu kalplerde kan da var, irin de var. Bunlarin hangisi galebe çalarsa o kalp de, o hal ve mâhiyeti alir. "

"Dünya yemyesil ve tatlidir. Cenâb-i Hak, sizi dünyaya halife yapiyor. Sizin ne yapacaginiza bakiyor, Allah'tan sakinin dünyadan korkun Insanlarin en hayirlisi, kolay kolay kizmayan, çabuk uyum saglayandir. Insanlarin en fenasi çabuk kizan ve uyum saglamayanidir. Gaddarligin en büyügü bir yöneticinin emri altindakilere zulmetmesidir. Hakki bilen bir kimse, sakin insanlardan korkarak ve çekinerek hakki söylemekten çekinmesin. Cihadin en faziletlisi zâlim bir hükümdar karsisinda söylenen sözdür. "

"Birtakim yöneticiler türeyecek, onlarin etrafini birtakim adamlar saracak, bunlar zulm edecekler, yalan söyleyecekler. Bunlarin yanina giren, onlarin yalanlarina inanan, onlara zulümlerinde yardim eden benden degildir, ben de ondan degilim. Bunlara karismayin, bunlarin yalanlarina inanmayin; bunlarin zulümlerine yardim etmeyen kimse benden, ben de ondanim " (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 6-24).

Samil IA
 
Üst Alt